16 Ocak 2011 Pazar

45 cm. .. ?



 "45 cm. uzak durulacak"diye kükremiş bir lisenin müdürü!.. Kızlarla erkeler yan yana gelmeyecek ama gelirse de aralarında mutlaka 45 cm. olacak!.. Yani kaba taslak iki karış!. da,..  neye göre bu uzaklık?  yani, nereden nereye göre?.. Dudak hizasından dudağa olan uzaklık ise, ve çocuk gürbüzce ise … ne yapsın o 45 cm?.. Göğüs hizasından ise o uzaklık … bu sefer, o yaşlarda her ne kadar bastıra bastıra pestile çevrilse de belli olmasın diye, dikleşmeye müsait memeleri hesaba kattı mı peki?  Bir işe yaramazsa, ne günahı var o 45 cantimetrenin?.. Daha farklı uzunluklara göre, hele de lise yıllarını yaşayanlar için o uzaklık hakkında  fikrimi belirtmeyi de abes sayıyorum!.. :)          
         Şimdi bu müdüre sormak isterim farklı uzantıları hesaba kattı da mı verdi fetvasını, yoksa uzantılara veda ettiği için mi bu intikam??

         Bir tarih öğretmenim vardı ortaokulda.. saçlara takmıştı.. kızların saçları ya örülecek ya da kısacık kesilecekti.. saçları kıvırmak yasaktı!! Benim saçlarım  çok dalgalı olduğundan ve sabah ıslatıp verdiğim şekli muhafaza ettiğinden, saçlarımı kıvırdığıma hükmetmişti. Yine bir gün "ne dedim '251' hı?" diye cetvel sallayıp şarlayınca,  bir hışımla sınıfı izin almadan terk ettim. Gidip lavabo musluğu altında saçlarımı sırılsıklam ıslattım .. suya düşmüş bir fare görüntüsü ile, omuzlarıma akan sularla, dönüp kapıyı vurmadan sınıfa girdim.. “sen ne yaptığını zannediyorsun?” diye kükreyen, alnındaki  şah damarı şişik hocama, "sizi ikna etmenin yollarını arıyorum hocam" dedim, masum bir uysallıkla!! Sonra devam edip, "size saçlarımı kıvırmadığımı söyledim ama siz bana inanmadınız ve devamlı beni azarladınız. Şimdi bu dümdüz durumdaki saçlarım ders sonuna kadar kururuyup kıvırcık olunca yalan söylemediğimi anlayabilirsiniz” dedim..

Allahtan ki tarih dersi taptığım ölçüde sevdiğim bir ders idi.. 9 alınca ağladığım!. o nedenle bir sorun olmadı :))

          
Yani demem o ki, aradan geçen yarım asra rağmen zihniyetlerde pek bir değişim olmamış!.. Sadece o zaman milletin dili, sokulduğu yerden zırt pırt çıkmıyordu böyle 45 cm. liklerinki gibi..


          Görüldüğü gibi “Pazar”larınıza limon sıkmakta hiç zorlanmıyorum.. halbuki parfüm sıkmak gerekir dostlara.. çiçekler serpilmeli yollarınıza..
Ya da bir kadeh şarapla ve ağabeyim Vedat Varol'un bir rubaisi ile  “iyi pazarlar” denmeli..

"Evvelce ne çok tanrıya tapmış dünya
İman ile bir vahdete erdik gûya
Yok belki Şarap Tanrısı, Aşk Tanrısı
AŞK var, ŞARAP var ve günahlar var ya."

 

30 yorum:

Newbahar dedi ki...

Bir uğrayayım dedim kendi kendime...
Gece gece, henüz saat ikiye gelmeden bu sefer!
Sıkılmış limonu var mı Gülsen Hoca'nın:)
Bu 45 cm lik ölçü yakında daha geniş alanlara yayılacak gibi görünüyor.
--Dairemizde görevli bayan memurlara 45 cm den fazla yaklaşıp işlem yaptırmak yasaktır!...


Siz anınızı anlatınca aklıma geldi. Gözleri kendinden sürmeli bir arkadaş vardı. Kara kara gözlerini canı yanana kadar avuşturmuş, yıkamış anca hocayı ikna edebilmişti.

Ve bugünkü yorgunluğumun üstüne abiniz Vedat Varolun şiiri ve şiirin altına da sizin pazar limonu iyi geldi.

Sevgiler

gülsen VAROL dedi ki...

İnsanın kendi kendisiyle muhabbete başladığı saatlerdir bu saatler sevgili newbahar..
Aynı duygu koridorlarında dolaşan insanlarız..o nedenle iyi geliyoruz birbirimize.:)

ayferbilici dedi ki...

Köhne zihinlerle gelişmemiş ruhlar..alkışlayan oldukça her zaman her sahnede rol bulabiliyorlar.

Limoni bir konu, enfes bir anlatım,
ve içinden aşk geçen müthiş bir şiir.

Vedat Varol ve Gülsen Varol'a saygılarımla,

Nehire dedi ki...

Günüme limon sıkmanızı okuyarak başladım,ve bana çok iyi geldi.Sizin limonunuzda şifa var,bilgi var Gülsen Hanım.Teşekkürler,güzel bir pazar dilerim,sevgiyle kalın...

Evren dedi ki...

üniversitede bir idareci vardı, düdükle gezerdi, o 45 cmi bir cm ihlal et, dürttttttt diye çalardı düdüğünü. değişiyor herşey hızla. değişmeyen tek şey, dar zihniyetli insanların uçkurla olan ilişkisi... oradan bir kafayı kaldırabilseler, neler olurdu memleketimde...

ali zafer sapci dedi ki...

Manyak çok toplumda, özgürlüklere, saça, şuna buna karışmak çok can sıkıcı. Siz nasıl unutmadıysanız , tarih öğretmeniniz de unutmamıştır yaptığını, dilerim onun çocuklarına yapılmamış olsun aynısı.
Sizdeki öykülerde hep hak edenlere verdiğiniz tepkiler var, Öğretmenevinde, ssınıfta, hastanede... Ne güzel, karşı çıkabilen birileri hep var olacak.Dostlukla.

gülsen VAROL dedi ki...

çok haklısın sevgili Lodoscum..her zaman her sahnede rol bulabilen soytarılar oluyor maalesef.. de, artık ip onların elinde sanki!

gülsen VAROL dedi ki...

Bak bu benzetmeni sevdim sevgili Nehir.. limonumda şifa oluşunu!! :)

gülsen VAROL dedi ki...

Maalesef sevgili Evren uçkuru bile olmayan Adem efendi babamızdan kalan bir miras bu zihniyet!..

gülsen VAROL dedi ki...

Ah... güldürdün beni sevgili Alizafer.. hani yaptığı yaramazlıkları yüzüne vurulan insanların mahcubiyeti içinde!!

NzlGl dedi ki...

Genelde pazar günleri bilgisayarımı açmam . Bu gün açınca yazınızı okumak kısmet oldu.
Ne yazsam diye düşündüm. Yazacaklarım kendi kendimiz içinde okunup ' iyi bu da bizden' dedirtecek. Ya gerisi?
Ahh biraz daha genç olabilseydim dediğimde çocuklar 'anne o zaman seni nasıl görürdük' diye takılıyorlar bana....
Maalesef öğretmenlerin zihniyeti değişmezse bunca yıl gerisi boş....

sevgiyle hocam

gülsen VAROL dedi ki...

Önemli olan bunlar "biz"den değil diyenlere, o zihniyeti değiştirecek toplumun var olduğunu kanıtlayabilmek sevgili nazlı. Bunlar ayrık otları gibidir kökleri hiç kurumaz ama budanması gerekir... SIK SIK!

nihansu dedi ki...

Sizin öğrenciliğinizde yaşadığınız, benim öğrencilik yıllarımda yaşadıklarım ve şimdi yaşanılanlar... Yok birinin diğerinden bir farkı, kiminde 45 cm. gibi akla zarar bir lafla, kiminde etek boylarımız dizlerimizin bir karış altında mı diye ölçmelerle ya da tuvaletlere gizlenip saçlarımızı nasıl yaptığımızı gözetleyen eğitimci olamayanlarla her dönem hortluyor bu çarpık düşünceliler. Yazınız bana çok tanıdık geldi, tanıdık gelmeyen tek şey bende sizin gibi bu sözleri söyleyebilecek ya da yapabilecek bir cesaretin olmayışı. Gerçekten susmamak gerekiyor özellikle herşeyi bu tür dar bir zihniyetle başka yerlere çekebilen insanlara karşı.

Ağabeyinizin rubaisi pazar günüme çok farklı bir anlam kattı.
Bir de yakında limon yemeye başlarsam şaşırmayın :))

gülsen VAROL dedi ki...

O cesaret bana gerek öğrencilik gerekse meslek hayatımda çok pahalıya mal oldu ama huylu vazgeçmedi huyundan.... (bu arada laptopun klavyesine çay döktüm..!!!)
Rubailerle süsler ve çekilir kılarım pazar shbetlerini belki bundan böyle..

Adsız dedi ki...

Benim geçen yıl çalıştığım okulda da kızlar koridorun bir tarafında erkekler diğer tarafında olurdu. Kimse yan yana gelemezdi; müdür bey yasaklamıştı.

gülsen VAROL dedi ki...

yakın olsaydın sizin o müdürü bir ziyaret ederdim sevgili Şirvan.. Bu evinden çıktığın müdür ise eğer.))

Esin Bozdemir dedi ki...

Ayhh ayhh!..

45 cm?!! :)hocanın uçkuru mevzuu:) inanın yazıyı okuyunca o kendinize has ifadenizle nasıl güldürdünüz beni hocam!

Siz çok yaşayın!ve daha çok gülün hocam:)

takıldık gidiyoruz bakalım...mollalı,dervişli, tekkeli, cübbeli...karanlığa! doğru!!! Sonumuz pek hayra alamet değil!..ama; "doğacaktır sana vadettiği günler hak'kın kimbilir belki yarın belki yarından da yakın!" diyerek ümit etmeyi de sürdüreceğiz bir yandan...

pazar limonlarınızın tadına doyum olmuyor:) güleriz ağlanacak halimize:)ruh sağlığımızı korumak için yine de gülmek gerek:)
güzel bir hafta dilerim size Gülsen Hocam...
Sevgilerimle...

gülsen VAROL dedi ki...

Felâket tellallarından da gına geldi Esin.. Millet boktı oluruna bıraktı.. çünki tenkit en kolay şeydir ve bedavadır! Çözüm nedir diye sorsan hiç kimsenin fikri yoktur.. ya da söylemeye korkar.. En iyisi dibimizin oyulduğunu bile bile yine de fazla karamsarlığa kapılmadan .. az bi şey "şerefe" denebilecek şerefli bir olgu bulmayı umut ederek yaşamak..

Akgül Çubukçu dedi ki...

Olup bitenler ve de gelişemeyip, ilerlemeyip, gerileyen zihniyetler beni iyice karamsarlığa sürüklüyor Gülsen öğretmenim. Gülemiyorum da artık. Ne diyeceğimi de bilemiyorum. Teşekkürler bu harika yazı için... Sevgilerimle.

gülsen VAROL dedi ki...

sana bir tavsiye sevgili Anjelika.. haberleri izleme! ve son derece cahil takıl yaşama.. gazete bile okuma.. Ben öyle yapıyorum.. ne katil olup hapse girmeye, ne de tahtalı köyü boylamaya hiç niyetim yok.. :)

UygarRadikal dedi ki...

Tek kelime ile ucubelik!

gülsen VAROL dedi ki...

Bunlar yeni türemedi ki Sevgili Uygar, ben beni bildim bileli vardı.. ama "höt" diyen de vardı!!..

Çınar dedi ki...

Gülerek okudum trajikomik 45 cm fetvasını dile getirişinizi. Ağlamak gerekse de ... Ve bilsek te aslında, bunlar ısınma hareketleridir. Halk tepkilerde nereye kadar gidecek, o ölçülmektedir ve devamı da gelecektik mutlaka.

İşte asıl korkutucu olan; Son yorumunuzda dediğiniz gibi, artık 'höt' diyen yok. Eskiden de yaşardık böyle bağnazca tavır ve baskıları ama böylesi sarılmamıştı dört yanımız karanlıkla. Üstelik tepkimizi koyardık korkmadan oysa şimdi gölgemizden korkar olduk, sade vatandaşlar olarak bile.

Sevgiler

gülsen VAROL dedi ki...

Ben de senin yorumundaki haklı tesbitleri dertli bir gülümseyişle okudum sevgili Çınar..
Evet "höt" dendiğinde, cumhuriyetle yönetilen ülkelerdeki demokrasi gereği yobazlar dillerini münasip yerlerine sokar ve susarlardı.. Maalesef, kıçlar baş, başlar kıç olalı, dilleri yine münasip yerlerinde olanlar artık bangır bangır konuşmaya başladılar, susanlar ise ya korkuyorlar ya da "kıç" olduklarını kabul ediyorlar.
Bu seferki limon fazla ekşi çıktı sevgili Çınar..

Adsız dedi ki...

rahibe okulunda okudum böyle istibdat görmedim..

benim kızım da güzel sanatlar lisesine gidiyor öğretmenim..
anne mi desem veli mi desemlerden biri.. bir kız annesi..
şikayet etmiş müdüre..
kız çocuklar çok kısa etek giyiyor.. giymesin oğlanlar uyarılır demiş..

eh dedim duyunca onu da oğlanlar ve anneleri düşüncek..

ama içim karardı karardı..
saime hanım geldi aklıma..
okulda müdür muavini olduğunda..
o zamanlar da .. şuleciler vardı.. tek tek türban toplardı kapıda.. dışarda yolunu kesmişlerdi bigün annemin şuleci babalar ve abiler de.. ben yanındaydın on yaşlarında filandım..
hoca sen bizim kızlarımızın dediklerinde..
saime hanımın.. o minicik kadının boyunun uzadığını.. sesinin kükremeye döndüğünü anımsıyorum..
siz kim oluyorsunuz da Atatürkün çıkardığı yasaları uygulamama karışıyorsunuz.. diye..
ee..
huzuru kaçmıyor mudur şimdi.. o kadının..
üfff..

atalet..

gülsen VAROL dedi ki...

Ben de okul müdürüne bile posta koyabilen, hatta sınıfıma girip teftiş yapan bakanlık müfettişine had bildiren bir öğretmendim sevgili atalet.. Ama Hakka ve Hukuka olan sarsılmaz bir güvenin huzuru içindeydik. Şimgi hukuk da guguk olduğu için neye güvenilecek?
Anneni saygı ile anıyorum.

didem dedi ki...

Merhaba,
Ogretmen deyince nedense ilkokul ogretmenimden aldigim sevgi, sefkat, sicaklik degil de neredeyse hic sebepsiz yedigim tokatlar, cekilen saclarim , yanagim kipkirmizi eve gidisim aklima geliyor, uzuluyorum. Ilkokuldaki sinif arkadaslarimla bunca yil sonra internet ortaminda bulustuk, arkasindan ogretmenimizi bulduk ama maalesef ne buldugumuza sevinebildim ne icten birsey hissedebildim. Sadece kizginligim aklima geldi.
45 santim fanatikligi hakikaten ilgincmis. Hele sac konusu oldugu gibi enteresan. Insanin egitimle sacin ne ilgisi var diyesi geliyor.

gülsen VAROL dedi ki...

Senin adına değil öğretmenin adına üzüldüm Didem.. Aradan geçen 20 yıldan sonra bile öğrencilerimden bana gelen mektupları düşündükçe..
8 ayrı adres dolaşmış anneler gününde yazılan bir şiir ve Öğretmenler gününde gelenlerle bir roman yazarım.. Ve inan dünyaya bin kere gelsem meslek olarak öğretmenliği seçerim.
Hayatımın en büyük mutluluğu ve ömrümü uzatan en güzel sesleniş "hocam" dır..
Ne mutlu bana!

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Bugün Yalova Kaymakamı, 19 Mayıs ve Milli Bayramların kaldırılmasını talep ediyor. Haklı tabi sevgili Gülsen hocam, genç kızlarımızın bacakları gözüküyor, erkeklerimizin namusunu korumak gerekiyor. Şimdi 45 cm. diyemeyeceğim, bizim dönemimizde olduğu gibi, kız-erkek liseleri ayrılmalı, belediye ve toplu taşıma araçları da ayrılmalı, ayrıca ve mümkünse kadınlarımızın geçeceği cadde ve sokaklar da günlerin belli günlerinde kadınlarımıza, belli günlerinde erkeklere ayrılmalı...çok şükür ki içkisatan büfelerimizde belediyece
mühürleniyor nasılsa!.:)

İyi hafta sonu dileklerimle sevgi ve saygılar...

(yeni postunuza saygım gereği müsadenizle sonra geleceğim.)

gülsen VAROL dedi ki...

söylediklerine birebir katılıyorum sevgili jivago.. Ama son satıra takıldım!!