11 Kasım 2016 Cuma

Kafamın tasındaki buruşuk..


Yıllardır kelime oyunları ile süslediğim, evirip çevirip tek bir kelimeye, taşımakta zorlandığı onlarca anlam yüklediğim sözcüklerim.. 

Her kalıba soktuğum, çok ender insanın bilmece çözer gibi zekâsı ve duyguları ile cümle aralarına sıkıştırdığım gerçeği bulup çıkardığı o yüklü cümlelerim.. 


Asla evirip çevirip süslemeye çalışmadığım, aklımdan geçer gibi, içimden geliş haliyle.. yüreğin odalarında gizlediğim kişilerle konuşur gibi, ama her okuyana hitap edilip anlatıldığı zannedilen sır yüklü kelimelerim..


Yavaş yavaş terk ediyorlar beni.. isimler! İntikam alır gibi.

Hatırlatmaya zorladıkça da beynimi, sanki inadına kapatıyor hafıza denen gayya kuyusu kapılarını..

Belki de çok uzun zamandır tek başına yaşamamın sebebidir diye düşündüm önceleri.. Kendimi avutma çarem değildi bu, çaresizliğimdi belki böyle düşünmeme sebep..

Sonra yazdıkça.. yazmaya devam ettikçe ve en önemlisi yazarken kelimelerimi bulmakta HİÇ zorlanmadıkça , beni terk eden isimlere - kelimelere de kafamı takmamaya başladım.. 


 Ancak, bir şey anlatmam gerektiğinde, ister telefonda olsun bu konuşma ister karşılıklı.. ki anlatım şeklimin akıcı olduğunu ve beni hiç zorlamadığını bildiğimden, tam konuşmamın ortasında zınk diye durup söylemek istediğim ismi, kişi veya neyin adı olursa olsun hatırlamakta zorlanınca, hatta hiç hatırlayamayınca, yalnızlığımı daha çok sever oldum!.
Kendi kendime konuştuğum zamanlar, genelde kurgulamış olduğum bir konuyu anlatıyor olduğumdan ve hemen kaleme aldığımdan, “şimdi şu an olduğu gibi” kısa duraklamalarım olsa da, o unuttuğumu zannettiğim ismi hatırlamamda zorluk çıkartmıyor nedense kafamın tasındaki buruşuk!!.

Ama, seyrettiğim bir filmin adı… gezdiğim ve özel bulduğum bir şehrin veya mekânın adı.. tavsiye etmek istediğim bir ilacın ya da çok ender olsa da beğendiğim bir dizinin adı.. Ve.. önemsediğim bazı arkadaşların isimleri takıldığı an zihnimin eşiklerine, oradan geçmesi artık pek mümkün olmuyor..

Ancak bunlara, yani o eşiklere takılmaya, yakın bir geçmişte kullandığım bir ilacın .. sevdiğim yıllarca kullandığım bir parfümün, giysimin ve eşyalarımın alındığı mağazanın.. çok mükemmel pişirdiğim yemek tariflerimin ve gittiğim pek çok şehirlerin isimleri de eklenmeye başlayınca… kabullenmekte zorlansam da, sonuna yaklaştığımı zannettiğim 6.yı (!) bitirmek pek mümkün olmayacak gibi!! 


Hani "kafamın tası attı" diye bir tabir vardır.. benim tasın başına sık gelir bu.. hele de bugünlerde!! O tas attığında içindeki buruşuk sıranın kendisine geldiğini anlamakta gecikmiyor ve tası geçiriveriyor yine yeniden yerine.. Şimdilik!!

 Adı, tıpta her ne olursa olsun unutkanlığın,

ister eğreti dursun teşhis o bedende,
isterse cuk otursun yaşam lügatine.. 

Zor zenaat şu yaşlılık!..