19 Aralık 2015 Cumartesi

Zamanla değişen ÖN yargılar!!..


Bazı kıstaslar vardır insan beyninde.. Eğer “O” varsa, o zaman “O”, düşündüğü gibidir.. :))

Bilmece gibi konuşmanın bir anlamı yok.. Ayrıca yazılarımda ilgi çekme motifleri kullanmadığımı da bilirsiniz.. Hiç aklımda yokken, hesaplarım içinde yer tutan yekûn kabardıkça, ister istemez şu anda komik gelen ama, belki zamanında pek çoğumuzun da benim gibi düşündüğü gerçeklerle yüzleştim..
Benim haricimde, evimde miyadı dolan ne kadar elektronik
eşya varsa sanki birbirlerine nispet yapar gibi peş peşe bozuldu.. Önce buzdolabım çekti başı, sonra çamaşır makinem birden yürümeye, daha doğrusu zıplamaya başladı.. Veeee… bugün de bulaşık makinem evimi göle çevirerek veda etti.. Veda ettiğimiz yaza girerken tamir edilen ve yekûnu epey canımı acıtan klimamı saymıyorum..
Sonra… bu aletlerin alınma tarihini soran Arçelik
yetkilisinin söylediğim tarihi duyduğundaki şaşkınlığı.. Ve ister istemez beni o yıllara sürükleyen hatıraların beni sarıp sarmalaması..





***
Her yaz, bulunduğumuz il neresi olursa olsun, banka kampına giderken, özellikle İstanbul’daki dostlara uğramak ve akrabalarımızı ziyaret etmek için kamp başlamadan önce gelip birkaç günümüzü otelde geçirirdik..

Yine böyle bir düşünce ile konakladığımız otelden banka müdürü olan bir dostumuzun evine gittik.. Müdür olan kişi, eşimin, eşi olan bayan da benim çok samimi arkadaşlarımız idi.. Yardım amaçlı ve biraz da kıkırdamak için arkadaşımla beraber mutfağa girdiğimde bir acaip ses duydum sanki evin içinde rölantide çalışan bir araba vardı.. ve o an sesin beyaz değişik bir dolaptan geldiğini farkettim.. Bu ses ne diye sorduğumda arkadaşım önce çok güldü sonra da “bulaşık makinesi.. yoksa sen daha almadın mı “ diye cevap verdi.. Sonra da “ sen esas bunu gör.. gel…” diye beni banyolarına sürükledi.. Orada da diğerine benzer bir ses vardı ve ortası cam olan bir dolabın içindeki köpükte devamlı bir şeyler dönüyordu.. Şaşkınlığıma şaşıran arkadaşım, “kız yoksa senin çamaşır makinen de mi yok?” diye biraz ciddi bir soru sordu!.. Olmaz olu mu var tabii ama ortasında merdanesi var üstü açık.. diye anlatırken “amaaaaan… ver onu bunu al” dedi.. Aylarca, nasıl oluyorda çarşaflarla havlu ve kilotların aynı suda yıkandıklarını düşündüm durdum.. Sonra aklıma fiyatlarını sormak geldi.. 1970 li yılların başında söylenen rakam, benim maaşımdan fazlaydı.. Çamaşır makinesiyle ikisi ise evin gelirini aşıyordu.. zenginler grubuna adım atamamış olduğumu düşündüm !!

İşte o gün evinde çamaşır ve de (özellikle) bulaşık makinesi olanları, zenginler grubuna dahil etti beynim.. Benim için gerekli olan yani bir evin gerçek ihtiyacı olan şey buzdolabı idi.. O da vardı zaten.. Diğeri de işimi görüyordu çamaşırlarımı pırıl pırıl yıkıyordu.. Bulaşık makinesine ise, hiç ama HİİİİİYYYYÇ ihticım yoktu hatta bir eve alınması bile gereksizdi hatta komikti.!!.

Benim çok meşhur bir sözüm vardır.. derim ki, “ölülerle deliler fikir değiştirmez” bu biraz da kaçak güreşmenin edebi olanıdır aslında :)) Ama, zaman bana uymayınca ben zaman uydum herkes gibi.. Yine de 23 yıl gibi tam çeyrek asıra yakın dayandım direndim ve evime o gereksiz zannettiğim aletleri sokmadım.. Daha sonra gün değişti… devran döndü.. ve ben tek başına yaşamayı tercih edince.. çamaşırlarımı yıkayan olmayınca… yıkayabildiklerim de yıkanmamış gibi durunca!!… Oğlum da takım elbisi ve kravatı ile üniversiteli bir genç olunca.. 1993 yılında evime (yeni bozulan) çamaşır makinesi girdi.. Yani zenginler grubuna adım atmış oldum !!

Daha sonra Milenyum denen tek dişi kalmış canavarla tanıştı evlatlar.. Her şeey… birden her sistem değişti.. mekanik yaşam başladı .. Sanki biri bir düğmeye basmıştı.. cep telefonları .. değişen tüm elektronik aletlerle yaşamı tamamlayabilme dönemi başladı.. veeeeee İstanbul’da oğlumun evimize milenyum hediyesi de bir bulaşık makinesi oldu..

İnsanlar rahata çok çabuk alışır hepiniz bilirsiniz.. Daha önce nasıl yapıyorduk nasıl yaşıyorduk bunlar olmadan diye düşünenleri ayıplayışımı hatırladıkça yüzüm pancara dönse de, milyoner olduklarını zannettiğim evdeki ilk bulaşık makinesini gördüğüm günü hatırlamadan duramıyorum..

EWWWET… yani demem o ki… daha doğrusu Arçelik yetkisinin dediği gibi, artık bu makinelerin tamamı Çin’de üretildiği için ömrü gerçekten 7 yılmış.. Bu benim dayanıklı olan 22 yıllık çamaşır makineme ve 16 yıllık bulaşık makineme bakıp, bunlar general motorun üretimi tamir edileni bile 7 yıldan fazla dayanır deyince de tamir ettirmeye karar verdim ikisini de..

Çünki ben de uzun zamandır sağlık sorunları yaşayan vücudumun tekleyen makinesini tamir ettirmeye çalışıyorum..

Ne demişler??? “Mal, sahibine benzer” 
 


 

 

 

 

4 yorum:

parıldayan çiçek dedi ki...

Selam beni eski günlere döndürdünüz.İlk bulaşık ve çamaşır makinasını aldığım dönemler yıllarca tamir ettirip duduk geçen sene bulaşık makinası bu senede çamaşır makinasına veda ettik. Aldığımız tarih 87 yada 88 .Bu arada size geçmiş olsun. 2016 sağlıklı bir yılgeçirmenizi dilerim.

nihansu dedi ki...

Güzel bir nostalji, güzel anılar... Keyifle okudum.
Okurken yine eski zamanlara yani daha doğrusu eskiden her şeyin çok daha güzel ve kaliteli olduğu zamanlara özlem duydum.

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Yine güzel anlatımla ben de çok gerilere gittim. Bir dönem ( 1960'lar)apartmanımızda tek buzdolabı sahibi ev sahibimiz idi ve o nadide nesne salonda durur, bizler gıptayla seyrederdik. Yaz akşamları, balkonumuza kalıplar halinde buz gönderiler, limonata-larımız şenlenirdi. Daha sonra kendi evimizle tanıştığımızda, Westinghhouse buzdolabı çok uzun yıllar bozulmadan işlevini yerine getirdi,ta ki 2001'de annem rahmetli olana kadar.

Sağlıklı nice uzun yıllar dileklerimle... güzel bir hafta sonu dilerim.

Makbule Abalı dedi ki...

Yıllar insanları yıpratırken eşyalar da değişime uğruyor. "Metal yorgunluğu" dediğimiz şey , makineler de hasar görüyor, dinlenmek istiyor.
Eski büyük ailelerde her konuya çözüm getiren bu kadar çok araç gereç ve makine yokken herkes daha mı mutluydu acaba. Paylaşım vardı, her şey daha sağlam ve kullanışlıydı. Bugün hala köylerde pahalı makinelerin üstü işli örtülerle örtülür.Ona ne kadar para ödendiğinin de bir göstergesidir bu.Nemli ortamlarda makinelerin de ömrü azalıyor.
Makine çağında insanın da değeri azalıyor.
Yıllar daha sağlıklı, daha güzel günler getirsin Sevgili Gülsen Öğretmenim...