5 Nisan 2012 Perşembe

masum kaçamaklar..


Bir gazetede olsun, ya da bir blog sayfasında, gerek geçmişe ait gerekse güncel konularla ilgili fikirleri ve yorumları okumak hoşuma gidiyor.

İnsanların karakterlerini analiz etmeme, haklarında fikir sahibi olmama, bir okuyucu olarak bazılarını bağrıma basıp, bazılarını da silip unutmama yardımcı oluyor.. Yorumlar, ve yorumlara verilen cevaplar, zaman zaman yazı kadar önem taşıyabiliyor ve etkili olabiliyor benim için.


Ancak, devamlılık arzeden aynı tip yazılar, (ister siyasi olsun ister ekonomiyle ilgili olsun veya dini konular içersin farketmiyor) o ciddiyet ve tekdüzelik, bir süre sonra beni sıkıyor. İlk belirti olarak şöyle göz atlayışları ile tarayıp okur gibi yapıyorum.. Sonra içeriğinde değişim olmadığını anlayınca, özellikle okumamı şaşırmama sebep olan imlâ hatalarıyla  da dolu olunca,  müdavim olmakta ısrarcı olmuyorum..


Çünki, canım biraz soluklanmak istiyor.. Dinlenmek.. Şöyle bir çay molası!.. üç dakikalık da olsa bir teneffüs!.. beni düşündüren ve biraz da sıkan onca yazıdan sonra biraz da gülümseten bir-iki satır.. Gölgeli bir hamakta hafifçe kestirmek gibi.. Yani ciddi ortamlarda bulunma mecburiyetinde olanlar ve kendi yeknesak yaşamlarından bunalanlar için masum bir kaçamak!..

Okur, işte böyle bir köşe ya da sayfa arıyor bloglarda veya gazetelerde..
Boşa değil, hoşa giden vakitlerde, zihninde bir tebessüme yer vermek için.


Romantizmin artık pek rağbet görmediği bu çağda, bu tip yazılar yazanlara her ne kadar dinazor (önce 'uzaylı' dedim yakışmadı) muamelesi yapılsa da, ben yine de arada sizlere bir kaçamak sunmak ve demli bir çayın veya köpüklü bir kahvenin hazzını verecek yazılar yazmak istiyorum..

Bir süre sonra, ifade edebilecek  hale geldiğimi hissettiğimde, sizlere yaptığım masum kaçamakları anlatmaya niyetliyim..

Masal tadı verebilmek ve "masum" sözcüğünü hak eder bir hale sokabilmek için de, ölügöldeki odada buluyorum kendimi sık sık!!  :)))



20 yorum:

ali zafer sapci dedi ki...

Yorumlar yazı kadar önemli olabiliyor, demişsiniz ya. Sizin blogta öyle! Daha önce de yazmıştım önce yazınızı sonra da ilgiyle size bırakılan yorumları okuyorum diye.

gülsen VAROL dedi ki...

evet sevgili Alizafer, benim yazılara yapılan yorumlar okuyanların kaliteli düşüncelerini yansıttığı için çok önemli ..
Ve ayrıca o yorumlara cevap vermek de önemli diye düşünüyorum.. Fikir üretmek ilgimi çektiği için belki.

Asortik Krep dedi ki...

Bazen benimde yorumlarım yazılarımdan daha hareket içeriyor.Bence yorumlar yazımı tamamlıyor.
Sizin ayrı ayrı her yoruma cevaplar vermeniz ise çok öğretici oluyor.

gülsen VAROL dedi ki...

Öğretici kelimesini "açıklayıcı" olarak tanımlamak isterim sevgili Asortik krep'im tıpkı senin de aydınlatıcı olduğun pek çok cevap gibi..
Bazı yazılar ise yoruma açık olabildiği halde, yapılan yorumlara cevap kaldıramayacak nitelikte olabiliyor.. o zaman suskun kalmayı tercih ediyorum.

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Çok doğru ve sanki düşüncelerimi yazmış gibisiniz. Benzer konulara ben de takılıyorum. Özellikle de, değindiğiniz gibi, yazdığım yorumlara verilen cevabı ve sonraki yorumları da beni okumuş olacaklarını düşünerek fırsat buldukta tekrar dönüp okuyorum. Değişik fikirler her zaman beni etkiliyor.
Sevgiler sunuyorum.

Adsız dedi ki...

Lütfen o romantik yazılara başlamayı erkene çekin. O kadar ihtiyaç var ki onlara. Her duygunun ete(biraz kaba bir tabir ama ne yapayım durum bu)ve paraya endekslendiği şu günlerde. Aşk ve romantizm sanırım ya yedi kat yerin dibine gitti ya da yüz yıllar ötesine kaçtı. Nerede temasın olmasından çekinip utanarak, yüzü kızararak konuşan aşıklar. Aşkın en beklenen anı o değil midir?
Şu gazete sayfalarına dökülen pespayeliklere aşk deniyor ya çıldırıyorum. Hani şu bulduğu ! parayı(kazandığı değil)ne yapacağını bilemeyip her hafta farklı kadınlarla gezen, arabalarıyla hava yapan sonra nikahsız eşiyle ! gazete röportajı veren tipler var ya yaptıklarına aşk demesinler. Onun için romantizmi bilenler yazsın. Yazsın ki bilmeyenler öğrensin.

gülsen VAROL dedi ki...

Sizin düşüncelerinizin farklılığına sahip olabilmek, o kişi için bir lutuftur sevgili Mehmet Bilgehan bey..
Sayfamın, sizin adresi bilmeyenler ve keşfedenler için bir vasıta olması da onu ayrıca özel kılmakta.
Dediğiniz gibi değişik fikirler yeni açılan ufuklar sunmakta kişiye.

gülsen VAROL dedi ki...

Ruhgezginim.. ben artık gözlerime yasak koydum .. görmüyor, okumuyor, hatta ilgilenmiyorlar.. Bu tutumum her ne kadar genlerimdeki isyankar hücreleri galeyana getirse de onlara da pek yüz vermiyorum..
Pek çok şeyi ve de kişileri, "yokmuş gibi" kabul edebilmenin, sınırı olmayan huzurunu keşfetmiş durumdayım..

Henüz aklıma yazmakta olduğum satırlar ekrana düştüğünde okuyacağınıza söz veriyorum !! :))

nihansu dedi ki...

Haberlerde ve sosyal medyada duyurulan onca olumsuz haberin ve yazının içerisinde insan gerçekten soluklanmak, herşeyden uzaklaşmak istiyor, ruhunu dinlendirebilmek için. Hele ki romantizmin anlamını ve değerini yitirdiği bu çağda... Yorumlar ise yazan kişi için aslında bir motivasyon, hele ki konunun özü anlaşılmış olarak hakkıyla yazılan yorumlar... Yazıları zenginleştirdiği de bir gerçek.

Dilerim Ölügöl'deki odanız bizleri ferahlatan masal tadındaki yazılarınızı bir an önce yazmanıza vesile olur.

gülsen VAROL dedi ki...

Özellikle bilgisine ve kişiliğini önemseme derecene göre, yazılmış olan yorumların bir motivasyon görevini de beraberinde sunduğu bir gerçek sevgili Nihansu'm.. Ancak en güzeli, benim o yorumların bana sunduğu bilgiler, tavsiyeler ve yönlendirmelerden faydalanıyor oluşum..

Bu nedenle, istemeyi düşündüğüm, hatta kayda geçip yayına programladığım "bir süre" izin isteğimi durdurmaya karar verdim.. En azından hele bir erguvanlar açsın dedim kendi kendime...

Yaza allah kerim.. :))

GÜVEN SERİN dedi ki...

Çalışmanızadik tat, başladığı gibi yoğunlaşarak bitti.

Bir yel esti ilk önce. Bir büyük ulu ağacın büyük dalına bir salıncak kurulmuş sallanıyordu neşe içindeki insan ile birlikte.

Bir filozof gibi sesleniyordu halkına salıncaktaki insan.

Beslenmenin mide ile yalnız mide ile olmadığını artık ruhların beslenmesi gerektiğini ve ruhların hiçbir şeyden utanmaması lazım geldiğini haykırıyordu.

Ve ben o insana bir kez daha teşekkür ediyorum. Ne güzel bir yel esiyor ulu ağacın salıncağının yakınında; ne güzel...

gülsen VAROL dedi ki...

Sevgili Güven, duygusal ve abartılı beğenilerini büyük bir mutlulukla okuyorum..
Bu beğenilerin, dağarcığındaki bilgi torbası kabarık bir kişiden gelmesi, beni az bişey şımartsa da, sayfanda yazdıklarını okudukça ve her geçen gün senin bilgi sunuşuna ve tarihle doğayı harmanlayışına hayran oldukça, bu yorumlarını daha çok önemsediğimi bilmeni istiyorum..

Duygusallığı, kendi tekelinde zanneden hemsinslerim tarafından, karşı cinsin duygusallığı yadırganır.. Bunca şairlerin ve sanatkârların tarihe fi tarihini düşürtenlerin neredeyse tamamı erkek olduğu halde!!

Ben de duygusallığını saklama gereği duymadan, gerekli yerde, gerektiğine inandığın kişilere sunduğun için seni can-ı gönülden kutluyorum..

nalan dedi ki...

Yazılarını,yorumlayanları ve yanıtlarını okuduktan sonra sevgili Gülsen Öğretmenim;yorum yazmaya cesaret edemiyorum.

Okunası şeyler yazamayacağımı anlayınca;bekliyorum yazılarını ve dostların yorumlarını diyor,kaçıyorum:)

tufan dedi ki...

Aslında yorumlama ciddiyetimizi de yitiriyoruz, bazen görev savmak gibi, bazen bir iki satırda, belki doyuma ulaştık, belkide okumak zor geliyor artık..

Okumak isteyen insan iğne deliğinde olsa bulur yazıyı, benim için önemli olan bir yazı başkası için sadece bir yazı olarak görünebiliyor, mesela ben şiir sayfalarında şairin o anki ruh halini anlamaya çalışırım, yoksa cümlelerin ahengi değildir beni cezbeden, bu benim düşüncem elbette, yoksa "yüreğine sağlık, kalemin daim olsun" der geçer giderim, eskiden yorumlar bizi teşvik ederdi, beğenilmekte eleştirilmekte daha iyiye, daha güzele doğru çaba sarfetmemize vesile olurdu, ama şimdi okumuyorlar bile..

Birde işin aslı bu facebook bizi bozdu sanıyorum, hem zamanımızı çalıyor, hemde ilgimizi dağıtıyor, tıpkı salonlarımıza giren televizyonlar gibi bir yanımızı köreltiyor sevgili hocam...

Saygılar sevgiler...

gülsen VAROL dedi ki...

Sevgili Nalân öğretmenim.. güzel arkadaşım.. dost kaleminden çıkacak kelâmların hepsi okunasıdır ve değerlidir ..
Benim için dünyadaki eşi olmayan en kıymetli hazineyi yani "zaman"ını harcayan insan, bir nokta bile koysa ben onu çoğaltır destan eylerim.. :))

gülsen VAROL dedi ki...

İktidardaki üstün zekalı kuklalara gizli bir emir verilmiş.. "facebook' u kontrol altına alın ama asla asla kapatmayın.. orası sizin çobansız köyünüz"!! denmiş..
Yani, asıp kesip Türklüğü kimselere bırakmayan ve bu şekilde vatan kurtaranlarla sabah şekerciklerini aynı kefeye koymuşlar.. it ürür kervan yürür diye karar vermişler itoğlu itler.. Çünki orası gerçekten hiç bir şey yapmadan her şeyi yapabildiğini zannetme yeri!! :))

Yorumlar konusunda da çok haklısın.. Çok beğendiğim arkadaşların sayfalarındaki yorumlara bakıyorum ve bazılarının okumadan yorum bırakmış olmak için yazdığını anlıyorum..
Ama bu benim sayfam için geçerli değil.. Gerçekten değil! Tüm yorum yapanlara son derece hayranım zaman zaman çok çok eskilerde yapılmış bir yorumu okuyup "vay be!" dediğim anlar oluyor.. Burası bir fikir üretme kürsüsü benim için..
Ve senin yorumların da yazılarımın satır aralarındaki pek çok boşluğu doldurmakta sevgili Tufan..

Arzu Sarıyer dedi ki...

Sevgili Öğretmenim yorum konusunda hassasiyetlerimizi biliyoruz.Korktukca insanlar hata yaparmış ,zaman zaman bende de olan bu.Yanlış anlaşılmak ,bunu kelimelerle ifade edememek.Benim blog yazılarımda belirli günlerde anımsatmalar yapmak öncelikli oluyordu.Farkındasınız bu yıl çoğunu yazmadım ;nedeni arkadaşların önemli bir bölümünün sadece konu başlığına bakıp yorum yazmaları.Farkına varmak üzüyor ...

gülsen VAROL dedi ki...

Daha iki gün önce Tufan'la bu konuyu konuştuk uzun uzun sevgili Arzu.. Yani insanların yazıyı okumadan yorum yapmalarını.. ben bazı yorumları yayınlamıyorum bu yüzden.. en azından ifşa etmiyorum ama o anladığı için nedenini soramıyor yorumumum neden yayınlanmadı diye.. biliyor ki (en azından) sorduğu en sebebi ifşa edilecek..
Yorum konusundaki hatalara da pek kafanı takma derim.. burası ilgi çekme motiflerinin sergilendiği bir platform değil sevgili hocam.. Ayrıca senin o içten o samimi ve yalın duygularını ben anlayabiliyorum.. gerisi teferruat!! :))))

Akgül Çubukçu dedi ki...

Gülsen hocam, sizin bloğunuz, yazılarınız, takipçileriniz ve onların yorumları o kadar seçkin ve kaliteli ki, her zaman keyifle okuyorum. Sayfanızı ziyaret edip, satır aralarındaki o muzip düşüncelerizi okuduğumda ise, tam da belirttiğiniz şekilde, bana mutluluk veren bir kaçamak yapmış gibi hissediyorum kendimi. :))

Ben blog yazma tutarlılığını gösteremedim bir türlü. Devamlılığı sağlayamıyorum. Bu durum belki de benim duygularımı paylaşmayı beceremeyişimden kaynaklanıyor. Durup dururken içimdekileri dışa vurmayı başaramıyorum ama, böyle sizin yazılarınızı okuyup da içimde bir şeyler kıpırdadığında yorumlara dökülüyor duygularım.

En güzeli de yorumlara verdiğiniz cevaplar. Düşünceler kadar duygular da ortaya seriliyor karşılıklı. Yorum sayfası canlı ve sürekli bir diyaloğa dönüşüyor adeta. Sayfanıza konuk gelen herkesi, kendini özel hissettirecek cevaplarla ağırlayabilmek özel bir yetenek, hayran kalmamak mümkün değil benim için.

Kendi adıma teşekkür ediyor, saygı ve sevgilerimi gönderiyorum...

gülsen VAROL dedi ki...

Bir gün... sanki kapıyı çalan olmuş gibi... buyur edeceksin içindeki egelleyemediğin düşüncelere sevgili Anjelika'm.. O zaman beni yâdedeceksin :)) Çünki bilgisayarı tanıdığım 1993 yılından ve internetle tanıştığım 1995 yılından 2006 yılına kadar uzak durdum bu tür paylaşımlardan..Korktum bir anlamda yanlış tanınırım diye.. ama şanslı mıyım yoksa biraz cadı mıyım bilemem benim şu an kemikleşmiş arkadaşlarım ve yaptıkları yorumlar benim yazdıklarımı çoktan solladı!! Nasıl seviniyorum anlatamam.. sınıfımdaki öğrencilerim doktora tezini vermişler gibi hissediyorum her birinizin gerçekten kaliteli yorumlarınız okundukça ve beğenildikçe..
İşin en güzel tarafı bunun için özel bir gayret sarf edilmemesi.. yorumların yapmacık plâstik cevaplar içermemesi..
Bir bütün olduk BİZ.. Ne mutlu bana..