25 Aralık 2011 Pazar

El..im!






Sen, uzattığın eli tutmayan ele mi dargınsın?
tutmayacak bir ele uzandığın için kendine mi ?
 
 
 
 
 
 
 
 















36 yorum:

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Güzel öğretmenim, şimdi sen ne yaptın? bu nereye çekersen gider sözün altından kalkılır mı?
Ama çok da doğru ne diyeyim, tam bir pazar limonu.

Leyâl ÖZKAN dedi ki...

...El..İM....i okudum...duygular derin...hüzünlü...bir defa değil bir kaç kez okudum...bazen çok kolay gibi görünen satırların arasındaki gizli anlamı çözmek kolay olmayabiliyor..verdiği mesaj çok etkileyici. sitem var....suçlama var..pişmanlık olduğunu sanmıyorum....kelime oyunları var...kelimelerin, duygu dünyasını altüst edecek bir sihri...karşı konulmaz bir gücü var ...

Bir yolun varsa gidilecek, sona bırakma.
Bir sözün varsa dilden yüreğe, hiç susma...
Görmen gerekiyorsa birini, git yanına.
Okşaman gereken bir yürek varsa esirgeme elini.

diyor Can Yücel ..

Sana hayranım Gülsen.. Can dostum.

Ecehan dedi ki...

Zaman zaman ikisine de,
Zaman zaman hiçbirine de...
Pazar limonumu içtim, sağol Kocayüreklim ;-)

rakiip dedi ki...

Çok güzel ve konumumada çok uyan bu sözleri izninle kullanacağım hocam.

nihansu dedi ki...

Sadece iki cümle, iki soru insanın aslında kendisine yönelttiği... Ve üzerinde ne kadar da çok düşündürüyor. Sanırım cevabını da herkes yine kendi içinde sadece kendisine verebilir.

Mutlu Pazarlar...

ayferbilici dedi ki...

Bu söz bana dargınlığın anlamsızlığını fısıldıyor gibi..

Öyle değil mi zaten?

NzlGl dedi ki...

Bu iki cümle hayatın özeti olmuş hocam.....

Akgül Çubukçu dedi ki...

İçinde derin mesajlar saklı bir pazar yazısı. Bana neler düşündürdü. "Beklentiler ne kadar büyük olursa, hayal kırıklığı da o kadar büyük oluyor." Kendi deneyimim. Mesela ateşin sıcak olduğunu da elimi yakınca anlamıştım. Acı çekmemek için de insanlardan beklentilerimi yüksek tutmamam gerektiğini öğrenmiştim. Yapabiliyor muyum? Yapmaya çalışıyorum. Belki etrafıma duvarlar ördüğüm de oluyor.

Neyse; Konu ben değilim, pazar limonu. Herkes kendine göre yorumlamış bu kısacık yazıyı. Ben ne desem acaba? İçinden çıkamadığım için: "YORUMSUZ" desem?

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Her ikisine de diyorum hocam, elimi
artık cebimden hiç çıkaramıyorum.

Sevgi ve saygıyla..

sevda dedi ki...

merhabalar;
ben ikisinede dargınım:((

gülsen VAROL dedi ki...

SEVGİLİ DOSTLARIM..

ADINI YAZMADAN BENİ DEVAMLI OLARAK RAHATSIZ EDEN BİR DANGALAĞIN ONAYLAMADIĞIM YORUMLARINA HUZURLARINIZDA CEVAP VERMEK İSTİYORUM..

BU DANGALAK, MEVLâNA'NIN SÖZLERİNİ KENDİME MAL ETTİĞİMİ, VE SİZLERİN DE BUNU BİLMEDİĞİNİZ İÇİN BU SÖZLERİ BENİM SÖZÜM ZANNETTİĞİNİZİ DÜŞÜNMEKTE.. VE AKLI SIRA BANA HAKARET ETMEKTE!!

TEVEKKELİ DEĞİL, TIBBİYEDEN HERŞEY ÇIKAR ARADA BİR DE DOKTOR ÇIKAR DEMEMİŞLER!!

Asortik Krep dedi ki...

Bence Adsız bilmeden size iltifat ediyor,siz Mevlana gibi bir düzeyde yazabildiğinizden bize bu mertebede kimi koyarsanız koyun biz muhakkak siz zannediyoruz, aranızda bir fark göremiyoruz demektir ki bu bağlamda onun düşündüğü bu.Sizi ancak bu tarz isimlerle kıyas edebiliriz bence de :)
Diğer yandan bu söz ona o kadar koymuş ki (buraya daha kibar bir kelime bulamadım,üzgünüm,cuk oturdu)kendisi anlamını ve kimin yazdığını bilsede aynı konumda kendi kalıyor."Tutmayacak bir ele uzanıp" laf söylemeye kalkıyor.
Bir kere gerçek edebiyat okuyucusu kimin hangi kelimeyi nasıl kullandığını ve kimin ne yazabileceğini bilir. Cümlenin vurgusundan ,cümlenin gidişatından ne anlatmak istediğini anlar. Aynı paragrafı beş insan ayrı şekilde yazar,ayrı vurgular yapar,ayrı noktalama işaretleri koyar.Bu yüzden yazarların ve şairlerin tarzı var, bu yüzden dönem şiiri diye bir şey var.Bizler aynı duygulara her yazıda vuruluruz,her yazarda yeniden hissederiz,her şiirde hayran oluruz.Oysa yaşadıklarımız aynıdır,aynı aşktır,aynı kızgınlık, aynı öfkeyi yaşarız ama farklı anlatırız ve sanat böyle bir şeydir,bu yüzden herkes sanat yapamaz ,herkes sanattan anlamaz ;)

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Gülsen hocam, sadece sizi değil, hepimizi enayi yerine koyan bu nevi şahsına münhasır dangalağa niye kızıyorsunuz ki..? Mevlana gibi yüceler yücesi bir filozof şairi bilmediğimizi düşünmesi -yazdığınız gibi- sadece kendisinin dangalak olduğunun ispatıdır.

İzninizle aşağıdaki şimdi yazdığım(!) dörtlüğü kendisine armağan ediyorum.:)))

Yüzde ısrar etme, "Doksan da olur".
İnsan dediğinde, "Noksan da olur"...
Sakın büyüklenme, "Elde neler var".

**Bir ben varım deme, "Yoksan da olur.**

Yaşamın kıyısında dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Yaşamın kıyısında dedi ki...

Dayanamadım, şunuda demeden gitmeyeceğim.
"Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme"

tufan dedi ki...

Bazı sözler vardır yüzlerce sayfaya konuk olur, her okunduğunda insanı derin düşüncelere sürükleyen, anıt gibidir onlar, her yerden görünür ve azıcık mürekkep yalamış herkes tarafından bilinir, onlara isim adres sorulmaz, anıt'tır onlar, koca bir anıt..

Sevgili hocam hiç canınızı sıkmayın, paylaştığınız sözlerin sahibini bütün Dünya tanıyorken, birinin çıkıpta bu sözleri kendinize mal etiğinizi düşünmesi zaten başlı başına bir Cehalet, ama yadırgamıyorum, okuduğu şiirin yazarını dahi yanlış bilen Başbakan yönetmiyor mu bu ülkeyi!.

Saygılar sevgiler..

nihansu dedi ki...

Sizi, sayfanızı ve eşsiz yazılarınızı okuyan, takip eden herkes bu sözün kime ait olduğunu dolayısıyla da ismin yazılmasına da gerek olmadığını gayet iyi bilir.
Kendi adıma sadece size değil okuyanlara da haksızlık edildiğini düşünüyorum. Ne yazık!!!

ayferbilici dedi ki...

Altına kime ait olduğunun yazılmasına gerek duyulmayacak kadar bilinen bu sözün gerçekte bize ait olduğunu düşünüyorum.

Bilgi, fikir ve duygu paylaşımının olduğu bir yerde insanlığa yöneltilmiş bir sözün özünden çok kime ait olduğuna dikkat edilmesini garipsiyor insan.

nihansu dedi ki...

Tüm yazılanları ve kendi yorumlarımı sonradan okuduğumda adını bile dahi yazma cesareti gösteremeyen, kaçak güreşen, aklı sıra bu tür imalı sözlerle sizi yerebileceğini düşünen, size ve okuyucularınıza saygısızlık eden kişiye daha fazlasınI YAZMAM gerektiğini farkettim.

Canım Mamyciğim, belli ki bu kişi canınızı hayli sıkmış, üstelik hiç de geçerli olmayan bir bahane ile... Size yazdığı her saçma yorum bilin ki sizi üzdüğü ve sinirlendirdiği kadar sizi seven herkesi de aynı oranda sinirlendiriyor. Kendi adıma şunu söyleyebilirim ki, sizi üzen her kim ya da ne olursa olsun -buna ben de dahil- inanılmaz bir öfke duyuyorum.

Aklıma sadece ve sadece bir atasözü geliyor; "Güneş Balçıkla Sıvanmaz" Öyle değerler vardır ki insanlar ne derlerse desinler, yazsınlar asla değerini yitirmezler ve her zaman değeri bilinerek sevilirler.İşte bu değerler GÜNEŞ kadar parlak,güneş gibi her yeri aydınlatan ve karanlığı yok eden kişilerdir. Ne demiştik? Siz gerçekten bizleri aydınlatan, okuyarak öğreten ve bunun yanı sıra tüm duygularımıza tercüman olan yazılarınızla güneşimizsiniz. Benim yaşam koçumsunuz, sizden öğrendiğim ve öğreneceğim ne çok şey var.
Size istediği kadar yorum yazsın "Adsız", istediğini söylesin, bu sizin kişiliğinizin, değerinizin bizim nazarımızdaki yerini ASLA değiştiremez. Olsa olsa "sinek küçük ama mide bulandırır"

Bu kişiye sadece buradan sizi üzmesinin sizi seven kişileri nasıl da öfkelendirdiğini yüreğimin yettiğince haykırabilirim.

Hayır kabul etmiyorum; "Elim bir vakaya" dönüşmedi bu son yazı, sadece sizi ne kadar çok seven insan olduğunu bir kez daha gösterdi. Umarım "Adsız" da bunu çok iyi anlamıştır, hiçbirşeyi anlamasa bile bir tek bunu anlaması bile yeterli.

Ecehan dedi ki...

Sevgili Kocayüreklim;
Mesela konuyla ilgili ben sana;
"Üzülmene şaşırdım, zira bir lafa baksaydın laf mı diye bir de söyleyene baksaydın....diye de ona göre cevap verme zahmetinde bulunsaydın." yazsaydım, ardına da;
"DİKKAT DİKKAT; YUKARIDA KURDUĞUM CÜMLE BANA AİT DEĞİLDİR AMAN HA SAYIN SEYİRCİLER!felan mı yazmam gerekirdi? Bu bir.
Eğer bu yorumcun; hepimizi kültürsüz,bilgisiz,işe yaramaz yazar parçaları gibi görüp te, dünyanın en kültürlü, en bilgili adamını da kendisi zannediyor da hatırlatma gereği duyuyorsa -ki duymuş- Mesnevi'yi bi gözden geçirmesini ve sataşıp sataşmama kararını ona göre vermesini dilerdim. Zira Mevlana'nın hoşgörüsünü bilmeden onun sözlerini biliyoruz diye kendini olur olmaz yerde ortaya atanlara hastayım. Hele bu bir de doktorsa, o zaman iki katı hastayım. Bu da iki.
Üçüncüye de gerisini de gerek duymuyorum, limonlamaya devam...

Arzu Sarıyer dedi ki...

Sevgili Öğretmenim sizi tanımayan,tanıyamayan ,adını yazamıyacak kadar yüreksiz bir(sanıyorum okumuş cahil) kişinin hazeyanları diyorum.O kadar güzel meyve veriyorsunuz,taşlayan olacaktır işte böyle...

Akgül Çubukçu dedi ki...

Yine geç kaldım bu bu son olayı yorumlamaya Gülsen öğretmenim. Arkadaşlarımızın hepsi zaten gereken cevapları vermişler. Yazmayı düşündüğüm her şeyi o satırların arasında buldum. Aklın yolu birdir diye boşuna dememişler.

1) Adını bile yazabilecek cesareti bulamayan birinin, içi boş tenkitleri için boşuna canınızı sıkıyorsunuz. Adı yoksa zaten kendi de yoktur, boşverin.

2) Mevlâna'nın sözleri dünyaya mâl olmuştur. Yeri gelir, anlatmak istediğimiz bir konu için sayfalarca yazı yazsak anlatamayacağımız duyguları, onun iki satırıyla yüreklere yerleştirebiliriz. Düşündürür, hayranlık uyandırır o sözler, tıpkı sizin sayfanızdaki gibi.

Belki Mevlâna'nın adını anmadan yorum yaptığımız için, sözlerin sizin olduğunu sandığımız anlamı çıkarılmış olabilir. Oysa orada benim için önemli olan, o sözlerin neden seçilmiş olduğuydu. Anlatmaya çalıştığınız durum ya da duyguların ne olduğunu çözmeye çalışıp, içinden çıkamadığımdan "Yorumsuz" kelimesine sığınmıştım.

3) O kişiyle ilgili yazdıklarınızı okuduğumda, aklıma ilk gelen düşünceyi sevgili Arzu yazmış ama, ben yine de tekrarlamadan edemiyeceğim: "Meyve veren ağaç taşlanır". Varolmayan bir kişi için canınızı sıkmayın diyeceğim tekrar Gülsen öğretmenim.

Saygı ve sevgilerimle...

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Canım arkadaşım, güzel öğretmenim, niye ki! ne? sıkarsın canını:)Eğer doğruluğuna çok güveniyorsa adsız niye? yaz adını göğsünü gere gere.
Sana yazdığı yorumla tüm sana hayran olanları çekemediğindendir, hepimizi aynı konuma koyarak.

SÖZÜN ZATEN KİME AİT OLDUĞUNUN BİLİNMEMESİNİN BİR CEHALET
VE BU NEDENLE İSMİN YAZILMASINA GEREK OLMADIĞINI da ayrıca belirtmek isterim.

haykırış dedi ki...

Çok değerli büyüğüm Sayın Gülsen Hocam merhaba,
Nihayet evimize gelebildik. Yorumları okudum ve kendi adıma fevkalâde üzüldüm çünkü sizi ve çok dostumu cevapsız bırakmışım. Hastalığımın arkasına sığınmadan lütfen bağışlayın diyorum..
Çok değerli Sufi'nin bloguna uğradıktan sonra size döndüm ve
"Sen, uzattığın eli tutmayan ele mi dargınsın? tutmayacak bir ele uzandığın için kendine mi?" bu yazınızı okuyunca beynim karmakarışık oldu çünkü sanki yazının içinde ben varmışım gibi algıladım. İnanın kendime kızdığım doğru ama sizin gibi değerli bir şahsiyete ne hakla dargın olabilirim ki asla konusu dahi bahis mevzuu olamaz. Lütfen böyle bilesiniz yoksa çok üzülürüm.
Sonsuz saygılarımızın kabulunü rica ediyorum.
Haykırış ve Eşi

gülsen VAROL dedi ki...

Dost meclisine.. evine.. sevenlerine ve YAŞAMA dönüşünü duymanın sevinci ile TEK CEVAP verişimi arkadaşlarım anlayışla karşılayacaklardır eminim sevgili Haykırış..
İçinde bulunduğun hassas durum nedeniyle sayfamdaki satırları o şekilde algılamanı normal buluyorum ama seninle yakından uzaktan bir ilgisi olmadığını da bilmeni istiyorum..

Tekrar hoşgeldin..

Esin Bozdemir dedi ki...

Değerli Gülsen Hocam,

Mevlana'nın bu önemli sözünü bilmeyen yoktur!ama O'nun felsefesini doğru özümseyen, bilen ne kadar insan vardır orası muamma!..

İyi niyetten, incelikten, hoşgörüden, tevazudan uzak olunca insan, Mevlanayı da anlamamış demektir!..o 'adsız!'her kim ise? boştur sözleri de kendisi de!..

Bizim için sizin varlığınız ve bizlere kattığınız nice güzel düşünceler ve üzerinde düşünmemizi, sorgulamamızı sağladığınız o değerli yazılarınız, paylaşımlarınız her zaman çok önemlidir..

İyi ki varsınız...
Sevgi ve saygılarımızla...

Leyâl ÖZKAN dedi ki...

Sevgili Gülsenciğim,'En koyu cehalet gerçeği görmemektir' gerçek şudur ki seni sevenlerin gönlünde öyle özel bir yerdesin ki ..sana uzanan kirli ellerin zarar vermemesi için dostların nasıl güçlü bir sevgi zinciri oluşturdu...

Ben de bu sevgi zincirinin halkalarından biriyim...İşte bunu fark etmemekte cehaletin başka bir yüzüdür... Senin açığını yakaladığını sanan bu şahıs ,seni karalarken ne kadar büyük bir hata yaptığının farkında değildi...ne kadar küçüldü...
Sen öyle asil cesur bir yüreksin ki..acıyı da...sevinci de .. sevgiyi de.. hayat tecrübelerini de, kaleminin ucundan inci taneleri gibi dökülen kelimelerle öyle içten..öyle güzel anlatıyorsun ki ,ben ruhuma ,gönlüme ,yüreğime yansıttığın sıcak mutluluk ve heyecanlar için sana teşekkür etmek istiyorum....
Adsız gibi bu heyecanları yaşayamayan kıskanç ruhlar, gördüğün gibi ,seni yaralamak için çok çirkin yollara başvururlar.. Eğer canını sıkar, üzülürsen..bu kötü ruhlar beslenir amaçlarına ulaşırlar... Senin adına Nazım'dan bir kaç satırla cevap vermek istiyorum.
Sen bu kavgada
bir nokta bile değil,
bir küçük,eğri virgül
bir zavallı vesilesin !...
Sen de bilirsin ki ,
jurnal esnafı, senin gibiler
tutulup kulaklarından birer birer
teşhir edilirler.....

Bizlere teşhir ettiğin için teşekkürler....

Gülsenciğim, Bazı insanlar vardır ki selam verirler ve selamlarından İS kokusu gelir .(adsız gibi) Bazıları da vardır ki selam verirler ve onların selamından MİSK kokusu gelir.....Senden geldiği gibi.....

Sonsuz sevgiler....
Leyâl....

Adsız dedi ki...

sevgili hasretim senfonim..
blog dediğin bir açık bırakılmış.. defter gibidir.. anı kayıt altına alı.. senin ruh halini.. emeğini bazen fikrini bazen duygunu..
eh.. ortada açık bırakılınca bazen torun gelir kenarına resim ekler güzelleştirir.. bazen.. dost gelir kenarına bir kalp çizer gider.. bazen de.. birileri alışveriş listesi yazabilir.. hatta bazen en sıkıcı eklemelere bile yer olur.. aslolan senin defterinin amacı.. sana ne ifade ettiğidir.. gül geç..
sevgilerimle..
kayifle..

atalet

Evren dedi ki...

insan en çok onun elini uzatacağına inanmış olan yanına dargın oluyor, yüreğine kızıyor, kırılıyor. bu kadar saf, bu kadar kendinden bildiği için karşısındakini.

iyi olsun yılların, saçlarında kahkahalar dolanan kadın.

ali zafer sapci dedi ki...

Güzel yıllar dilerim. Müzik dolu, sağlık dolu olsun 2012.

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Sizin ve ailenizin yeni yılını kutlar; yeni yılın sağlık, barış, mutluluk ve barışla geçmesini dilerim. Sevgi ve dostlukla...

tufan dedi ki...

Acısıyla tatlısıyla geride bırakacağımız bir yıl daha oldu, hatalarımızla büyüdük, ders aldık, her geçen gün sorumluluk yüklendik.

Ağız tadıyla, huzurla ve sağlıkla, aydınlık günlerin umuduyla tüm sevdiklerinizle birlikte mutlu bir yeni yıl diliyorum sevgili hocam..

Saygılar sevgiler.

Sibel Demirel dedi ki...

Bazı sözler vardır "bizi bize anlatır",söylendiğinde söyleyen kişiye ait olmaktan çıkar,kullanan herkese ait olur...O kadar bilinir ki yılların,zamanın silemediği bir iz bırakır nesiller boyu..sahibini o kadar belli eder ki,ayrıca adını kullanmaya gerek duyulmaz.."kendini tanı","gel gel ne olursan ol yine gel...","herşey akar","gerçekçi ol, imkansızı iste"...vs.liste yüzlercesine uzatılabilir..Artık herbiri ilk söyleyen bilinci aşmış,kollektif bilince ait olmuş sözlerdir..Herkes bilir duyunca hangi enginden yankılanan sesler olduğunu...Bu durumun gerçekliğiyle yeni tanışan biri,Amerikayı yeniden keşfetmiş edalarına girebilir haddini aşarak..şimdi bende sesleneyim ona ;"eline,beline,diline hakim ol diyerek"..düşünsün dursun bunu kimden çalmış diye cahilce..güler geçerim...ve de birtane daha eklerim; "küçük insanlar başkalarının ne yaptığıyla,büyük insanlar ne yapacaklarıyla uğraşır"...sevgiyle ve mutlulukla kalın.Sizi seviyorum.

rakiip dedi ki...

Mutlu sağlıklı yıllar dilerim sevgili Gülsen hocam.

Akgül Çubukçu dedi ki...

"Söz söyleyen kemal sahibi olursa, marifet ve hakikat sofrasını serdi mi, o sofrada her türlü yemek bulunur. Herkes orada gıdasını bulur." demiş Mevlâna.

Sofranızda bizlere ikram ettiğiniz her türlü gıda için teşekkürler Gülsen öğretmenim. Yeni yılda sevdiklerinizle birlikte sağlık, mutluluk, huzur dolu nice nice günler diliyorum.
Yeni yılınız kutlu olsun!
Saygı ve sevgilerimle.

nalan dedi ki...

O gerçekten dangalakmış ki YAPRAKLAR'ı okuyup bunca zaman; hiç feyzalamamış.
Kimle dansetmeye kalkıştığını bile farkedememiş...
Öyleyse üzerinde düşünmeğe değmez:)