5 Eylül 2015 Cumartesi

OLGUNLAŞMAK sizce de bu mudur?..

İnsan, olgunluk denen çağa ulaştığında, ilişkilerde de tasarrufa gidiyor her şeyde olduğu gibi.. ve gereksiz insanları hayatından uzaklaştırıyor.. Seni yoran ilişkileri, yeni tanışmaları, yeni yüzleri aramıyorsun ve dostların özetini çıkarmaya başlıyorsun.

Böylece, bu ve bunun gibi satıhta görünen, ama çok ciddi anlamda derinlere işleyen bazı duygular nedeniyle yapmacık olan, inanmadan yapılan konuşmaları da dinlemek zorunda kalmıyorsun.


Ve adı her ne olursa olsun, ister erdem densin ister tecrübe.. ya da olgunluk.., seni anlamayanlarla konuşmanın gerçek anlamda zaman kaybı olduğunu ve üstüne üstlük pek çok konuda kendi gözünde küçülmene de sebep olduğunu öğreniyorsun..

 Ama en önemlisi ve doğru olanı, yorgunlukla yaşlılığı birbirine karıştırarak "yaşlandık artık" diye düşünenlerle

veya 'ben demiştim', 'ben zaten anlamıştım' sendromunda olanlarla arkadaşlıklarını ister istemez bir kez daha sorguluyorsun.

İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca da, sıra iyi ve kötü gün dostlarını değerlendirmeye geliyor. Kötü gün dostlarını hissederek belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun.
Çünki, aramana gerek kalmadan iyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa, kötü gün dostu bulmak da o kadar zor.


Çünki,  insanı her yaşam döneminde yanılgıya uğratarak en çok tecrübe kazanmasını ve "bulduğunu zannetmek" ile "gerçekten bulabilmek" şansının ayırt edilebilmesini sağlayan tek olgudur kara gün dostu..

Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğrendiğinde ve doğruluğuna inandığında ise, zamanın bitmeye başladığını anlıyor ve ağır ağır dağın ardından duyulan çağrıya doğru yola çıkıyorsun..







 
 
 

14 yorum:

NEWbahar dedi ki...

Dağın ardı hiç uzak olmadı ki!..
Belki hiç kötü gün dostları edinemeyecek kadar meşguldüm belki hep kendim oldum.
İnsanın kendini sorgulamasını sağlayan bir yazı olmuş her zaman ki gibi Gülsen Hocam.
Şimdi geceye derin izler bırakan bu cümle ile giriyor Newbahar!
"Ağır ağır dağın ardındaki çağrıya doğru yola çıkıyorsun"

gülsen VAROL dedi ki...

İnsanın kendi benliğinden bir an çıkıp kendisini yargılaması değil de, kendisi ile dürüstçe hesaplaşması önceleri anlamsız, sonraları saçma, daha ileriki yıllarda ürkütücü ama OLGUNLUK denen süre başladığında gerekli oluyor benim güzel Newbaharım.. Yani o çağrıyı duymaya başladığında kendi nefsine karşı daha dürüst oluyor insan..
Yeter ki, bırak o çağrıyı duymayı, dağın ardından bile haberdar olamadan uçup kaybolmasın bedenler..

Makbule Abalı dedi ki...

Hayatta her konuda "seçici" olmak gerektiğine ben de inanıyorum. Hele dostluklar, arkadaşlıklar konusunda. Ancak bazen eskilerle yenilerfarklı yüzlerle, farklı anılarla kendilerini gösteriyorlar.
Kötü gün dostlarına nasıl da ihtiyacımız var. Çıkarsız dostluklara, bir güzel ele, zor günde dayanacak bir omuza... Güzel insanlara...

gülsen VAROL dedi ki...

Hata yapmak insana mahsus denir.. doğrudur da.. Ancak insan artık olgunlaştığını düşündüğü hatta kabul edip kendisini yargıladığı süreçte hâlâ hata yapıyor ise.. insanlara olan o sınırsız güveni ile, sıradan bile olamayacak bazı kişilere kara gün dostu muhabbeti sunup sarıp sarmalıyor ise... ve yine bilmem kaç bininci kez yine yanıldığını anlıyor ise.. .. demem o ki sevgili Makbule'm, demek ki insan olgunlaşamayan ham bir yaratık!!

nihansu dedi ki...

Beni mi anlattınız Mamy'im? Özellikle son günlerde hayatımı sadeleştirmemin bana ne kadar iyi geldiğini düşünürken... Ve zamanında katlandığım pek çok gereksiz kişiyi hayatımdan çıkarmanın sırtımdaki yükü nasıl azalttığını düşünürken... Böyle oluyormuş demek olgunlaşmak, zamanla hayatın aslında bu tür gereksiz kişilerle harcanmayacak kadar değerli olduğunu düşünmeye başlamakmış. Ve giderek tahammülün azalmasıymış, ben daha değerliyim, bunu hal etmiyorum diyebilmekmiş. Bir zamanlar bana bu aşamaya gelebileceğimi birisi söylese hadi canım derdim. Ama siz demiştiniz, hele 50'li yaşlardan sonra iyice değişeceğimi ve belki birazcık da olsa size benzeyebileceğimi :) Yine de fena sayılmam gelişimime baktıkça.
Olgunlaşıyorum değil mi?

gülsen VAROL dedi ki...

Sen zaten doğuştan olgunsun Nihanım.. Yoksa az bir şey benden tırstığın için mi??? yok yok hayır bu ne sana yakıştı ne de bana.. ama yine de senin bana olan sevginde "saygı" hep önde.. bunu nasıl hayranlıkla ve sevgiyle izlerim anlatmam mümkün değil.. Yani orkidem, senin fren sistemin güçlü.. nerede duracağını değil belki, ama, nerede durman gerektiğini iyi biliyorsun. O nedenle değişmek için 50 ötesini beklemene gerek yok.. Aslında her ikimiz de hırçın Karadeniz'in süt liman sahilinde doğup büyümenin gerektirdiği coşkuyu taşıyoruz damarlarımızda ama sen yine de bazı özelliklerim haricinde bana pek benzeme :))))

sevim yalcin dedi ki...

Can arkadasim,sevgili Gulsen,Araya zaman giriyor,bakma sen ;omrun son baharindaki yasamin getirdigi sartlar diyeyim,gecikiyor yapmak istedikleriniz...Sindirerek olsun diye ikinci kere okudugum 'Cehennem Deresi'romanininin bendeki etkisini anlatmak uzere sayfana girmisken,ustteki anectodun beni aldiiiii,goturdu,nereye gittigi onemliydi:karsindaki kendimdi..Bazilarinin bana merakla sorduklari ama aldiklari yanittan hic memnun kalmadiklarini yuzlerinden anladigim dost bildiklerimizi ben neden hafife aliyorumki?nin cevabi beni hayli dusundurdu...Ben gercekten, basima tac etmem gerekenler degil dostum,arkadasim,benim ailemin bir ferdi,anamdan dogan karindaslarim'''! dahi benim gonul suzgecimin altina dustuler...Yetmedi...Kanimdan,canimdan olan,emegimle yogurdugum ,alin terimle ozenip buyuttugum , gonlumun beklemeye aldigi evlatlarimin (2si)bile elendiler....derken yuregime bi tas dustu,bogazim dugumlendi...Galiba senin ,benim her kimse bu, gonul telleri akort tutmuyorsa ,bag gevsiyor ve yavas yavas kendine daha yakin olup mutlu olmanin bi yolunu sezip ipin ucunu yakalamaya calisiyorsun... Gulsen bugun bu kadarla ben bundan sonraki gunlere devamini birakacagim..Sen sayfanin tetkikini yaparken ozelin sende kalmasi kaydiyla sec,olur mu arkadasim..Yaziyi yayimlamak gerekmeyebilir ,sen bilirsin..'OLGUNLASMAK'konusu ile ardindan 'KENDINLE HESAPLASMA'yazisini keyifle ve satirlarin arasinda kendimi buldugum yazilarinla ilgili seninle saatlerce gorus alisverisi yapmak isterim ama hic olamadi ki?Bi gelmiyorsun diye sitem etmeye de hakim olmadigini hissediyorum..Rabbim saglik versin, huzur versin,SENI SEVIYORUM VE COK OPUYORUM..

gülsen VAROL dedi ki...

Güzel dostum.. Sen benim yazdıklarımın pek çoğunu nasıl sanki senin adına , senin yerine yazdığımı düşünüyorsan, inan bana ben de yaptığın yorumların hatta yapılan yorumların pek çoğunun benim yerime söylendiğini, yazılarımın eksik kalan ifade boşluklarını doldurduğunu düşünüyorum.. Benim anladığım anlamda dini - dili - cinsiyeti ne olursa olsun, insanların ruhlarını düşünceye dönüştüren lisanı aynı olursa, o kişiler birbirlerinin dostu ve gerçek anlamda kara gün dostu oluyorlar.. Dip dibe, burun buruna olmaları da gerekmiyor ayrıca benim asırlık dostum..

hikayelerdirgeriyekalan dedi ki...

Merhaba, çevremde de son zamanlarda duyduğum bu konuyla ilgili serzenişler maalesef arttı.."hayır " demenin yanlış anlaşıldığı "ben" demenin de fazlalaştığı ayrımını çözemediğimizden dolayı maalesef bu sorunları yaşıyoruz..sosyal paylaşım sitelerinde bunlarla iligili yazı-söz vb. konular çok dile getirildğinden dolayı sözüm ona adeta kişilik değişimleri olmaya başladı..saygıyı yitiriyoruz galiba:(

Karakterim ve tavrımı birbirine karıştırmayınız. Karakterim kim olduğumla ilgilidir.Tavrım sizin kim olduğunuzla...sanıyorum bu alıntı her şeyi çok iyi özetliyor.

Bu önemli konuyu dile getirmenizden dolayı teşekkür ediyorum..Sevgiyle esen kalın Saygılar

gülsen VAROL dedi ki...

Aslında günümüz şartlarında, insanları çok küçük yaşlardan itibaren olgunlaştıran olgu, "ACI.. HAKSIZLIK.. İHANET.. ÜLKE ŞARTLARI.. " Böylesine çarpık bir siyasetin hüküm sürdüğü ülkemde bunca masumun katledilerek ŞEHİT edilmesi beraberinde acı bir olgunluğu da getiriyor.. O nedenle Bloğumda, kendimi tanıtmak istediğim profil yazımda da belirtildiği gibi, halkın tavrı, başımızdaki kıçların kim olduğu ile ilgili..

sevim yalcin dedi ki...

Seninle kelimeleri ardarda ama var olan duyguları ifade ederken sohbet etmek de beni mutlandırıyor.Devam etmek yazarken ben,yazarken zorlanıyorum.Düzeltmek öyle güçli benim için:sistemden kaynaklanıyor olmalı. Seneler de gözlerimi yordu demekki. Başka bi zaman devam umuduyla derin sevgimle asırlık arkadaşım.

Akgül Çubukçu dedi ki...

Gülsen hocam, yaşamın her yönünde temizlik yapmak gerekli tabi. Yalnız bunu çevremizdeki insanlarda uygulamak, cesaret ve irade gücü gerektiren bir davranış, hiç kolay değil. Bazen de mümkün değil. Farkındalığımızı yüksek tutup, seçme şansımız olanları baştan hayatımıza sokmamak en doğrusu olabilir belki ama bunu kaç kişi başarabilir ki?

gülsen VAROL dedi ki...

HERZAMANKİ HİTABIMDIR SANA, ESKMİYEN DOSTUM DEYİŞİM SEVİM.. SENELER ANILARI YORMUYOR BİR TEK.. SIKMA CANINI. SEN BURAYA BİR NOKTA KOYSAN .. BEN ONU ÇOĞALTIR OKUR, OKURUM..

gülsen VAROL dedi ki...

Kendi imkansız düşüncene, doğru cevabı yine kendin vermişsin Akgül.. " bazen de mümkün değil" dediğin düşüncenin içine "seçme şansımız olanları hayatımıza sokmamak" ifadesini koymak mümkün mü?