4 Nisan 2017 Salı

Belki lâzım olmak !!

 
"Belki lâzım olur.”  !!..
Bu düşünce, her kadının ve her annenin lügatinde kazılmış olarak vardır.. Olmayanlar da vardır mutlaka ama onlara “ne mutlu” demek gelmiyor içimden nedense..

Belki lâzım olacağını düşünmek!! .. her ne olursa olsun, ileride ister kendisi için isterse evlatları anası babası konusu komşusu… düşündükleri veya kurduğu hayalleri için,  “ belki lâzım olur” diye bir şeyler saklıyorsa bir kadın, ‘O’ benim gözümde gerçek kadındır ve annedir.. Haaa, bazılarının gözünde de ben çöpçü kadın olabilirim ve haklı da olabilirler..
 
Sanki anlattım gibi geldi,
şimdi buraya yazacaklarım!..
Ama düşündüklerimi mi yazdığımı zannediyorum, yoksa yazdıklarımı mı yeniden düşünüyorum karışıp gidiyor!!
Zaten yaşlılığın bariz özelliklerinden biri de, anlattığını unutup, o anlattıklarını tekrar tekrar anlatmasıdır.. Hani gençlerin tahammül edemediği.. hani “aaa anlatmıştın” diyerek sözü anlatanın boğazına tıktığı!! 
Geçmişte aynısını zaman zaman aile büyüklerime yapmış olsam da, ve şimdilerde aynısı artık bana yapılsa da.. tecrübelerime dayanarak derim ki, tekrarlanan anlatıyı dinlemek güzeldir... Hem unuttuklarını yeniden hatırlatır insana, hem de anlatılanların doğru mu uydurma mı olduğunu  ispatlar dinleyene!! :)
 
Ben zaman zaman karşımdakilerin (çok az sayıda olsalar da..) sabrını ölçmek isterim.. anlatmış olabileceğim bir konuya başladığımda, karşımdakinin yüz ifadelerinden daha önce anlatmış olduğumu anlar ve “anlatmıştım hani..” diye kısa keserim.. Ama o dinleyenler daha doğrusu dinleyemeyenlerin içinde, daha ben anlatmaya başlar başlamaz, ayağa kalkıp, bıkkın bir ses tonuyla “hııı anlatmıştın” diyen olduğunda, ben engel olmaya çalışsam da hükmümün geçmediği bir emir gelir beynimden yüreğime.. “gereksiz” diye.. Ve ondan sonra… o kişi her kim olursa olsun.. benim için varlığı ile değil ama duyguları ile gereksiz olur !.. Dinlemesine dinlerim ama dinlediklerim kayda geçmeden silinir gider aklımdan. 

Neysss- se!!! :) Konuyu fazla dağıtmadan ve yazmayı düşündüklerimi unutmadan!!! devam etmek en iyisi.. 

Bu aralar, hatta şu son bir hafta içinde ne kadar belki lazım olur diye itina ile sakladığım, pek çoğuna yer bulamadığım için kenara köşeye sıkıştırdığım… pek çoğunun ne için ve kim için lazım olabileceğini bile unuttuğum ne varsa temizliyorum..

Çünki çok yakın bir geçmişte de yaşadığım için, sevdiğim bir varlığı dağın ardına yolcu ettikten sonra nesi var nesi yoksa, onun da belki lazım olur diye köşe bucak sakladığı ne varsa.. hepsinin darmadağınık toplanıp hatta toplanmadan temizlenip ilgilenen ilgilenmeyen kişilere verildiğini .. pek çoğunun da, kapı önüne konan ayakkabısının kenarına bırakıldığını bildiğimden .. topladıklarıma bakarken, tam aklıma “acaba buuu…” diye bir soru geldiğinde “HAYIR” diyorum!! .. Her hayır cevabında bir hayır olduğuna inancım yüksek olduğundan 😊 😊 .. 

Ve...
 
Sonra yaslanıp arkama derin düşüncelerin ve endişelerin kucağına bırakıyorum kendimi.

“Sen” bile diyorum kendime… sen bile artık “belki lâzım” olmuyorsun Gülsen..






 

 

7 yorum:

Makbule Abalı dedi ki...

Elimde olsa önce o son cümlenizdeki "Belki lazım" sözcüğünü "Her zaman gerekli" ifadesiyle değiştirmek isterdim. Her yazınızda ben zaman zaman kendi geçmişime dönerim. Anılarla yılları tazelerim. Bir hayal perdesinin ardından geçmişi yeniden tazelerim. Bu yolculuğa bazen birkaç damla gözyaşı eşlik eder, bazen bir gülümseme...
Annem de kullanılmış, eskimiş eşyaları,yıpranmamış objeleri, daha doğrusu hayatı yeniden en güzel şekilde değerlendirenlerdendi. Onun sihirli sözcüğü "Yeniden kazanılır, ben onu değerlendiririm." Bir oda dolusu eşya... Çoğuna yeniden can verdi gerçekten. Yeni bir obje kazandı, zevkle kullandı, hediye bile verdi. Ama ölümünden sonra tamamlayamadıklarını görüp bizler acı çektik. Onun gibi tamamlamayı da başaramadık. Biz sevdikleri paylaştık o güzel anıları.
Kuşaktan kuşağa bazı şeyler aktarılıyor. Şimdi kızım topluyor tıpkı anneannesi gibi.Ben her şeyi değil, eski mektupları, defterleri, küçük notları atmaya kıyamıyorum. Biriktirmeye "hayır" dediğim çok şey var.
Sayenizde geçmişe küçük ama anlamlı bir yolculuk yaptım sevgili Gülsen Öğretmenim.
Sonraki molanız bu kadar uzun olmasın lütfen.
Gönülden selam-sevgiler...

nihansu dedi ki...

Yazınız muhteşem, ifade gücü zaten tartışılmaz ama gelin görün ki son cümle pek hoşuma gitmedi. Ben biliyorum o lazım olur diye düşünülüp de nelerin saklandığını ve bazen kendimi çöpçü hissettiğimi ve bir an gelip de her şeyi atıp toplu temizlik yapma hissini bunları çok iyi biliyorum da... Bilmek istemediğim sizin son yazdıklarınız, siz herkese özellikle de bana daha çok lazımsınız.
Dualarım hep sizinle...

Ecehan dedi ki...

Offf offff Koca Yüreklim... Atamayanlar grubundayım, atamıyorum hep o "belki lazım olur" sınıfının kuvvetli öğrencilerinden... Bir parçacık da olsa biriktirdiğim herşey dağlar kadar yük oluyor sonra üzerimde ve inanın sık sık bana birşey olsa bunları çöp diye atacaklar mecburen deyip gülüyorum da kendime. Umarım biriktirdiklerim başkalarının üzüntüsü olmadan gider gidecekleri yere... Ne kıymetlidir sizin biriktirdikleriniz de, atmayın bence yine de, duyunca bile içim ürperdi...
Daha sık yazsanız keşke...
Hürmet ve özlemle öpüyorum sizi...

Akgül Çubukçu dedi ki...

Gülsen hocam, bu yazınızı okumuştum ama bir türlü kafamı toplayıp yorum yazamadım. O son satır içime oturdu, ne desem yetersiz kalacakmış gibi, hissettiklerimi aktaramadım. Hem siz biliyorsunuzdur, ben içindekileri kendine saklayan, paylaşamayan bir Oğlak olaraktan, üzüldüğüm zaman da çok sessizleşirim, içime kapanırım. Hem o nasıl bir cümle öyle: “Sen” bile diyorum kendime… sen bile artık “belki lâzım” olmuyorsun Gülsen.."

Gülsen hocam, siz o kadar gereklisiniz ki, hem sizi sevenler, hem de halâ günümüzün şu seviyesi düşmüş toplumu için. Geçmişin o değerli tedrisatından geçen sizin gibi değerli insanlar bilgileriyle, görgüleriyle güzelleştiriyor yaşadığı çağı ve toplumu. Onlar gün geçtikçe azaldıkça, toplum kalitesinde de gün be gün güzellikler azalıyor, seviye düşüyor. Siz yaşadığınız her gün, bir katre dahi olsa bilginizi ve görgünüzü aktarsanız yazılarınızla, paylaşımlarınızla rastgele okuyan birinin bile düşünce gelişimine katkınız olur. En önemlisi de torununuza aktardıklarınız, sizden öğrendikleriyle gelişen kişiliğiyle, gelecekteki çocuklarına aktaracaktır, bu sizin geleceğe yatırımınız işte.

Gelelim atamadıklarımıza. "Belki lazım olur.." Kıyıp da atamadığım herşey için, gerekçelerimden sadece biri bu. Atamamak için bende o kadar çok gerekçe var ki, neyse, şimdi burada saymayayım. Bu yüzden evimde biriktirdiğim her şey için, istesem rahatlıkla "Masumiyet müzesi" benzeri bir müze açabilirim diye düşünüyorum. Bana o kalanların manevi anlamı o kadar büyük ki. Anıları var. Maddi değil, manevi değerleri büyük. Fakat artık bu evden taşınmamız gerekse, bunca eşyayı nasıl toplayıp, gittiğim yerde nereye koyacağım diye düşünmeden edemiyorum.

Uzattım değil mi? Gülsen hocam, uzun sözün kısası, benim/bizim hayatımıza kattıklarınız için gönül dolusu teşekkürler size. İyi ki varsınız, iyi ki sizi tanıdım, Allah'ın bir lûtfu oldu sizinle tanışmam. Hep aynı şeyi düşünüyorum, annemin yerine gönderdi Allah bana sizi. Sağlıklı, huzur dolu bir yaşamı bütün sevdiklerinizle paylaşmanız dileklerimizle, sevgiyle kalınız...

tufan dedi ki...

Değer verdiğimiz bir çok şeyin değersiz kaldığını, ya da kalacağını hissetmek gerçekten üzer insanı, yazınızı okurken bir çok satır arasında gülümsedim sevgili hocam, benim öyle bir belalım var ki, o anlatırken yaşadığı heyecanı hiç bölmek istemem!.
Şehirden köye taşınınca evlerimizde ne çok gereksiz eşya biriktirdiğimizi fark etmek hiç zor olmadı, aslında evlerimizde bizler değil eşyalarımız yaşıyormuş, şimdi dağıt dağıt bitmiyor..
"hıı anlatmıştınız" diyenleri yadırgadım desem yalan olmaz bazı şeyler çivi gibidir defalarca çakmak gerekir.. Çok hazırcı bir nesil var şimdi, ne yapalım biz de onlara da alışacağız sevgili hocam..
Saygılar sevgiler...

sevim yalcin dedi ki...

Sevdigim Gulsen'im, " belki lazim olurum bir gun 'Sevim'e deyip de benim yazmami bekledigin oluyor mu,bilemem Gulsennnnn?"Inan bana sen bana, her zaman kimle olursam olayim -birak yakinlara lazim olur belki nin disindakileri-her an lazimsin bana, canim arkadasim...Yasantimizin su son diliminde kac yakin ya da kisiler oldu ki- yavan ve sig olanlarin disinda- kisisel sohbetimiz olabiliyor??? Sen hep insanin ozunde, bolusmekten yana oldugum konulari yaziya dokuyorsun...ben senin kisisel ayrintilar konusunda yazdiklarindan hep etkilenirim...Bakma sen,gozumden cok seyi kacirmisimdir..beni sakin 'sevim ilgilenmiyor benim yazdiklarimla'diye dusunme...seni seviyorum yillanmis ama eskimeyen arkadasim... Dun aksam(7 nisan 2017) yillarin arkadaslarimizla bir yeni tatilden dondum .Antalya /Belek de cok guzel bir apart otelde kaldik. Guzeldi,hostu,amaaa sen olsaydin da diz dize sohbet edebilseydik ne kadar cok isterdim biliyor musun? Seni ozluyor ve seviyorum guzel insan ..Sevgimle opuyorum saglik ve huzur dileklerimle...Hep hosca kal canim benim....

Esin Bozdemir dedi ki...

Aramda duygusal bir bağ olan eşyaları atamıyorum ben de!.
Ancak o duygusal bağ içinde beni can evimden vuran ve beni tatsız anılara sürükleyecek olan şeyler varsa eğer, artık o tür eşyaları atıyorum düşünmeden. Bir de daha sonra değerlendiririm demiş ama bir türlü fırsat yaratamayıp atıl duran şeyler var ise onları da atıyorum. Eskiden atamazdım ben de, somut/soyut her şeyi kafamda ve yüreğimde taşır dururdum ama bir gün, hiç ummadığım bir anda, öyle birşey oldu ki!.. yeni bir milattı benim için ve o günden sonra artık bana ağırlık verecek (beni üzecek) olan ne varsa işte tüm bunlara karşı, bende de bir nötr hali oluştu..Belki de bünye bir çeşit kendi kalkanını oluşturuyordu kim bilir!.

Usta kaleminiz ve anlam yüklü yazınız muhteşem. Siz, hayatımıza kattığınız sayısız artılarla iyi ki varsınız Gülsen Hoca'm..Her zaman sevgi ve saygı duyduğum özel bir insan oldunuz. İçten sevgilerimle...