23 Mart 2010 Salı

Asansörde requiem

              O kadar sıkış tepişti ki asansörün içi.. arkası dönük olduğundan hangi kata geldiklerini göremiyordu bu yüzden. Tepedeki hoparlörden son derece yüksek volümle yayınlanan Mozartın requiemini yayınlamayı kim akıl etmişti acaba? 
            Her katta durulduğunda inecek olanlara yol vermek için bir adımla dışarı çıkıyor sonra öbür adımıyla tekrar içeri giriyordu.. Yine açıldığında asansör kapısı, inecek kimse olmamasına hayret etti ve rahatlayan alanda, odasının kartını bulmak için çantasını açtığında, tam kapanırken asansörün kapısı, saniye kadar kısa o an, durdukları katın kendi katı olduğunu fark etti ve kat lobisindeki koltukta oturan onu gördü.. Kapı kapandı ve asansör 20. kata doğru yol aldı.. Dönüp deli gibi tüm ikazlara aldırmadan bütün düğmelere bastı durması için..

                Evet oydu.. emindi. Gelmişti ve bekliyordu!. Hangi katta durdu asansör bilmiyordu kaç kat deli gibi inecek olduğunu da.. Kendisini frenlemek istedi.. düşmenin sırası değil yavaş… yavaş… diyordu  içinden,  gözü duvarlarda asılı kat sayılarında, uçar gibi üçer beşer merdivenleri inerken.. Geldiğinde kat lobisi boştu! Onu otururken gördüğüne emin olduğu koltuğun önünde, çivilenen gözleriyle öylece nefes nefese enkaz gibi durup bakarken, “beni mi arıyorsun?” dedi arkasında hafif kısık bir  ses.. Fırıldakla yarışır gibi döndü.. evet oydu.. rüya değildi .. allahım çok şükür.. allahım seni seviyorum gerçek bu .. bu sefer gerçek!!!  Artık rüya olmadığını biliyorum dedi içinden ve gidip büyük bir seviçle  boynuna sarıldı.. Aynı rüyasındaki gibiydi .. yavaşça işaret parmağıyla omuzunu dürttü.. yok, hayır.. kaybolmamıştı işte.. demek ki gerçekti .. evet…  evet bu sefer rüya değildi!..
             O kadar şaşkın ve dengesizdi ki, adam yavaşca kolundan tutup koltuğa oturmasına yardım etti.. “anlaşıldı” dedi, “senin beni odana buyur etmeye niyetin yok! Otur kendine gel biraz..”.."şaşırdım.. çok şaşırdım" diye cevapladı kadın, başkasının sesi zannettiği sesiyle!. “Demek geldin!” diye devam etti.. “demek bunun içinmiş bütün sükutun..  beni bunca kahırla başbaşa bırakman .. demek bunun.. bunun içinmiş ?”… Adam, eğilip yanaklarını avuçlarının içine aldı ve gözlerinin bebeklerine gözlerini mıhlayıp, “sürpriz, umutların tükendiğinde gerçekleşirse, verdiği mutluluk kalıcı olur” dedi.. elleri sevecendi ve hafif tütün kokuyordu!.

            Sonra ayağa kalkmasına yardım etti, sarılmakla tutmak arası bir dokunuşla kolunu omuzuna attı,  sol taraftaki koridorun sonundaki odaya yöneldiler.. tam kapıya kartı sokacakken, kapıya vurdu birisi..kendisi dışardeyken içerden kim vurabilir??  Allah Allah!!. Kart ve oda numaralarını kontrol etti, doğruydu.. hayır hiç yoktan akıllara neler gelecek şimdi diye düşünürken, kulağının dibinde bir kadın yüksek sesle "mozartın requiemini dinlediniz" dedi.. sonra  kapıya daha sert ve devamlı vurulmaya başlandı..

Sonra da o çirkin ..  o çatallı sesi duydu.. " Oda servisi !!!”…



11 yorum:

Ecehan dedi ki...

Belli ki bu rüya sahibine; "sürpriz, umutların tükendiğinde gerçekleşirse verdiği mutluluk kalıcı olur"'u göstermek için görülmüş.
Çok romantikti oda servisine kadar:-)

nalan dedi ki...

O rüyadan uyanmış olmanın,gerçek değil rûya olduğunu anlamanın dayanılmaz ağırlığını ve acısını hatırlattı satırların
içimde ,derinde,bir yara kabuğu kımıldadı,acıdı

sufi dedi ki...

Sevgili hasretsenfonim;
“Sürpriz, umutların tükendiğinde gerçekleşirse, verdiği mutluluk kalıcı olur” da; "Oda servisinin rüyabozan o çatlak sesi duyulmasaydı keşke" dedirttin bana da...
"Those were the days my friend"dinliyorum ben de şuanda.Sevgilerimle.

gülsen VAROL dedi ki...

YORUM YAPAN VE YAPACAK OLAN TÜM DOSTLARIM...
MERHABA!.

Bu, ASLINDA bir nabız yoklaması!..
Rüyalarındaki kavuşamadığı mutlu anları ile, yaşamındaki kurtulamadığı mutsuz anları birbirine karışan bir kadının, çok başarılı ama çok yalnız hayatını kaleme alıyordum..

Hatta "chopinle rüyamsı kabus" olarak başlıyordu roman.. Ancak, yarılarına kadar geldiğim günlerde bilgisayarın hard diski yanınca herşey silindi gitti ve ben hepsini kaybettim..
Aklıma gelenleri, hatırlayabildiklerimi, yani ana belleğimde(!) kayıtlı olanları hatırlamaya çalıştım... o da eskimiş artık!!! olmadı!

Bu, aklımda kesik olarak kalan bir kesitti.
Paylaşmak istedim..
Demek ki tamamlanabilseydi..
beni mutlu edecekti..

nalan dedi ki...

tüh be dedim harddiske...

Akgül Çubukçu dedi ki...

Ah, ne yazık! Bilgisayarınızda yaşadığınız arızayla kaybettiğiniz yazılarınıza çok üzüldüm. :((
O kadar güzel ve akıcı bir anlatımınız var ki, bir yudum su gibi içip bitiriveriyorum, sonra da doymadığımı hissediyorum. Çok güzeldi gerçekten, tadı damağımda kaldı. Umarım devamı gelir diye dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden...

nihansum dedi ki...

Hep rüya tadında olabilse tüm gerçekler. Rüya derken kabus değil kastettiğim. Okurken insan kendini öyle bir kaptırıyor ki, cümleler akıveriyor.

nihansu dedi ki...

Burnum sanki yeni bir kitabın kokusunu alıyor. Yanılıyor muyum? Yanılmasam ne güzel olur!!!

Arzu Sarıyer dedi ki...

Üzüldüm Sevgili öğretmenim.Sağlık olsun diyelim.Umarım ana bellek yenilerini üretir .Üreteceğine inanıyorum.Sevgiler

tufan dedi ki...

Kayıp olan 60 sayfa yaşam ile rüya arasıda yeniden var olacaktır,bundan eminim,evet kesinlikle eminim,bu hoş anlatım hafızadan silinemez çünkü.

Saygılar sevgiler.

ayferbilici dedi ki...

Olmuş Hocam..muhteşem olmuş hem de.
Hafızanızdakiler sizi de bizi de mutlu etmeye devam edecek anlaşılan.

Bu arada beynim Ecehan'ın da dikkat çektiği şu oltaya takıldı benim....Çırpındıkça kanırtıyor.