7 Haziran 2017 Çarşamba

Suçlu benim....


Bilmem bilir misiniz, bazen çok çok ciddiye alınması gereken, hayati önemi olan, bedeninin lime lime doğrandığı, hatta göz kapaklarının bile o bedene yük gibi geldiği zamanlar olur.. Bir tünelde yürüdüğünü düşünürsün.. girdiğin kapının ışığı yavaş yavaş azalır ama çıkmayı umduğun kapının ışığı bir türlü görünmez!..

İşte öyle!

Yaşamla aramdaki büyüyü bozmamaya çalışarak, zaman zaman geçmişe yolculuğa çıkıyorum bugünlerde..

Herhangi bir sebeple hayatımda yer tutmuş, sonra unutulmuş ama hâlâ işgal ettiği geçmişimde kalakalmış oyuncuları(!)  silip temizlik yapıyorum..

‘Zaman’ ile, yani geçmişle kavgaya tutuşmadan, içimden sadece sitemlerimi sunarak onun anlamadığı lisanla konuşmaya başlamadan önce, bir kez daha, bana tüm yaşattıklarını, acısını- tatlısını- mükemmel olanlarını veya hak etmediğimi düşündürdüklerini izliyorum geçmişimde yeniden,.. üzüldüklerime üzülerek!!

Ve sonra, sadece o yüce gücün varlığına şükrederek, hiç bir acının sonsuza kadar aynı güçte ve aynı derinlikte yaşanmadığını, hiç bir ateşin sonsuza kadar yanmadığını bana yine yeniden hatırlatan o kahpe "zaman" a küfrediyorum !..

Yorgun bedenimi ve ruhumu dinlendirmek için uzanıyorum.. Yaptığımı zannettiğim temizlik(!) yormuş beni
ama bakıyorum, yine, varmış gibi, yok olanlarla dertleşiyorum!.

Bir varmııış diyorum içimden, ama hâlâ, “bir yokmuş” diyemiyorum. İşte bu yüzden :

Vaz geçiremedim kahkahalarımı
yalan söylemekten..
Bu yüzden bilemedin

ne kadar kederli olduğumu
Gözlerime öğrettim de israfın haram olduğunu,
yüreğime geçmedi sözüm, suçlu benim!

 
Bu yüzden göremedin
saklı yalnızlığımı..
Üzüldüğüm ne varsa,
baştan sona sıralı,
senin yerine de üzüldüm

yeni baştan!.


İzin verdim
çalmayan telefonların umudu tesellisine
cevapsız kaldı böylece aramadığın telefonlar!!

İşte her yeni gün
böyle şiir gibi tesellilerime
bu yüzden kurşun sıkıyor yeniden
yalancı kahkahalar,

Suçlu benim!






4 yorum:

ACEMIDEMIRCI dedi ki...

Ne hissetiyseniz yazarken satırlar aynını anlatmış :)

Nihan dedi ki...

Bu şiiri sizin sesinizden dinlemiştim, aslında tamamen duygularınıza tercüman olmuş satırlar... Bu iç hesaplaşma hiç bitmeyecek değil mi, bu içteki kendimizle mücadele? Peki kendimize karşı ne kadar anlayışlıyız? Bir de zaman yok mu? O kadar derin düşündüm ki yazdıklarınızı gizli sessiz bir sitem, biraz pişmanlık çokça duygu var ve hepsinde siz...

Makbule Abalı dedi ki...

Geçmişten şimdiye bir anılar denizinde yüzüp de"Suçlu Benim" diyebilen çok az insan tanıdım. Böyle diyebilmek de bir maharet değil midir?
"Bir varmış" diye başlayan masalları yeni kuşaklar biraz değiştirdi sevgili Gülsen Öğretmenim."Yok"u kabul etmeyip "İki olmuş, üç gelmiş,dört olmuş" diye masalı sürdürüyorlar.
Bedeninizin-ruhunuzun nasıl da dinlenmeye ihtiyacı olduğunu tahmin edebiliyorum.Bir dinlenme molası verin lütfen.
Sağlıkla, mutluluk ve huzurla...

Arzu sarıyer dedi ki...

Defalarca okudum ,okudum ...Kulağımda sesinizle yine okudum...