23 Nisan 2012 Pazartesi

"... anneme anlatırım..."

İçimdekiyle yarıştı dışarıdaki fırtına !!
O geçti gitti, içimdeki hâlâ yıkıp kırmakta

Yaşadığım yıllar boyunca ne yaşadıysam, aklımdan hep olanları ve olayları gidince “anneme anlatırım” diye düşündüm. ister kabına sığamayacak kadar coşsun yüreğim, isterse katılsın ağlamaktan.. hepsinde, tüm mutluluklarımda, (hastalıklarımın haricinde) tüm aşklarımda, terk edilişlerimde, terk edişlerimde yeni bir yıkılış ya da dirilişlerde … hepsinde içimden geçen tek düşünce “anneme anlatırım” idi..
Okuyanlar hatırlar mı bilmem, kitabımda tek satırla geçmiştim bunu… kabristandan annemi karın altına bırakıp dönerken, etrafımda konuşulanları duyduğumda da, bir an önce gitsem de anneme anlatsam diye geçirmiştim aklımdan.. ve… o gün bugün, ben hâlâ neyi görsem, duysam, hangi olayla sarsılsam yine anneme anlatırım diye düşünüyorum.. yürek vazgeçmiyor ana kucağından, kokusundan… aklına her ihtiyaç duyduğumda, yağmur sonrası gibi koklarım ana hasretimi.. ve anlatır anlatırım… Yazdıklarımın bazılarını bazı yazılarımda yayınladığımı da hatırlıyorum..
Şimdi yine o kocaman ciltli, bir tek boş sayfa bulamadığım defterin başındayım.. Ne çok şey anlatmışım anneme allahım .. ne çok şey!!.. Acaba o nedenle mi o içimdeki çocuk hiç büyümedi?
Bazı sayfalara ilişti gözüm.. “sana bile anlatmaya utandım şimdi anne” demişim… halbuki “yardım et” diye başlamışım satırlarıma.. “sen olsan…. ? “ diye biten binlerce soru sormuşum cevapsız!!
Tüm bu habersiz paylaşımlarda bir tek hastalıkları/ameliyatları anlatmamışım üzülür diye.. bir tek onları es geçmiştim… ta ki o kum fırtınasının içinde yürüdüğüm 18 nisana kadar..


Önemliydi o tarih… Birleşen  sebeplerin içinde bugün annemim doğum günü olması vardı önce.. belki onu hiç "yok" olarak düşünemediğimden gidiş tarihini hatırlamam!! Bir kaderi belirleyecek tarihti aynı zamanda ve ne enteresandır ki, bana bir "tesadüf" ün armağanı olarak düşündüğüm Nihan'ım için de geçerli idi aynı tarih!! O da ayrı şehirlerde farklı bölümlerde doktor ellerine emanet edecekti canını yine yarın!.. O nedenle onu tanımama sebep olana yalvardım önce onun için..  Belirlenecek neticeler, olumlu olsa ne olur olumsuz olsa ne olur diye düşünmemeye çalışsam da,  ömrümde ilk defa endişelerimi ve çoğul korkularımı anneme söylediğimi ve ona Nihan'ı anlattığımı fark ettim..

Saate baktım daha 45 dk. var randevuya.. Gidilecek yer yakın .. hava biraz rüzgarlı ama ben o rüzgarda uçamayacak kadar kiloluyum nasıl olsa!! diye düşünürek, sokağa çıkıp 10-15 adım atmıştım ki…. birden hava karardı.. bir turuncu renk toz bulutu, içine çekecekmiş gibi yakaladığını, yukarıdan aşağılara inerek içine çekip fırlatmaya başladı bulduklarını.. Geri dönemeyecek kadar uzak, hastaneye ulaşabilecek kadar yakındı yol.. ve ben ağaçların çatırtı ile kırıldığını, açık kalan bir araba kapısının koptuğunu, balkonlarda ne varsa döne döne rast gele yerlere çarparak parçalandığını, feryatlarla okullara koşturan anneleri seyrede seyrede, trafiğin durması nedeniye boşalan caddenin tam ortasından, yarı uçuyormuş gibi yarı savrulup dengemi kaybederek ulaştım gideceğim yere..


Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
Sevgiler bekliyor sürekli benden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken
Var olan aşınıyor azar azar zamanla.


*
Anamın bıraktığı yerden sarıl bana!..


demiş Metin Altıok… herkes adına!

Böyle bir şiiri yazmak için, ya da bu kadar mükemmeli bulmak mümkün olmasa da ŞİİR yazabilmek için, genç olmaya delikanlı takılmaya mecbur değil insan.. Çünki insan, kendine olan güveni kadar genç ve kuşkuları kadar yaşlıdır.. Cesaret aptalda olmaz sadece.. insan cesareti kadar gençtir çünki ve korkuları kadar yaşlı.. Umudun devamı gençlik ve bezginliğin diğer adı yaşlılıktır unutmayın sakın.. Şuna inanıyorum ki, ideallerinin bitmesi insanları yaşlandırıyor, yılların geçip gidişi değil.. Beyni hep yeni arayışlar içinde olan ve bulduklarını paylaşan her insan gençtir daha önemlisi hep genç kalır. 
Bu nedenlerle, heyecanlar hiç bitmemeli ve o çocuk sizi hiç terk etmemeli ki, ruh kırışmaya başlamasın!.


Tahlil neticelerini beklerken, içimden  kendimle konuşmalarımı ve beynime kazınan bazı cümleleri sizlerle paylaşmak istedim sadece, içinizdeki o çocuk ölmesin diye!.. Beni sevdiğinizi biliyorum.. Çünki ben de sizleri sizin bilemeyeceğiniz kadar çok sevmekteyim..


Böyle duygusal ağırlıklı yazılar yazdıkça, beni tanımayanların veya tanıyamamış olanların hakkımda ne kadar yanlış … yok yanlış değil de, değişik, benimle pek ilgisi olmayan kararlar vereceğini düşünüyorum..
Aslında dışarı yansıyan yönümde pek de romantik tarzlar, duygusal edalar görülebilmesi mümkün değil.. Öyle erkek ayşe tavırlarım olmasa da, biraz realist davranırım.. Ama ne kadar isterdim işveli nazlı az bir şey de cilveli olmayı.. mayama katmamışlar neyleyim!!! :)

Yine de, tüm olduğum gibi görünmeme rağmen, bir görünmez pınar gibi kaynayan duygularıma gem vuramıyorum.. ve kana kana o pınardan içip beslenen, zaman zaman  felâketim olan o çocuğu içimden söküp atamıyorum.





33 yorum:

ali zafer sapci dedi ki...

Duygusal bir rüzgar estirdiniz! Teşekkürler.

gülsen VAROL dedi ki...

Fırtınayı hissetmediğinize sevindim sevgili Alizafer.

Arzu Sarıyer dedi ki...

Fırtına korkutuyor Sevgili öğretmenim! Sağlığınızı hep merak etmişimdir,umarım iyisiniz...

nalan dedi ki...

Yorum yazamıyacak kadar duygulandım,ama koşup gelip anlatmak, dinlemek...istedim.

gülsen VAROL dedi ki...

Ben artık sağlığıma, sevdiklerim merak etmesinler diye dikkat eder oldum sevgili Arzu..

gülsen VAROL dedi ki...

Tahmin ediyorum hatta dozunu bile biliyorum sevgili Nalân.. hep anlatalım ve dinleyelim birbirimizi..

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Yaş kaç olursa olsun içimizdeki o çoşan, akan çocukluk ırmağının hiç büyümemesi ne güzeldir hocam.

Annemi, çok yıllar önce bir 'anneler günü"nde kaybetmiştim.
Şimdi bu duygusal postla ne yaptınız siz hocam...

Sevgi ve selamlarımla...

gülsen VAROL dedi ki...

Hoşgeldin sevgili Mehmet.. kısa diye belirtilen(!) bu uzun tatilde umarım tüm isteklerin gerçekleşmiştir. :)

nihansu dedi ki...

İçimdeki/içimizdeki o çocuğu çok seviyorum ben. Hiç büyümeyen, sınır tanımayan, alabildiğine dürüst ve özgür, tıpkı çocukluktaki gibi... Ve zaman zaman ona öyle sıkı sarılıyorum ki... Ve işte bu sarılma an'larında bir minicik kız çocuğu olarak ben de hep içimden annemle konuşuyorum. Buna benzer bir yazınızı anımsıyorum ve hatta oraya da aynı cümleyi yazmıştım; "ben de anneme sıkı sık mektup yazardım" diye... Kimbilir bizi en doğal halimizle ve herşeyimizle bir tek onlar kabulleneceği için mi?
Bu yazınızda yine bu düşüncelerle dağıldım, özellikle sadece tek bir başlık bile nasıl da etkiledi; "anneme anlatırdım". Biliyorum ve diliyorum ki daha çok beraberce ve sağlıkla o küçük kız çocuklarına sarılacağız. Yeter ki sağlık olsun ve böyle, bu türden fırtınalı günleri bir daha yaşamayalım, hem kendi adıma hem sizin adınıza çok içten diliyorum bunu.
Bir de, bu kez beni, annenize anlatıyor oluşunuz... İşte buna diyebilecek hiç bir sözüm yok, o kadar duygulandım ki, ne yazsam çok eksik kalacak.

Sevgilerimle...

gülsen VAROL dedi ki...

Ah Nihansu'm..ne güzel senin yorumlarını okumak ve cevaplamak.. senin yazıyor benim okuyor olmamı sağlayan güce minnettarım.. Bu nedenle anlatmıştım seni .. güce güç katsın korusun diye seni-beni.. :)) daha atacak çok kahkahaları var o çocukların..

Adsız dedi ki...

Sırlarını ve duygularını annesiyle çok paylaşamamış bir çocuk (büyümüş bir çocuk) olarak yazınızdan ziyadesiyle etkilendim.Duygularını annesiyle paylaşamayan ama gelip kör bir kuyuya(bloğum) anlatan biri olarak anne dizine baş koyup dert anlatmak güzeldir elbet. İnsan büyüse de annesinin gülen gözlerine ihtiyacı bitmiyor.Şimdi kendimi yalnız hissettiğimde bir ses duyuyorum "seni seviyorum" diyor biri.Bu ses kendi sesimden başkası değil.Yalnızlık hissini böyle kovalıyor beynim.Ne tuhaf.
Bu güzel duygusal yazıyla boğazıma bir düğüm daha kattığınız için teşekkür ederim.

gülsen VAROL dedi ki...

İnsanın kendisini sevmesinin diğer adı yaşamayı sevmektir sevgili ruhgezginim.. Kendi seslenişlerime zaman zaman birebir benzettiğim "Kör kuyuna" seslenişlerini büyük bir beğeni ile okumaktayım.. Boğazlardaki düğümler bir süre sonra, ikinci düğüm geldiğinde siliniyor!!

Esin Bozdemir dedi ki...

Siz anlatırken hep annenize (...) ben duymuştum bir köşede sessizce!..bu ağır mı ağır hayatın içinde, için(m)izdeki çocuğun hep böyle çocuk kalması, büyümemesi inanın nasıl güzel Hocam!..böyle tiye almasa(k) bu hayatı bu toz bulutları teğet geçebilir miğdi üzerin(m)izden!.. biraz çocuk kalabilmenin sırrıdır tüm bunlar!..bu duygu yüklü yazınız beni de duygulandırdı..

güzel haberleriniz, iyilikler ve tatlı (birazcıkta muzipçe:)) gülümsemeleriniz olsun hep...sevgi ve saygılarımla..

gülsen VAROL dedi ki...

Genelde yorumu okuyunca ister tek satır ister sayfalarca olsun, uzun uzun düşünürüm cevaplamadan önce.. kırıcı olmamaya, fazla duygusal cevaplamamaya, yazının içeriğine sadık kalmaya ve sunduğum sevgi ve takdirlerimin gereksiz görüntü vermemesine çalışırım.. Benim güzel sarışınım ESİN'im, yorumundaki "muzip" kelimesine takılı kaldım uzun süre... çayım bile soğumuş.. anla!! Annemin bir adı da muzip kadın idi çünki.. Her 1Nisan'da kılık kıyafet değiştirip kandırmadığı komşu kalmamıştı Samsun'da..
Haklısın .. Bunca duygusallığa rağmen, olaylardan ders almanın yanı sıra ti'ye de alabilmeyi öğrenemeseydik, o toz bulutları teğet geçelir miydi hiç!!

Ecehan dedi ki...

Dün de sayfana gelmiş, bir yığın düşüncelere dalmış, tek laf edememiştim.
Oysa şimdi; yorumun başlığını: "Mamime anlatıyorum" koyuyor ve bir kaç cümle kurabilmek istiyorum Okyanus Yüreklim. Sana ilk ben demiştim yanılmıyorsam, okyanusyüreklimi, kocayüreklimle de değiştirmiştim sonra da, okyanustan da büyük olduğunu çok iyi bilmeye vakıf olduğum için.
Derken birgün, Nihan'ın sana sayfasında "gerçekten okyanus yürekli bir kadın Gülsen Varol." dediğini okumuştum ve gizli gizli de yakınlık duymuştum ona.
Yazdıklarını okurken, "evet" dedim, "tam da anneye anlatılacak türden bir pırıltı Nihan".
Esen fırtına okyanustan geliyor evet ama bu fırtına insanın kendisinden kendisine esen değil, bir dosttan bir dosta, bir anneden yavruya, bir sevgiliden bir sevgiliye türünden. Ya da ikinizin koca yüreğinin oaya çıkardığı toz duman hali.
İmrendim. İkiniz adına böylesi güzel duyguları paylaşıyor olmanızı çok sevdim.
Dolayısıyla ne sen, ne Nihan, ne ben; birşeylere yenilip bonzai olarak bırakmayacağız hiçbir ipin ucunu, inanın, bana "tamamdır, söz" deyin.
Tüm dualarım Sevgili Nihan, sen ve bir dosttan güzel güzel bir hatırlayış bekleyen herkese olsun.
Satır aralarına gizlediğin o bekleyiş sağlıklara, umutlara, ümitlere, (ve butçuğa) yelken açacak, az kaldı.
En derin sevgilerim ve bu zarif ama çok yürekli yazına teşekkürlerimle...

gülsen VAROL dedi ki...

Ne muhteşem bir kadınsın sen Ecem.. eceleriminecesi.. ağlamaktan yazamıyorum inanır mısın?? Güzel bir hatırlayışı en güzel şekliyle sunan güzel kadın,
sana sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..

Simla dedi ki...

İçinizdeki o çocuk hep yaşasın Sevgili Hasret Senfonileri'm :)

Çok duygu yüklü, düşündürücü ve güzel bir yazıydı.
(Henüz tam anlamı ile anlatamıyorum hissettiklerimi.. Uzun süre sessiz kalmanın dezavantajı olsa gerek, tıkanıp kalıyorum. Ve şimdi de öyle bir andayım..)

O sevgi dolu yüreğinize sağlık diliyorum..

Sevgimle..

tufan dedi ki...

Ne güzel bir duygudur "Anneme anlatırım" demek, insan hayatındaki tüm doğru ve yanlışı güvendiği bir dala asmak gibi, sığınacak bir liman, yağmurda bir saçak gibi, paylaşmanın, gönülden paylaşmanın hazzı bu olsa gerek..

Merak etmiştim sizi, o fırtınanın ardından aradığım da Nihan kardeşimin büyük bir ameliyata gireceğini öğrenmiştim,, bilirim, çok iyi bilirim o duyguları, o heyecanı, o telaşı ve korkuyu, soramadım size, sormak istemedim aslında, sizden bir ses çıkmasını bekledim, bir iyi haber bekledim, aslında sessizliğiniz iyi haberdi, sonra yorumlarını gördüm Nihan'ın, bu ferahlatıyor insanı biliyor musunuz sevgili hocam, içinize bir huzur doluyor, Nihan kardeşime acil şifalar diliyorum, hep tüm sevdikleri ile birlikde olsun..

Gönlünüzde yüceltiğiniz tüm duyguları bizlerle paylaştığınız için çok teşekkürler ederim sevgili hocam, ben dost sevgisinin ne büyük bir ilaç olduğunu yaşayarak öğrendim, yazdıkları her cümlenin ardında yüreklerini gördüm ve o sözleri hep yüreğimin baş köşesine koydum, Allah bizleri sevgiden mahrum etmesin..

Saygılar sevgiler.

gülsen VAROL dedi ki...

Canı gönülden, oldukça yüksek bir sesle "AMİN" dedim sevgili Tufan.. Sen de benim gönlümde yücelttiğim bir dost olduğun için o yürekteki sıkıntıları hissedebiliyorsun zaten.. Dost sevgisinden mahrum kalmamayı dileyerek tüm dostlarıma sağlıklı olarak mutluluk peşinde koşmalarını ve yakalamalarını diliyorum.. Teşekkürlerimle.

gülsen VAROL dedi ki...

Senin sayfana da yazdım aynı düşüncelerimi sevgili Simlâ.. Sen yazmaya başladın ya yeniden, kendinin bile inanamayacağı ölçüde birikenleri, tahmin edemeyeceğin kadar güzel sunup paylaşacaksın.. Zaten başlamışsın.. İyi dileklerin için teşekkürler bitanem.

Arzu Sarıyer dedi ki...

Sevgili öğretmenim,bir önceki yorumumda fırtınadan korktuğumu yazmıştım ,şimdi fırtına geçmiş korkularımdan uzaklaşmış olarak yazıyorum.Bu dinginlikte Annenize Nihan'ı anlatınışınızı hayran kaldım.Ne güzel tesadüf Nihan da sizin kızınız O'nun da size anlatacaları olacaktır hep,ve ben bu üçlüyü çok seviyorum.Umuyorum ve diliyorum ki Nihan güçlü yapısıyla bu zorluğu da aşmıştır.Sağlığınıza duacığım ;tüm iyi dileklerimle selamlıyorum sizi...

gülsen VAROL dedi ki...

Evet sevgili Arzu'm dikkatinden kaçmış olması dikkatimi çekmişti zaten !! :)) Ve inan senden bir ikinci yorum bekliyordum.. Hem gün be gün iyileşen Nihan adına, hem de üçlüyü sevdiğin için teşekkürler öğretmenim :)))

Akgül Çubukçu dedi ki...

Sevgili Gülsen öğretmenim;
Öyle yazılar yazıyorsunuz ki, içimde fırtınalar estiğini hissediyorum. Gerçek fırtına mı daha kötü, içimdeki mi, şüphedeyim. Yazınızı okuyunca, hayatımda eksik kalan bir şeyi daha anlamış oldum. Ben geri zekalı mıyım neyim ki, bazı şeylerin farkına ancak bir başkasının anlatımıyla varıyorum?

Yok işte, benim hayatımda bu da yoktu. Anneme anlatabilmek. Ne büyük, ne önemli bir eksiklik. annem yok muydu? Vardı, halâ da var. Peki anlatabilmek neden yoktu? İşte bunu anlatmak da imkânsız. İşte ben bu yüzden anlatmayı öğrenememişim. Hep kapalı kalmam da bu yüzden. Çocukluğumdan bu yaşıma kadar da değişen birşey olmamış, olmadı, olamadı, olamıyor, artık çok geç. Ona anlatmaktan umut yok, ama başkalarına da anlatamamak gibi bir davranışa sahibim. Anahtarı kaybolmuş kapalı bir kutu gibiyim.

Neyse, artık eskilere dönmemek gerek. Ama bunlar küllenmiş korlar gibi, böylesi hava akımlarında alevleniveriyor.

Bu arada sevgili Nihan'a da geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum sizin aracılığınızla. İyi olduğuna çok sevindim. Umarım siz de iyisinizdir. Varla yok arası ben, size en içten sevgilerimi gönderiyorum. Sağlıcakla kalınız.

gülsen VAROL dedi ki...

Bir yazıyı okurken tak diye takılıp, düşünce-memnuniyet-kızgınlık-hüzün-takdir ürettiğim yerler olur.. Burada da "varla yok arası ben" sözüne takıldım.. iyi ki satırın sonu idi :))
Anjelika'm senin blog sayfasında varla yok arası olduğunu kabul edebilirim ancak..yoksa benim için kalıcı VAR olduğunu bildiğini biliyorum!!
Bu anne/kız ilişkisini yaratan kuran inşaa eden ANAdır.. Sen, kendin bu anlatımın oluşmasını sağlayabildiysen mesele yok.. Sen yapı olarak sözsel değil yazı ile kendini ifade edebilecek bir insansın çünki.. zira meramını çok güzel (gerçekten çok güzel) ifade edebiliyorsun .. O zaman yazarak anlat Anjelika, başlığın anne/baba/ evlat olması gerekmiyor.. Başlayabilmek önemli..
Ben teşhisi yanlış koyan bir doktoru mahcup etmiş bir hasta olarak, yanlış teşhis doğru olmadığı için sevinen ama doğru olan teşhisle boğuşan garip bir yaratık gibi hastayım!!!
Nihan iyileşiyor çok şükür ve inanıyorum bir daha tekrar etmeyecek.

Akgül Çubukçu dedi ki...

Gülsen öğretmenim, bu arada içimde estirdiğiniz fırtınanın yarattığı toz duman arasında, Nihan'ın ameliyatının sizi ne kadar üzdüğünü farketmedim değil elbet. Bu kadar önemli bir ameliyatın sonrasında sağlığının yerinde olması büyük mutluluk. Bu mutluluğunuzu ben de buradan paylaşıyor, sevdikleriyle, sevenleriyle birlikte sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum kendisine. Daha çoook mutlulukları birlikte paylaşırsınız umarım.

Benim için yazdıklarınız için mutlulukla teşekkür ediyorum. Evet, yazarak daha iyi anlatabiliyorum kendimi, çok haklısınız. Belki de şu an benim için önemli olan, anlatmaya karar vermek ya da istemek. Belki de daha yeterince olgunlaşmamışımdır bazı şeyler için, kimbilir?

Sağlığınızla ilgili yazdıklarınızı da ancak siz yazabilirdiniz. Bayılıyorum olayları "Ti'ye" almanıza. Doktorları mahcup ettiğiniz gibi, hastalıkları da utandıracağınıza inanıyorum. Ve de yaparsınız, eminim buna.
Sevgilerimle... :))

gülsen VAROL dedi ki...

dilerim bana inandıkları için mahcup olanlar içinde yer almazsın.. Olgunlaşmak izafidir Anjelikam.. armut dibine düşerek ispatlar olgunlaştığını...çiçekler açarak.. insanlar ise bir gün olgunlaşacağını umarak !!! :)))

Ecehan dedi ki...

Ne güzel... Sevgili Nihan'a bir sürü güzel hatırlayış geldi yeniden.
İyi ki varsın Mumy.
;-)

Asortik Krep dedi ki...

Dün sevgili Nihan'ın sayfasına gittim geçmiş olsun diye, eski sayfasını gödüğüm için tekrar buraya yazmak istedim.
Umarım iyidir, umarım iyileşir.Sevgilerimi iletiyorum kendisine,Akdenizden sıcak esintilerle... :))

gülsen VAROL dedi ki...

GÜZEL HATIRLAYIŞLARA VE ARAYIŞLARA SEBEP OLAN "ŞEY" GÜZEL OLMASA DA, BEN YİNE DE BU DUYGU AKTARIMINA SEBEP OLDUĞUM İÇİN MUTLUYUM VE HEPİNİZE HERKESE CANIMIN TAAA İÇİNDEN TEŞEKKÜR EDİYORUM..

TANRI SİZLERİ KORUSUN EVLATLARIM !!!! :))))

Leyâl ÖZKAN dedi ki...

Gülsenciğim, genelde sohbetlerini geceleri okuyorum..Adımın anlamı gereği mi bilmem gecenin karanlığında acı tatlı anılar, kayıplar ..kazançlar...herşeye rağmen yaşamın vazgeçilmez büyüsü daha bir aydınlığa çıkıyor sanki...Yazılarındaki bazen tek bir cümlenin hatta tek bir kelimenin beni yaşamımın farklı kesitlerine sürüklediğini bilmiyorsun tabii...
'Anneme anlatırım' sohbetin beni can evimden vurdu..Bütün gece uyumaya değil de düşünmeye yatmışım gibi başım yastıkda ..gözlerim kapalı...yanaklarım ıslak...onu uğurladıkdan sonra sanki içime girmiş gibi hissettiğim ''annemi'' anlattım sana...
'Yağmur sonrası gibi koklarım ana hasretini' diyorsun ya... bu cümleyi söyleyerek açtım gözlerimi gün ışığına ağlayarak...
Gülsenciğim o gün yaşadığın kum fırtınası içinde o anlarda yaşadığın duygusal fırtınanın somut bir göstergesiydi..insanın değer verdiği..sevdiği varlığının acı çekiyor ..yaşam savaşı veriyor olması..bu gerçeğin karşısında benliğini saran acizlik duygusu insanı kahreder..
Kitabını imzalaman için Öğretmen Evine gittiğimde Nihan'la tanıştığımı hatırlıyorum. Koltukda güneş gibi parlayan, içinin güzelliği yüzüne vurmuş
' genç bir yaşamın' ışıltısı kalmış hafızamda...İlerleyen yıllarda Nihan'nın senin için ne kadar değerli ne kadar önemli olduğunu gördüm...hele onun için duyduğun kaygıyı annenle paylaşma arzun ona kimbilir ne güzel bir "geçmiş olsun" ödülü olmuştur...
İzninle ben de senin satırlarından Nihan'a seslenmek istiyorum...
Sevgili Nihan yaşadığın ve başarıyla üstesinden geldiğin zorlu yaşam sınavının seni daha güçlü ..daha yenilmez kıldığına..daha da güzelleştirdiğine inanıyorum..Lütfen geçmiş olsun dileklerimi kabul et..içindeki yaşam sevinci hiç bitmesin...Her ikinize de geçmiş olsun....

Gülsenciğim, 'Beyni hep yeni arayışlar içinde olan ve bulduklarını paylaşan her insan gençtir' diyorsun... Kendini tarif ettiğinin farkında değilsin tabii....

Leyâl

gülsen VAROL dedi ki...

Şu an sözün bittiği an. On dakikadır başlayabilme hamleleri yapmaktayım.. olmuyor Leyâl.. Leyâl'im.. sen ne müstesna değerleri olan bir dostsun .. ve ben bu dostluğun zenginiyim..
Sağol arkadaşım. sağol.

nihansu dedi ki...

Genellikle yorum alanlarının bu şekli ile kullanılmasından pek hoşlanmasam da izniniz olursa eğer Mamyciğim, sizin sayfanız aracılığı ile yorum yazan herkese teşekkür etmek istiyorum.

Benim için oldukça sıkıntılı olan bu süreçte, başta siz ve bu yazınıza yazdıkları yorumları ile bana iyi dileklerini ileten herkese çok çok teşekkür ediyorum. Sanırım en çok ihtiyacım olan moraldi, bu sayede bana en güzel morali verdiniz. Dostluğunu ve yakınlığını esirgemeyen herkese sonsuz sevgilerimi sunuyorum.

gülsen VAROL dedi ki...

İnternet bağlantılarındaki sorun nedeniyle bilgisayarıma giremedim.. cevapta gecikme nedenim bu!! :))

Bu sevgi ağının kurulmasına sebep kötü ama neticesi muhteşem.. Sen her şeyin iyisine layıksın kızım