Henüz yeni yerleştiğim ve insanları ile tanıştığım süreçte, “ eşiniz ne iş yapar” diye sorduğumda “çifçi” yanıtını alınca, hani elinde kazma küreği ile toprak eşeleyip tohum eken bir çarıklı çiftçi gelmişti gözümün önüne!.. Her ne kadar karayağız çehrelerine ve koltuğa zor sığan bedenlerine ve kürklerini çekemediği için kırılan askılarıma ve de gözüm büyüklüğünde tek taşlarının gözümü kamaştırmasına şaşırsam da!!.. :)
Sonunda, eşleri “çifçi” olan bu konu komşularımızın devamlı davetlerine karşılık vermek zorunda kalıp evlerine gitmek için yolladıkları özel şoförlü arabalarına binip evlerine gittiğimizde, o evlerin en az 100 dönümlük arazi içinde konuşlandırılmış çiftlik evi olduğunu ve eşlerinin de o çiftliğin sahibi “çifçi” olduğunu öğrenmiştim..
Amma uzattım ha!.. Halbuki, burada öğrendiğim bir ziraî mücadele ile ilgili fikrimi yazacaktım güne uyarlayıp!..
Efendim, nisan ayı başladığında, güney yöresini (özellikle gün batımından sonra) gece boyu bir parfüm kokusu sarar.. Bu müthiş koku narenciye çiçeklerinin kokusudur ve değme parfüme değiştirilmeyecek kadar nefistir. Ancak aynı süreç içinde ortalığı bir sinek bulutu kaplar.. Ancak ve ancak güneş huzmesinin içinde sanki bir toz bulutu görüntüsü vererek belli olur, insanların burunlarına genizlerine kaçar ve hayatı çekilmez kılarlar..
Bu sinekler, narenciye çiçekleri meyveye dururken (oluşurken) içlerinde kalıp meyveyi içinden yiyip posa haline getirecek kurtun larvasını daha çiçek içine yerleşmeden yer yok ederler.. Yani bir haşereyi diğer bir haşereye yok ettirirler!.. “peki bu sineklerle nasıl baş ediyorsunuz sonra?” diye sorulan haklı soruya verdikleri cevap ise daha enteresandır.. “ağam bu sineklerin ömrü bir ay !..” ..
Keşke bir mucit olsaydım diye hayıflanmanın bir faydası yok.. zaten bu yaştan sonra âlim olsam da pek faydası yok o da ayrı!! Ama ortalıktaki gittikçe çoğalan haşerelerin yok edilebilmesi için bir çözüm teşkil edebilecek daha farklı ve güdümlü haşerelere ihtiyaç duyulmakta olduğunu düşünüyorum..
Ömrü, sapıtmaya sebep olmayacak kadar kısa olan!
Esas görevi, meyveyi posa haline getiremeden o haşereleri yok etmek olan..
şerefinize!
Hâlâ o şaraptan kalan ilhâm ileyiz
Hem neş'eli, hem gamlı bir encâm ileyiz.
Yoğrulmadayız dünki rubâilerle
Bir testinin aldattığı Hayyâm ileyiz.




31 yorum:
Çok sevdiğim bir şehir Mersin.Ne kadar güzel gözlemleriniz Sevgili öğretmenim...Keşke doğal yollarla haşerelerden kurtulabilseydik eskiden olduğu gibi...İyi pazarlar..
Sana da iyi pazarlar sevgili Arzu.. keşke bir seyahat düzenleyebilsek .. ege tarafına... akdeniz sahiline..
aslında yapılıyor .. biolojik savaş..
organik tarımda..
ama elbet zehir basmaktan daha pahalıya geliyor..
en sevimlisi ise bu çevre yararlılarının.uç uç böcecik..
günde 450
yeşil bit yiyor oburcuk..
=9
atalet
Anladım desem yalan, anlamadım desem kabalık etmiş olacağım...
Öksüre öksüre, şaşı beş bakan gözlerimle, ekrana baktıkça altı üstü karışan midemle saat 2 ye varmadan limonumu alıp gideyim dedim:))
97 senesini takiben 3 sene hayatımın en güzel yılları geçti Mersinde.
Yav kafa basmadı emi bu gece, affola:)
Haşereleri yok etmek için başka haşerelerden yararlanmak.
Hemde ömrü fazla olmayan haşerelerden. Aklıma niye olmadık şeyler geliyor hocam?
Pazar limonunun bekliyordum yatıcam da:)))
İyi geceler ve güzel bir hafta sonu dilerim...
İyi pazarlar, Hayyam'lı rubai çok güzel.
"Hâlâ o şaraptan kalan ilhâm ileyiz
Hem neş'eli, hem gamlı bir encâm ileyiz.
Yoğrulmadayız dünki rubâilerle
Bir testinin aldattığı Hayyâm ileyiz. "
v.varo
Haşerelere karşı haşere olarak ya da (uğur böcekleri de aynı görevi yapıyormuş) uğur böceği olarak mücadele vermeliyiz.Doğru mu anlamışım? Akşama kadehimi bu fikrine kaldıracağım. Nasılsa biz millet olarak tıksırıncaya kadar içmek ve seks yapmaktan başka şeyler bilmeyen bir milletiz ya.Bülent Arınç böyle demiş, ben demedim sevgilerimle.
ben severim o uç uç böcecikleri.. oburcukları... desene bir tanesi bir meclise yetiyor atalet!!! :)
hiç kıyamam sana newbaharım gül-izim.. bir hastalığı bu kadar mı güzel ifade edebilir insan bayıldım sayfandaki anlatına..
Çabuk iyileşirsin merak etme nazlanacak kimse olmayınca.. nazlayacak da uzakta olunca!!! :) tecrübe ile sabit!!!!!!!!!!!!!
aklı olan herkesin aynı şey gelmekte aklına sevgili yaşamın kıyısında.. hayır olsun!!! gerçek olsun! :)
Sana da İyi pazarlar sevgili Alizafer..
Sufi'm.. ağzı olan konuşuyor!..
eeee kıçlar baş olalı kokulu (!)konuşmalar yapan çoğaldı.. Uğur böcecikleri bile yemez bunları..
Bu dediklerinizi ne kadar çok arzu ederdim bilemezsiniz sevgili hocam,sadece bir aylık ömürleride yeterdi sanırım bunca zararlıyı temizlemeye.
İlk ufuyu gördüğüm yerdi pozcu,yada gördüğümü sandığım,sahilde saatlerce seyretmiştim o muhteşem ışığı.
Mersin,tarsus,Adana benimde bir kaç yılımda güzel anıları kaldı.
Saygılar sevgiler .
anılacak değerdeki günlerdi Mersinde geçenler..Bak uzaylılar bile sevmiş o yöreyi sevgili Tufan:))
Ama dön yüzünü Tarsus'a E5te .. sağ tarafta kalanı haritamdan sildim ben..
Önce beni alıp güneye götürdünüz yazınızla, sonra oranın ilginç insanlarına ve daha sonra gerçekten çok enteresan olan doğanın kendi içindeki döngüsüne... Buradan yola çıkıp da günümüzde yaşanılan olaylara dair benzetmenelerinizi, dokundurmalarınızı çok büyük bir keyifle okudum. Hoş, gelinen nokta her ne kadar keyifli değilse bile, yazının sonundaki Rubai ve özellikle Hayyam'lı Rubai, şerefine kadeh kaldırtacak türden. Zararlı haşeresiz, yararlı haşereli günler dileklerimle :))
Mersin ilk lerimin şehri güneydoğuda görev yaparken hafta sonları bile kaçıp gönlümü,beynimi dinlendirdiğim şehir çocuklarım ilk yüzmeyi o şehirde öğrendiler..kızım o şehirde üniversteyi bitirdi onun için benim için çok özel şehirlerden biridir..ahhh o haşereleri bir yok edebilsek..iyi pazarlar sevgili gülsen hocam...
Nihan gün be gün artan bir istekle bir grup oluşturup.. hatta hiç oluşturma gayreti içine girmeden adres istikamet belirleyip bir setahate çıkmak istiyorum seninle.. kilometre taşının neresinde ve kim katılmak isterse buyursun!!! Ege den başlayıp güneye dönerek... ne dersin???
Hemen hemen herkesin güzel ve unutamadığı anılarının şehri Mersin! "Mersin'i unutamayanlar" bir grup kurup buluşmalı mı orada ne dersin??
Bir toz bulutu gelse de bütün haşereleri temizlese...
Genel bir temenni bu! Gerçekleşmesini tüm kalbimle dilediğim sevgili Şirvan..
Geçen yıl sonbaharda gerçekleştirdiğimiz güney akdeniz gezimizde Silifkeye kadar gitmiştik, niyetimiz Mersin'e de gitmek olduğu halde gezimizin sonlarına doğru...TV da dahi yer bulan o şiddetli sel tipi yağışlara denk geldik:(maceramız da buraya kadarmış dedik..! ama bahsettiğiniz o narenciye bahçelerinin doyumsuz güzelliğine, günbatımına tanık olduğum manzaralar harikaydı...inşallah bir başka sefere why not:)
bu arada tesadüf o ki malum haşerelere bende gün içinde bir hayli kafa yordum!yani ancak böyle kurtuluruz dedim! benzer çözümleri düşündüm inanın !!! laftan anlamayanı kötek paklar!bir de hani; (dinsizin hakkından imansız gelir!) demiş atalarımız!yanlış anımsamıyorsam böyle miğdi bu söz:)sevgilerimle Hocam...güzel bir hafta dilerim...
alahın hakkı 3.. yazı ile ÜÇ!!!
"why not?" üç olunca .. sorulan gerçek olacak!!! sarışınım!! :))
Saat itibariyle pazartesiye girmiş olsakta,ben şimdi okudum bana iyi gelen pazar limonlarınızı.
Mersin'i görmedim lakin dün öğlen proğramınında Mersin'nin limon yapraklarının değme esanslarından daha güzel kokusu olduğunu söylediler,sizinde yazınızda söz ettiğiniz gibi.
Güzel bir hafta diliyorum,Gülsen Hanım,sevgiyle kalın...
Zararlıları yok eden, ömrü kısa olan ya da belki de kendi kendini imha eden güdümlü zararlılar....
Müthiş bir fikir hocam:)
Keşke hiç birine ihtiyacımız olmasa..
Zararlılar o kadar çoğaldı ki, onları yok edecek kadar yararlı çevre koruyucuları kaldı mı sizce?
Mersin, gerçekten güneyin yaşanabilecek, kaliteli kentlerinden biri sevgili Gülsen hocam. Daha önce size ve diğer dostlara yazdığım gibi hem insanları kaba değil, hem de doğal güzellikleri, narenciye bahçeleri, sosyal yaşantı ve aktivite açısından bir çok akdeniz ülkesiyle eşdeğer özelliklere sahip. Ayrıca, önemli ticari bir liman şehrimiz. Bu taraflara gelen dostlarla ve sizle tanışmak isterim. Ancak, iş konusunda Mersin-G.Antep ve Diyar-ıbakır üçlemesinde gidip geldiğim için 1 hafta öncesinden haberim olmalı. Balkonumda veya sahilde, sizlerle bir sıra gecesi yapmanın bile hayali güzel be hocam.:)
Tufan kardeşimizin Pozcu'da ufo görme olayı buralarda çok tartışılan bir konu. Kimi dostlar bunların ufo olduğunu, kimileride Adana İncirlik Üssünü gözleyen yabancı uydular olduğunu söylemekte. Haşereler konusuna gelirsek, illa ki olmalılar derim...doğada bütün canlıların dengeleyici özellik taşıdığı görüşüne şidddetle katılırım.:) Şu anda 00.01 suları ve mersin ılıman bereket yağışlı. Biraz daha yazarsam bir post yazmış kadar olacağım, en iyisi biraz balkona çıkıp yağmurlu denizi seyredeyim. Renkli, güzel rüyalı bir gece dilerim.
Sevgi ve saygılarımla...
Sevgili Nehire, hangi gün niyetine okursan oku.. önemli olan seninle şu kısa söyleşide buluşmak..
Eğer dikkat etiysen pek çok parfümde bu meyvelerin çiçeklerinin adı yazmakta.. sana da güzel bir hafta diliyorum canım.
Keşke.. diyemiyorum sevgili Lodoscum... o zaman iyilrin değeri nasıl belli olurdu??? Ya da zararlı zannettiklerimizin günahını aldığımızı nasıl anlayabilirdik?? Yeter ki huspeler çoğalmadan uç uç böcekleri çoğalsın!!
Daha az zararlıları da az faydalı kabul edebilecek durumdayız sevgili Anjelikam.. ne korkunç!
Bekliyordum senden gelecek yorumu bir Mersin'li olarak!! Daha doğrusu orada yaşayan bir fert olarak.. Ancak benim ilgimi çeken şey "sıra geceleri"nden bahsetmen! Hiç unutamadığım bir anımdır, hayran olduğum Urfa'da yaşadığım o muhteşem sıra gecesi..
Sen yüreğini ferah tut sevgili Jivago.. insan hayâl ettiği müddetçe yaşar denir, ben yaşadığım sürece hep hayâl ederim!!
Gelen her kim/ler olursa olsun,
o 14 kat çıkılacak!!! :)
Mersin'de dolu akrabamiz var. Ne kadar misafirperver olduklarini, gitsek bizi kraliceler krallar gibi agirlayacaklarini annemden hep duyarim. Insallah ilerde firsatimiz olur da gideriz.
Yorum Gönder