Ahh..“keşke” lerim..
Kararlarımın duygularımın yolunu şaşırdığımda, veya yalanla doğru olanı karıştırdığımda, çıkış yollarını ararken o yolların en çıkmazında kaybolduğum "KEŞKE" lerim..
Günlerdir bedenimin doğuştan düşük olan tansiyonunu fırlatıp, beni de duvardan duvara fırlatan "keşke" lerim. Sabahlara kadar beynime dayadığım buz torbası ile yatmama ve dayanmakta güçlük çektiğim beynimin sancısına sebep olan "keşke" lerim..
Acaba, bu kaçıncı kabullenişimdir ki, “Keşke” ruha eziyettir!.. Çünki "O" bir beyin oyunudur.“mış” gibi yaptırır insana pek çok şeyi. Ve ne yazık ki O, hem vicdanın kankasıdır, hem de, oluk oluk ak/may/an gözyaşlarının ıslanmayan mendilidir..
Düşünce olarak yerleştiği bedenin, veya girip harap edeceği yüreğin yaşı HİÇ önemli değildir onun için.. Gece ile gündüzün farkını da bilmez.. Bazen en derin uykundan dürterek uyandırır seni.. Başlarsın keşke ile başlayan çıkmaz sokaklara girip girip çıkmaya.. Çok mendebur bir duygudur.. bazen yaptığın iyiliğe pişman eder seni.. bazen kırıp onaramadığın kalp için tam uykuya dalma zamanını bekler..
Ben her keşke nöbetine tutulup oradan oraya savrulduğumda, hep aynı klişe kararlar alırım.. “bu son…” ile başlayan!!. Aklıma konu veya kişi ile ilgili uyarmak istediğim dostlar geldiğinde de, pişmanlığımın ya da aldığım kararların sadece bana ait olduğunu, bir anlamda özel olduğunu dikte ettirip beynime, vaz geçerim..
Ama.. bu sefer de, ne zaman iyi niyetimin ve salak yüreğimin sebep olduğu vazgeçişleri uygulasam, çok kısa bir süre sonra, daha derin, daha çıkmaz, daha dik bir keşke yokuşunda bulurum kendimi..
Belki de hâlâ akıl yaşta değil baştadır diyenlerin ne kadar haklı olduklarını anlayamamış olduğumdan, veya diğer tüm doğru çıkan ATASÖZlerinin ne kadar gerçeği yansıttığını ezberleyemediğimden, ”KEŞKE” lerden oluşan kalabalık mahallemde binlerce tanıdık gölgeler arasında dolaşmaktayım..




