Tadını çok iyi bilirim öfkenin.. Kalkış öfkeli, oturuş zararlı da olsa, doyurucudur o tat!!
Ayrıca temizliktir öfke.. Beynin çöpçüsüdür! Öyle bir hışımla girip çıkar ki kıvrımlarına... bakarsın rüzgarının hızına uyamayıp yerlerde sürüklenen bir zerre bile kalmamış geride silinen yaşanandan.. Böylece, öfken geçtiğinde, boş bulursun beynini.. çöplerden ve tozlardan arınmış olarak!..
Oldukça sık gelir başıma... diyemem! Ama tahammül mülküm yıkıldıkça, engel olamayacağımı bildiğim, yaklaşan o uğursuz uğultuyu iyi bilirim.. "demek ki.." derim,.. temizlenmesi gereken kalıntılar... arındırılması gereken düşünceler... ve silinmesi gereken duygular var fazlalık arzeden ..
çöpe dönüşmüş !!
Aslında (bana göre) “tat” dır öfke.. Baldan tatlı mıdır değil midir bilemem ama, dilde kalıcı olmayan, ancak bedende haz verici bir tat bıraktığı kesin.. O seni yalayıp geçtiğinde, sen de onu yaladığını düşünebilirsin üstelik!!!. Elma şekeri misali desem bayat kaçar benzetme, bilirim ama cuk oturmuştur..
Öfke, yaladıkça altından ne çıkacağını bildiğin, ama vazgeçemediğin, şakakları zonklatan geçici bir tatdır.
Ayrıca, o tadı yönlendirdiğin kişi için, o tadın zehire dönüşeceğinin bilincinde olmak, ... o tadı baldan tatlı yapan nüanstır!..
Bu durumda, elinde kalacak olanın, elmanın sapı olacağı düşüncesi de sadece teferruattır!..


23 yorum:
Ben öfkemi bile içime gömen biri olduğuma göre, bu bal durumu aynen geçerli mi? yoksa bal gidici zehir kalıcı mı?
Delete tuşum da yok, çöpler biriktiki sorma arkadaşım, öyle ihtiyacım var ki o tadı yakalamaya!!!
herşey dozundadır ya hani yaşam olan su bile ölüme döner niyeti kötü olana. bilmem ki öfke nasıl bir tat bırakır başkalarında, ama ben ne zaman öfkeme yenik düşsem, yüreğim acılaşır ayağa kalktığımda.
arındırıyorsa süper..
beni arındırmıyor..
ve öfkeliyken söylediklerimi dinlemiyor kimse..
sanırım biraz deli buhur olmamdan.. saman alevliğimden..
en güzeli masal anlatır gibi sakin sakin içimi boşaltmak diyorum..
hehe o da destan olduğundan güne geceye sığmıyor..
=D..
güzeldi ama..
öfkenin arındırıcılığını bilmem da öfkeden sonraki ruh durumu fırtınadan sonraki güneş gibi parlak berrak oluyor..
yarasın diyorum..
atalet..
Bu ülkede her an karşılaştığımız adaletsizliklere tepki vermeyenlerler beni çok öfkelendiriyor.
Sevgiyle!
Sevgili öğretmenim ,genel toplumsal konularda evet dedim hep.Öfke bir tepki; sonunda bir rahatlama olmalı.Ama günümüzde öfkemizi bile gösteremez olduk.Bireysel öfkelerimde hep "öfkeyle kalktım,zararla oturtuldum" baldan tatlı mıdır anlayamadım.
Ah o nefis ballı öfke.. Yalnızca bir sevgilinin başaracağı derecede titretir insanı tüm hücrelerine dek..
Ruhu temizlediği düşüncesine yürekten katılıyorum. Gereksiz insanlara sevgi besleyerek yorulan yüreğimizin bir titreyişle kan akışını hızlandırmak ve damarlara yerleşen mazlum kirlerin atılmasını sağlamak bir ödevdir bence!.. Ha, bunun yolu öfkeden geçiyormuş, ne yapalım. Bu arada bir atom bombası gibi patlayabileceğimiz ve çevrede kim varsa yakabileceğimiz uyarısını da yapalım :)
Öfke duygusu insanı güçlü hissettiriyor..
İşte bu gücü kendimde bulduğumda karşımdakinin canına okudum.
İyikide okumuşum. O öfkenin tadını, bendeki rahatlığı asla unutamam:))
Yediğim elma şekerine çöpünü koymayı unutmuşlar sanırım:)
ve o öfke geçip de boş bulduğunda, boşalmış bulduğunda içini gözünün önündeki perde de açılır kimi zaman. bakmakla kalmazsın, görürsün de. farkına varmakla kalmaz, anlarsın da...
Sizin gibi yazamamak nedeniyle, blog sayfalarına dahi yazdıklarımı sildiğim oluyor.
Siz başkasınız.
Hatta bambaşkasınız.
Kaleme aldığınız Romanı bir solukta okudum.
Zorlu bir yolculuk anlatılmış o satırlarda..Albümdekiler Kitabınızı Okuyucular sahiplendi. Devamını bekleriz..
Kendimi küçültmüyorum. Gerçeği yazıyorum. Sizin yazılarınıza yorum yazarken dahi tereddüt içindeyim.
Görüşlerimiz ayrı olabilir. Ya da ban de sizin gibi Demokrat düşüncedeyim diyebilirim.
Fakat sizin tahsiliniz ve sizin kültürünüzle bizlerinki çok çok farklı..
Yine de bu yazıyı yazdım.
Sevgiler.
Hürmetler.
bir süreç daha var sanırım -öfkenin boyutuna, içeriğine göre kişiden kişiye değişen- o (geçici) rahatlama sonrası yaşanan süreç. elma sapının yumruk olup öfke sahibini vurması süreci.iki uçlu bıçak gibi bazen öfke.
keşke öfkeyi tetikleyen olaylarla karşılasmasak...
çiçekler,böcekler,gül güneş olsa etraf...
olmadığına göre
ve olmayacağına...
o zaman öfke kaçınılmaz:)
yerinde dozunda zamanında...
ve üstelik bastırılmamalı...
zihnin güvenlik vanalarından biri:)
sevgiyle...
sn:ilk yorumum sistemin sorununa denk geldi sanırım o yüzden 2.kez yolluyorum...
ÖFKELENDİM!!
Küçük çocuklar kadar değer veremeyen,kapımı çalmadan patt diye giren o doktora!!
Öğretmenliği yerin dibine sokan sistemin bir parçası olarak nasıl bu kadar değersizleştiğimizi gördüm suratında.
Öyle ya,köy öğretmeniydim.İsteyen pat diye dalabilir sınıfa sorgusuz sualsiz sandalyemi çekip oturabilir!!
Bununla yetinmeyip izinsiz sınıflara girdiğini belirten konuşmanın ardından kendince el kol hareketi yapıp kendini acizce savunabilir!!
Çok çabuk öfkeleniyorsun diyorlar...
Uzaylı olduğumu düşünüyorum.
Ha bir de öğretmendim değil mi????
Ne çöpünden nede tozundan hiç kurtulamadım ki,neye,nereye hangi gözle baktığınla ilgili belkide.
Belkide elmanın sapını saplama duygusudur bizi mutlu eden,ama olmalı her insanda olmalı...
Saygılar.
öfke,
hiç tatmak istemediğim bir duygu
ama hep an'lıktır;
bir göz kırpımı bile değil,
bilirim sonucunu,
korkarım...
Öfke yüreğinde yoğunlaşan bir duygu
selidir,dışarıya vurduğunda belli bir rahatlama hissedilir,ama ya dışarıya vurmadığında insanı bitirir beynini bir fare gibi kemirir,goğsü sıkışır yüreği daralır bütün damarlar gerilir öfke
insanın midesinde dans eder ve bu esnada beyin, telkin dualarına başlar.her kesin öfkesini boşaltabilmesini dilerim ve ben bunu senfonik rock,hevi metal dinleyerek gerçekleştirebiliyorum,
bazen davulun yetmediği anlarda irak savaşında yağan bombaların sesini bile yakından duymak istemişimdir.öfkenin boşaltılmamış hali insanı ikiye bölebilir,herkese öfkesis günler dilerim başta da sana sevgili hasret senfonileri.
Kendimden en emin, vücudumun en güçlü olduğu zamanlara mahsus öfke halim aslında. Yazarken farkettim, çok garip bu konuda hislerim değil mi? Ama en güzeli senin yazılarının konularının bana kendimi çoğu zaman tuhaf hissettirmesi, silkelemesi be Kocayüreklim.
Kimi zaman çok tatlı evet ve fakat kimi zaman da zehir gibi öfke. Aynı şey hem zehir hem panzehir olabilirmisine gelince, işte ona benim aklım yetmez. Sen ne dersen o!
Koccaman sevgilerimle..
Bloğuna girip bütün yazılarını ve yorumlarını okuyorum ve biliyormusun her seferinde hayranlıkla nasıl oluyorda her şeyi nasıl bu kadar güzel yorumluyor diye hayranlık duyuyorum. bazende kıskançlık yapıyorum neden sen diye ama yine de seni tanıdığım için tanrıya şükrediyorum bu yetenek ancak senin gibi bir kadına verilir tanrı da kime vereceğini iyi biliyor. Seni çok seviyorum ..
nasil guzel bir benzetme olmus o elma sekerinin sapi :) her seferinde elimde o sap kaldiginda bakakaliyorum ben ne yaptim diye :( kendimizi dizginleyebilmeyi ogrenmek en iyisi bence ya da benim icin en iyisi :)
Öfkelenip çöpleri temizlemek... Ne güzel olurdu gerçekten çöp saydıklarımızı geri dönüşümü olmayan bir kutuya atabilseydik. Öfkeyi severim yine de... Bazen acıyı hafifletir, bazen göremediklerimizi görmemizi sağlar, kimbilir belki de o zamana kadar çöp olduğunu bilmediklerimizin aslında nasıl da kokuşmuş olduğunu hissettirir bize. Atılmışsa eğer beynimizden bir daha o çöple doldurmamalı zihni.Bırakın elinizde sadece sapı kalsın tadı aldatıcı o elma şekerinin.
Ben de pek sık öfke nöbetlerine giren bir insan değilimdir, ammaaa ne zaman öfkeme yenik düşsem işte o zaman öfke, hem bedenimi hem dilimi sarar ve ben o öfkeyi ta..iliklerime kadar hissederk yaşarım! pig seviyesine kadar da beklerim ama! öylesine taşarım ki artık o taşkınlığın sonunda geriye hiç bir şey kalmaz!severim o hallerimi de; hem komik, hem tuhaf bi yaratık, hem de içindeki ve dilindekini görme şerefine ermiş bi münafik olan "ben'" görürüp man-yak-ca:) çünkü sıfırlanmış hücrelerim ve ruhumla, baldan tatlı sarılırım dört elle öfkeye sebep olana!istemsiz kırgınlıklara sebep olacak bizzati zararları da telafi edebilirim!çünkiii suç benim değildir!suçun hepsi öfke denilen bir ruhaniyettedir nasılsa:)
değer verdiğime ve değerli gördüğümedir ancak öfkem!diğerleri için öfkeye dahi değmeyeceğini bilirim bizzati yaşadıklarımdan sonra...
bir de sevgili hocam, artık arada sırada gelirse öfke hallerim hep elma şekerini anımsayacağım bu güzel yazınızın ardından...
yine ne güzel bir yazıydı elma şekerinin tadı vardı her satır arasında:)hem sevgi hemde saygılarımla..
"Keskin sirke küpüne zarar verir" de bir başka ata sözümüz. Öfke öfkelenene zarar vermekte, sakin kalan kazançlı çıkmaktadır bence.
Ama bazen kaçınılmaz olabiliyor.
Selamlar
Öfkelenene baldan tatlı gelebilir patlamanın sonrasındaki rahatlama ama bazen karşındakinin tam kalbine saplanıyor o elmanın sapı...
Sevgiler Canım hocam
Son yıllara kadar öfkelerimi hep içime gömmüştüm Gülsen öğretmenim. Ama sanırım elma şekerini yemek hoşuma gitmeye başladı. Hem ben ısırarak yerim elma şekerini, ne varsa birlikte gider, şekeri önce, elması sonra değil yani. Sonuçta elime ne kalacağını da bilerek yerim.
Yine de çok sık olmamamsına gayret ediyorum, ama öfkemi göstermemek, öfkelenmediğim anlamına da gelmiyor elbette. Patlama noktasına gelmemek önemli. Sanırım ben beynimde yeterince temizlik yapamamışım ki, halen çok fazla süpürülecek kalıntı olduğunun farkındayım.
Umarım siz yeterince ve istediğinizce temizlik yapmışsınızdır.
Sevgilerimle...
Yorum Gönder