12 Mayıs 2016 Perşembe

KEŞKE..















Ahh..“keşke” lerim..
Kararlarımın duygularımın yolunu şaşırdığımda, veya yalanla doğru olanı karıştırdığımda, çıkış yollarını ararken o yolların en çıkmazında kaybolduğum "KEŞKE" lerim..

Günlerdir bedenimin doğuştan düşük olan tansiyonunu fırlatıp, beni de duvardan duvara fırlatan "keşke" lerim. Sabahlara kadar beynime dayadığım buz torbası ile yatmama ve dayanmakta güçlük çektiğim beynimin sancısına sebep olan "keşke" lerim..

Acaba, bu kaçıncı kabullenişimdir ki, “Keşke” ruha eziyettir!.. Çünki "O" bir beyin oyunudur.
“mış” gibi yaptırır insana pek çok şeyi. Ve ne yazık ki O,  hem vicdanın kankasıdır, hem de, oluk oluk ak/may/an gözyaşlarının ıslanmayan mendilidir..

Düşünce olarak yerleştiği bedenin, veya girip harap edeceği yüreğin yaşı HİÇ önemli değildir onun için.. Gece ile gündüzün  farkını da bilmez.. Bazen en derin uykundan dürterek uyandırır seni.. Başlarsın keşke ile başlayan çıkmaz sokaklara girip girip çıkmaya.. Çok mendebur bir duygudur.. bazen yaptığın iyiliğe pişman eder seni.. bazen kırıp onaramadığın kalp için tam uykuya dalma zamanını bekler..


Ben her keşke nöbetine tutulup oradan oraya savrulduğumda, hep aynı klişe kararlar alırım.. “bu son…” ile başlayan!!. Aklıma konu veya kişi ile ilgili uyarmak istediğim dostlar geldiğinde de, pişmanlığımın ya da aldığım kararların sadece bana ait olduğunu, bir anlamda özel olduğunu dikte ettirip beynime, vaz geçerim.. 


 Ama.. bu sefer de, ne zaman iyi niyetimin ve salak yüreğimin sebep olduğu vazgeçişleri uygulasam, çok kısa bir süre sonra, daha derin, daha çıkmaz, daha dik bir keşke yokuşunda bulurum kendimi.. 



Belki de hâlâ akıl yaşta değil baştadır diyenlerin ne kadar haklı olduklarını anlayamamış olduğumdan, veya diğer tüm doğru çıkan ATASÖZlerinin ne kadar gerçeği yansıttığını ezberleyemediğimden, ”KEŞKE” lerden oluşan kalabalık mahallemde binlerce tanıdık gölgeler arasında dolaşmaktayım..



 

 

 

 

 

7 Mayıs 2016 Cumartesi

ANMA günleri..

 
TÜM ANNELERİN KAPISINA,
BİR GÜN ÖNCEDEN
GÜZEL DİLEKLERİMİ  BIRAKTIM ..


365 günün neredeyse 360 günü anma günü!! Benim bilmediğim daha niceleri vardır kim bilir..
MESELA yarın anneler günü !!.. Sonra, babalar günü.. yaş günü.. sevgililer günü.. vs… vs…  "anma günleri" dendiğinde, "ANMA !" kelimesinin bir emir kipi olup olmadığını düşünürüm zaman zaman :))

Dünya gümrük günü var mesela .. dünya kadınlar günü bile var!!.. Sonra, dünya şiir günü varmış bir de yeni fark ettim.. Dünya su günü diye bir anma günü de var hay allah!..  bu başlık ile su koyverip neler neler yazmak geldi aklıma bir bilseniz  J)..
 
Sonraaa… avukatlar günü.. doktorlar günü… öğretmenler günü de varmış a-aaa hayret!!.. astımlılar günü (allahallah).. emek ve dayanışma  günü.. dünya çevre günü.. Dünya barış günü!!!! Şehitler ve gaziler günü.. dünya yaşlılar günü ???.. dünya kanser günü.. dünya AIDS günü.. dünya özürlüler günü.. İnsan hakları günü..  gibi uzayıp giden insanların hiçbir işine yaramayan ve ne işe yaradığı niçin kullanıldığı da belli olmayan göstermelik günler..  

Ama neden bir "kardeşler günü" yok?

Bunların içine ASLA dini ve milli bayramlarımızı katmıyorum.. Diğerlerini,  omuzuna (!) vuran uydurmuş !!.. İşe yarayanı vardır belki içlerinde ticari anlamda.. enayilerin camekanlar önünde dizilmelerine sebep olan..
Ben onu bunu bilmem ama doğum günleri ile ölüm günlerinin haricinde, benim için hatırlanması değil belki ama anılması gereken GÜN yok!   

Ama… lâkin… ve fakat J))) beklediğim bir GÜN var!!!!
“İki şehrin hikâyesi” romanındaki  SON gibi..

İnandığım yüce gücün, bir  belâdan ülkemi ve cümlemizi kurtaracağına inandığım  gün,  o gün!