22 yıl, klâsik ve de asortik bir deyimle "yurdun muhtelif yerlerinde" öğretmenlik yaptım!!! :)
Şöyle sayacak olursam, Eskişehir.. Samsun... Ankara.. yeniden Samsun... İzmir... Mersin... Adana... tekrar Ankara.. Bursa... Tekrar Adana.. ve yine Ankara.. Bu tayinlerin bazıları "sürgün" cezalısı olarak.. bazıları eş durumundan... bir kısmı takdirlerin birleşmesinden isteğe bağlı olarak..
Yani benim sicil, çıfıt çarşısı gibi.. :)
Daha önce yazmıştım.. İlk tayin olduğum eski Çifteler Köy enstitüsünden, yani Yunus Emre İlköğretmen okulundan, (bknz. aşağıdaki foto) bisiklete bindiğim, saçlarımı boyattığım ve de pantalon giydiğim için 5 günlük maaş kesimi cezası ve de sürgün cezası alarak tayin edildim.. (Başbakan da Tayyip değildi!)
Nereye mi sürdüler? Samsun'a ! :))))

Samsun Öğretmen okuluna... Amma.. ve fakat!!! okul müdürü sürgün edilen bir öğretmeni vebalı gibi kabul edip okulunda istemediği için, milli eğitim müdürlüğünce, bu sefer yeni açılan ve de bir barakada öğretime başlayan, adı sonraları değiştirilip "Yüzüncü yıl Lisesi" olan "Devrim Ortaokulu" na sürdüler beni..
Küllerimden doğduğum bir okul oldu orası..
Tebliğler dergisinde yayınlanan bir kanun der ki:"peşpeşe 3 yıl içinde, (Okul müdüründen..İl Milli eğitim müdüründen.. ve Milli eğitim Bakanlığı teftiş kurulundan) üç takdir belgesi alan bir öğretmen, bir üst dereceye terfi eder.. "
Yani bu bir anlamda, bunu yayınladık ama avucunuzu yalayın gerçekleşmesi mümkün değil demektir..
ama sonra..
Bakın ne oldu...
29 Ekim bayramı için çocuklarıma kıyafet hazırladım.. Zeybek kıyafetleri.. Bazılarını diktirip bazılarını kapı kapı dolaşıp ödünç alıp, kiminin kendi sandığından çıkartıp verdiklerini tamir edip tamamladım..
Babamın dükkanının olduğu arastada ne kadar tüccar varsa, ki pek çoğu zaten veli idi, yardım için 29 adet flüt aldırdım.. Okulların açıldığı 9 Eylülden 29 Ekime kadar olan kısa süre içinde flütü ilk defa gören çocuklara, bazılarının kafasında flütlerinin kırılması pahasına!!! , "sarı zeybek" çalmayı öğrettim.. Üstüne üstlük çalıp yürümeyi, yürürken de çalarak zeybek oynamayı ..
Valinin önünden geçerken bando sustu.. çocuklarım hem çalıp hem zeybek oynayarak resmi geçiti tamamladı..
Vali beyin ve kimi alkışladığını bilmeyen Milli eğitim müdürünün çılgınca alkışlamalarını hiç unutamam.. Ertesi gün Okul Müdürümden, kayıt numarası verilmiş mühürlü bir resmi takdir ve teşekkür yazısı aldığımda, "Varan biiirrr!.." dedim, gülüştük!!
Okul müdürlerinin Milli eğitim müdürlüğündeki aylık toplantısında, okul müdürümün kendisine verilmek istenen takdir belgesini hak edenin kendisi olmadığını söylemesi üzerine, vilâyetten de bir takdir ve teşekkür yazısı aldım... varan ikiii dedim.. :) Ama üçüncüsü ne mümkün?? Okulun teftiş yılı olması, müfettişlerin gelmesi gerekir ki, ya ceza alayım ya da teşekkür!.. :)
Ne enteresandır, her konuda her zaman bu iki zıt uçlarda yaşadım ben.. ya hep! ya hiç!.. ya çok mutlu oldum ya da üzüntümü tarif edecek kelime yoktu bulamadım .. Ya çok akıllıydım ya da çok aptal :)))
Ancak, okul müdürümün de unuttuğu bir gerçek yeni kurulan ve açılan bir okulun bir yıl içinde denetimden geçmesi ve de teftişe tabi tutulması idi.. Yani efendiiiimmm yıl sonuna doğru müfettiş amcalar geldiler ve okuluma demir attılar!!..
Ben aynı zamanda okulun başmuavini olduğumdan, odamı ve oda anahtarını müfettişlere vermeden önce, bana verilen iki teşekkür yazısını camlatıp odamın duvarına astım!!..
Sonracıııma, okulumun ilk yılının bitişine ve de müfettiş amcaların gidişine yakın, şehir klübünde bir gece tertip ettim.. Muhteşem bir yemek.. Tanınmış ailelerin ve tüm velilerin katıldığı... Davetiye paralarının okul koruma derneği ve de aile birliğine aktarıldığı, okulumun ve öğrencilerimin faaliyetlerinin sunulduğu bir yemek..
Okulun bu bir yıl içinde barakadan, bahçe içinde tek katlı karşılıklı iki binaya dönüşmesini, o çorak kil topraklı bahçenin nasıl çiçek bahçesi haline geldiğini, voleybol ve basket sahalarının velilerce nasıl amele gibi çalışarak okula armağan edilişini.. slaytlarla mini bir perdeye aksettirdim..
Ve gecenin sonunda, Chopin' le başlayıp nihavent peşrevle biten bir de müzik ziyafeti sundum..
Beş bakanlık müfettişinin ayrı ayrı benden ve okulumdan övgü ile bahsetmeleri neticesinde.... bir ilke imza atılmış oldu bakanlıkça... ve bir yıl içinde üç takdirname alan bir öğretmen olarak ben, hem derece terfii aldım hem de emekliliğime yıl eklenmesi yapıldı.
Bunları kendimi övmek için yazmadım.. Hatırlaması ve de paylaşması güzel anılardı ve sizlerle paylaşınca daha değer kazandı..
Bugün öğretmenlerin günü..
Ve ben bugün, kar soğuğuna aldırmadan, balkonumdan öğretmenler gününü kutlayan, marşlar... şarkılar... ve şiirlerle çoşan, her birinin elinde minicik bir çiçekle öğretmenlerinin gönlünü fetheden General Ersin Lisesinin öğrencilerini seyrettim..
Birden kapı zilinin ısrarla çalmasıyla irkildim.. bana sabahın bu saatinde kimse gelmezdi zira.. "kim 0" dedim... "incecik bir ses.."benim örtmenim" dedi.. ve benim son öğrencim... sarışın afetim torunum İMGE'm elinde kendi seçip kendi kumbarasındaki parasıyla satın aldığı çiçekle asansörden çıkıverdi.. BUGÜN BENİM GÜNÜM!
TÜM MESLEKDAŞLARIMIN
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ
KUTLUYORUM..