30 Aralık 2012 Pazar

Bu Pazar, Mutluluğuma davetlisiniz!


Kapıdan girdiğinde, bir an yine rüya gördüğümü zannetmiştim..
Uykuya dalmayı, sadece onu görmeyi umduğum için istediğim..
Rüyalarımda, açılan her kapıdan, pencereden hatta kitap sayfalarından bile çıkıp gelen "kızım",  yine kırmızı ceketiyle çıkıp geldi zannetmiştim o gün de "O" kapıdan girdiğinde .. 28 Mart 2010 da..
 
"Nihan" ’ı böyle tanıdım.. ve sevdim.. tarifsiz!..

Çok büyük bir emek harcayarak, kendi imkânları ile zoru başarıp, bloglar ve yıllar arasında mekik dokuyup, benim için hazırladığı ve bana yılbaşı armağanı olarak sunduğu bu muhteşem anıları yine yeniden sizlerle paylaştığım için onurlu ve gururluyum..
 
Okuma süresini uzatmak için sayfaya tıklamanız yeterli..
Bakalım neler yazdığınızı hatırlayacak mısınız?    
 
Ancak,
ne mutlu bana ki,   hepsinin ötesinde,
bir yeni yıl partisi veriyormuşcasına
HEPİNİZLE
yine elele.. gönül gönüleyim..  
2010'.. /  2013

 
 
 

28 Aralık 2012 Cuma

...(20.Bölüm)


Gülsen Varol
*****
Cehennem Deresi.. (bölüm..XX)




 



Mola zamanı!!
Yayınlanan 20 bölüm kısa bir süre sonra kaldırılacak. 
Güzel dilekleriniz.. takdir veya tenkitleriniz bana güç verir..
Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Roman sayfalarında buluşmak dileği ile.
 
 
 
 
 
 

23 Aralık 2012 Pazar

TATLImsı SOHBET...



"Ben olsaydım…" ?

Kendisine benim kadar kızan, zaman zaman küfreden, hatta bazen sadistçe hınç alan insan yoktur.. olmasın da zaten.
Tescilli bir enayiyim ben çünki… ben gerçekten tanrının örnek alınması hatta ders alınması için yolladığı bir enayi kulum..
Enayilik ile salaklık farklı mıdır bilemem yani anlam olarak ?? Haaa… öyle ise de kabulüm, zira salakça bir kabullenişle enayiliğimi, bazı beklentilere girmekteyim üstüne üstlük..
Ne mi bekliyorum???? meselââ… örneğinn… temsilll!!!!! :)))
İster lâf arasında isterse direkt olarak, görmek istediğim, sahip olmak istediğim, ya da olmasını istediğim bir şeyden bahsetmişsem, ve de bu isteğimin yapılmasını değil de sadece oluşması için fikrini sorduğum kişi de bu bahse konu olan isteklerimi sallamamışsa kalçasına!… işte o zaman çok üzülüyorum.. ve.. “ben olsaydım” la başlayan cümlelerim beni ağlatana kadar kafamı WC olarak kullanıyor..

Bir bakıyorum, "ah salakcııım" diye halime acıyan bir ben var benden içerüüüü….. sonra bakıyorum... "yuuuh enayiii oh oldu" diyen.. bir de bir başka ben var benden dışaruuu…

Ben ne içerde ne dışarda tam arafın ortasında (ortanın ortası nasıl oluyorsa) bir kul olarak, gördüğüm şeylerden bile mutlu olabilecek dostlar düşünürüm.. keşke gösterebilsem veya.. alabilsem .. veya yollayabilsem…ahh!! yapabilsem… deyuuu!!… 
 
 


İki elma, balkonda oturmuşlar sohbet ediyorlarmış.. O sırada aşağıdan geçmekte olan elma şekerini görmüşler... "bak bak" demiş yeşil olan kırmızıya, "bu Beymen'den giyiniyor.." Öteki sormuş: "A.aa.. nereden bildin?" 
"Baksana demiş yeşilli, "kıçındaki kazıktan belli" !!


Yazıyı yazmamdaki gayem, sadece yemeye kıyamadığım  vazolarımı göstermek ve zevkimi nasıl bulduğunuzu sormaktı..

Baktım, gerektiğinde meramı anlatmaya bir fıkra da sebep olabiliyor! yeter ki davul-zurna "AZ" olmasın!!

:))

g.v


 

21 Aralık 2012 Cuma

16 Aralık 2012 Pazar

allah belâsını versin kanunlarının Mörfi.!.

 
 

Bir şey arıyorum deli gibi... evin altını üstüne getirdim... aradığımın haricinde, bir zamanlar bulamadıklarımın hepsini buldum.. ama aradığımı bulamadım.
O kadar başım döndü ki,  o her yeri deşip oradakileri ortalığa saçınca ve görmek istemediklerimin resimlerini, hatırlamak istemediğim onca şeyin kayıtlarını kalıntılarını bulunca ve hepsini yırtmaya yok etmeye başlayınca, neyi aradığımı unuttum  iyi mi? 

Bir kere daha haklı çıktığı için ve en en en hatırlamak istemediğim kişiyi de hatırlamama sebep olduğu  için Mörfi'ye derin HÜRMETLERİMİ suna suna aramamı sürdürdüm  ama nafile..
 
İnsan neyi aradığını bilmezse aradığını nasıl bulur?


 
1917 doğumlu Edward A. Murphy ABD hava kuvvetlerinde 1949' da roketler üzerinde deney yapan uzay mühendislerinden biriydi. İnsan üzerine ivmelenmenin etkilerini inceliyordu. Deneylerden birinde pilot üzerinde 16 değişik noktaya akselometre takılması gerekiyordu. Sensör bir yapıştırıcı ile ancak iki türlü takılabiliyordu ve birisi 16 sensörün tamamını da yanlış takmayı becerdi. Bunun üzerine Murphy, daha sonra kanun olarak nitelendirilecek ilk söylemlerini bir basın toplantısında açıkladı. Bunlar mühendislik alanında çalışanlar arasında hızla yayıldı ve 1958'de Webster sözlüğüne girdi. (Kötümserlik)



* Murphy Kanunları'nın temeli şu söze dayanır:

"Eğer bir işi halletmek için birden fazla olasılık varsa ve bu olasılıklardan biri istenmeyen sonuçlar doğuracaksa; kesinlikle bu olasılık gerçekleşecektir."

* BAZI ÖRNEKLER:

• Bir şeyin istenme olasılığı ile gerçekleşme olasılığı ters orantılıdır. 

• Trafikte bulunduğun şeritten, ilerleyen şerite doğru geçtiğin zaman yeni geçtiğin şerit durur.
• Gülümseyin, ne düşündüğünüzü bilmesinler.
• Sizi izleyenlerin sayısı yaptığınız işin saçmalığı ile doğru orantılıdır.
• İyilik cezasız kalmaz.
• Her çözümün doğurduğu yeni problemler var.
• Aptallığın gücünü göz ardı etmeyin.
• Bir işi ne kadar önceden planlarsanız, ters gitme olasılığı o kadar artar.
• Bozuk bir alet tamire geldiğinde çalışır.
• Diş ağrısı gece ve tatil gününde başlar.
• Sigara dumanı içmeyene doğru ilerler.
• Önünüzde bulanan araç sizden yavaş gider.
• Yarının işini asla bugün yapma.
• Değiştirilebilir parçalar değişince sorun çıkar.
• Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi!
• Kendi işini yapmayanlar için hiç bir iş imkânsız değildir.
• Şans en şanssız zamanda kapıyı çalar.
• Tırnaklarınızı kestikten bir saat sonra tırnakla yapılacak bir iş çıkar.
• Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
• Problemlerden kurtulma konusunda usta olan doktorlardan uzak durun!
• Bağışla ama unutma.
• Kendi fikrinizi önemli birinin fikri imiş gibi sunarsanız kabul edilme şansı  daha fazladır!
• Size bir iyilik yapmak için yaklaşan birini görürseniz, kaçın.
• Aşık olduğun kişi hep başkasına aşıktır.Zaten sen de hiçbir zaman sana aşık olan kişiye aşık olmazsın.

• Süngü kanunu der ki, mermisi olan kazanır!.






VE NE ARADIĞIMI BULAMADIM..





14 Aralık 2012 Cuma

9 Aralık 2012 Pazar

zavallı SIĞIR!!


 

Bazı kelimelerin anlamına  cık/cuk eki hiç yakışmıyor nedense.. Olacak gibi değil!!! Öküz dendiğinde akıllara gelen Hayvan malûm!  (insan da olabiliyor mecazen) Öküzcük denirse olur mu yani?? Türkçemiz, (içine edilmemiş halindeyken) cik cık ekleri, “ufak, sevimli” anlamı katmak için kullanılırdı.. kedicik veya minicik gibi..
Ya da, acınacak bir durumda olanı ifade ederdi, "zavallıcık" dendiğinde!!..


Pekiii…  Sığır denince akla gelenle, sığırcık denince akla gelen??? Aklımı kaçırmama bir "sığır" sebep olabilir !! ama “delirmesine sebep sığırcık'tır “ yazılırsa deli raporuma ,ne yaparım ben?? Gitti Karizma !! :))))
Ama iki gündür adına sığırcık denen, şarap yapımında kullanılan üzüm tarlalarını mahvedip yok eden.. Tarlalarda yangın çıkmasına sebep olabilen, ve muzur oldukları için sevilmeyen bu sığır ve karga karışımı kadar iğrenç hayvanların sürüler halinde yaptıkları tahribatları(!) sabahın köründe temizlemekle meşgulüm..
Bir sığır "etinden.. tüyünden.. sütünden" üçlemesi içinde yer aldığından en azından -faydalı- olmanın haklı gururunu tayışabilir sığırca!!! Ama hem sığır olan bir de üstüne üstlük -cık- eki ile zararsız MIŞ dibi algılanmasına, sevimliyMİŞ gibi düşünülmesine  alışılan  bu iğrenç yaratıklar ne işe yarar??   
 
 
 
Pencere kenarları, kalorifer peteğinin ısısını yansıttığından, balkon içleri saksılar için kışlık duruma getirildiğinden ... inanılmayacak çoklukta üstüste tüneyen bu sığırların iğrenç ve zamk gibi pislikler bıraktığından  haberdar olmayanlar, kendilerini bahtiyar addedebilirler!

 

 
Rabbime şükürler olsun ki !!... 
Kara Kartal'ım,
neyin/kimin "YENİLECEĞİNİ" biliyor  :)))))))))  
 
 
 

7 Aralık 2012 Cuma

2 Aralık 2012 Pazar

Sen ve Ben..


Kime ne.. diye düşündüm… Yok !.. yüksek sesle söyledim .. hatta bağırdım “kime ne kadın?” .. dedim kendime!!…

Kime ne senin derdinden sıkıntından, küf kokan hüzünlerinden ya da anılarından kime ne??

Hatırlar mı sanıyorsun bir kişi, blogcudaki kapak resmini??
O yazıma yapılan yorumları şimdi yayınlalasam...,
hatırlar mı yazan??

Herkesin zaten yeterince hatta dolup taşan sıkıntıları var… Evinden, çoluğundan çocuğundan, mesleğinden,
cüzdanından, karısından/kocasından… varsa sevgilisinden .. Yeterinde doldurmuş küfelerini dert hamalı insanlar..
Kime ne senin dertlerinden?? 

Kime ne bir şeref timsali şerefsizin, mail adreslerimi mesken tutmasından.. şifremi kırıp sayfalarımda cirit atmasından..
"ip ucu"  diye unutulmayı ortadan kaldıran adrese, kendi mail adresini yazacak kadar yeteneğine ve yüzsüzlüğüne güvenmesinden.. kime ne?

Ve sildim hepsini!! Meğer ne kolaymış silmek!


Kopartıp birer birer her bir sayfayı, dertlerin alnından öperek gökyüzüne savurdum..

Sadece sen ve ben kaldık!

 

Sen ve Ben
dostum,
Sen ve ben
 hayata hep yaban kalacağız.
Birimiz diğerine
ve her birimiz kendisine.
Senin konuşacağın,
ve benim
seni dinleyeceğim güne değin.
Sesini sesim sanarak,

karşında duracağım güne değin

Bir aynanın karşısında duruyormuşcasına. 

Halil Cibran