bir hikaye her hafta daha da ilgi cekici ve sasirtici olabilirmiymis? olabilirmis :) her hafta aa bitti yine diye uzuluyorum ve bolumun sonuna ne hizla geliyorum anlamiyorum. kaleminize saglik :)
Bende Sevgili Çınar hanım gibi son satırları gülerek bitirdim. Evet insan içindekileri söylemeli. Keşke söyleseydim demektense söyleyip olmaması daha iyi. Acıların arasındaki bu aşk ahhh ne iyi geldi Sevgili Gülsen hocam.
Bu bölüm benim de ayaklarımı yerden kesti. O müthiş çarpıcı duyguları taa içimde, yüreğimde hissettim. Öylesine güzel anlatmışsınız ki.. Aşk böyle bir şey işte. Yıkıp geçmeli tüm engelleri, yaşadığını, yaşama zevkini, anlamını hissettirmeli insana. Yaş falan hiç önemli değil, önemli olan şu coşkun duyguları hissedip, kendini bırakıvermek bu inanılmaz girdaba.
Ellerinize sağlık, çok güzeldi Gülsen hocam, valla bir tuhaf oldum... :))
Ahh aşk... Zamandan ve yerden bağımsız kendi bildiğini okuyor. O kadar güzel ve sıcak bir bölümdü ki bu bölüm, iki kişinin gerçek bir muhabbetle, gönül bağıyla ve dostlukla ördükleri aşkın en saygın halini okudum her satırda. Su gibiydi yine Mamy'im, bir solukta okudum. Yaşanan tüm olumsuzluklar içinde sonu aydınlığa çıkan ve mutluluğa sebep olan birşeylerin olması, hayatın kendi içinde nasıl da çelişkili olduğunu gösteriyor.
Ayrıca okurken sanki oradaymışım gibi üçüncü bir gözle Aysel ile Erhan'ı izledim. O kadar güzel yansıtmışsınız ki bu duyguyu hiçbir çaba sarfetmeden insan gözünde canlandırabiliyor. Bu da sizin her zamanki gibi kaleminizin gücü...
Zaman nasıl da çabuk geçiyor,bir hafta sonu daha geldi iyiki geldi heyecanla beklediğim bu harika satırlarla birlikteyim..beni çok heyecanlandıran şu final de dediği gibi"Dudaklarında silinmesi mümkün olmayan bir gülümseme, gözleri kapalı, kolları başının altında kenetlenmiş vaziyette tekrar tekrar yaşıyordu yaşadıklarını."
yürekten yazdığınız kaleminize sağlıkla çok teşekkür ediyor mutlu bir hafta sonu diliyorumm..Sevgiyle esen kalın Saygılar
Gülsenciğim,'Cehennem Deresine', iki bölüm sonra veda etmek zorunda olduğumuzu biliyorum. Şimdiden özlem çanları çalmaya başladı bilesin.Umarım bu ayrılık uzun sürmez. Kavuşmak umudu ile özlemek çok güzel bir duygudur, insana yaşama tutunma enerjisi verir.
'Cehennem Deresin'den' ayrılmadan önce romanı elime alıp sanki sayfalarını çeviriyormuşcasına bilgisayarımın tuşunda saygı ve minnetle gezindi parmaklarım..
10.Ağustos.2012 de ilk bölümde buldum kendimi.İlk sayfada roman beni sihirli pençesine almıştı bile.. sonra su gibi aktı gitti satırlar.. Dilinin kılıcı kalemin büyük bir ustalıkla, olağanüstü nitelikte, olağanüstü duygusal,gizemli, zekanın zirvesinde yaratılan, çözdükçe dolanan olaylar zinciriyle okuyucuyu okudukca büyülü atmosferine çeken, elden zor bırakılacak klasik bir eser ortaya koymuş,koymakta..koyacak... Okudukca, sırtını dağın yamacına dayamış, yeşil çam ormanlarının arasında yaşayan, karadenizin hırçın dalgalarının sesini kokusunu duyan, nefti denizinin rengini görebilen Cehennem Deresi'nin sakinlerinden biri oluverdim.. Romanın en önemli özelliği, duyguların, yaşanan olayların, çizilen karakterlerin bizzat hayatın yaşanmışlığından,hatta bizlerden de izler yansıtmasıydı. Kavuşulamayan aşkın ölümsüzlüğü, toprağın altındaki sevdiğinin koynuna girmeyi dileyecek kadar ölesiye sevmek... Satır aralarında insanı gülümseten,güldüren zeka oyunları.. Aysel'in Erhan'ın nasır tutmuş kalbini beyniyle sevgisini küçük dozlar halinde ruhuna zerk edişini büyük bir heyecanla bize yaşatan..sevginin emek isteyen bir süreç olduğunu sayfalar boyunca hatırlatan.. ve sonunda "Sana ihtiyacım var çünki seni seviyorum" diye haykırabilen Aysel'in cesareti karşısında okuyucunun çoşkusunu doruğa çıkaran bir roman ''Cehennem Deresi''....... Sevgili Gülsen, bu romanın usta kalemi, kılıcını kuşanmaktan sakın yılma .. Sevgiler...
İkinci baharın mucizesi böyle bir şey işte, dünyanın sadece kendi etraflarında döndüğünü hissettirir insana, gençlikte bile yapamayacağı davranışları bir çırpıda sergiler insan, ihtiyacı olana ne güzel bir mucize!
Şok, insanlar üzerinde çok değişik etkiler yaratabilir, Erhan'ın bu durumda neler yaşayacağını tahmin etmek zor,oğlunun yaşadığını öğrendiği an neler yaşayacağının merakı içindeyim sevgili hocam..
Okudum, okudum, tekrar okudum bu bölümü, çünkü bu bölümü diğerlerinden ayıran ve beni mutlu/huzurlu düşüncelerden düşüncelere gark eden, hem 'aşkın yaşı olmadığı!' hem de sonunda yorulacak, bitap düşecek şekilde kumların içinde yuvarlanıp tanınmaz hale gelmeleri ve elbette aşkına sahip çıkmak adına Aysel'in radikal kararlar alması beni çok etkiledi Sevgili Hocam.
Çünki 'Aşk! ... en ulvi, en kutsal, hayatı değerli kılan bir insani ihtiyaçtır. Hiçbir dil, hiçbir din hiçbir ideoloji, bunu kalıplar içine sokmaz, sokamaz diye düşünüyorum.
Ayrıca Erhan'ın güçlü kişiliği ile 'gazi oğlunun' şokunu çabuk atlatacağını ve onunla gurur duyacağını umuyor, daha doğrusu ümit ediyor ve diliyorum.
Bu aşkın ve gelişmekte olan olayların mutluluk içinde daha da olumlanabileceği heyecanını bütün bölümlerde ve özellikle bu bölümde pozitivizmin olağanüstü hayal gücünüzle ve o kocaman yüreğinizle bize yaşattığınız için sağ olun, sonsuz teşekkürler Hocam. * Çok güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimle, Sevgi ve Saygılar
10 yorum:
Waavvv şahanee. Ben de Erhan gibi ağzıma yapışıp kalmış gülümsemeyle okudum. Bitiverdi :)
Aysell! bravo sana dedim. Bağırarak
Kumların üstünde yuvarlanırlarken gördüm onları. Ne güzeldiler...
Ahh! hep böyle mutlu olsalar diye de dua ettim. Hepsi de...
Bekleyeceğiz... Öğrendik artık, beklemeye değiyor.
Çook güzeldi Hoca'm yüreğinize sağlık.
İyi geceler
bir hikaye her hafta daha da ilgi cekici ve sasirtici olabilirmiymis? olabilirmis :) her hafta aa bitti yine diye uzuluyorum ve bolumun sonuna ne hizla geliyorum anlamiyorum.
kaleminize saglik :)
Bende Sevgili Çınar hanım gibi son satırları gülerek bitirdim.
Evet insan içindekileri söylemeli. Keşke söyleseydim demektense söyleyip olmaması daha iyi.
Acıların arasındaki bu aşk ahhh ne iyi geldi Sevgili Gülsen hocam.
Bu bölüm benim de ayaklarımı yerden kesti. O müthiş çarpıcı duyguları taa içimde, yüreğimde hissettim. Öylesine güzel anlatmışsınız ki.. Aşk böyle bir şey işte. Yıkıp geçmeli tüm engelleri, yaşadığını, yaşama zevkini, anlamını hissettirmeli insana. Yaş falan hiç önemli değil, önemli olan şu coşkun duyguları hissedip, kendini bırakıvermek bu inanılmaz girdaba.
Ellerinize sağlık, çok güzeldi Gülsen hocam, valla bir tuhaf oldum... :))
Müthişti derim başka birşey de diyemem.Gözlerim kamaştı okurken...
Ahh aşk... Zamandan ve yerden bağımsız kendi bildiğini okuyor. O kadar güzel ve sıcak bir bölümdü ki bu bölüm, iki kişinin gerçek bir muhabbetle, gönül bağıyla ve dostlukla ördükleri aşkın en saygın halini okudum her satırda. Su gibiydi yine Mamy'im, bir solukta okudum. Yaşanan tüm olumsuzluklar içinde sonu aydınlığa çıkan ve mutluluğa sebep olan birşeylerin olması, hayatın kendi içinde nasıl da çelişkili olduğunu gösteriyor.
Ayrıca okurken sanki oradaymışım gibi üçüncü bir gözle Aysel ile Erhan'ı izledim. O kadar güzel yansıtmışsınız ki bu duyguyu hiçbir çaba sarfetmeden insan gözünde canlandırabiliyor. Bu da sizin her zamanki gibi kaleminizin gücü...
Zaman nasıl da çabuk geçiyor,bir hafta sonu daha geldi iyiki geldi heyecanla beklediğim bu harika satırlarla birlikteyim..beni çok heyecanlandıran şu final de dediği gibi"Dudaklarında silinmesi mümkün olmayan bir gülümseme, gözleri kapalı, kolları başının altında kenetlenmiş vaziyette tekrar tekrar yaşıyordu yaşadıklarını."
yürekten yazdığınız kaleminize sağlıkla çok teşekkür ediyor mutlu bir hafta sonu diliyorumm..Sevgiyle esen kalın Saygılar
Gülsenciğim,'Cehennem Deresine', iki bölüm sonra veda etmek zorunda olduğumuzu biliyorum. Şimdiden
özlem çanları çalmaya başladı bilesin.Umarım bu ayrılık uzun sürmez. Kavuşmak umudu ile özlemek çok güzel bir duygudur, insana yaşama tutunma enerjisi verir.
'Cehennem Deresin'den' ayrılmadan önce romanı elime alıp sanki sayfalarını çeviriyormuşcasına bilgisayarımın tuşunda saygı ve minnetle gezindi parmaklarım..
10.Ağustos.2012 de ilk bölümde buldum kendimi.İlk sayfada roman beni sihirli pençesine almıştı bile.. sonra su gibi aktı gitti satırlar..
Dilinin kılıcı kalemin büyük bir ustalıkla, olağanüstü nitelikte,
olağanüstü duygusal,gizemli, zekanın zirvesinde yaratılan, çözdükçe dolanan olaylar zinciriyle okuyucuyu okudukca büyülü atmosferine çeken, elden zor bırakılacak klasik bir eser ortaya koymuş,koymakta..koyacak...
Okudukca, sırtını dağın yamacına dayamış, yeşil çam ormanlarının arasında yaşayan, karadenizin hırçın dalgalarının sesini kokusunu duyan, nefti denizinin rengini görebilen Cehennem Deresi'nin sakinlerinden biri oluverdim..
Romanın en önemli özelliği, duyguların, yaşanan olayların, çizilen karakterlerin bizzat hayatın yaşanmışlığından,hatta bizlerden de izler yansıtmasıydı.
Kavuşulamayan aşkın ölümsüzlüğü, toprağın altındaki sevdiğinin koynuna girmeyi dileyecek kadar ölesiye sevmek...
Satır aralarında insanı gülümseten,güldüren zeka oyunları..
Aysel'in Erhan'ın nasır tutmuş kalbini beyniyle sevgisini küçük dozlar halinde ruhuna zerk edişini büyük bir heyecanla bize yaşatan..sevginin emek isteyen bir süreç olduğunu sayfalar boyunca hatırlatan.. ve sonunda "Sana ihtiyacım var çünki seni seviyorum" diye haykırabilen Aysel'in cesareti karşısında okuyucunun çoşkusunu doruğa çıkaran bir roman ''Cehennem Deresi''.......
Sevgili Gülsen, bu romanın usta kalemi, kılıcını kuşanmaktan sakın yılma .. Sevgiler...
Leyal....
İkinci baharın mucizesi böyle bir şey işte, dünyanın sadece kendi etraflarında döndüğünü hissettirir insana, gençlikte bile yapamayacağı davranışları bir çırpıda sergiler insan, ihtiyacı olana ne güzel bir mucize!
Şok, insanlar üzerinde çok değişik etkiler yaratabilir, Erhan'ın bu durumda neler yaşayacağını tahmin etmek zor,oğlunun yaşadığını öğrendiği an neler yaşayacağının merakı içindeyim sevgili hocam..
Saygılar sevgiler...
Okudum, okudum, tekrar okudum bu bölümü, çünkü bu bölümü diğerlerinden ayıran ve beni mutlu/huzurlu düşüncelerden düşüncelere gark eden, hem 'aşkın yaşı olmadığı!' hem de sonunda yorulacak, bitap düşecek şekilde kumların içinde yuvarlanıp tanınmaz hale gelmeleri ve elbette aşkına sahip çıkmak adına Aysel'in radikal kararlar alması beni çok etkiledi Sevgili Hocam.
Çünki 'Aşk! ... en ulvi, en kutsal, hayatı değerli kılan bir insani ihtiyaçtır. Hiçbir dil, hiçbir din hiçbir ideoloji, bunu kalıplar içine sokmaz, sokamaz diye düşünüyorum.
Ayrıca Erhan'ın güçlü kişiliği ile 'gazi oğlunun' şokunu çabuk atlatacağını ve onunla gurur duyacağını umuyor, daha doğrusu ümit ediyor ve diliyorum.
Bu aşkın ve gelişmekte olan olayların mutluluk içinde daha da olumlanabileceği heyecanını bütün bölümlerde ve özellikle bu bölümde pozitivizmin olağanüstü hayal gücünüzle ve o kocaman yüreğinizle bize yaşattığınız için sağ olun, sonsuz teşekkürler Hocam.
*
Çok güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimle,
Sevgi ve Saygılar
Yorum Gönder