28/Kasım2017
Akıl Oyunlarım..(1)
İnanın o yazdım zannettiklerimdeki destanımsı anlattıklarımın hiç birisini hatırlamadığım için aynısını yeniden yazamıyorum.. En iyisi, beynim yazmaya başlayınca oturup dikte etmek.
***Mesela yukarıdaki satırları 4 gün önce yazmış sonra inanın dakikalarca beklemiş ve devamını getirememiştim.. Oysa o gün öğretmenler günü idi.. Yazacağım, daha doğrusu yazacağımı zannettiğim o kadar çok anım ve haberlerim vardı ki.. nereden başlayıp hangisi ile bağlantı kursam da, masalımsı olsa yazacaklarım… diye düşünceye dalınca, kendimi o masalın içinde buluverdim.!!
Sonra karanlık ürkütücü olunca da, elektriği
yakmayı unuttuğumu fark ettim.. kalkıp açtım ve aklıma saate bakmak geldi!! Ki,…
beni ilk kez ürküten de o oldu.. Tam 4 saattir tek kelime yazmadan yazdım
zannettiklerimi okuyormuşum beynimden..
Hani bir film vardı beyin oyunları mıydı
neydi adı.. o geldi aklıma.. belki de beyin oyunlarımla meşgul olunca
yalnızlığımı fark etmediğim için canım sıkılmıyor..
Neyse.. yazacaklarım bunlar değildi tahmin edersiniz. Ama ne yazacağımı
hiç ama hiç düşünmeden oturduğumu tahmin edeceğinizi pek sanmıyorum..
Aslında akıl oyunlarında olduğu gibi
hayalimde bir şeyler yazdım… okudum…
beğenmediğim yerleri değiştirdim düzelttim… SONRA… neydi o düşündüklerim ve aklım sıra
yazdıklarım?? HEPSİNİ UNUTTUM !
Şimdi, sizler, eğer hâlâ benim sayfalarımı
ziyarete gelen varsa, gelip okuyan mevcutsa eğer, SİZLER, eğer hiçbir şey
yazamazsam, eğer zamanınızı
harcadığınıza değmiyorsa yazacaklarım, sizden ricam sessizce kapıyı
kapatmanız!!
Çünki bugünden hatta şu andan itibaren bir karar
aldım.. Bundan sonra burası, kalan ömrümün hatıra defteri olsun..
Yani tıpkı ama TIPKI bir hatıra defteri tutar
gibi her gün veya zaman zaman, buraya düşüncelerimi.. dertlerimi… varsa mutlu
olma sebeplerimi.. ve akıl oyunlarımı bu sayfaya devam ederek yazmak istiyorum..
Her yenilediğim yazımı farklı renklerde yazarsam ve ilgilenen olursa belki dikkatini çeker diye düşündüm..
Canı deli saçması okumak isteyen olursa
… BEKLERİM!

3/Aralık
Akıl oyunlarım (2)

6/Aralık
Ya başıma gelirse diye düşünmediğin onlarca hatta yüzlerce
şeyle karşılaşınca bir gün, şaşıracağını sanıyorsan yanılıyorsun..Ya umurunda
olmuyor artık.. ya da merak ettiğini bile hatırlamıyorsun.. veya, ya doğal
karşılıyorsun ya da aklına yazılmadan silinip gidiyor..
Pek çoklarınızın anne babalarından… bazılarınızın eşinden
ve kendisinden görüp şahit olduğu ne çok şey vardır.. Bunları yazmamın bir
sebebi yok.. yani, bir fikir beyan etmiyorum veya başıma gelen bir olay olarak
anlatmıyorum.
Bu, bilâistisna 70 yaş üstü kişilerin bir gün farkında
bile olmadan kabullenmeye başlayacağı bir süreç.. Mesela önce isimleri unutmakla
başlıyor isyanına hafızan..
O çok güvendiğin.. o seni onurlandıran ve hiç
mahcup etmeyen hafızan!! TIK diye kalıyorsun cümlenin ortasında.. Bunun ilk
başlarda alzaymerle bir ilgisi yok... bunamayla da pek ilgili değil.. Bu, dolup
taşırdığın, lüzumlu lüzumsuz bir yığın teferruatı yığıp ezberlediğin hafızanın
isyanı!..
Bakıyor ki sen hâlâ dolduruyorsun olur olmaz sözcükleri o zaman o da
dipte köşede ne varsa boşaltmaya başlıyor..
Sonra eski konu komşunun
akrabaların eski
ne kadar tanıdık varsa onların isimlerini yok ediyor hafıza
hanım!!! Sonra… sonra ne oluyor biliyor musunuz ?.. insan hafızası yani
hafıza-i beşer, nisyan ile maluldür sözünü hatırlıyorsun ve bir tek onu artık hiç
unutmuyorsun.
Çünki, bu cümle, "İnsan hafızası
unutkanlık hastasıdır" anlamındaki bu cümle, insanın yaşamını
devam ettirebilmesi adına anlık heyecan, sevinç, üzüntü gibi kendisine
yaradılıştan eklenen özellikleri yaşamak için, pek çok şeyi unutmak zorunda olduğunu belirtir..
Şimdi… ister inanın ister
inanmayın, yazmayı düşündüklerim bunlar değildi.. ve şu an neyi yazmak
istediğimi hatırlamıyorum..
Hata sizde.. Ben masumum ! İlk baştan, yazacaklarımın deli saçması olacağını itiraf etmiştim..

Akıl oyunlarım... (3)..

Bugün buraya yazmaya başlamadan, yazdıklarımı okudum önce.. Onları yazarken hiç aklıma gelmeyen ama şimdi okurken hatırladığım bir anım oldu.
Çocukluk yıllarımdan, eski zaman diliminde yaşadıklarımdan sizlere bu sayfada çok şeyler anlattım. Belki hatırlayanlarınız olur.. Akla hayale gelmeyecek kadar, hele de bu devre göre muhteşem bir çocukluk yaşadım ben. Varlık açısından değil.. hür düşünce ve insana duyulan saygı açısından..
Çok büyük koca bir kiliseden bozma üç katlı bir evde, alabildiğine büyük ve bakımlı bahçesinde bütün kardeşler ve komşu çocukları hür ve mutlu bir çocukluk yaşadık.
Babamın kuyumcu olan yaşlı bir arkadaşı vardı.. Şafi bey amcası idi tüm çocukların. Annem ne zaman su böreği yapsa, babam Şafi amcamızı çağırırdı yemeğe.. Deli olurduk sevinçten.. Öyle masalımsı öyle acaip güzel anılarını anlatırdı ki .. masal gibi ağzımız bir karış açık dinlerdik “çocukluğumda….” diye başladığında anlatmaya..
Bir gece dayanamadım.. 6-7 yaşlarında idim.. “şafi bey amca sen yaşlısın nasıl unutmadın çocukluğunda olanları?” diye sordum.. Önce uzun uzun acı bir tebessümle güldü yüzüme bakarak.. sonra, “Bak iyi belle anlatacaklarımı cadı kız..” dedi ve başladı anlatmaya..
“İnsanın beyni raf gibidir. Hani mutfakta bardakları tabakları dizdiğimiz raf var ya.. hah işte aynen onun gibidir. Duyduğumuz .. öğrendiğimiz.. ne varsa beynimiz onları o raflara itina ile yerleştirir.. sonra.. yıllar sonra .. o raf(!)lar dolduğunda bu defa öğrendiklerimizi, rafların kenarına köşesine arasına sıkıştırırmaya başlar.
O sonradan sıkıştırılanlar bir müddet sonra düşer kırılır.. yani unutulur! Ama ilk yerleştirdiklerin hiç kırılmadan koyduğun yerde kalır..” ..
O yıllarda, 50 yaşı geçen insan YAŞLI insandı.. yani dede idi veya nene idi.. Dedeler akşam olunca ellerindeki bastonlarına abana abana ağır aksak evlerine dönerdi.. Neneler ise evlerinin köşe penceresi önünde oturup dantel yaparlar örgü örerler ve gelen geçeni seyrederlerdi.. Kabul günlerinde en baş köşe onlar için ayrılırdı.
O yıllarda, 50 yaşı geçen insan YAŞLI insandı.. yani dede idi veya nene idi.. Dedeler akşam olunca ellerindeki bastonlarına abana abana ağır aksak evlerine dönerdi.. Neneler ise evlerinin köşe penceresi önünde oturup dantel yaparlar örgü örerler ve gelen geçeni seyrederlerdi.. Kabul günlerinde en baş köşe onlar için ayrılırdı.
Bunları bana anlattığında Samsun’un ve bizlerin Şafi bey amcası ise 70 yaşlarında idi..
Yani benden gençti!
Düşününce.. daha doğrusu yazdıklarımı farklı bir gözle tekrar
okuyunca.. Yani.. ay aman neyse ne.. yazayım olsun bitsin.. Lügat parçalamanın
sırası değil !!
Bu tür yazdıklarım ve yazmayı
düşündüklerim sizleri ilgilendirecek ya da ilgi çekecek şeyler değil. Evet
okunması hoşuma gidiyor.. hele içten yapılan paylaşımlara bayılıyorum ama.. ben
zevkten bayılayım diye sizleri farklı konumda baymaya gerek yok..
Hepiniz.. bilâistisna hepinizi evlat gibi öğrencilerim gibi sevdiğimi
bilin ve unutmayın..
Yeni yıl, umarım ve dilerim bu
yılı aratmaz..

65 yorum:
günaydın.yazmak güzel bir şey.yazın siz bir okuruz.
Yazı sanatı;yeryüzü cenneti olmalı;kutluyorum sizi sevgili öğretmenim;yazmaya yazgılı olduğunuz için...
Hoş geldin sevgili Mehtap.. Tek cümleyle bile olsa okunduğunu bilmek; yazmaya devam için bir sebep..
Gerçekten güzel bir bağlantı.. İnsanın o yeryüzü cennetinde yalnız olmadığını bilmesinin huzuru içindeyim sevgili Güven.
Lütfen yazmaya devam edin Gülsen Hocam. Her zaman sizi ilgiyle okudum. Aldığınız bu karara da çok mutlu oldum. İçten sevgilerimle Gülsen Hoca'm..
Mümkün mü deli saçması olması? Sizin her bir yazınızın değerini bir bilseniz... Her zaman keyifle okuyorum, her bir kelime içime işliyor.
Bugünlerde ben de içimden saatlerce sizinle konuşuyorum, saatlerce anlatıyorum, dinliyorum.
Siz hep yazın, hep...
Siz yazın biz zevkle, umutla, bazen kederle okuruz sizi. Var olun, sevgiyle kalın...
Daha dün sarışınım, yakın bir geçmişteydim.. senin, evimde bana sarılan fotoğrafına baktım uzun uzun... hem çok mesafeli ve sınırlı, hem de yürekten sarılışına bir kere daha hayran olarak.. Teşekkür ediyorum Esin'im.
Biliyor musun, senin son yayınladığın yazını ilk ben okudum Orkidem.. Senin sevgi dolu yüreğine.. hem evlat hem anne olarak duygularına.. ve mükemmel bir eş oluşuna bir kere değil BİN kere daha hayran oldum Nihan'ım.. Ben de güneş batarken o koltuklara oturup seninle konuşuyorum inan.. Aslında sopalarımızı saklamıyoruz birbirimizi görünce ama her ikimizin de pek akıllı olduğuna emin değilim ben. Hele de zamanımızda, "duygusal" ın enayi kabul edildiği bu devirde!!
Sağol Semra.. Kısa ama ÖZ yazını çoğaltıp çoğaltıp okuyorum.. Teşekkür ederim güzel insan.
Sizden gelen her cümleyi okurum , tekrar tekrar okurum.Çok sevindim sık sık yazacak olmanıza sevgili Öğretmenim,merakla bekleyeceğim.Selam ve sevgiler.
Bu geç vakit bu sonbahar gecesinde kelimelerinle doluyum; zaman gibi, madde gibi ebedî, göz gibi çıplak, el gibi ağır ve yıldızlar gibi pırıl pırıl kelimeler. Kelimelerin geldiler bana, yüreğinden, kafandan, etindendiler. Kelimelerin getirdiler seni, onlar : ana, onlar : kadın ve yoldaş olan... Mahzundular, acıydılar, sevinçli, umutlu, kahramandılar, kelimelerin insandılar.
.......... İyi ki bizimlesiniz hoş geldiniz her daim hep birlikte olalım..en içten sevgim saygımla iyi bakın kendinize sağlıklı günler dileğimle esen kalın
Benim sessiz ve derin meslekdaşım.. dostum.. arkadaşım.. Arzu'm ..teşekkür ederim.
Hikâyem... ne güzel bir güç doldurdun yüreğime bir bilsen.. Senin satırların arasında öyle çok gizli anlam yüklü ifadeler buluyorum ki izahı çok zor.
Ama bil ki, bana verdiği gücün sınırı yok. Teşekkür ederim..
Her okuduğumda değişik bir yönünü keşfediyorum yazdıklarınızın. Sizi çok seviyorum ��
Yine bugünlerde HEP aklımdasın asortik krepim.. Muğla yine sallandı diye yazıyor ve benim de yüreğimde anlatamayacağım gerçeklikte endişe başlıyor .. Sonra imam efendileri bile kıskançlıktan çatlatacak kadar tüm duaları okuyup sevdiklerimi korumasını diliyorum. Bak bu yanımı da keşfetmiş oldun böylece!!! :)))))
Ben de seni seviyorum bitanem.
Gülsen hocam, inanın benim için yüreğinizden her çıkan kelimenin, duygunun, düşüncenin çok ama çok önemi var. İster sözle olsun, ister yazıyla. Yine de sözler uçucu, yazılar kalıcı ya, üzerinde düşünmek, hissetmek için uzun süreli etkiye sahip. Bloğunuzda ise, ne yazdığınızdan ziyade, nasıl duygularla yazdığınız önemli. Satır aralarından, daha, daha da derinlere, düşüncelerinize sızmaya çalışıyorum ben. Tabi her zaman mutlu etmiyor beni derinlikleriniz... Sizin canınızı yakan, benim içimi yaralayan duygularınıza ulaşmak, yoğunluğunu hissetmek, "ah ne yapsam da daha mutlu olmasına bir yardımım olsa" diye çaresiz kalmak da var. Gerçekten, bazen o derece düşünce girdaplarında kayboluyorum ki, anlatamam...
Çok detaylandırdım galiba ama söylemek istediğim aslında şu; siz ne yazarsanız yazın, aklınıza geleni, içinizden geçeni, hissettiğinizi, unutmak istemediklerinizi, günlük yaşamınızdan paylaşmak istediklerinizi, içinizden geldiği gibi, sade, yorucu olmayacak şekilde... Burası sizin için, bizler için gerçekten bir hatıra defteri olsun.
Sizi seviyorum...
Günüme güzel başlarsam, (ki artık bu pek ender bir mutluluk benim için) bütün günüm güzel geçiyor.. Ya da ben, böyle kabul ettiğim için bunun doğru olduğunu düşünüyorum.. Yani Akgül'üm demem o ki, günüme güzel başlamama sebep oldu sağlığınla ilgili endişelerimi gideren satırların.. Yaşamım boyunca, hayatımda yer eden, ve daha önemlisi o yeri her ne pahasına olursa olsun muhafaza eden ender dostlarımdan birisin. Varlığın, kendimi şanslı kabul etmeme sebep oluyor her zaman.
Sevgili Gülsen Öğretmenim, Bu aralar çok sık giremediğim blogda Okuma Listesine bakarken
birden bloğunuzun ve sizin adınızı görünce şaşırdım, sevindim, hemen okumak istedim.Ama dün engeller çıktı, olmadı. Oysa günlerce yeni yayınınız var mı diye kaç kez gidip geldim,ben de unuttum.
Ve şimdi okuldaki dersine geç kalmış, yeni göreve başlamış genç bir öğretmen gibi hissediyorum kendimi. Bağışlayın, kapınızı hemen tıklayamadım. Ama o kapıyı hiç kapatmayın lütfen.Hep açık kalsın. Hatta inanın zamansız gelmeyelim diye hep tedirgindik, içeriden bir ses gelmesini bekliyorduk.
Akıl oyunlarındaki gibi bazen unutkanlıklarınız olsa da-ki hepimizin oluyor- siz güzel şeyleri unutmazsınız. Varsın kalanları unutun, unutulması gereken ne çok şey biriktirdik bu karmaşık dünyada.Hatıra defteri tutma isteğinize ne çok sevindim. Aynı zamanda beyin jimnastiği olur.
Ve bizler geç kalmadan, akıllı bir bilgenin anılarını okumaya geliriz.
Sizi seviyorum. Sağlıklı, mutlu, huzurlu günler, yıllar diliyorum sevgili Gülsen Öğretmenim.
Sevgili Makbule'm.. Benim bir huyum vardır, (huysuz olmama rağmen :) ..) Beni mutlu eden tüm yorumlara kalıplaşmış cevaplar veremem.. Bazen çok kısa olur ama oku oku bitmez.. Bazen de yazdıkça yazasım gelir.. Aslında, (bence) işte gerçek muhabbet budur.. Bazı dostlarımın yorumlarını daha bir sabırsızlıkla beklerim.. Beni övdüğü göklere çıkarttığı için değil.. çok net ama çok öz bir ifade ile meramını aktardığı için.. Bazen yazmak istediği halde yazamadığı gizli duyguları da hissettiğim için..
Sen öyle doğal ve öyle içten öylesine gıllıgışsız yazıyorsun ki, bu nedenle alıp hepsini kabul ediyorum ... :)))
Ben bu kapıya ne zaman gelsem, kapı sonuna dek açık ve içerisi ışıl ışıl aydınlıktı..
Koca bir hayat gördük burada, koca bir yaşam.. Bilge bir kılavuz aydınlık bir yol ve koca bir okul..
Sanırım ben devamsızlıktan sınıfta kaldım, ama mazeretin var sevgili hocam..
Siz ne renk yazarsanız yazın, saygılar sevgiler hep "siyah beyaz" hocam..
Sana hemen çok uzun bir cevap yazdım ama sistemden mi yoksa benim gittikçe artan beceriksizliğimden mi bilemem hepsi yayınlanmadan silindi. Güzel dostum.. aklına davranışlarına hayran olduğum insan.. bana güç veren ve gerçek olduğundan asla şüpheye düşmediğim duyguların için sonsuz teşekkürler... Evet.. daima SİYAH - BEYAZ
Harika ve çok doğru bir karar almişsınız Canim Gülsen hocam. Sizin sıfatlandirdiginiz yazilar hayat dersi bana....
Hatırlanmak ve Aranmak, ömrü uzatan diyemem ama ruha huzur enjekte eden bir yaklaşım Nazlım.
Orada olacağıma emin olabilirsiniz ,Gülsen öğretmenim...
Beni hiç yalnızlık duygusu ile başbaşa bırakmayan güzel ŞEBNEMim bundan hiç şüphem yok.
Yazılarınızı zevkle okudum Gülsen Hocam. Bloğuma fazla uğrayamıyorum Huzur lu güzellikler le dolu günler diliyorum sevgiler
Sevgili Mualla, eksikliğini hissedebildiğim gerçek dostlar içindesin. sağol..
Ben deli saçmalıkları yazılanları okumak istiyorum Gül-sen Var-ol harikasınız .
Beklerim...
Arkası yarın mantığıyla yazılmış arkası yarın olmasa da yazdığınız her şeyi okumayı ümit ediyorum... Sınırsız takipçiniz olarak :)
Sen benim sessiz ve derinden dostum.. kızım.. Asortik krepimsin.. Hâlâ camın önündeki koltuğa ne zaman otursam, gelip kaşıma oturuyorsun :))))
❤️💙💚
Ne siz o kapıyı kapatabilirsiniz ne biz!
O kapıdan öyle anlamlı Gülsen Varol kokusu geliyor ki insan o kokuyu içine çekmeden nasıl huzur bulsun!
Gül-izim.. az önce ekledim 2. anımı . Ne mutlu bana ki dostlarım neyi niye yazdığımı anlıyorlar.. Seni çok sevdiğimi sakın unutma.
Hafıza hanım beni erken terk ediyor, siz onun iplerini hep elinizde tuttuğunuz için bu yaşınıza kadar size hiç nankörlük etmedi sanırım. Ben o ipleri elimde tutamadığım gibi hafıza hanımı doyuracak kadar besleyemedim.
O yüzden gidiyor beni terk ediyor kırklı yaşlarımda. Alzheimerde olabilir bende şaşırmıyorum.
Genetik diyor uzmanlar ben çoğu şeye lanet gözüyle bakıyorum.
Şimdi izninizle huşu içinde yine Gülsen kokusunda kaybolup gideceğim. İnanın şimdi şu anda bende yalnızım. Oturuyorum, yalnızlığım, ben, nankör hafıza hanım.
Seviyorum sizi, hemde çok
Sevgili dost yine keyifle okudum satirlari yine kaleminize hayran kaldim..heyecanla yeni yazilarinizi bekleyenlerdenim..Saglik, huzur ve sevgiyle kalin..
Sağol sanatkar dostum.. aynı sayfaya 1-2-... diye rakam koyarak devam edişim ve edecek oluşum (inşallah) hatalı mı bilemedim??
Yorumunda isim yok.. Ama, ben insanları ifadelerinden tanırdım eskiden.. Eğer hâlâ dediğin gibi hafıza hanım nankör değilse, bu ifadenin bir İZ taşıdığını düşünüyorum.. bir GÜL izi... Bilmem yanıldım mı?
Varsın unutulsun, çöpü boşaltır gibi boşaltsın, demek ki gerekli olmayankar ilk önce unutuluyor, hatta keşke bu çok daha erken olabilse... Biz ki gerekli gereksiz her şeyi hatırlayan ve bunun için de özel bir çaba göstermeyen almanak yengeçleriz, varsın gitsin yavaşça...
Nefis bir yazıydı harika bir iç paylaşımıydı.3’ü, 4’ü 5’i de gelsin devamında...
Ah Nihanım.. Orkidem... öyle bir boşluk ki içimde sensizlik, hep yarım gibiyim bu yüzden.. Evet biz çöpçü yengeçler, keşke yer vermesek pek çok şeye aklımızda.. İnşallah dediğin gibi olur ve ben, aklımda kalanlara aklımdan geçenlere takılıp 3..4..5.. diye yazar dururum dağın ardına gidene kadar..
Varsın hafıza hanım isimleri alsın götürsün ;öz sizde...Yazın lütfen biz de okuyalım.
Arzu'm.. Nasıl bu kadar az ve öz yazabiliyorsun..?? Maaşallah.. Ben imreniyorum inan.. Ben, az yazınca ÖZ olmuyor nedense.. :))) Sizlerin okuduğunu bilmek, zaten yazmam için tek sebep. Teşekkür ederim güzel meslekdaşım.
Derin yazılar... Teşekkürler.
Derinlerde olan sensin sevgili Alizafer.. Özlemişim.
O raflardaki anıları güzel diz, tertipli diz diye nasihatta bulunan olmamış ki bana tek tek düştüler anılar!
Çoğu zaman sizden okuduğum çocukluk anılarınızı hayretler içinde seyrettim hafızamda, film izler gibi sizin senaryonuza bağlı kalarak, dediğim hayranlıkla.
Yazmaya kalksam sizin gibi ince ayrıntıları ile hiç bir anı okunmaya değer bir yazı olmaz benim kalemimde. Çünkü onlar raflarda iyi dizilmedi.
Sizin kalem komutunuz ile hep yazar, yazacak eminim.
Bende okudukça kendi bozuk düzendeki anılarım yerine özenle yerleştireceğim bu nadide eserleri.
Newbahar
Yine okudum yine beni sürüklediniz, alıp yerden yere vurdunuz düşüncelerini , sonra eskilerin itinayla çamaşır asan kadınları vardı hani bahçelerde direklere bağlanan tellere asılan o mis pak çamaşırlar gibi aklımın bir rafına koydum yazdıklarınızı... Ne güzel bunları anımsayabilmek.. Ne güzel yazdıklarınızı anlayabilmek.. Oralara hiç gitmedim amagitsem sanki o kiliseden bozma evi aklımın, gönlümün belki de sizin anlattıklarınızın arasında bulabilme ihtimalini çok sevdim ben :)
- Benim bu devrik cümlelerimi anlayan biri olması da muhteşem bir şey .. İçimden geçeni ben söylemeden anlayan kadın.
Newbaharım.. Gül-izim.. Sayfalarıma yapılan yorumlarda ve benim cevaplarımda en hoşuma giden şey, al gülüm/ver gülüm düşüncesinin olmaması.. Bu yorumlarda, hayranlık saygı sevgi dürüstlük GERÇEK paylaşım.. hepsi var!! Son zamanlarda sevdiklerimin sayfalarına uğrayamaz olsam da veya gecenin bir yarısı gezinsem de artık yorum yapamıyorum pek.. Ama bakıyorum o sessiz gidip döndüğüm sayfalardan selamlar yağmakta yazılarıma.. İnan bana işte BU, benim gerçek huzurum..
Diyebilirim ki ömrümde ilk kez birlikte kadeh tokuşturduğum tek dostumsun Asortik krepim.. Ne güzel olur şu kahpe hayatın şerefine yine kadehler kalksa !!!
Devrik olmayan nice cümleler bir kulaktan girip diğerinden çıkarken, bizim cümlelerimiz yine yüreğimize işlese.. :)
Sevgili Gülsen Öğretmenim, Birkaç kez geldim-gittim bloğunuza. Ama öyle sessiz geldim ki kapıya , hissetmediniz.Ne güzel, 2. 3. yazılarınız da yerlerini almışlar.Sadece yazdıklarınızı değil, yorumları da keyifle okuyorum. Blog hayatımda ilk kez bu saatte yorum yapıyorum. Yazmasam uyuyamazdım ki...
8 Aralık gününün benim için farklı bir anlamı vardı. Hep sizi andım. Geriye Kalan adlı kitabımın harika bir eleştirisini yapmıştınız .Blogda Alzheimer ile ilgili bir "farkındalık"
şiiri ve yazısı yayınladım. Kızım Sezgi anneannesi ile ilgili, beni çok duygulandıran bir yorum paylaşmış.Okumak isterseniz "Bir Dünya Masalı" adlı yazı.
Son iki yazınızı da okudum. Diğer yayınlarınızı da sabırsızlıkla bekleyeceğim.
Gönül dolusu sevgilerimi bırakarak İYİ GECELER diyorum.
Merhabalar Gülsen hanım.
Hele şükür diyeceğim. Çünkü yazmayı bıraktığınızı düşünmüştüm bir ara. Birkaç kere bloğunuza girip de yazılan bir iki satır bir şey görmeyince üzüldüm açıkcası. Çünkü ben herkesin yazdıklarını ne kadar okumak istesem de vakitsizlikten bir türlü gerçekleştiremiyorum. Ama siz başkasınız. Sizin yazdıklarınızı okuduğumda beni alıp götürüyorsunuz. Kendimi buluyorum diyebilirim. Akıl oyunları diyorsunuz ya... O maalesef hepimizde var. Ben de aklımda pek çok şeyi düşünüyor, yazmaya çalışıyorum. Bazen aklımdakileri kağıda olduğu gibi yazamıyorum. Sanırım yaşamımız boyunca o kadar çok şeyi düşünüyor ve beynimizi öylesine saçma şeylerle yoruyoruz ki, yaşımız ilerlediğinde artık beynimiz bize çeşitli oyunlar oynamaya başlıyor. Bedenimizle birlikte beynimizde yaşlanma sürecinde. Yapacak bir şey yok... Sözü fazla uzatmak istemiyorum ama son diyeceğim bir şey var ki o da ben deli saçması okumayı çok severim (Şaka şaka). Siz öyle yazdığınız için espiri yapmak istedim sadece. Sevgiyle ve sağlıcakla kalınız. Kendinize iyi bakın lütfen...
Makbule'm.. vefalı dostum.. kırılgan nazlı sesini telefonda her duyduğumda bir koşu gelip boynuna sarılmak geçer içimden. Ne terapi.. ne de ilaç.. hiç bir şey buraya yapılan samimi yorumlar (benim için sohbetler) kadar bana iyi gelmiyor. Hele de gecenin bu saatinde... sessizlik ve koyulaşmış yalnızlık hüküm sürerken. Şimdi sana ziyarete geliyorum..
Merhaba sevgili Mehpare.. Yorumları okumayı seviyorum.. Kaç kere tekrar tekrar okuduğumu yazsam inanan az olur.. Hele de böyle sohbet niteliği taşıyan uzun yorumlara bayılıyorum.. :))) Hele de pek çok eşin dostun yaz/A/madığı duygularına gizli tercüman olmak çok hoşuma gidiyor.. Her yazdığımda sayfamda buluşmak dileği ile..
Samsun... Çocukluk... Eşsiz anılar... Muhteşem aile... O kadar büyük bir keyifle, duygu yoğunluğuyla okudum ki... İşte bu... Hep yazın, daha çok güzel anılar var raflarımıza, Samsun deyimiyle tereklerimize dizeceğimiz...
Sevgilerimle...
Herhalde fırsatı olmadı diye düşündüm bir haber alamayınca orkidem.. ama az önce mailini okuyunca hemen o gizli haneye girdim ! baktım yorumun onay bekliyor.. Benim blog tam anlamı sapıttı .. eeeee mal sahibine benziyor.. :)))
Güliz Kaya
Siz mutlu olun diye yazmadım ben , sizin varlığınız hep beni mutlu eden ������
Biliyorum hepiniz için güzel bir yıl geliyor ��❤����
Gül-izim aklına fikrine ve samimiyetine güvendiğim ender insanlardan birisin sen.
Bu yazdıklarım da kişilerin düşünceleri değil zaten, benim kişiler için olası düşüncelerim..
Aratmayacak, biliyorum, nereden mi? His sadece...
Ve yine biliyorum ki yeni yılda enfes yazılarınızı okumaya devam edeceğiz.
İnşallah orkidem..
Benim de tüm sevdiklerim ve ülkem için dileğim dualarım hep bu..
'AKIL OYUNLARI' nı, ne güzel yazmış ve analiz etmişsiniz Gülsen Hocam. O beynimize olur olmadık yüklediğimiz şeylerin, bir gün isyan edip, yavaş yavaş bizi terk ede(bile)ceğini! Belki beynin, bizim yapamadığımızı yaparak, bir çeşit kendini korumaya aldığını...
Herkes her şeyi dışa vuramaz. İçine atar, içinde dağları taşır da bunu kimseye hissettirmez!. kimse bil(e)mez!. inadına bir de gülümser hayata!. Hayatın ona sunduklarına 'eyvallah' der!. şaşır(a)maz bile!.
Benim de kendimle konuşmalarım çoktur. Duvarlarım hep şahit!. Benim yapamadığımı sanki beynim atmak için sabırsızlanıyor gibi!. Bir yanda 'eyvallah'larım, bir yanda 'şükürler'im hep kol kola!. 'isyan' ise öyle bir kelimenin esamesi bile olmayınca! Kontrol kimde olur? benden önce beynim acele edebilir mi? bilemiyorum!. Ama hem genlerim, hem de mevcudiyetime gösterdiğim bu dozla! 'tahmin ediyorum' desem de! yanıla(da)bilirim? çünkü, hayatın sürprizleri hiç belli olmaz...
Canım Gülsen Hocam. Yazdıklarınızda kendimi bulduğum öyle çok şey oluyor ki!. Keşke sizin gibi yazabilsem!.duygularımı anlatabilsem! keşke...siz hep yazın, içinizden ne gelirse lütfen yazın...biz 'hisleriizme tercüman olan' o harika yazılarınızı hep okuyalım.
**
Umuyorum yeni yıl gideni aratmayacak ve içimdeki ses 2018 hepimiz daha iyi bir yıl olacak diyor! Çünkü bunu - sadece kendim için değil - az ve öz sevdiğim güzel dostlarım için de yürekten diliyorum...İçten sevgilerimle...
Günaydın sarışınım.. Böyle yorumlara, daha doğrusu böyle içten paylaşıp dertleşmelere hayranım.. Sen, kaleminin gücüne, Zevkine, zekâsına, kültürüne hayran olduğum ender insanlardan birisin. Defalarca okudum samimi paylaşımını.. ve her okuduğumda biraz daha derinlerime etki ettin.
2018, dilerim, (herkesin yıllar sonra kıymetini bileceği) sağlık ve huzur getirsin Esin'im.
Öncelikle çiçeğiniz için teşekkür ediyorum ben de kucak dolusu sevgilerimi bırakıyorum..yeni yılda herşey gönlünüzce olsun..saygılarımla esen kalın
Zarif kızım.. Hikâyem.. Nev-i şahsına münhasır kişiliğini hep takdir ettim ve merak ettim.. Teşekkür ederim.
Gülsen hocam, şu sıralar yazılarınıza yorum yazmadıysam eğer, bilin ki yine sessizliğim tutmuştur. Hatta öylesine tuttu ki, bütün sosyal medya hesaplarım (Bireysel facebook sayfam, fotoğraf grubum, Kadınca paylaşımlar sayfam, İnstagram hesabım, WhatsApp aile grubu) hepsi dumura uğramış durumda. Hiçbir paylaşım yapmak, hiç bir şey yazmak gelmiyor içimden. Ruhumda bir kırgınlık var. Şu an için tek ayrıcalık sizsiniz. Benim için özelsiniz de ondan.
Sizin eskilerden, çocukluğunuzdan, geçmiş yaşamınızdan, ara ara çekip çıkardığınız anılarınızı okumayı her zaman çok sevmişimdir. Birkaç damla bal tattırıyormuşsunuz gibi, artık şimdiki zamanda olmayan, aransa da bulunamayacak tatlara, insanlara ve günlere ait anılar. Sadece sizin bildiğiniz, yaşadığınız... Yazılmadığında kaybolup gidecek. Kimse bilmeyecek, öğrenemeyecek. Oysa burada yazınca, tarihe not düşmüş gibi, hiç kaybolmayacak, ölümsüzleşecek anılar. Aklınıza, yüreğinize sağlık olsun, ki yazmaya devam edin, ne olursa. Sizin hiç bir yazdığınız lügat parçalamak değil, yüreğinizde, aklınızda yer eden anılarınızın gün ışığına çıkışı, duygularınızla harmanlanarak yazıya dökülüşüdür.
Biz, eşim, kızım, ben, 2018'in size huzur ve mutluluk dolu günlerle gelmesini diliyoruz. Hep birlikte iyi olalım. Siz, biz, bütün sevdikleriniz/sevdiklerimiz, hepimiz için, ülkemiz için, insanlık için 2017'den daha verimli bir yıl olsun. 2017 çok yıprattı, çok bunalttı, ne olur 2018 onu aratmasın. Mutlu bir yeni yıl dileklerimizle.
Her şey aklıma gelirdi de, senin yaş gününde bana yorum yapacağın aklıma gelmezdi Ak-GÜL.. Hele de böyle seçkin ifadeli uzun yorumlara nasıl bayılırım bilirsin..:))
Ama, eğer kendimde devam edecek güç bulabilirsem yeni yılda yeni sayfa ile devam edebilirim..
Benim de tek duam, yeni yılın gidecek olanı aratmaması. Bugün özel bir gün.. iyi ki doğdun diyorum tüm sevgimle..
Yorum Gönder