6 Aralık 2017 Çarşamba

"Benim akıl oyunlarım.." .. 1- 2- 3... 4

                                                                                        
                                                                    28/Kasım2017
Akıl Oyunlarım..(1)

Bilâistisna her gün, yazacaklarımı düşünüp, sonra da onları yazdım zannetmekten yorgun düştüm..
İnanın o yazdım zannettiklerimdeki destanımsı anlattıklarımın hiç birisini hatırlamadığım için aynısını yeniden yazamıyorum.. En iyisi, beynim yazmaya başlayınca oturup dikte etmek.
***
Mesela yukarıdaki satırları 4 gün önce yazmış sonra inanın dakikalarca beklemiş ve devamını getirememiştim.. Oysa o gün öğretmenler günü idi.. Yazacağım, daha doğrusu yazacağımı zannettiğim o kadar çok anım ve haberlerim vardı ki.. nereden başlayıp hangisi ile bağlantı kursam da, masalımsı olsa yazacaklarım… diye düşünceye dalınca, kendimi o masalın içinde buluverdim.!!

Sonra karanlık ürkütücü olunca da, elektriği yakmayı unuttuğumu fark ettim.. kalkıp açtım ve aklıma saate bakmak geldi!! Ki,… beni ilk kez ürküten de o oldu.. Tam 4 saattir tek kelime yazmadan yazdım zannettiklerimi okuyormuşum beynimden..

Hani bir film vardı beyin oyunları mıydı neydi adı.. o geldi aklıma.. belki de beyin oyunlarımla meşgul olunca yalnızlığımı fark etmediğim için canım sıkılmıyor..

Neyse.. yazacaklarım bunlar  değildi tahmin edersiniz. Ama ne yazacağımı hiç ama hiç düşünmeden oturduğumu tahmin edeceğinizi pek sanmıyorum..

Aslında akıl oyunlarında olduğu gibi hayalimde  bir şeyler yazdım… okudum… beğenmediğim yerleri değiştirdim düzelttim… SONRA…  neydi o düşündüklerim ve aklım sıra yazdıklarım?? HEPSİNİ UNUTTUM !

Şimdi, sizler, eğer hâlâ benim sayfalarımı ziyarete gelen varsa, gelip okuyan mevcutsa eğer, SİZLER, eğer hiçbir şey yazamazsam,  eğer zamanınızı harcadığınıza değmiyorsa yazacaklarım, sizden ricam sessizce kapıyı kapatmanız!!

Çünki bugünden hatta şu andan itibaren bir karar aldım.. Bundan sonra burası, kalan  ömrümün hatıra defteri olsun..

Yani tıpkı ama TIPKI bir hatıra defteri tutar gibi her gün veya zaman zaman, buraya düşüncelerimi.. dertlerimi… varsa mutlu olma sebeplerimi.. ve akıl oyunlarımı bu sayfaya devam ederek yazmak istiyorum..

Her yenilediğim yazımı farklı renklerde yazarsam  ve ilgilenen olursa belki dikkatini çeker diye düşündüm..

Canı deli saçması okumak isteyen olursa
… BEKLERİM!



                                                                               3/Aralık
 
                                                                  

Akıl oyunlarım (2)
                                                           

Ya başıma gelirse diye düşünmediğin onlarca hatta yüzlerce şeyle karşılaşınca bir gün, şaşıracağını sanıyorsan yanılıyorsun..Ya umurunda olmuyor artık.. ya da merak ettiğini bile hatırlamıyorsun.. veya, ya doğal karşılıyorsun ya da aklına yazılmadan silinip gidiyor..  


Pek çoklarınızın anne babalarından… bazılarınızın eşinden ve kendisinden görüp şahit olduğu ne çok şey vardır.. Bunları yazmamın bir sebebi yok.. yani, bir fikir beyan etmiyorum veya başıma gelen bir olay olarak anlatmıyorum.

 

Bu,  bilâistisna 70 yaş üstü kişilerin bir gün farkında bile olmadan kabullenmeye başlayacağı bir süreç.. Mesela önce isimleri unutmakla başlıyor isyanına hafızan..

O çok güvendiğin.. o seni onurlandıran ve hiç mahcup etmeyen hafızan!! TIK diye kalıyorsun cümlenin ortasında.. Bunun ilk başlarda alzaymerle bir ilgisi yok... bunamayla da pek ilgili değil.. Bu, dolup taşırdığın, lüzumlu lüzumsuz bir yığın teferruatı yığıp ezberlediğin hafızanın isyanı!..

Bakıyor ki sen hâlâ dolduruyorsun olur olmaz sözcükleri o zaman o da dipte köşede ne varsa boşaltmaya başlıyor..
 
Sonra eski konu komşunun akrabaların eski
ne kadar tanıdık varsa onların isimlerini yok ediyor hafıza hanım!!! Sonra… sonra ne oluyor biliyor musunuz ?.. insan hafızası yani hafıza-i beşer, nisyan ile maluldür sözünü hatırlıyorsun ve bir tek onu artık hiç unutmuyorsun.
Çünki, bu cümle, "İnsan hafızası unutkanlık hastasıdır" anlamındaki bu cümle, insanın yaşamını devam ettirebilmesi adına anlık heyecan, sevinç, üzüntü gibi kendisine yaradılıştan eklenen özellikleri yaşamak için, pek çok şeyi  unutmak zorunda olduğunu belirtir..

Şimdi… ister inanın ister inanmayın, yazmayı düşündüklerim bunlar değildi.. ve şu an neyi yazmak istediğimi hatırlamıyorum..
 
Hata sizde.. Ben masumum ! İlk baştan, yazacaklarımın deli saçması olacağını itiraf etmiştim.. 

 

                                                   6/Aralık


                                                   
 Akıl oyunlarım... (3)..


Bugün buraya yazmaya başlamadan, yazdıklarımı okudum önce.. Onları yazarken hiç aklıma gelmeyen ama şimdi okurken hatırladığım bir anım oldu. 


Tam dirseklerimi masaya dayayıp o eski anımın kuyusuna düşmek üzereydim ki.. kendimi toparladım ve kendime hafifçe hürmetlerimi sunarak..  "düşünme yaz"  komutu verdim artık beni pek takmayan beyin efendiye..

Bakalım etkili olabildim mi?

 

Çocukluk yıllarımdan, eski zaman diliminde yaşadıklarımdan sizlere bu sayfada çok şeyler anlattım. Belki hatırlayanlarınız olur.. Akla hayale gelmeyecek kadar, hele de bu devre göre muhteşem bir çocukluk yaşadım ben. Varlık açısından değil.. hür düşünce ve insana duyulan saygı açısından..
 
Çok büyük koca bir kiliseden bozma üç katlı bir evde, alabildiğine büyük ve bakımlı bahçesinde bütün kardeşler ve komşu çocukları hür ve mutlu bir çocukluk yaşadık.

Babamın kuyumcu olan yaşlı bir arkadaşı vardı.. Şafi bey amcası idi tüm çocukların.  Annem ne zaman su böreği yapsa, babam Şafi amcamızı çağırırdı yemeğe.. Deli olurduk sevinçten.. Öyle masalımsı öyle acaip güzel anılarını anlatırdı ki .. masal gibi ağzımız bir karış açık dinlerdik “çocukluğumda….” diye başladığında anlatmaya..
 
Bir gece dayanamadım.. 6-7 yaşlarında idim.. “şafi bey amca sen yaşlısın nasıl unutmadın çocukluğunda olanları?” diye sordum.. Önce uzun uzun acı bir tebessümle güldü yüzüme bakarak.. sonra, “Bak iyi belle anlatacaklarımı cadı kız..” dedi ve başladı anlatmaya..
 
“İnsanın beyni raf gibidir. Hani mutfakta bardakları tabakları dizdiğimiz raf var ya.. hah işte aynen onun gibidir. Duyduğumuz .. öğrendiğimiz.. ne varsa beynimiz onları o raflara itina ile yerleştirir.. sonra.. yıllar sonra .. o raf(!)lar dolduğunda bu defa öğrendiklerimizi, rafların kenarına köşesine arasına sıkıştırırmaya başlar.
O sonradan sıkıştırılanlar bir müddet sonra düşer kırılır.. yani unutulur! Ama ilk yerleştirdiklerin hiç kırılmadan koyduğun yerde kalır..” ..

O yıllarda, 50 yaşı geçen insan YAŞLI insandı.. yani dede idi veya nene idi.. Dedeler akşam olunca ellerindeki bastonlarına abana abana ağır aksak evlerine dönerdi.. Neneler ise evlerinin köşe penceresi önünde oturup dantel yaparlar örgü örerler ve gelen geçeni seyrederlerdi.. Kabul günlerinde en baş köşe onlar için ayrılırdı.

Bunları bana anlattığında Samsun’un ve bizlerin Şafi bey amcası ise 70 yaşlarında idi..


Yani benden gençti!

 

 


 

Akıl Oyunlarım .. (4)

Düşününce.. daha doğrusu yazdıklarımı farklı bir gözle tekrar okuyunca.. Yani.. ay aman neyse ne.. yazayım olsun bitsin.. Lügat parçalamanın sırası değil !!

Bu tür yazdıklarım  ve yazmayı düşündüklerim sizleri ilgilendirecek ya da ilgi çekecek şeyler değil. Evet okunması hoşuma gidiyor.. hele içten yapılan paylaşımlara bayılıyorum ama.. ben zevkten bayılayım diye sizleri farklı konumda baymaya gerek yok..

Hepiniz.. bilâistisna hepinizi evlat gibi öğrencilerim gibi sevdiğimi bilin ve unutmayın..

Yeni yıl,  umarım ve dilerim bu yılı aratmaz..