Çok merak ederdim çocukken kaz'ı.. Evimizde adı sık geçerdi ondan.. Babam, “kaz gibi ne düşünüyorsun?" .. diye ikaz baabında dürterdi ağabeyimi.. O zamanlar kocaman salonda yanan kuzine etrafında ısınırdı hane halkı. Yatmadan yatmaya odalarına çekilirdi millet.. İkinci kez, kaz gibi ne düşündüğü sorulduğunda kalkıp buz gibi odasına giderdi ağabeyciğim.. O zaman, farklı hayvanlar gibi düşünmek gerek diye düşünürdüm.. demek ki kaz kötü şeyler düşünüyor!!…
Daha sonraları.. “yooo kazın ayağı öyle değiiil” diye başlayan cümleler duyduğumda, kazın ayağını merak etmeye başlamıştım. “yok anam yok o kadar uzun değil kazın ayağı” diye komşu muhabbetleri arası duyduklarımdan da anlamıştım ki, kazın ayağı kısa!
Benden büyük üç ablamın olması benim ev işlerinden kurtulmama sebep olurdu genelde.. ya da bahşiş alıp onların işini yapmama!! Ortanca ablam sakardı az bir şey, eline aldığını düşürüp kırardı sanki biraz anneme inat yapardı diye düşünürdüm!! :) Annem bir gün ona da kızıp “kaz gibi ne bakıyorsun suratıma, bu işler bitecek” demesin mi? mmm.. demek ki kaz, bir de adama kötü bakıyor!!
Sonra bir gün.. komşu teyzelerin nenelerin (ki hepsi şu anki yaşımdan gençtiler maalesef) ellerindeki aynaya bakıp "şu kazayakları da olmasa" dediklerini duyduğumda, artık kaz görmemin vacip olduğuna karar vermiştim..
Bizim oralarda benim çocukluğumda dereler nehirler göller denizler vardı. Memleketimde Pazar günleri kıra gidilirdi ma-aile.. yenir içilir ve tanınmayacak halde kir pas içinde eve dönülürdü. Yine bir Pazar “nereye demir atalım bu Pazar hatun” diye soran babama, annemden önce ben cevap vermiş ve “kaz olan bir yere gidelim” demiştim... Babam, “o dediğinden her yerde var kızım.. onlardan kaçtığımız gün kaz olan yerde ne işimiz var?” deyince, ağlamama hiç dayanamayan babama bu silahımı(!) dayamış ve Çarşamba yöresinde göllerin derelerin olduğu, yeşilırmağın kollarının bulunduğu bir yere gitmiştik..
İlk KAZ görüşümdü!.. İkinci gördüğümle de evlendim zaten!!
Yanlarına yaklaşınca babam ikaz etmiş, “sakın yanaşma ısırırlar seni!!” demişti.. "yaa… ben de inandım" diye geçirmiştim aklımdan.. Cebime doldurduğum poğaçalarla yaklaşıp, bu kıçı yere yapışık bücür ördek bozuntularını incelemeye, bir yandan da ufak ufak poğaça parçaları atıp kapışmalarını seyretmeye başlamıştım.. kazın ayağı… kaz gibi… şunların ayaklarını bir görebilsem!! Tam o sırada irice bir tanesi tıslayarak üstüme gelmeye başladı.. resmen tıssssssssss diye ses çıkartarak, badi badi koşarak ve nasıl hafiften uçarak geliyor anlatamam peşimden. Elimdekilerin ceplerimdekilerin hepsini attım.. meğer onu almaya gelirmiş.. KAZ!
Duvardaki albümlerime baktım biraz önce.. Sonra aynayı aldım .. elimdeki aynanın dev tarafından bakıyorum kazayaklarıma!.. Ben güldükçe onların da bana güldüklerini düşündüğüm… veya onlar güldüğü için beni gülermiş gibi yaptıklarını düşündüğüm kazayaklarıma!.. Herkesin yok etmeye uğraştığı, belli olmasın diye gülmekten bile çekindiği, avuç dolusu para verip avuç dolusu kremlerle vıcık vıcık yaptığı kaz ayaklarına bakıyorum.. ister inanın ister inanmayın seviyorum onları ben..
Hani, her yaşın(!) bir güzelliği vardır diyen salaklardan değilim asla.. bunu diyeni bulsam mezarını eşerim o ayrı.. :) Her şeyin güzel olduğu, ya da çirkinleştiği yerin, insanın aklı olduğuna inanıyorum belki ondandır kendimle ve bedenimle bunca barışık oluşuma sebep..
Belki bu yüzden, kuş beyinli olanlar kazayaklarını gerdirip, tepkisiz bir tepsi gibi geziniyorlar ortalıkta..
Ben, her akşam değil ama her Pazar.. “votka rakı ve şarap!!… ” diye kadeh kaldırdığımızı, rubailer veya sıradan şiirler okuyarak ve hep birlikte bir sağa bir sola sallanarak şarkı söyleyip, sonra o kadehleri kırdığımızı hayâl etmek istiyorum..
Hiç içki içmeyişim, şarabın tadıyla tanışmama ve bu hayâli kurmama engel teşkil etmiyor!.
Ayinde sema içre çalan ney, neydir
Dostunla içilmişse buruk mey, meydir..
Cânânla muhabbet için kurulmuşsa eğer
Ve birlikte yaşanmışsa hayâl, her şeydir..
vedat varol
Şerefinize!




44 yorum:
:))) Çok tatlısınız. Ay, kahkahamı duyan oğullarım başıma üşüştüler. Kazlarla aranız hiç iyi olmamış anlaşılan, kazayaklarınız haricinde. E haklısınız, en zararsızı onlar:)
Benim bir arkadaşım; daha yirmili yaşlardaydık ve kazayakları oluşmasın diye "hü hü hü" yaparak dudaklarını büzerek gülerdi, nasıl sinirlenirdim anlatamam :)
Gecemi şenlendirdiniz, neşeniz bol olsun.
İyi geceler
"Şerefinize"
Rubaileriniz çok güzel.
Çok sevindim gecelerini şenlendirdiğim için sevgili Çınar..
Kaz gibi bakıp bakmadığımı bilmiyorum ama kaz gibi düşünmek benim işim..iyi bilirim:)
Ve kırışıkların güzel yürekli insanları daha da güzelleştirdiğine inanırım. Ama bilmem neden, kazayaklarını -özellikle- severim..
Sayenizde 'o iş senin sandığın gibi değil' demek için neden kazın ayağını seçtiğimizi merak ettim ve guugıla yolculuk yaptım. Sonunda ekşi sözlükte karşılaştığım ve güzel olmadığını düşündüğüm bir adamın kitabını almaya karar verdim!
Her yazınızda (ve yazarken bizimle paylaştığınız romanınızda) bilmediğim renklerle tanışıyorum.
Buna bayılıyorum:)
Saat gecenin 3:13 ündeyken gülene alt ve üst komşular deli de dese güldüm işte."kaz gibi ne düşünüyorsun" sözünü benim de çok duymuşluğum var."kaz ayağı" örgü var bir de galiba...
Sen çok yaşa emi can dostum?Sevgilerimle.
Lodoscum.. Satırlarım arasında, okuyanların ilgisini (bilgilendirmek adına) hâlâ çekebilen nüansların fark edilebiliyor oluşunun gizli bir memnuniyeti içinde okuyorum yorumlarını. Teşekkür ederim..
Gülmeyi unutan bir millet olduğumuz için yadırganabilir kahkahaların sevgili Sufi'm!!..:) Ben, o saatte seni güldürebilmiş olmanın hazzı içindeyim.
Satır aralarında gizlenen anlamı gerçekte acı gülümsemeye yol açan pazar limonunda ben nedense bir satıra takılı kaldım arkadaşım. Ben her yaşın bir güzelliği olduğuna inanan o salaklardanım:))
İyi pazarlar...
Yine çok güzel, okurken hem düşündüren hem de gülümseten ve içinde nasıl da güzel ayrıntıların bulunduğu bir yazıydı. Diğer deyimleri biliyordum da yüzdeki kırışıklıkların kazayaklarına benzetilmesini bir yıl kadar önce duymuştum ve şaşırmıştım.
Pazar'ıma neşe kattınız Mamyciğim ve yine ağabeyinizin o eşsiz güzellikteki Rubaisi de yazınızın sonunda çok, çok anlamlı...
ah.. benim gönüllü salak ve de duygusal arkadaşım, sen "ruh" yönünden ele almışsın cümlenin anlamını.. "O" hep aynı yaştadır ve de o yüzden güzeldir!!
Bedenin, yıl yorgunluklarına isyanı yönünden düşün bir de!
İyi pazarlar Sevgili Öğretmenim. Gülümsetirken düşündüren,düşündürürken anımsatmalara götüren Sevgili Öğretmenim...Kaz sözcüğü beni ortaokul yıllarıma götürür...Üç yıl dersimize giren adını, yüzünü hiç unutamadığım matematik öğretmenimi anımsarım...Telaffuz hatalarımızda sık sık bağırarak derdi ki"Bu egelilere şaşıyorum,kaza gaz diyorsunuz.Gaz yakıttır!!! Kaz kuştur!!!"Ege ağzındaki halleri düzeltmeye çalışırdı...
Bu güzel şarap bu güzel şiirle ne güzel içilir...Sevgiler...
Arzu
ne bereketli hayvan..tüyü, eti, yumurtası, düşüncesi, ayağı ile ..
pazar günlerine sıktığım limon, yerini şarap yudumlamaya bıraksın istedim bir süre sevgili Nihansu'm.. Belki çakırkeyif olununca satırlara tahammül daha mümkün olur diye! :)
evet öyle..sayfama yeni gelen ziyaretçi..
"akıl" haricinde, keşke insanların da bu kadar faydalanılabileceği yönleri olsa..diyor insan!
Kimbilir belki -Lobotomi- bu konuda kurtarıcı olabilir bazı muzur beyin sahipleri için!
"çevir kazı yanmasın" da genelde halk arasında "çevir gazı yanmasın" olarak söylenir zaten sevgili Arzu..
evet.. haklısın ..
güzel içiliyor..muş!
ben ikinci gördüğünüz kazla ilişkinize bayıldım =)..
hasretim senfonim..
bir meyl geldi dün..
leyla onatla ilgili bir yazı.. onu anımsadım..
atalet
Kaz,bana küçüklüğümü hatırlatır.
Çıkardığı sesle elimdeki ekmek parçasını almaya çalışan kaz sürüsü tarafından nasıl didiklendiğim...Fotoğraf albümünde komik bir anı olarak yer alsa da,o an beni çok etkilemişti...
Yürürken bile koşar adımlar atmamın nedeni onlar:)
Kümes hayvanlarına çok özel ve ayrı bir sevgim var Gülsen öğretmenim. Çocukluğumda yanımda olan arkadaşlarım oldukları için sanırım. Kazımız ördeğimiz yoktu ama, onları da nerede görsem, uzaktan da olsa sevgimi yansıtmadan geçemem.
Bugünki pazar yazınız, birbirinden farklı lezzetleri barındırıyor içinde. Ben gerçekten keyif aldım. Yüreğinize aklınıza sağlık. Ağabeyinizin rubaisiyle bitirmeniz de ayrı bir tat kattı bu güzelliğe. Onun da ruhu şâd olsun diyorum. Sevgilerimle...
ah... ilâhi atalet.. o ilişkiye bayılmayan bir tek ben olmalıyım! :))
Ayrıca, o maili de okumak isterim!
dikkat ettim de "kaz" dan başka okuyanları etkileyen başka bir şey olmamış sevgili Ezgi.. ne şarap.. ne şiir... :))
evett.. bitişi de fark edebilmek her zaman üzücü olmuyor görüldüğü gibi.. teşekkürler sevgili anjelika.
:)))))))))) Bugün okuyup da etkisinde kaldığım çok güzel, özel bir yazı.. Güldürürken düşündüren düşündürürken de geçmişe götüren.. Ne bereketli bir hayvanmış bu kazlar..Hocam kazayaklarını görmek için neden aynaya bakmış acaba derken film koptu,köşeli jetonum sonunda düştü.Şimdi küçüklüğümde ben de kazayağını traktör ekipmanı olarak tanıdım.Tarlanın otlanmış, kaymak tutmuş, üst tabakasını altüst edip ekime hazır duruma getirme misyonu diye düşünürdüm. Jetonumu düşürende bu alaboranın derinden çekilmesiymiş meğer:))) Tıpkı yaşlanmaya bağlı göz çevresindeki derinlikler gibi.. Asıl şaşırtanın kazayağının bu kadar uzun ve çetrefilli konulara uzanabilmesi, kullanılması:)))) Gözlem gücünüze hayranım hocam.. Kazın ayağının hiçde öyle olmadığını şimdi daha iyi anladım:))
Yorumlara verdiğim yanıtların sırasını bozan ben gibi görünsem de Sevgili Alizafer, yorumun sayfamda yeni görüntülendi..
Bu gecikmeye neyin sebep olduğunu bilemem ama gecikişime üzüldüğümü bilmeni isterim. Ayrıca rubaileri güzel bulmana memnun olduğumu da..
Öyle zannediyorum ki, Pazar'lara limon sıkmaktan vaz geçip, rubailerle ve şarabın buruk tadıyla başları döndürünce, sıradan yazılar bile etkileyici olmaya ve herkesin kendi geçmişindeki "kaz" profilini anımsamalarına sebep olmaya başladı sevgili Ahmet hocam. :)
Anacığım o kazayakları en çok sana yakışıyor. Hem onlar ayak değil; tecrübe... O kazayaklarını silmeye çalışanlara da bir çift söz: bırakın bu ayakları!
"İlk KAZ görüşümdü!.. İkinci gördüğümle de evlendim zaten!!"
ben burda koptum sevgili öğretmenim ve halen kopuk durumdayım,
kaz gibi orijinal kayda bakıp düşünüyorum...)))
Demek ki Burak, "kuzguna yavru" ilişkisi sadece ana için değil, yavru için de geçerli!! :))
Yine de hoşuma gitti çocuk!
Gerçekler her zaman sadece acı olmaz sevgili Asi.. böyle insanı kopartan(!) acı gerçekler de vardır..
O gerçeklerin şerefine kıralım kadehleri!
aklıma geldi şimdi,
8-9 yıl kadar önceydi,
kardeşim internette bir kız ile yazışıyor, kız avrupa'da ve kıza "kuzum" diye hitap ediyor bizimkisi,
kız hiç kuzu görmemiş o zamana dek ve merak edip babasından rica etmiş "bana kuzu gösterirmisin" diye ve sebebinide açıklamış,
baba uyanmış işi ve kasapta asılı duran bir kuzuyu göstermiş kıza
...
ayrılık sebepleri oldu :))
eeee.. baba da büyükbaş mış demek ki sevgili Asi..!
Yazı kadar zevkle okuyorum yorumları ve yanıtlarını.Belki de o yüzden herkesten sonraya kalma bu yüzden:)
Memleketimde hem sofralarda hem kümeslerde hem cümlelerde çok boldu kaz.
1 metreden boylu olanlarını da epeyce tanıdım.
Neyse ki fazla yakından tanımak gerekmedi.
ben ilerledikçe beni daha güzelleştirdiğine inanıyorum yılların.
Yeniden aynı şekilde yaşayacaksın deseler asla razı olmam, geri dönmem.Aynalara bakınca şaşırsam da şimdiki ben dünkünden daha olgun ve güzel.
O halde bir kadeh te ben kaldırdım.
Madem içki içmemenin bir engeli yok:))
şerefe...
İşte bu! ...şerefe o zaman!!
güzel meslekdaşım..
"senin gibi içmeden sarhoş olabilen ve edebilen insan tanımadım" demişti biri bana!!! bir zamanlar maziye bak!!! ne kadar şendik!! :)) şarkıydı bu galiba sevgili nalân :)))
Yakın bir geçmişte de bir arkadaş daha söyledi bunu yani yorumların ve cevapların da post kadar ilgi çekici olduğunu.. Ne güzel!!
Kaz bilse kendisine atfedilen onca şeyi...sevinir miğdi üzülür müğdü!bilemiyorum ama adından sıkça söz edildiği içinde kendini değerli bulurdu belki de!..
Yorumlarıyla, yanıtlarıyla kadeh ile anlamlı ve keyifli bir yazıydı.Hele ki Vedat Varol Beyefendi'nin rubaisi herşeyi anlatmaya yetecek kadar güzeldi.
Gülsen Hocam..
Kaleminize ve yüreğinize sağlık...
Sevgi ve Saygılarımla...
Pazar günü kaçırdığım bu yazınızı büyük bir neşe ve muhabbetle okudum Sevgili Gülsen Hocam.
Siz çok yaşayın ve başımızdan eksik olmayın.:)
Sevgi ve Saygılarımla..
Hem yerilecek hem de yenilecek olması pek hoşa giden bir durum değil sevgili Esin.. kaz için bile olsa!! :))
o rübailer olmasa idi...
seni tanımam nasıl mümkün olurdu sarışınım?
Tüm kaçırdıklarının, vakti geçmeden yakalanmasını ve sana neşe veren muhabbete dönüşmesini dilerim sevgili Jivago.. :)
O kadar eskiyi düşündüm ki,göremedim,görecek bir şey bulamadım..Neyi yaşadım,nasıl yaşadım bilemedim..Kaz gibi düşünmeme sebep pek çoktu belkide,kazın ayağı öyle değil diyerek isyan etmeme sebepte..
Ama hepsinin üzerine Şerefe demek iyi geldi sevgili hocam..
Saygılar sevgiler.
bilmediğim pek çok şey gibi,
o kadehin içideki hakkında da bir şey bilmem ben sevgili Tufan.. Ama şerefli ellerde yükselen kadehlere "şerefe" diye iştirak ederim..
iyi bekçilik yaptıklarını öğrendiğimde çok şaşırmıştım...
ayaklarının yüzdeki yansımalarına gelince :)
sonsuz güzellik sonsuz gençlik
uzatmayayım ...
kısacası ölümsüzlük isteğini
anlayıp hak vermemek mümkün değil :)
ancak dediğiniz gibi bu tek tip ifadenin gençlik ve güzellik çağrıştırdığıda nerden çıktı...
ve
kuzine hayalim canlandı yeniden...
sevgi ve sağlıkla...
tam senin "yalnız" lıkla ilgili yazını düşünürken geldi yorumun sevgili Seden.. Oradaki yalnız insan tanımlarından yola çıktı aklım, fikirlerim bana sormadan ha bire bir şeyler yazıyor!!! :) kuzineyi hatırlatman da iyi oldu!!!
not: kitabımı ne zaman imzalatacaksın???? :)))
offf o kaz ayaklarından bende de var ama ben sizin kadar cesur değilim bu konuda, hiç sevmiyorum onları:(gitsinler, yok olsunlar istiyorum ama ne fayda:)))unutmadan rubai çok güzeldi..sevgiyle kalın...
rubai kadar güzel olan seni tekrar sayfamda görebilmek sevgili Müjde'm.. şerefine!! :)
Bir de "kaz kafali" vardir. Onu yazmamissiniz sanirim. Kaz deyince aklima annemi genckiz iken sevmek icin yaklastiginda isiran kaz geldi aklima.
Icinde ince espriler dolu yazilarinizi okumaktan buyuk zevk aliyorum. Her zamanki gibi cok hos bir yaz olmus. Ellerinize saglik.
İlave yapmadım gerçeği saptırmamak için sevgili Didem... Yoksa yolunacak kaz bulanlardan da bahsedebilirdim.. :))
Ben de senin sayfanda zevkten mest oluyorum..
Yorum Gönder