14 Temmuz 2013 Pazar

Ankara' ya... GİDİŞ NE GÜZEL!!!

 
Sabah erken kalkmama gerek yok.. otobüs 11.30 da.. Bavulum hazır, hatta sokak kapısı arkasına konuşlandırıldı bile. Sabah evden çıkarken yapacaklarımı kontrol ediyorum.. çöp: verildi.. su: sabah giderken kapatılacak.. doğalgaz: kapattım!.. çiçeklerim: bolca sulandı!! Tam o anda zil çaldı.. biraz isteksiz bir sesle "kim o" dedim.. billur gibi bir ses "bizzzzz" dedi.. Ah!!.. benim sarışınım bu! yarın gideceğimi biliyorlar.. Onlar da bugün döndüler Çanakkale'den..

Asansör kapısı açılıyor.... ve benim bir tanem.. İmgem "hapy birth day" i söyleye söyleye koşarak gelip boynuma sarılıyor.. elinde iki paket var!!.. Biri, resimde gördüğünüz!!! Nasıl mutluyum anlatamam.. Yılların ayak seslerinden korkmuyorum,:) öylesine mutluyum!! 
Öbür paket bizzat onun seçtiği bir şahane ayakkabı.. "bu alınacak" dediği için itiraz etmemiş annesiyle babası.. sadece uzun vadeli bir değiştirme kartı koydurtmuşlar içine.. Ama ben bu kadar rahat bu kadar güzel ayakkabı hiç giymedim.. Özürlü ayaklarıma milyonluk da olsa ayakkabı beğendiremem bir türlü.. Ama bu, işte bu önümdeki günler boyu neredeyse ayağımdan hiç çıkartmadığım bu ayakkabı ayaklarımın huzuru oldu.
TEŞEKKÜRLER İMGE'm..
benim güzel çocuklarım..
****
 
 ve.. ANKARA..
 
İkinci evimde gibiyim..
Hiç değişmeyen
7. kattaki 702 no' lu odadayım..
En köşede üstten 2 kat altta olan,
yanımda bitişik oda olmayan!!.. :)

Ve baktığımda göz alabildiğine,
öğrenciliğimi, öğretmenliğimi, gençliğimi, sözün özü
 tarihimi hatırladığım EMEK mahallesini seyrettiğim.. 
 Hiç bir manzaraya değişmediğim,
görecek olanın kesin deli teşhisi koymasından korkmadan,
 sesli olarak konuştuğum mekânla hasret giderdiğim... 
 
Hayranı olduğum el dokuması duvar halısını okşayıp,
 hasretimi dile getirdiğim.. 
 
Gizemli bahçesini ve muhteşem çayını özlediğim.. 
hâtıraların kötülerini kovup, güzellerine kucak açtığım
ÖĞRETMEN EVİ..
 
Özlediklerimin hepsini görmem mümkün değil..
Otobüsten ineli ve odama yerleşeli daha yarım saat bile olmadan Mehmedim beni aldı ve
okulunun açık hava restoranına yemek yemeye götürdü..
İçimdeki takdir duygularının ve çok ender duyduğum "keşke" hissimin tavan yaptığı ODTÜ.. Kapısında bu afişle karşılıyor gelenleri..

Güzel ve serin bir Ankara akşamının ilkine
bu muhteşem yerden merhaba diyorum..
Az daha elveda diyecek kadar şiddetli bir allerji krizi
geçirişimi anlatmaya hiç niyetim yok!! :)
 
****
 
 
Sabah daha çayımdan bir yudum içmeden,
"Hocam, ziyaretçiniz var" diyor müdire Derya hanım..  
 
Kimin olduğunu âmâ da olsam sağır da.. 
bilirim !..  
 
 
Bu sefer tutuyorum kendime verdiğim sözü.. ağlamıyorum!!
Benim Nihan'ım orkidem.. ilk gelen!
Aslında başka gelen de olmayacak tahminim..
Çünki Ankara boşalmış gibi..
Ve ben hiç kimseye Ankara'ya geleceğimi söylemedim
2-3 dostumun haricinde..
Onlarla da bire bir  buluşmak istedim..
Özelleri özel olarak konuşabilmek,
rahat dertleşmek
ve geçmişi yâd ederken kimseyle paylaşmamak için!!..
 
 
Ancak benim insan üstü bir vefası olan yeğenim beni yemeğe götürmeye ve akşamki kriz için (tedbir olarak) aldığı ilacı vermeye gelince,
güzel ve zevkli bir yemeğe hayır diyemedik..
Acıkmışız üstelik.. :))
 

Sonra akşama hatta gece yarısına kadar GÜN bizim..
Anılar... ah!! zamanında ağlatan ama şimdi anarken,
 ağlandığı için güldüren anılar..

Nihan'ımın butcuğu evde beni beklemekte.. annesini "ama sigara içiyor mami" diye şikayet edecek.. Bana İstanbul'a telefon açıp bu konuda yardım etmemi isteyen  olağanüstü bir çocuk o..
O, benim KAYRA' m..
Yanlarında huzur bulduğunuz insanlarla beraber olduğunuzda,
 iştahınız artar mı azalır mı??
Ben o güzel muhteşem yemekleri sadece seyrettim o gece..
***
 
 ve... LEYAL..
O, benim leylâğım..

O, beni anlayan çok ender insanlardan biri..
Muhteşem kelimesini gölgede bırakan bir arkadaş,
bir dost, bir meslekdaş..
İnanın mübalâğa etmiyorum,
dokunduğumda kırılacak diye korktuğum bir kristal kadeh gibi..
 
Saatlerce, sanki kuştüyü bir koltukta oturuyormuşum gibi tahta bir iskemlede rahat ettiğim arkadaşım o.. Her 3 çocuk doğuranın üçünü de getirdiği ciyak ciyak eniklerini ortaya salıp bağırtan ana bozuntularının en nadide mekanları biz gibilere (özellikle) zehir etmek için doldurduklarından, kulaklarımızı sağır edecek kadar ağlama sesine rağmen, yanında huzur bulduğum bana sükûn aşılayan dostum.. 
O, benim Leylâğım..
 
****
 
Araya giren mesafeler.. ve zaman denen kalleş süreç.. yıllar sonra..
eğer bıraktığın yerden, yeniden başlatıyorsa dostluğu.. arkadaşlığı.. sırdaşlığı..
bilin ki o dostluk ölümsüzdür..


ve HÜLYA' m..

"sanki dün gibi" denir ya hani.. işte aynen öyle..
Sen ne kadar kırılgan ve zarifsin Hülya'm..
İnsanın  sana dokunurken korkması gerekir..
Biliyor musun karşımda oturduğun o kısacık süreç içinde,
seni anlayamayanlara, kıymetini bilemeyenlere "ah" ettim..
Ve inandım.. sanki yüreğime bir ses, 
çok yakında tekrar beraber bir mutluluğa kadeh kaldıracaksınız.. dedi!
 
****
VE..
Ankara'daki gecelerin sonuncusunu,
çok eski bir tanıdığımın ve akrabamın çağrısını değerlendirerek geçirdim..
İster geçmişte kalsın, isterse gelecekte düşünülsün,
"güzel" olan düşünce ve duyguların,
insan ömrünü uzatan bir sihir olduğu konusunda  mutabık kaldık..
 
SONRA BAKTIM...
YENİ BİR AY DOĞUYOR..

HOŞÇA KAL ANKARA.. dedim..
GÜZEL GÜNLERDE BULUŞMAK ÜZERE..
 
 
 
 
 


 

31 yorum:

nalan dedi ki...

Seni yine tatlı,güler yüzle resimde de olsa görmek gecenin bu saatinde çok mutlu etti sevgili Gülsen Öğretmenim.

Ömrün uzun ve güzel günlerle dolu geçsin hep sağlıklı ve mutlu yüzünle görelim seni.

Banuca dedi ki...

Sevdiğin yerlerde, sevdiklerinle, sevenlerinle, sevdiğin anılarla birlikte olmanın mutlululğu yüzüne rastlamış Gülsencim... Hep böyle kal,sevgiyle kal... nice seneler :)

Kibritci Kız dedi ki...

sizde güzel anılar bırakan ankara bana hep acı verdi ve bu yüzden burdan nefret ediyorum.

ama ankara nın adına sevindim onu seven nadide kişilerden birisiniz ne de olsa ..

ee hep güzel şeyler sevilecek değil yaa

bu arada siz ne güzel bir hanımefendisiniz maşallah vallaaa :)

sevgilerimle

ali zafer sapci dedi ki...

Güzel günlerinizin çoğalmasını, sevdiklerinizin hep yakınınızda olmasını dilerim.

gülsen VAROL dedi ki...

Nalân'ım.. bu aralar Destiny'nin bana özel hazırladığı "we will love you" sayfasında hakkımdaki tüm konuşmalarınızı kapı arkasından dinlediğimi biliyorsun :).. Son günlerde beni mutlu eden ayrı bir olay bu.. İnsanın mutlu olmayı beklemesi değil, buldukları içinde gizlenen mutluluk çekirdeklerini keşfetmesi önemli..
Duyarlı insan.. Nalân'ım.. teşekkür ederim güzel dileklerin için..

gülsen VAROL dedi ki...

Banu.. ah.. Banu!! Dağların gizemli kraliçesi.. bir varmış... bir yokmuş dostum.. O güzel dileklerini aynen sana yolladım bir rüzgârın kanadında .. o seni bulur!

gülsen VAROL dedi ki...

İlâhi kibritçi kız... Bu kadar güzel.. şahane bir iltifatı, sanki hiç iltifat değilmiş gibi doğaçlama sunan ilk dostumsun.. Ankara'yı. veya herhangi bir mekanı, içinde yaşadığım acıların dozuna göre sevsem, neredeyse Türkiye haritası üzerinde sevebileceğim bir şehir bulmam çok zor olurdu.. Kimi değip geçerken kiminin delip geçtiği acılar listemde en kabarık olan şehir ANKARA! Düşün bak.. bir de İ.Melih faktörüne rağmen!!! :)))
Neyse sen hoş geldin.. Gerçekten HOŞ geldin! Hep gel.. e mi?

gülsen VAROL dedi ki...

Teşekkür ederim sevgili Alizafer..
"Sevdiklerim" !! zaten hep yanımda.. hatta içimde! bu dört odalı yürek çalışmaktan bıkmadıkça.. :)

Arzu Sarıyer dedi ki...

Sevgili öğretmenim ;bazı yazılarınızı ağlayarak okuduğumu anımsıyorum ama bu yazınızda daha çok ağladım nedense...Güzel sarışının hediyesinden ,Ankara Öğretmenevi duygularına, sizi mutlu eden şeyleri okudukça mutlu oldum.Biliyorsunuz ben mutlu olurken de ağlayanlardanım.Ben de Ankara'yı sevenlerdenim ,her gidişim Atatürk'ümüzle buluşma oluyor bundandır sevmelerim.
Nice güzel anlar ve anılar diliyorum.Sevgiler...

gülsen VAROL dedi ki...

Arzu... birden seni çok özlediğimi fark ettim. ve düşündüm.. daha doğrusu hayâl kurdum bir yerlerde oturup saatlerce birbirimizi nasıl ağlatacağımızı!!! :))

nihansu dedi ki...

Beklediğim Pazar yazısı...

İçerisinde mutluluk, paylaşım, özlemi bir parça da dindirebilme imkanı olan, kahkahalar, eski, yeni anılar biriktirilen muhteşem Ankara ziyareti... Gelişinizin sizi mutlu ettiğini okuyanlar anlayabilirler ama benim açımdan neler hissettiğimi de anlayabilirler mi acaba?
Belki bir tam gün, yarım yarım diğer günler, kısa, yetmeyen saatler ama sizinle olunca insan zaten zamanın nasıl geçtiğini de anlamıyor. Yaşamıma kattıklarınız için bana ve aileme o ışığınızı hissettirdiğiniz için ne desem az kalacak Mamy'im.. Ben hala sihirli gibi olan o birkaç günün tesirindeyim, hatırladıkça hala gülüyorum, bazen hüzünleniyorum.
Yine masal tadında yansıtmışsınız Ankara ziyaretinizi ne mutlu bana ki bu Ankara masalının bir parçası olabilmişim.

Fotoğraflara yansıyan mutluluğunuz, mutluluğumuz, huzurumuz hiç eksilmesin.

gülsen VAROL dedi ki...

Sağol Nihanım.. duanı dileğini duyar o tesadüf dilerim..
Ve Mutluluklarımız, müşterek mutluluğumuz olur..

hikayelerdirgeriyekalan dedi ki...

Merhaba,
Bu mutluluğu bizlerle paylaşma nezaketiniz için ne kadar teşekkür etsem azdır çünkü sizin sayfanızda huzur buluyorum ve içim açılıyor.Duruşunuz gülüşünüzle o kadar zarifsiniz ki inanın bu harika karelerde ben de olmak isterdim..Daima mutluluk dolu günler diler Sevgi Saygılarımla
Esen Kalın.

gülsen VAROL dedi ki...

Belki de o Karelerin harika oluşunu tamamlardın sevgili Hikâyem..
Ben de senin sayfanda aklı zekayı ve zevki paylaşıyorum.. ve bunu orada dile getiremeyişimin sancılarını çekiyorum her ne kadar haklı sebeplerin olduğunu düşünsem de.. O nedenle bu özlemi sadece sayfamı ziyaretinde bıraktığın yorumlarla gidermeye çalışmaktayım..

maviye iz süren dedi ki...

Ne güzel bir yolculuğa dahil oldum o eşsiz anlatımınız ve sıcaklığınızla...
Güzel dostları kalmalı yanında insanın sarılıp hayatı duyumsayabileceği ve bırakmayacağı..
ne şanslısınız ve ne şanslılar sevdikleriniz..
huzur,muhabbet ve dostluk hep sizinle olsun..
sevgilerimle..

NzlGl dedi ki...

Şanslı Ankara ve Ankara'da yaşayan dostlarınız:)))))
Sizi böyle mutlu eden günlerin ve dostlarınızın herzaman olması dileğimdir.....
Güzel sarışınınızın hediyesini güle güle kullanın,
mutlu yıllarınız çok olsun, sevgilerimle

gülsen VAROL dedi ki...

"Belki" kelimesini pek sevmem. Kararsızlığı çağrıştırır bana nedense.. Ancak temenniyi dile getirmekte yardımcı olursa kullanmaya çalışırım Maviizim.. Belki yakın bir gelecekte, sarılıp hayatı duyumsayabileceğim dostlarımın içinde bana mavi bir bırakırsın.. :))

gülsen VAROL dedi ki...

Nazlı'm.. şanslı olan benim.. Naz yapma bana şimdi!!! :))))) Aslında nazlanmanı istemesem bunu yazmam bilirsin.. :))
Mutlu yıllarımızdan bir yaprak ayırmak dostlar için, ayırabilmek ne doyumsuz bir mutluluk ..

Adsız dedi ki...

Ceketimin düğmesini ilikledim,
saçımı sıkıca ördüm, derin bir nefes aldımmmmmmmm.... ve

Hayırlı geceler öğretmenim!Öncelikle Allah Ankara ziyaretinizi, içinize sindirsin.
Her an'ının gönlünüzce güzel ve huzur dolu geçtiği aşikar olan seyahatinize, siz ve sevenleriniz adına çok mutlu oldum.
Kapı ardı dinlenme olayına gelince,
fena yakalandık!.. İkinci bir sürpriz planlamış, sevgili Nalan ile paylaşmıştım. Planın detaylarını ise, sayfasının yorum penceresine ''yorum değil, yayınlama!' uyarısıyla not düşerek
göndermiştim. Yorum gönder tuşuna bastım.Bekliyorum ki onayalandıktan sonra görülecektir yazısı çıksın. O da ne !!!!
Küt diye benim 'yorum değil canım, yayınlama' diye başlayan metnim, kabak gibi sayfada!!!!!!!!

Eh sen misin Gülsen Öğretmen'den
gizli saklı iş çevirmeye kalkan!
Meğer yorum denetleme yokmuş Nalan'ın sayfasında:-(((((

Aman hocam, canım hocam lütfen disiplin kuruluna filan vermeyin beni! Evet çetenin elebaşı benim,
itirafa ne gerek... artık insafınıza kalmış:-)

Niyetim sizi seven blog dostlarımızı bir araya toplayarak, o adrese teşrifinizi rica etmek olacaktı. Böylelikle, sizinle yüz yüze tanışıp, muhabbet etme fırsatımız olacaktı. Sizin bundan haberiniz olmayacak, sadece bir kişiyle buluşacaksınız zannedecektiniz... o kişinin de Nihan olmasını rica edecektim. Lakin 'ay akşamdan doğdu..'

ps: 'buradaki ay anneannemin sık sık kullandığı, hevesin kursakta kalması anlamını içerir. Yani şu Ankara'da doğuveren yeni ay' la uzaktan yakından alakası yoktur:-)

Heves iki kere kursakta kaldı,çünkü Nalan ile yaptığımız, tüm blog alemine açık, gizli?!? görüşmede öğrendim ki siz İstanbul'da, sevgili Nihan ve Nalan Ankara'da, eh ben de İzmir'de yaşıyor muşuz:-(
Harita üzerinde oluşan bu sevgi üçgeninin hangi açısında olur?/
olur mu? diye sorayım diyorum size ama soramıyorum... Malum disiplin, okuldan uzaklaştırma, Allah esirgesin okuldan tart...

Korku dağları bekler!!!

.........

Baktım yorumum kısa olmuş devam ediyorum:
Ahhhhh ODTÜ, Vah ODTÜ...
Binbir emek ve dua ile öğrencisi olmaya hak kazandığım! İng. hazırlık sınıfı sınavında a+ yeterlilik aldığım... Fizik Öğretmenliği bölümünden, ailemin anarşist olacağım endişesiyle alınıp, evlendirildiğim ODTÜ!!!

Keşki,keşki,KEŞKİ...
En BÜYÜK KEŞKİ'Sİ HAYATIMIN...
Odtü'den mezun olamadım,
Anarşist olamadım ama Çapulcu oldum!
Artık eş anlamlı nasıl olsa:-)

bir ps daha: Zarafetinize, asalet ekleyen, boynunuzdaki ipek eşarbınızın duruşuna bayıldım:-)

GülVar fun club elebaşından
sevgiler,saygılar...

Asortik Krep dedi ki...

Ankara ve siz... Çok güzel görünüyorsunuz.Ben de yanınızda olmak isterdim.

gülsen VAROL dedi ki...

Ah Destiny... sen gerçekten zeka fazlalığı nedeniyle yerinde duramayan bir yaramazsın.. İnsanın böyle sabah neşesi çocukları ya da öğrencileri (ki arada hiç fark yoktur) olması ne muhteşem bir şans..
Sana bir SIR !!! :))) vereyim..
Gönüllerin beraberliğini çözebilen, yıkabilen bir güç tanımadım ben.. İnsanın kendi beyninden başka!
Yani, mesafeler vız gelir tırıs gider insan gönlüne.. arkanı dönsen burnunun dibindedir fersah ferah uzaktaki sevdiğin de, bazen de elini sıkı sıkı tuttuğun km. lerce uzaktadır ..
Demem o ki, o üçgenin neresinde olursak olalım bir aynı odada.. aynı sınıfta.. aynı yürekteyiz.

gülsen VAROL dedi ki...

A-a... ilâhi Asortik krepim sen yanımda oturuyordun hep.. :)

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Ankara'yı ne güzel anlatmışsınız. Doğrusu gururlandım. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Adsız dedi ki...

Sınıftan atılmamış olduğumu anlamanın sevinciyle, teşekkürler öğretmenim...

Yani Yemen'deki yanımda,
yanımdaki Yemen'de misali hep beraberiz diyorsunuz.

Ya Cemal'e duyulan özlem?
O, özlem ne olacak?

Ya dokunma arzusu?
O, adı dillerde nâme olan,
o, güzel huylu ve tatlı kadının,
ellerini tutma isteği ne olacak?

Ben kendi adıma; daha ermedim ki,
sizi ve çooook sevdiklerimi,
her an şu kafamdaki gözle görebileyim... Hissederim ayrı...
Ama perdeli göz görmeden gönül mihman olur mu?..

Ama artık söz verdim kendime, yaramazlık yok! O yüzden siz olur derseniz, o ''olur'' dur!

gülsen VAROL dedi ki...

ANLADIĞIM KADARI İLE ANKARA İLE GURUR DUYAN ANKARA'DA YAŞAYANDIR SEVGİLİ MEHMETBİLGEHAN..!
TEŞEKKÜR EDERİM.

Akgül Çubukçu dedi ki...

Gülsen hocam, fotoğraflarda sizi böyle mutlu görmek, yazılarınızdan o enerjiyi hissedebilmek ne kadar güzel.. Sizi mutlu, huzurlu, sağlıklı görmek hepimizi yürekten sevindiriyor. Yeni yaşınızda, günlerinizin böylesine sevinçler ve mutluluklarla dolu olmasını diliyorum.

Sevgilerimle.

gülsen VAROL dedi ki...

Hepiniz için .. herkes için.. aynı temennilerdir yüreğimden geçen Anjelika'm.. Teşekkürler canım.

tufan dedi ki...

İyisi, kötüsü, güzeli, çirkini her haliyle, her şekliyle, ve her anısıyla sizi mutlu ettiğini bilirim Ankara'nın..

Dostlarınız, sevdikleriniz ve öğretmen eviniz, baktım okudum ve izledim içim burkulmadı değil hani..

Ankara'dan uzaklaşmakla iyi mi yoksa kötü mü ettim hala farkında değilim sevgili hocam, hele ki sizi Atatürk halısının önünde görünce buralarda gurbette hissetim kendimi..

Sizin adınıza çok mutlu olduğumu bilmenizi isterim, değer verdiğiniz her şey eksilmeden tat katsın hayatınıza, mutluluk size çok yakışıyor sevgili hocam..

Saygılar sevgiler...

gülsen VAROL dedi ki...

BİLDİĞİNİ BİLİRİM SEVGİLİ TUFAN, AYNI GÖRÜNTÜNÜN ÖNÜNDE FOTOĞRAFI OLAN İNSANLAR OLARAK..
ANKARA'DAN UZAKLAŞMAKLA İYİ Mİ KÖTÜ MÜ ETTİĞİNİ BİLEMEM DİLERİM HAKKINDA HER KONUDA İYİ OLMUŞTUR VERDİĞİN KARAR, AMA BİLMENİ İSTEDİĞİM, BEN ANKARA'DA, BU ANMA GÜNLERİNDE SENİN YOKLUĞUNU HİSSETTİM..

Leyâl ÖZKAN dedi ki...

Can Dostum Sevgili Gülsen,
'Ankara Gezini' her zaman olduğu gibi büyük bir zevkle, yazının ortalarına doğru yanaklarım pembeleşerek hafif bir kalp çarpıntısı eşliğinde okudum...
O güzel üslûbunla, Leyâl'e ömründe hiç kimseden duymadığı çok değerli ince duygularını yansıtan övgüler yağdırmışsın.. Çok teşekkür ediyorum.. çok zarifsin..
Beraber olduğumuz o kısa zaman dilimini belgeleyen fotoğrafımızın
'mutluluğun resmi' olduğuna inanıyorum..
Gülsenciğim ben de senin gibi bir Ankara dostuyum. O mis kokulu zamanlarda bahçeli Ankara evlerinin bahçeleri leylâk ağaçlarıyla doluydu.. bahar akşamlarının alaca karanlığında gizlice leylâk koparmak en heyecanlı zevklerimden biriydi !. gördüğün gibi Leylağa olan aşkım,
(bir de yeni Aya)o yıllara dayanır.
Parlak zekânın, keskin gözlemlerinin elçisi sihirli kaleminle olaylara,insanlara, kendi içine, yaşama bakışındaki içtenliğe, bilgeliğe, ustalığa, cesarete hayran olmamak mümkün değil...
Leylak'tan Sonsuz sevgiler...:))

gülsen VAROL dedi ki...

Anladım ki Ankara sevdan Antalya'ya baskın çıkmış!.. Bir gün ara ile ayrıldığımız Ankara sana kavuşmuş..
Ne kalemin sihirli oluşu, ne de işe yaramayan zekânın parlaklığı söz konusu Leyâl'im.. Ustalık, hele hele bilgelik benden ne kadar uzak.. yoksa ben mi uzağım hepsinden? Sadece yaşama bakış açımdaki samimiyeti ve cesareti minnetle kabul edebilirim..

Hem renk hem de cins olarak en sevdiğim çiçektir leylâk.. Sadece adının telâffuzu değil, duruşun da leylâğı çağrıştırıyor..
VE BUNLAR ASLA BİR ÖVGÜ DEĞİL !