Yazıp yazmama arasında, daha doğrusu paylaşıp paylaşmama arasında bir hayli bocaladım..
Fazla kişisel olabilir.. en iyisi yazıp bitirdikten sonra, orasından burasından biraz kırpmak!! :)
Mahalle arkadaşlarım... Okul arkadaşlarım... Sınıf arkadaşlarım.. aklıma geldikçe düşünürüm.. meşhur olanları.. göçüp gidenleri.. beni hiç unutmayanları veya hiç hatırlamayanları.. çok aptal geri zekalı düzeyinde olduğu halde bakan olanı.. atom alimi olup açlıktan sürüneni..
Bugün böyle bir yolculuğa çıkartmak istedim sizi.. bazılarını sahneden, bazılarını okuduğunuz kitaplardan, kimisini medyadan tanıyacağınız arkadaşlarımla tanışmanızı istedim.. Hatırlamanıza imkân olmayacak kadar milâd öncesinde kalmışsa o kişiler, google amcaya sorabileceğinizi düşündüm! :)
Bugün böyle bir yolculuğa çıkartmak istedim sizi.. bazılarını sahneden, bazılarını okuduğunuz kitaplardan, kimisini medyadan tanıyacağınız arkadaşlarımla tanışmanızı istedim.. Hatırlamanıza imkân olmayacak kadar milâd öncesinde kalmışsa o kişiler, google amcaya sorabileceğinizi düşündüm! :)
Meselâ bu yanımdaki çocuk, arkasındaki arap kızın çaktırmadan sarıldığı :).. benim ilkokulda sıra arkadaşım Levent Kırca..
"Örtmenim pos (poz) versene pos versene" derdi, sonra, avucuna dayadığı ters V şeklindeki işaret ve orta parmağını fotoğraf makinesi yapardı aklınca.. öğretmen de hayâlini bozmak istemez ve biraz aşırı artistvari bir poz verirdi.. Levent de, "şak" diye.. el hareketi yapardı öğretmene.. fotoğraf çekmiş gibi!.. müdür elinden zor alırdı Levent'i .. öğretmen öyle döverdi! ... Çünki Levent Kırca'nın annesiydi İlkokul öğretmenim Fahriye hoca.. :))
Benim arkamdaki herkesin abla dediği de,"Ayten İyigüngör" idi.. Samsun'un en ünlü ayakkabıcısı "Cemal" de tezgahtarlık yapardı yaz aylarında.. Sonra evlenip Ayten Zenger oldu ve çok ünlü bir Radyo ses sanatçısı oldu.
Sonra aradan geçen 15 yıldan sonra... bir seyahatte afişlerini görmüştüm İstanbul'da Tepebaşı gazinosunda söylüyordu.. Arkadaşlarla gittik.. ona bir buket çiçek alıp, "Bursa'dan seni unutmayan biri var burada..G." diye bir kâğıt iliştirip sahneye yollamıştım.. Yer olmadığı için salonun en arkasındaydık.. Beni görmesi, görse bile tanıması mümkün değildi.. Öyle olduğu halde çiçeği alıp yazımı okuyunca mikrofona uzandı ve kalabalığı tarayan gözlerle süzüp mikrofona "gülsen neredesin??.." diye bağırdı.. Arkalardan el salladım gördü ve sahnenin ortasına oturup ağlamaya başladı.. Ortalık bir anda ana baba gününe döndü.. Hemen saz heyeti başladı çalmaya Gönül' ü de sahne arkasına aldılar.. Gerisi çok çok hüzünlü ..
Burası,
Her cumartesi gezintiye çıktığım sıra arkadaşım.. yatakhane arkadaşım Ergin.. Türkiye'nin ilk bayan atom mühendisi.. bitirdiği okulların sayısını unuttum.. Ama, Türkiye'de iş bulamadı İŞ!... O da Yurt dışına gitti. Gidiş o gidiş.. ne haber ne bir ses..
İzciydim aynı zamanda... Uludağ' da az sabahlamadık çadırlarda imirin iti gibi titreye titreye.. Neymiş efendim?? İzci daima hazır parolasına her yerde uymak zorundaymış..
Mezuniyet gününde de okul bahçesinde yapılan bir törenle Vali beyin elinden diplomalarımızı almadan az önce bu fotoğrafı çektirmiştik..
Ben, Müdiremiz ve idolüm Fatma Varış' a bakıyorum...
Vali de bana!.. sonra bir ses duyuluyor şapkalı hanımdan, .. "öğnüne bak"!!
Girdiğimiz gülme krizini anlatmam mümkün değil..
**
Mahallemizde ise, her mahallede olan ağabeylerimiz vardı.. Hani en asil kabadayı cinsinden.. mahalle kızlarının koruyucusu .. Nereden çıktığı belli olmadan zınk diye her yerde karşımıza çıkan.. Daha çok ablalarımızın ödünün koptuğu.. yedikleri herzeleri ailelerimize anlatacak cinsten!!! İşte onlardan biri İsmet Nedim idi.
Hiç birinizin bu ismi duymadığına eminim.. Ama o Türkiye' de bir ekol oluşturdu.. Müslüm babaların ve Orhan Gencebay' ların peşi sıra gittiği.. Annesi mahallede evlere temizliğe giderdi..ve fırsat buldukça da anneannemden ud dersleri alırdı.. babasının da bir saat tamir kulübesi vardı.. Çok meşhur olduktan ve Samsun'dan ayrıldıkta sonra da, onlar yine bıraktığı yerde kalmışlardı.. kimse sevmedi onu o yüzden.. Zaten, Türkiye'yi neden terk ettiğini de pek merak eden olmadı..
Orhan Gencebay ise, bizim mahallenin en pısırık delikanlısı idi... Babası mı kasaptı yoksa o mu Kasap Abdullah'ın yanında çalışırdı bilemem.. ama babamın işe giderken verdiği siparişleri evimize kanlı kasap gömleği ile getirip midemizi bulandırırdı..
Bizim mahalleden olmayan ama en ünlülerden Yıldıray Çınar vardı saz üstadı türkücü.. . Levent Kırca ise inanın mahallenin baş belâsıydı.. Tüm abilerle başa çıkardı.. hem de sessiz sakin..
Daha bir hayli var aklıma gelenler..Yanlış hatırlamıyorsam ki pek emin değilim, Nebahat Çehre vardı bavul çanta vesair satan bir dükkânda ya da o Hümeyra olabilir.. abla dediğim ablamın arkadaşı olan!!! Geçen gün 1946 doğumlu olduğunu söylediğini okuyup güldüm.. demek ki o nebahat bu Çehre değil!!
Uzar gider bu, dün gibi hatırlananlar.. En güzel yazı, tadında bırakılanlar!! :)

47 yorum:
''A.aaaaa!'' larla bitti tüm satırlar.
Tadında bırakmak mı dediniz? hala yutkunuyorum.
Güzel bir pazar diliyorum. Sevgiler
Geçmişin acı olmayan güzel yanlarını hatırlamak bir anlamda zamanı düelloya davet etmek gibi!!
Sana da güzel bir pazar diliyorum Newbaharım..
Sevgili Öğretmenim şimdi blogcuya şöyle baktım dört yıl öncesine ne güzel anılarımız dedim... Döndüm buraya uzun yılların anıları ,tadında anılar okumaya doyamadım. İşte öyle...Gönül Akkor çok sevdiğim kadife sesli dediğim ses sanatçısıdır.Uzun yıllardır duyamam sesini soluğunu.Teşekkürler paylaştığınız için,sevgi ve selamlar...
Daha dün gibi denir ya hani... inan Arzu seninle tanıştığım o yağmurlu gün daha dün gibi.. Ama bazılarını artık buzlu bir camın ardından seyreder gibiyim..
Nasıl bir mahalleymiş , ne şenlik böyle,pek sevdim,devamı gelsin,fazla kırpmayın.:))
Sanki tadı yarım kaldı. Yazmak konusunda ustasınız. Zaten anlatmaya değer bulduğunuz konuları iyi seçtiğiniz için okurken çok etkileniyor, gerçek bir sanat- edebiyat zevkine varıyorum. Teşekkürler, iyi pazarlar.
Ne güzel... Siyah-beyaz fotoğraflarla süslenmiş, harika bir müzik eşliğinde, daldım gittim okurken... Çok şanslısınız bence, yaşamı böyle dolu dolu ve güzel anılarla biriktirmişsiniz. Gönül Akkor ile ilgili anınızda gözlerim doldu yine :)
Keşke uzayıp gitseydi satırlar, tadında bırakılmış olsa bile tadı damağımda kaldı.
"Tesadüf"e hergün binlerce kez teşekkür ediyorum içimden sessizce canım Mamy'im...
Neden bu kadar dolu,tatlı,zeki, sevilen(ve daha bir çok sıfat)
olduğunun her hafta ayrı bir sebebi olduğunu görüp öğreniyorum. Hayranlığım ve sevgim büyürken,yakınlarında olup seni sık sık görüp birlikte olamamanın üzüntüsünü hissediyorum sevgili Gülsen Öğretmenim.
Tabii,senle mi uğraşacağım iyi k,i uzaktasın demezsen:))
Demezsin biliyorum:)
Kucaklıyorum seni.
Sevgili Arkadasim,Gecmis yillarin 3 anisinin kiyisindan izledim sanki o yillari daha dun gibi...."Unutulmus birer birer eski dostlar,eski dostlar" dan biri olarak!Sen de anilar da oldugun gibi hep aklimda dolanan Gulsen olarak var olacaksin. Eski ama eskimeyen dostummmm....
Teşekkürler özgür kadın.. Sıradan bir mahalle idi içinde sıradışı insanları barındıran.. O da benim şansım olmalı.
Bir usta tarafından usta kabul edilmek,güçlü bir teşviktir.. Sağol sevgili Alizafer..
"Tesadüf" ilerisi için tutunacak bir dalım olsun istemiş olabilir sevgili Nihanım..Böylesi güzel ve unutulması mümkün olmayan çocukluk ve gençlik yılları armağan ederek..Yoksa, tahammülü güç hatta imkânsız acılara nasıl dayanabilirdim?
Kötü ve yanlış sorulara doğru cevap verenlere bayılırım Nalân:))
İsteklerimin ve dileklerimin başladığı "keşke.." lerimin içinde olduğunu bilmene sevindim.
Ah benim gerçekten eskimeyen dostum, sınıf arkadaşım, meslekdaşım,dertlerimi paylaştığım Sevim Yalçın..
Canın nazlanmak mı istedi? :)
Gülsen hocam
yazınıza başlarken attığım kahkahalar sayesinde on gündür yaşadığım sıkıntıları hafiflettim diyebilirim.
İşte siz bana hep böyle iyi geliyorsunuz:)))
Bizde hala mahalle arkadaşlarımla görüşüyoruz ve hep o günlerden, yaptıklarımızdan bahsediyoruz.
Gönül Akkor'a gelince; babamın hiç bıkmadan usanmadan dinlediği buğulu sesti
İsmet Nedim'in adını ise ilk annemden duymuştum.
Orhan Gencebay'ı hiç samimi ve sevimli bulmamıştım hayatım boyunca ehh biraz haklı çıktım galiba....
Levent Kırca'ya ise sayenizde bir kere daha hayranlık duydum:)))) Demek ki (özürlerimle)tabir-i caizse 'fırlamalık' insanın içinde küçükten itibaren olmalıymış:)))
Yüreğinize , kaleminize sağlık olsun, iyi pazarlar dileğiyle.... sevgiler
Nazlı'm .. görmeden sevdiklerimin ilki..Sana iyi geldiğime sevindim..
Tekrar okuyunca farkettim ki "öğnüne bak" diyen bayanın Vali'nin eşi olduğunu anlamamışım. Daha bir güldüm anlayınca :))
Yeşermek, yeşil olmak ve binlerce canlıya gölge, yuva,ümit sunmak güzel bir geçmişe, harika bir kök salmaya benzer.
Teşekkürler size öğretmenim. Daima taze ve yeşil kalın, pembeleri, sarıları, kırmızıları, mavileri de görkemli bir bedenden taşıyarak...
Güven Serin
Bu ne kadar güzel ve sanatsal bir yorum ve ÖVGÜ sevgili Güven..
Hak edip etmediğim konusunda çelişkilerim olsa da inanılmaz mutlu ediyor beni..
Edebiyat hocam bana hediye ettiği bir kitabın kapağına "yersiz tevazuu insana daima kaybettirir unutma.." diye yazmıştı.. Ama bana göre, yerinde bir tevazuunun kişiye dost kazandırdığını yazmayı unutmuş!!
Sevgi ile güzel dost...
Yazıp yazmama arasında bocalarken iyi ki bizi bu yolculuğa çıkardınız sevgili Gülsen hocam iyi ki... hafif solmuş da olsa o siyah beyaz fotoğraflar, bize kattığı değeri ancak dibine kadar yaşayanlar bilir.
O güzel yüreğinize sağlık.
Ayrıca, ileride bize de o günlerin anılarını paylaşmamız için esin kaynağı oldunuz!
Bak buna çok sevindim sevgili Mehmet.. yani esin kaynağı oluşuma.. olabiliyorsam tabii. Sadece konularla ilgili bir fikir verebilsem bile, bu, ileride sizler için hafıza yatırımı olur en azından!! :)
Çok yoğun ve yorgun geçen bir günün ardından, koltuğa uzanıp uyuyakalmaktansa, bilgisayarımı açıp, Gülsen hocam bir şeyler yazmış mı tercihini yaptığıma o kadar memnunum ki.. :)) (Of bu ne uzun ve okunması yorucu bir cümle oldu.)
Siz benim ruhumun ilacısınız. Bu ne kadar güzel bir anı yazısı? Yorgunluğumu unuttum. Yazınızın akıcılığı kaptı götürdü beni. Ama tadında bırakmak ne demek Gülsen hocam, valla ağzıma bir parmak bal çalınmış gibi oldu. Bu kadarla kalmasın ne olur?
Ayrıca ben İsmet Nedim'i de biliyorum Gülsen hocam. Bir zamanlar sevdiğim şarkıları dinleyip, sözlerini defterlere yazarken, bestecilerini de öğrenmiş olurdum. O zamanlardan bildiğim bir sanatçı kendisi. Yurt dışında olduğunu duymamıştım, ne yazık, bir sanatçımız daha vatanı dışında bir ülkede yaşamayı seçmiş.
Anılarınızın yeni bölümlerini bekliyoruuummm! Paylaştığınız için çok teşekkürler.
Sevgilerimle.
Şöyle yorumlara tekrar göz gezdiriyorum da,acaba ben mi yanlış değerlendiriyorum kuşkusunu gidermek için, bakıyorum ve yeniden bir daha mutlu oluyorum söylenenlere, hislerin bu denli açık ve yürekten yazılışına.. Düşünüyorum... beni tanıyanları biraz muaf tutarak, beni hiç görmeden tanımadan nasıl oluyor da, yazdıklarıma olsun, fikirlerime olsun ve o fikirlerden yansıyan davranışlarıma olsun bu kadar hoşgörülü olabiliyorlar diye..
Öyle zannediyorum ki sevgili Anjelika, insanın olduğu gibi olması hatalarındaki itiraflarında bile samimiyetten uzaklaşmaması satırlarından okuyana ulaşabiliyor.. Ne mutlu bana!...
(Ben bu minik ama devasa anlam taşıyan cümleyi çok seviyorum..)
Eskiden "mahalleler" vardı değil mi...Acı tatlı bir sürü anılarla dolu günlere taşıdın beni bu yazınla sevgili Gülsen... Biraz daha dalıp gideyim o güzel günlere, çocukluğumu, gençliğimi hatırlayayım sayende... Teşekkürler :)
HANİ HİÇ KİMSEYİ BEKLEMEDİĞİN BİR AN KAPI ÇALINIR... AÇARSIN!! .. Sözün özü, özlemişim seni..:))
O baştanaşağı yenilediğin o güzel evinin her bir odasını duvarlarındaki tahtaların sayısına varana kadar ezberledim.. Evet eskiden mahalleler vardı Banu ve dostluklar orada pekişirdi..
Senin de çocukluğunu hatırlamana bir sözüm yok... da, gençliğini hatırlamak istiyorsan aynaya bak yeter..
Gülsencim, aynadaki görüntüye baktığımda gördüğüm, içimdeki çocuğun muzipçe gülümsemesi oluyor :)
Beni unuttun sanmıştım, ne kadar yanılmışım... Ve yanılmanın beni ne kadar mutlu ettiğine şaşırdım :)
Şuevi bir de yakından görmenin zamanı gelse diyorum hani :)
Sevdiklerimi unutamamak gibi tedavisi mümkün olmayan bir hastalığım var.. :))
Yine gülümseyerek okudum anıları, ve ne ilginçtir ki sınıf arkadaşlarınızdan ikisi ile yakından tanışmak banada kısmet oldu sevgili hocam..
Levent kırca ve Ayten hanımla benimde uzun sohbetlerim olmuştur, kadere bakın işte resimlerde onlarla sizi önlükle birarada görünce insan gülümsemeden edemiyor..
Siyah beyaz resimler ne çok şeye şahittirler, eminim birçoğumuz bu güzel anıları okuyunca kuytu köşelerden sararmış albümleri kucağımıza almışızdır bile, teşekkürler ediyorum sevgili hocam gerçekten ilginç ve güzeldi..
Saygılar sevgiler...
Onlar halka malolmuş halkla bütünleşmiş insanlar.. Kimbilir kimlerin albumlerinde sararan fotoğraflarda yer alan tanıdıklarımız var.. :)Belki ilgi bekleyen resimler biraz nefes alır!!
akıp gitti kelimeler... anlar ve zamanlar... edebiyatla ilgili bir tespitim var kendi beğenilerim adına: gerçek yaşamdan olanları daha bi severek okuyorum. hayat kokuyorlar.
Sadece edebiyatmış gibi yazılan yazılarda da alır insan bazen o kokuyu sevgili Evren. Hayalî bir anlatı gibi yazıldığı halde!! Özlemişim seni benim mağrur kadınım :))))
Ne kadar güzel dile getirmişsiniz anılarınızı.
Bittiğinde fark ettim dalıp gittiğime cümlelere...
En çok da Samsun'lu olmanızı sevdim.
Sonuçta aynı denizin iyotunu koklamış,aynı Karayelde üşümüşüz...
Severim samsunu...
Henüz üç beş ev varken, çok koşuşturmuşluğum, hırçın dalgalarla boğuşmuşluğum vardır Matisyon(Atakum'da)...
Ankara yönüne döndüğümüz o kavşak hep hüzün taşımıştır anılarıma.Bir de sevincim olmuştur sevgili Karadeniz'e kavuştuğum için...
Severim Samsun'u...
Arabamın plakası bu nedenle 55 zaten.
Biraz önce ben de senin sayfandaydım sevgili uzakdost.. Samsun sadece çok acı anılarımda kaldı artık..belki geçmişi bu denli özlemle anıp anlatışım ondan..
Düşündüm de, sizden dinleyebileceğim tonlarca anı vardır daha. Bir Bodrum akşamında, sahilde yanan ateşin başında...
Tüm dünya lisanları ile ve gönül diliyle AMİN!!!...
Hoşgeldin Müge..
Sayfamı, bloğunun tanıtım aracı gibi kullanmasaydın da ben sayfanı ziyaret etmeden onaylamazdım zaten.
Bloğunuzdaki müzikler gibi güzel, yapraklar kadar huzur veren bayramlar dilerim.
Alıp götüren müzik eşliğinde huzurlu, sağlıklı,mutlu nice bayramlara...
Okuyunca sanki birden bizim mahalle gibi geldi kişiler yüzünden, çok güzel anlatmışsınız ve hala Levent Kırca öyle ;)
"MAHALLE" KELİMESİNE BİLE YABANCI OLAN ŞİMDİNİN ÇOCUKLARI İÇİN ÜZGÜNÜM.. eEE.. İNSAN 7 sinde NEYSE 70inde DE O !!!
SEVGİLİ ALİZAFER ve SEVGİLİ MEHMET
GÜZEL DİLEKLERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.."KURBAN" .. BENİM BAYRAMIM DEĞİL..
ANCAK SİZE CEVAP VERMEMEK NE MÜMKÜN? :)) _ :))
Fonda harika bir müzik ve siyah beyaz ekrandan yansıyan görüntülerin içine dalıp, anılara yelken açmak hele ki sizin o usta anlatımınızla birlikte! nasıl da iyi geldi Gülsen Hocam..bu 'tadında' dediğiniz tadımlık lezzet, inanın hiç bitmesin istedim...
Not: Bu arada size haberdar edemedim Gülsen Hocam..Eşimin ani işyeri değişikliği dolayısı ile bizde taşınma telaşları içindeyiz..Bu yüzden bloglardan uzak kaldım!..kısa bir süre sonra toparlanmış oluruz..Bende tekrar kendi tempoma dönerim.)
Size ve sevdiklerinize sağlık, huzur ve barış dolu güzel bir bayram dilerim...
Sevgilerimle...
Alınan güzel haber, hele de yersiz olması dilenen endişelerden sonra, benim için bayram sevinci sevgili Esin'im.. Huzur dolu yenilikler diliyorum güzel ailene..
bu hikayelerin devamlarını isteriz tadı damağımızda kaldı...
sen istedikten sonra!!! her pazar beklerim :)))
Yorum Gönder