Anımsamak bir tür buluşmadır.
Unutmak ise bir tür özgürlük!.
Unutmak ise bir tür özgürlük!.
Hapishane insanın içindeyse, kendisi dışarıda olmuş neye yarar? İstediğin kadar özgürüm diye bağır ya da özgür olduğunu zannet. Bak bakalım neresindesin o demir parmaklıkların? Tel örgülerle kaplanan, özgürlüğün ne olduğundan habersiz yüreğine bir bak!.
Eğer hapishaneyi beyninde taşıyorsa bir insan, özgür olsa neye yarar? Kendisine pek çok meziyetlerinden dolayı hayran olduğumu söylediğim bir kişi, "ama ben evli bir adamım" demişti bana.. bir tutsak gibi tedirgin.. sanki bileklerindeki kelepçeyi gösterir gibi!!
Oysa insanların söylemek istedikleri ve söyleyemedikleri, hatta bazen, içinden milyon kez tekrarladığından olsa gerek söylediğini zannettikleri, ne güzel sözler vardır dil değmemiş duyguları dile getiren.. Ve ne güzeldir bazışarkı sözleri 'yoksun diye bahçemde çiçekler açmıyor
bak' diyen.. Gelişiyle çiçekler açtıracak bir beklenen, ya da
bir bahçen olmasa da!. Belki de en iyisi müziği susturmak
şu birikmiş bütün notaları yırtarken!.
Şöyle arkama yaslandım ve düşündüm bir süre… epeydir içmediğim mahlep şarabından ikram ettim kendime.. (içmeyeniniz varsa şaşarım )
Bugün beynimle lâdes tutuştuk! O inatla, "unuttum" dediğimi hatırlatmaya çalışıyor 'lâdes' demek için, ben de her hamlesinde 'aklımda!' diyorum.. hatırlamadığımı ispat için..
Bugün beynimle lâdes tutuştuk! O inatla, "unuttum" dediğimi hatırlatmaya çalışıyor 'lâdes' demek için, ben de her hamlesinde 'aklımda!' diyorum.. hatırlamadığımı ispat için..
Beynim, kaosu çözemiyor!
Limana giriş sırası için yol isteyen gemilerin düdükleri ile yaptıkları flörtlerini dinliyorum.. farklı tonlarda kısa kısa, bazen oldukça uzun… Kaptanların birbirlerine ya da rıhtımdaki yetkililere kaptanca hürmetlerini(!) sunduğunu düşünüp gülüyorum.. Kendimi kaptan köşkünde dümende farz ediyorum üçüncü kadehte!.. ve.. ritmik seslerle deniz aşırı şehirlere ilânı-aşk ederek veda ediyorum "sanki seninle kırk yıllık dost gibiydik biz ikimiz" diye mırıldanırken!..
Bir insanın yüreği ve beyni; (haz aldığı zevkleri, çektiği ıstıraplarıyla) ve (bilgileri, deneyimleriyle) birlikte bir terazi oluşturur ve mutlaka bir taraf zaman zaman ağır basar.. Bence, sadece her ikisi de, yani hem yürek hem beyin boş olduğunda, sahip olduğu sanılan duygular ve akıl dengede kalabiliyor!..
Ne mutlu o zaman dengeli(!) insanlara..
Benim yüreğimdeki sevgi kadar, (hatta ondan daha çok) o yürekte sakladığım hüzünlerim de çok değerli.
O nedenle, bugün sana sadece bir avuç hüzün bırakıyorum.


27 yorum:
Gülsenciğim,yıllar yıllar önce bir arkadaşım, "en istenileni olsa bile her ayrılışta bir hüzün vardır" demişti.. hele bu bir de zorunlu bir ayrılıksa hüznün alkol derecesi çok çok yüksek olmuştur kesinlikle.. bunu yaşamayan yoktur herhalde.. "Sana bir avuç hüzün bırakıyorum" şiir dizesi gibi bir başlık!.. içeriği son derece derin duyguların, samimi bir itirafın dürüstlüğünü taşıyor. "Hüzün" duygusu son derece derin, bende saygı uyandıran, derinliğinin, saygınlığının hakkını verecek yüreklilik gerektiren ince hassas bir duygudur... Ben, "sana bir avuç hüzün bırakıyorum" dediğin bu mechul kişiyi, belki de bir hayâli, bu hüznün değerine lâyık olma mutluluğuna ve ayrıcalığına erişmis bir kişi olarak görüyorum...
Ayrıca bu meçhulün, senin gibi mutlulukları kadar hüzünleri de değerli olan bir şaire.. yazara ilham kaynağı olmuş ve olacak bu yüce duyguya, hak ettiği saygınlığı,özeni gösterecek nitelikte bir kişi olduğuna inanmak istiyorum ... sevgiler....
Leyâl....
Gecenin, sabaha göz kırptığı saatlerde yazdığın yorumları,
"anlaşılmanın" o tarifsiz mutluluğu ile, az önce okudum Leyâl..
Genelde meçhul denen hayali kişilere yazılır şiirler ve böyle hüzünlü yazılar.. evet haklısın.. Ama ben, imitasyon duygulara hayatımda hiç yer vermedim.. Belki bu nedenle, yani gerçek oldukları için o duyguların çok değerli olduğunu anlayamamış olabilirim.
Okurken dalıp gittiğim,her defasında sözcükleri yüreğime dokunan değerli öğretmenim,teşekkürler.İyi ki varsınız,sevgiler...
Sevgili Gülsen hocam
'Hüzün' denilen duygu ancak bu kadar güzel yorumlanabilirdi.
Ama ben;
'Tel örgülerle kaplanan, özgürlüğün ne olduğundan habersiz yüreğine bir bak!.'
satırında kaldım :(
"SANA BİR AVUÇ HÜZÜN BIRAKIYORUM"
Sadece bu dizelerden oluşan bir şiir!
Sevgili Nehire.. benim sessiz ve duygusal blog dostum.. Seni hep ürkek bir güvercine benzetirim nedense.. ruha yakın, bedene uzak!!Sizler olmasanız benim "iyi ki var" olmam neye yarar?
Eğer ruhu aynada görebilmek mümkün olsaydı suret gibi, senin "in" lerine gizlediğin bana benzeyen ruhunu her aynaya baktığımda görebilirdim sevgili Nazlı'm..
O takılı olduğun satırı sen belki benden de önce gördün yaşamında.. hatta belki benden önce yaptın tel örgüleri sökme hamleni! O cümlede takılı olman, belki de çok affedici bir yürek taşımandandır
ki bu, karşıdakine daima ikinci .. üçüncü hataları işleme zamanı sunmaktan başka bir işe yaramaz.
Derli toplu .. sağlam.. az ve öz.. kaleye benzer bir ev gelse de akla senin yorumların okunduğunda;
"sadece o dizeden oluşan bir şiir" olduğunu anlayabildiğin için, o kaleye girmeye.. sınırsız olduğunu düşündüğüm zenginlikleri görmeye gerek yok diye düşünüyorum sevgili Alizafer..
Başlangıç cümleniz bile şiirsel olarak insanı çarpıyor... size olan hayranlığım gün be gün artarak devam ediyor dostum.
Mehmet Osman Çağlar
Eminim yine seyahatlerde.. kabına sığamayan, yatağından taşan ırmak misali yollardasın.. ideallerinin peşi sıra.. gönlün nereye sürüklerse!!..
Yoksa "adsız" olman mümkün değil sevgili Mehmet..
Unuttum demek bile aslında bir hatırlayış ancak zamanla bu hatırlayışın da içeriği değişiyor. Başlarda belki bu kelimeyi telaffuz etmiyor yürek, edemiyor, sadece çabalıyor. Ama zaman denilen o emsalsiz ilaç ile bir de bakıyor ki unuttuğunu dile getirmeye başlamış. İşte bu noktada değişen, o unutuşun içindeki hüzün... Değer verip de aynı karşılığı görememenin, saf ve temiz hislere karşılık yanlış anlaşılan kelepçelerin, hapishanesinde içinde taşıyanların dile getiremediği duygularını anlamsız yere gizleyişlerinin yarattığı, o hiçbirşeye benzemeyen hüzün.. İşte bir tek bu kalıyor geriye ama ben biliyorum ki ve siz de, bizler hüznümüzü de çok seviyoruz, mutluluklarımız, coşkularımız gibi. Bizi biz yapan duygulardan ve en vazgeçemediklerimizden.. Ve şimdi o mahlep şarabının eşliğinde hüzünlerime kadeh kaldırdığımı varsayıyorum ve sizin için... Ve belki bu yüzden hep bir avuç hüzün bırakıyoruz.
Unuttum demek bile aslında bir hatırlayış ancak zamanla bu hatırlayışın da içeriği değişiyor. Başlarda belki bu kelimeyi telaffuz etmiyor yürek, edemiyor, sadece çabalıyor. Ama zaman denilen o emsalsiz ilaç ile bir de bakıyor ki unuttuğunu dile getirmeye başlamış. İşte bu noktada değişen, o unutuşun içindeki hüzün... Değer verip de aynı karşılığı görememenin, saf ve temiz hislere karşılık yanlış anlaşılan kelepçelerin, hapishanesinde içinde taşıyanların dile getiremediği duygularını anlamsız yere gizleyişlerinin yarattığı, o hiçbirşeye benzemeyen hüzün.. İşte bir tek bu kalıyor geriye ama ben biliyorum ki ve siz de, bizler hüznümüzü de çok seviyoruz, mutluluklarımız, coşkularımız gibi. Bizi biz yapan duygulardan ve en vazgeçemediklerimizden.. Ve şimdi o mahlep şarabının eşliğinde hüzünlerime kadeh kaldırdığımı varsayıyorum ve sizin için... Ve belki bu yüzden hep bir avuç hüzün bırakıyoruz.
Daha dün, duygularının samimiyetine ve kaleminin gücüne inandığım bir arkadaşım dostum, "sana yorum yapmakta zorlanıyorum" dedi.. nedenini sordum, "ben senin kadar cesur olamam" diye cevap verdi.. Gülüştük!.. Bilmiyor ki, esas zorlanan benim.. çünki pek çok yorum sahibi benim havuzumda yüzmeye başlayıp kendi denizine açılmakta!! Ve bence "Cesaret" aptallara has değil Nihanım.. Anımsamayı kavuşmak, unutmayı özgürlük kabul etsem de.. :))))
hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız..hilmi yavuz
Sevgiyle Saygıyla esen kalın..Mutlu geceler
Hikâyem, hüzün insana yakışmaz!.. insanın canına okur kabul.. insanı canından bezdirir.. kabul.. insanı kadın ya da erkek ama insan olanı pişman eder yaşadığına.. kabul ederim bunları.. Ama insana yakışan, insanın kök hücreleri mutluluktur. Hüzün, bir anlamda aciz kalışı kabullenişin yürekteki tortusudur.. BENCE! :)
"Hüzün" Bana hiç yabancı olmayan, aşina bir duygu. Kendiminkilerin yanına, yadırgamadığımdan ve de "işte böyle anlatılır" diye düşündüğümden sizin bıraktığınızı da alıp, kabul ediyorum.
Sevgilerimle.
Hüzün, sahibinde güzeldir sevgili Anjelika.. Ama bu yürekliliği göstermen hoşuma gitti bilesin.. Çünki paylaşmak en insanî duygudur.. paylaşabilmek ise sadece duygusal olanın becerisidir.
Hüzünlerimize verdiğimiz değer sevgimizin göstergesidir güzel arkadaşım. Yani bana göre diyelim.
Hüzünlerimizi unuttuğumuzda sevgiden eser mi kalır yürekte.
Ben hüzünlerimi seviyorum bıraktığın hüznü de seve seve kabul ediyorum.
Yaşanmış bir dolu tecrübelere rağmen, duyguların muhakemesinde; 'aklın yürekle' düellosu, tıpkı terazi gibi!'çözülemeyen bir kaos'
İnsan kendine şaşar bazen! Oysa dili kadar, görmüş-geçirmiş gözleri de vardır yüreğin!.Dil sussa bile, gönül gözü ile hisseder!..Gerçeği de, sahtesini de sevgilerin/nefretlerin!.O gözler ki bir daha aynı hüzünleri yaşamak istemez!..Çünkü o hüzne değer ol/un/mak kolay değildir!. Ve belki bu yüzden hüzünler sevgiler kadar ve hatta sevgilerden daha da çok değerlidir!..
Hüzün buğulu bir gonca gül gibi nasıl da zarif dile gelmiş kaleminizde Gülsen Hoca'm.Ve bir anda ben; "Hüzün..zaman zaman deli dalgalarla gelir, gönlümün kıyısına vurur!.." şarkısını söylerken buldum kendimi!.
Dalga sesleri kadar yüreğe dokunan bu şiirsel, duygu yüklü 'hüzün' yazınız için teşekkür ederim Gülsen Hoca'm.İyi geceler dilerim..Sevgi ve saygılarımla...
Ne kadar doğru.. gerçekten doğru yazdıkların sevgili Yaşamın kıyısında.. Hüzünleri unutunca sevgiden eser kalmıyor.. Demek ki bu yüzden yapışıp kalıyoruz hüzünlerimize.. Ne güzel özetlemişsin unutulduğu zannedilenlerin neden hatırlandığını..
Sevgi,insanın kendi duygusu, hüzün ise kendisine bırakılan bir armağan!. Belki bu yüzden hüzünler sevgiden daha değerli tutulur sevgili Esin'im.. Aslında o hüzne değer ol/un/mak kararında hatalı olunmasa... kimbilir... belki o zaman hüzünlü bir kişiye rastlanmazdı!!
Beni, zaman zaman farklı köşelere yatıran değişik ve değerli yorumların için ben de teşekkür ederim sarışınım.. :))
Yazınızın ilk kısmını okurken " ben evli bir adamım" telaşı yüzümü gülümsetti. Duyguların kategorize edilip uygun durum ve koşullara entegre edilme halleri hep yüzümü güldürmüştür. Kurallar ve koşulların yaşadığımız hüzünlerin büyük bir kısmına sebep oluşturuyor olmaları bu kuralların hayatımızın temeli olduğunu sanmamızdan değil midir? Böyle bir oyunu sonuna kadar oynamaya çalışanların yaşadığı hüzün hayatlarının finaliyle birleşiyor ; tadını hiç bilmeden..Hüznün tadını çıkarmalı;tıpkı sizin cümlelerinizden bizlere akan tad gibi..
Belki bıraktığım bir avuç hüzünle kıyaslama imkânı sunmuşumdur pek çoklarına kendi hüzünlerini .. Teşekkür ederim sevgili Çoban yıldızım..
Adım ayşe olsa ne fark eder Ahmet olsa ne fark eder? Kaç kişinin ciğerini okumuşsunuz hocam. Yürek isterim bunları yazacak. Şimdi siz bunu da yayınlamazsınız Olsun. okuduğunuzu biliyorum yeter. Yırtmayın o notaları hocam yazıktır. Müzik kişiye ait olamaz evrenseldir. Bir kişi için bestelenmiş olsa bile.
Sevgili Öğretmenim Gülsen Varol Hanımefendi
Yazınız, Yazınızın konusu, Anlatımınız çok çok güzel.
Hele sizin yazınıza yazılan yorumların ifadesi, anlatılmaz.
Kendimi başka bir dünyaya ayak basmış, hiçbirşey bilmez biri zannettim.
Sizin de yorumlara yaptığınız cavablarınızda okuduğum gibi, yorumumda duygulara yer vermedim.
Böyle güzel aşklar yaşadıktan sonra, insan şair oluyor, sözü doğruluğunu bir kere daha kanıtladı.
Sevilen kişi, sevmesini de bilir.
Cümlesiyle ve hürmetle size selam ediyorum.
Hüzün mü benden vazgeçemiyor, yoksa ben mi o'nun peşini bırakamıyorum(!) bilmiyorum ama benim her anımın son noktası ''hüzün''. Virgüllerimin anlamsız oluşuna şaşmamalı..
Ee hal böyleyken, sizden gelen hüznü baş tacı yapmamın da bir sakıncası yoktur diye düşünüyorum Sevgili HasretSenfonileri'm :)
Sevgimle..
İnan bana daha geçen gün sayfanda gezinirken neden hiç arayıp sormadığını merek etmiştim Simlâ'm.. Telefonlarımın biri çalınıp diğeri tarafımdan kırılıp ortadan yok olalı dostlara telefonla ulaşmam da mümkün değil..
Baş tâcı yaptığın o hüzünlerle aşinalığın olduğunu iyi bilirim.. Bir anlamda sadece insanı şair yapmıyor hüzün.. insanı İNSAN yapan yüce bir duygu o!
Hüzünleri paylaşmak, ne değerini ne de yoğunluğunu azaltıyor..
Çünki ben hüzünlerimi paylaştıkça, onlara sebep olan değil, o yüce duygular değerlenmekte..
Yorum Gönder