Bu kez taze taze yakalamnın keyfiyle yazını,okumadan daha ,geldiğimi haber vereyim istedim. Hocam ,birinci okuyanın olmuş olmak için inşaallah:)) yazıya döneceğim izninle.
Nihayet.. Yine beni darmaduman eden bir bölüm... Satırları gözlerimle nasıl da tarıyorum ve nasıl da bir solukta okuyorum bir bilseniz... Her bölümde yeni gelişmeler yeni şoke edici olaylar oluyor, bu kez Muhtar'ın -artık- konuşamaması, hikayedeki minicik bir can... Daha neler bekliyor olacak bizleri? Gerçekten kaleminizin gücüne bir kez daha hayranlığımın altını çizmek istiyorum ve ileride sizin gibi yazabilmeyi umut ediyorum. Mutlu Cumalar...
Bugün tüm yorumlar beni kahkaha ile güldürüyor.. Aslında her seferinde tüm yazılarım için yapılan yorumlar güldürür beni memnuniyetten.. ancak bugün farklı sevgili Nazlı'm, günleri sıralayışına çok güldüm.. Bu nasıl bir dopingtir??
Sana bir sürprizim var biliyor musun Nihan'ım.. belki o zaman daha çok darmaduman olacaksın!!! ve tüm kalbimle inanıyorum ki SEN, benden daha güçlü ve güzel bir kaleme sahip olduğunu kanıtlayacaksın.. birgün!
Oteldeki kadının sırrı kismen aydınlansa da muhtarın tebkisi(sağlığından olacak nitelikte büyük şok yaşaması)yeni sırlar mı saklıyor?...Heyecan ve merak iç içe bekliyoruz gelecek cumalara...Teşekkürler Sevgili Öğretmenim.
Meraklarınızı ve beğenilerinizi benimle paylaşmanızdan güç topladığım kesin.. Ama ben, tenkitlere ve önerilere de çok açık bir insanım.. özellikle aklına bilgisine ve iç dünyasına güvendiklerim tarafından yapılırsa sevgili Arzu'm.
Arzuya yazdığını okudum da;eleştirilecek bir şey göremiyorum diye ben yanıtlayayım. Sanırım gözlerimizi varlığınla öyle bir kamaştırıyorsun ki diyorum ve gülüşünü görmüş kahkahanı duymuş gibi oluyorum:)
Kısa bir tatilden sonra tekrar merhaba sevgili Gülsen hocam.
Öğleden sonra ilk bölümleri birkaç kez okuyup iyice özümsedikten sonra, şimdi 3. bölümün büyüsü içinde neler yazmam gerektiği konusunda şaşırıp kaldım.
Ne yazarsam yazayım eksik kalacak, bunu çok iyi biliyorum. Ancak size inceden bir sitemle diyorum ki, sizi okuduktan sonra öykü yazmaktan ve belki de blogculuktan vaz geçiyorum!
HOŞ GELDİİİİN.... SEVGİLİ MEHMET.. Kısa tatil bu olursa uzun tatil nasıl olur bilemem.. Belki de seni özlemek zor geliyordur seni sevenlere kimbilir??? Sevincime gölge düşürmenin alemi var mı??? Bunca güzel öykülerini okuduğum... şiirlerinin satırları arasında kendimi bulduğum insan! Bu, keman çalan bir kişinin "senin gibi piyano çalamıyorum" diyerek kemanı terk etmesine benzer... Oysa her ikisinin de ruhunu doyuranın müzik olduğunu bilirler.. Bizler, duygularımızı gizlemeden, ve de kirletmeden satırlara dökenleriz.. Sen de iyi ki varsın sevgili dost Mehmet..
Cuma'nın yoğunluğu, öykünün yayınlandığı gün okuma şansımı bile unutturacak kadar yormuş beni. Sabah kalkar kalkmaz ilk işim bloğunuzu açmak oldu. Yutarcasına hızla okudum. Ve o küçük not, nasıl da vurucu ifadeler, gözlerim yaşla doldu, içim parçalandı. Muhtarın konuşamayacak duruma gelmesi ise ayrı bir çarpıcılık. Bundan sonra neler olacak diye düşünmeye çalışmak boşuna. Bekleyeceğiz başka çare yok.
Gülsen hocam, kaleminizin akıcılığına hayranım. Hiç takılmadan, duraksamadan, akan su gibi okunabilen üslûbunuz, öykünün merak ve heyecan kurgusuyla birleşince inanılmaz keyifle okunuyor. Aklınıza, ellerinize, yüreğinize sağlık.
Ne mutlu bana.. Bana beni anlattığınızda, tarifi güç ama doyumsuz güzellikte duygular doluyor yüreğime.. Ve bu, kalemime itici bir güç oluşturuyor.. Teşekkür ederim sevgili Anjelika..
17 yorum:
Bu kez taze taze yakalamnın keyfiyle yazını,okumadan daha ,geldiğimi haber vereyim istedim. Hocam ,birinci okuyanın olmuş olmak için inşaallah:)) yazıya döneceğim izninle.
Yutar gibi okudum.Off bu hikaye çok fena vuruyor beni.Nasıl bekleyeceğiz haftayı bilmem.
Seni çok sevdiğimi Gülsen Öğretmenim,söylemiştim değil mi?
Alem kadınsın Nalân... Nasıl güldürdün beni.. hâlâ gülüyorum.. Ve anlatılmayacak kadar mutlu oluyorum ilginize.. sevginize..
Günler niye hızla geçiyor diye kızarken şimdi çok daha hızlı geçmelerini istiyorum. Hatta düşündüm de yeni hafta günleri şöyle olabilir:
Pazartesi- CUMA- Salı- Çarşamba- CUMA- Perşembe - CUMA- Cumartesi- Pazar -CUMA
Hocam;
yüreğinize, kaleminiz sağlık olsun....
sevgilerimle
Nihayet.. Yine beni darmaduman eden bir bölüm... Satırları gözlerimle nasıl da tarıyorum ve nasıl da bir solukta okuyorum bir bilseniz...
Her bölümde yeni gelişmeler yeni şoke edici olaylar oluyor, bu kez Muhtar'ın -artık- konuşamaması, hikayedeki minicik bir can... Daha neler bekliyor olacak bizleri?
Gerçekten kaleminizin gücüne bir kez daha hayranlığımın altını çizmek istiyorum ve ileride sizin gibi yazabilmeyi umut ediyorum.
Mutlu Cumalar...
Bugün tüm yorumlar beni kahkaha ile güldürüyor.. Aslında her seferinde tüm yazılarım için yapılan yorumlar güldürür beni memnuniyetten.. ancak bugün farklı sevgili Nazlı'm, günleri sıralayışına çok güldüm.. Bu nasıl bir dopingtir??
Sana bir sürprizim var biliyor musun Nihan'ım.. belki o zaman daha çok darmaduman olacaksın!!! ve tüm kalbimle inanıyorum ki SEN, benden daha güçlü ve güzel bir kaleme sahip olduğunu kanıtlayacaksın.. birgün!
Oteldeki kadının sırrı kismen aydınlansa da muhtarın tebkisi(sağlığından olacak nitelikte büyük şok yaşaması)yeni sırlar mı saklıyor?...Heyecan ve merak iç içe bekliyoruz gelecek cumalara...Teşekkürler Sevgili Öğretmenim.
Meraklarınızı ve beğenilerinizi benimle paylaşmanızdan güç topladığım kesin.. Ama ben, tenkitlere ve önerilere de çok açık bir insanım.. özellikle aklına bilgisine ve iç dünyasına güvendiklerim tarafından yapılırsa sevgili Arzu'm.
Arzuya yazdığını okudum da;eleştirilecek bir şey göremiyorum diye ben yanıtlayayım. Sanırım gözlerimizi varlığınla öyle bir kamaştırıyorsun ki diyorum ve gülüşünü görmüş kahkahanı duymuş gibi oluyorum:)
Şımarıyorum ben!!
Kısa bir tatilden sonra tekrar merhaba sevgili Gülsen hocam.
Öğleden sonra ilk bölümleri birkaç kez okuyup iyice özümsedikten sonra, şimdi 3. bölümün büyüsü içinde neler yazmam gerektiği konusunda şaşırıp kaldım.
Ne yazarsam yazayım eksik kalacak, bunu çok iyi biliyorum. Ancak size inceden bir sitemle diyorum ki, sizi okuduktan sonra öykü yazmaktan ve belki de blogculuktan vaz geçiyorum!
İyi ki varsınız, iyi ki paylaşıyorsunuz...
Sevgilerimle ...
HOŞ GELDİİİİN.... SEVGİLİ MEHMET..
Kısa tatil bu olursa uzun tatil nasıl olur bilemem.. Belki de seni özlemek zor geliyordur seni sevenlere kimbilir???
Sevincime gölge düşürmenin alemi var mı??? Bunca güzel öykülerini okuduğum... şiirlerinin satırları arasında kendimi bulduğum insan!
Bu, keman çalan bir kişinin "senin gibi piyano çalamıyorum" diyerek kemanı terk etmesine benzer... Oysa her ikisinin de ruhunu doyuranın müzik olduğunu bilirler..
Bizler, duygularımızı gizlemeden, ve de kirletmeden satırlara dökenleriz..
Sen de iyi ki varsın sevgili dost Mehmet..
Cuma'nın yoğunluğu, öykünün yayınlandığı gün okuma şansımı bile unutturacak kadar yormuş beni. Sabah kalkar kalkmaz ilk işim bloğunuzu açmak oldu. Yutarcasına hızla okudum. Ve o küçük not, nasıl da vurucu ifadeler, gözlerim yaşla doldu, içim parçalandı. Muhtarın konuşamayacak duruma gelmesi ise ayrı bir çarpıcılık. Bundan sonra neler olacak diye düşünmeye çalışmak boşuna. Bekleyeceğiz başka çare yok.
Gülsen hocam, kaleminizin akıcılığına hayranım. Hiç takılmadan, duraksamadan, akan su gibi okunabilen üslûbunuz, öykünün merak ve heyecan kurgusuyla birleşince inanılmaz keyifle okunuyor. Aklınıza, ellerinize, yüreğinize sağlık.
Saygı ve sevgilerimle...
Ne mutlu bana.. Bana beni anlattığınızda, tarifi güç ama doyumsuz güzellikte duygular doluyor yüreğime.. Ve bu, kalemime itici bir güç oluşturuyor..
Teşekkür ederim sevgili Anjelika..
O kadar sürükleyiciydi ki bir nefeste okudum.
Dilerim, ilerleyen bölümlerde de aynı duyguyu yaratabilir o satırlar sevgili Krep..
Yorum Gönder