21 Aralık 2011 Çarşamba

Gerçek bir masal..



1827 yılında Almanya'nın Brandenburg kentinde Karl adında bir çocuk dünyaya gelir. Babası müzik öğretmeni olan Karl, aile içinde baş gösteren huzursuzluklardan dolayı bir Fransız yetimhanesine gönderilir.

Daha sonra gemilerde miço olarak çalışır. Hamburg'tan kalkan bir gemiyle İstanbul'a giderken henüz 12 yaşındadır.

Gemi İstanbul'a geldiğinde denize atlayan Karl, Kız Kulesi'ne yüzerek kaçar.

Kendisini kurtaran Kız Kulesi'nin bekçisine gemiye geri dönmek istemediğini söyler. İki ülke arasında küçük bir politik sorun yaşanır. Ama Osmanlı sadrazamı Ali Paşa sorunu çözer ve Karl'ı korumasına alır.

Karl, Mehmet Ali adını alır. Mehmet Ali, Kırım, Bosna ve Karadağ savaşlarından sonra 2. Abdülhamit döneminde paşa unvanını alır.


Mehmet Ali Paşa, 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması'nda Osmanlı'yı temsil eden üç kişiden biri olur. Almanca, Fransızca, Yunanca, Farsça ve Arapça dillerinde şiirler yazan Mehmet Ali Paşa'nın dört kızı olur..

Paşa'nın Leyla adındaki kızının da bir kızı olur; Celile.



Ve Celile bir erkek çocuk doğurur:
Şair Nâzım Hikmet!


Görüldüğü gibi Karl'dan Nazım'a uzanan gerçek hikâyede de olduğu gibi, Kız Kulesi'nin her zaman hikâyeleri vardır.


Eğer Kız Kulesi Karl'ı kurtarmasaydı,


Nazım olmayacaktı.


 Hasret



Denize dönmek istiyorum!
Mavi aynasında suların:
boy verip görünmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!


Gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!
Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
Elbet ömrüm gemilerde
bir gün olsun nöbete yeter.


Ve madem ki bir gün ölüm mukadder;
Ben sularda batan bir ışık gibi
sularda sönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!


1927


Nazım Hikmet RAN





10 yorum:

Asortik Krep dedi ki...

Bu olayı Sunay Akından ilk kez dinlediğimde kulaklarıma inanamıştım.Hala da en sevdiğim hayat hikayelerinden biridir.

A-H dedi ki...

Ne guzel bir hikayeymis bu boyle, hic duymamisim daha once :)

buraneros dedi ki...

Bu kadar derinini bilmiyordum. Daha önce hiç duymamıştım. Herşeyden önemlisi bilginin nasıl aktarılması gerektiği konusunda örnek bir yazı. Bu kadar çok bilgiyi aynı yazıda verip kalıcı kılabilmek. Akıcılık meselesi yani:)) Öğretmen olsam uslup konusunda çok şey öğrenmiş olarak ayrılırdım sayfadan; öğrencilerim değişimi farkeder ve daha çok severlerdi beni... öğretmen değilim, ders verecek öğrencilerim de yok. Ama ben öğrendim.:))

Esin Bozdemir dedi ki...

Kız kulesinden Karl’a ve Karl’dan Nazım’a uzanan bu hikayeyi (şu an ilk kez!)sayfanızda okuduğum anda benimde aklıma bir an, insanın genlerinden ona taşınan ve kişiliğinde derin izler bırakan soy ağacının ne denli önemli olduğunu !.. Karl’ın hayat mücadelesinde sergilediği karakteristik özelliklerinin ‘gözü pek davranışlarının!’ kendisinden sonra gelen kuşaklara nasıl etki ettiğini, hele ki 4. Kuşakta bütün dünyaya adına duyuracak olan bir büyük Usta’nın yapı taşlarının oluşumundaki rolünü düşündüm!.. ve tabi ki bir de Kız Kulesi’nin o gizemli ve mağrur duruşunun ardında saklı olan hikayelerini…

Bu gerçek hikayeleri ortaya çıkaran ve insanlığa mal olmuş önemli şahsiyetleri bizlerin derinlemesine öğrenmesini sağlayan ‘araştırmacı’ yazar Sunay Akın ve diğer yazarlarımıza…

Ve bu önemli hikayeyi bizimle paylaştığınız için de öncelikle size çok teşekkür ederim Gülsen Hocam…

Ve de Nazım’ın “Hasret” isimli bu duygu yüklü şiiri içinde ayrıca,

Teşekkürler…
Sevgi ve saygılarımla…

nihansu dedi ki...

Bilmiyordum, sayenizde geçekten masal tadında okuyarak öğrendim. Kız Kulesi'ne ilişkin duyduğum, anlatılan efsanevi hikayelerin yanına yaşanmış, gerçek olan ve bir büyük ustaya kadar uzanan bu hikaye de eklendi belleğime. Siz hep yazın ne olur, zaten böylesine akıcı ve böylesine incelikle yazılmış yazılardan haz almamak ne mümkün? Ve şiir!!! Her biri diğerinden muhteşem olan Nazım Usta'nın şiirleri..

Kendi adıma ama özellikle bugün(!) yine yeniden binlerce kez teşekkürler...

Akgül Çubukçu dedi ki...

Her açıdan çok etkilendiğim bir öyküyü öğrendim şu anda sizden.

Kimbilir ne olaylar gördü, ne anılar gizliyor bu duvarlar diyerek dolaştığım Kızkulesi ile büyük şair Nazım Hikmet arasındaki bağlantı beni hayretlere düşürdü.

Öğretmenlik budur işte. Bu harika bilgilendirme için çok ama çok teşekkür ediyorum.

tufan dedi ki...

Teşekkür ederim Gülsen hocam, Kız kulesinin sadece bir kuleden iberet olmadığını, hayata ve yaşama katkılarını bir bir öğreniyoruz, Nazım ustanın hikayesini bilmiyordum, şimdi dedesinin şiirlerini merak ediyorum.

Saygılar sevgiler...

NzlGl dedi ki...

SEvgili Gülsen hocam, şükür ki sayenizde elmalı kurtlu prensesli!!! kız kulesi hikayesinden farklı gerçek bir hikaye ile karşılaştık

teşekkür ediyorum, sevgiler

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Nazım Hikmet ustanın çocukluk ve gençlik evrelerinde başlayan hayat öykülerinde; annesine aşık olan öğretmeninden, ilk aşklarına, okul maceralarından ilk siyasi etkilendiği isimlere, hayatına giren kadınlara kadar uzanan engin yelpaze içindeki Kız Kulesi ve Anadolu Çınarlarıyla devam eden yüzlerce anı sepeti...yüzlerce şiirleri...iyi ki tekrar hatırlattınız sevgili Gülsen hocam.
Sevgilerimle...

I am Bad dedi ki...

Muazzam bir hikaye, güzel bir anlatım sonuç; keyifli dakikalar...