2 Kasım 2012 Cuma

... (12. Bölüm)

Gülsen Varol
****

Cehennem Deresi.. (bölüm XII)


 

 ****

./..
 

15 yorum:

Çınar dedi ki...


Bu saate kadar yeni bölümü yayınlamanızı bekleyerek oturdum. Zihnimde bin tane soruyla ve bundan sonraki gelişmeleri merakla yatağa gidiyorum bakalım uyuyabilecek miyim..?

Yani şahane gidiyor, kaleminize güzel yüreğinize sağlık.

Sevgiler Gülsen Hoca'm

tufan dedi ki...

Bazen kafa öyle bir durur ki iki kelimeyi yanyana getirip düşünemez bile insan, bu içinden çıkılması zor durumlarda benimde bir zamanlar sıkça yaşadığım bir durum olduğundan Nihan'ın boş boş bakışlarını çok iyi anlıyorum..

Aslında beyhude çaba gibi geliyor bana yapılan tüm bu araştırmalar, resmin üzerinde gezinen parmaklar her şeyi biliyor ama itiraf edemiyor, böylesi acılar tazeyken kabul görür genelde, aradan geçen uzun zaman ve tahribatın dayanılmaz görüntüsü herkesin kendi kaderini yaşamayı seçmesine sebep olabilir, yaşadığımız dünyada bunun örnekleri hiç de az değildir..

Hep söylediğim gibi sevgili hocam, çok zor bir durum bu, ve neticesini çok merak etmekteyim..

Saygılar sevgiler...

ali zafer sapci dedi ki...

Teşekkürler.

Nehire dedi ki...

Bu bölümü okuduğumda,ilk aklıma gelen,herdaim inandığım bir cümle oldu.Cennet ve cehennem denilen manevilik, yaşadığımız anda bu dünyadadır.Aldığımız nefes kadar olan hayatımızda,yaşanılan olaylar acımız,mutluluğumuz,gülümsememiz,gözyaşımız olarak bize yansır.Anlar cennetimizde olabilir,cehennemimizde...
Nihan'ın kendi yaşadığı anla,geçmiş anlarındaki yaşamını,iç dünyası içinde düşünmesi,yargılaması ,kendi ile konuşmalarını anlattığınız satırlar,bölümün tümünden daha çok etkiliyor,beni...
Yazan elleriniz dert görmesin,sevgiler Gülsen öğretmenim...

NzlGl dedi ki...

Heyecan git gide artıyor ama bugün beni cezbeden başlık resminizdi. Ne kadar dinlendirici ve renkler inanılmaz güzel....

Akgül Çubukçu dedi ki...

Vaaay! Gülsen hocam, bu nasıl bir duygu depremidir Nihan için? Çok ama çok zor bir durum. Kimbilir daha neler yaşayacak? Ölüyorum meraktan...

nalan dedi ki...

Hadi bakalım şimdi işin içinden nasıl çıkacağız.İş iyice sarpa sardı(bu bitişik mi yazılmalıydı acaba,hocam düzeltsin:)
Benim hayal gücüm bu durumdan nasıl bir umut ışığı çıkar bilemiyor. haftayı merakla beklemekten başka çare yok. Bir de kurultayı merak etmekteyim zaten al sana bir mesele daha:)))

nihansu dedi ki...

Biliyorum, tam düğümler yavaş yavaş çözülmeye başlıyor derken daha sonraki bölümlerde bir düğüm daha atılacak, ve bir daha... Romanın bundan sonraki kısmında sanırım başka bir coğrafyada bulacağız kendimizi. Ben en çok Nihan'ın duygularını ve ne yapacağını merak ediyorum.
Ne yapalım beklemek kaderimiz oldu :) Hele ki araya giren 15 günlük bekleyişten sonra yine "off offf" dedirttirdi bu bölüm bana.

uzakdost dedi ki...

Konuya ortadan girdiğimiz için, olayı taparlamakta güçlük çekiyoruz.
Bir bukle zaman ayırıp, en baştan okumamız gerekiyor.
Ama,
her ne olursa olsun,
hangi cümlesine dokunursanız, hangi parağrafına göz gezdirirseniz, gerçekten bu hoş anlatım kendini gösteriyor, bakışlarınızı esir alıyor.
Okuduğunuz bölümün ne zaman bittiğini anlayamıyorsunuz.
Gerçekten güzel...
Kitabını okumak isterdik...

gülsen VAROL dedi ki...


BENİM GÜZEL DOSTLARIM..

ZAMAN ZAMAN HER BİRİNİZİN YORUMLARINI AYRI AYRI CEVAPLIYORUM.. BAZEN CEVAPLAR ZATEN YAZILAN YORUMLARIN İÇİNDE OLDUĞUNDAN SUSKUN KALIYORUM..

VE ÇOĞU ZAMAN SİZLER, BANA YOL GÖSTERDİĞİNİZİ, TAKİP EDİLMESİ VEYA EDİLMEMESİ GEREKEN HARİTAYI BELİRTTİĞİNİZİ BİLMEDEN, YA DA KASITLI OLARAK YORUM YAPTIĞINIZDA; BENİM, PİRİNCİN İÇİNDEKİ BEYAZ TAŞLARI BULUP AYIKLAMAMA SEBEP OLUYORSUNUZ!..
HER BİRİNİZE TEK TEK TEŞEKKÜR EDİYORUM BENİ TEŞVİK EDEN, KALEMİME HIZ KAZANDIRAN
YORUMLARINIZ İÇİN.
HER BİR SATIRINIZI, YUDUM YUDUM İÇİP ARALARINDAN GÜÇ TOPLADIĞIMI BİLİN.

Leyâl ÖZKAN dedi ki...

Gülsenciğim, blog dostun Mehmet Osmanın '' ALBÜMDEKİLER'' hakkında yazdıklarını zevkle okumakla kalmadım aynı zamanda romanın ruhununu öyle derinden özümsemişki hayran oldum..... büyük bir ustalıkla yaptığı saptamalar, yazarın ruh halini, kaleminin gücünü .... şiir niteliğindeki satırları... paragrafları, gizli mesajları satır aralarından çekip çıkararak romanın özünü sonsuz saygı ve hayranlıkla gözler önüne serivermiş...
Böyle değerli dostların olduğu için şanslısın... Tabii böyle bir sansı yakalamak da yine senin emeğinin ürünü...
Blog dostunun bir cümlesi senin yazılarına düşüncelerimi yazarken zaman zaman niye zorlandığım sorununu çözüverdi...
''' Suç sende, neden bu kadar zekisin, '''
İşte taze bir örnek daha!...

''' Cehennem Deresi '',yeni yeni ortaya çıkan sorunlar zinciri... yeni diyarlara yelken açacak gibiyiz.. işin içinden çıkmak sana düşüyor, benim aklım ermiyor... Sevgiler....
Leyal....

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

İnsan beyni savunma mekanizmasına geçtiği zaman, bazı olayları kabullenmek için belli bir sürece gereksinim duyuyor galiba sevgili Gülsen hocam. Bunun tipik örneğini, bu bölümde Nihan da gözlemliyoruz. O görünmeyen elin etkinliğini ortadan kaldırmak için ani bir şok olumlu etki yaratabilir . Tıpkı Nihan'ın beynine bir tokat attırdığınız ve derin bir uykudan uyanarak çözümler üretebilmesi için çabaladığınız gibi...

Düşen bir savaş uçağının pilotu sağ kurtulmuşsa, şokta olan pilota komutanın şiddetli bir tokat atarak, hemen, beklemeden uçuş emri vermesi gibi de düşünebiliriz. Aksi takdirde pilotun ömrünce bir daha kalkış yapamayacağı söylenir.

Çok akıcı bir mecrada doğaçlama akışa devam ediyor bu güzel öykü. Gelecek bölümü beklerken iyi hafta sonları dilerim.

Sevgi ve dostlukla...

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Sayın Leyâl ÖZKAN hanım, hiç alışık olmadığım iltifatınız için çok teşekkür ederim. Bu sözleriniz karşısında mutlu olduğum kadar da ezildim. Hepimiz karınca kararınca mütevazi bir şeyler karalamaya, paylaşmaya çalışıyoruz.

Hocamın bloğunda daha önce yaptığınız yorumlardan, çok iyi bir eğitmen ve yazım ustası olduğunuzu anlıyorum.

Sizin de bir blog açarak, aramızda olmanız dileklerimle sevgi ve saygılar...

Esin Bozdemir dedi ki...

İki-üç bölüm geriden başlayarak okudum 'Cehennem Deresi'romanınızın, beni soluk soluğa bırakan serilerini.. Neler olacağına dair merakımın yanısıra bir de ustalıkla yapmış olduğunuz kurgulama tekniğinizi de hayranlıkla (bir film sahnesi gibi!)izliyorum. Okurken aynı zamanda (yazarlık kursuna gitmişcesine!)öğreniyorum..Sanata dair şeylerin, özel bir yetenek olduğunu biliyorum ama bazı şeylerin de çok büyük emek, çaba ve eğitim ile geliştirilebildiğine inanıyorum...Ve inanın yazdığınız her satırı keyifle okuyorum.. Tıpkı sizin dediğiniz gibi; biz bir sınıfta toplanmış sizi pırıl pırıl gözlerle hayranlıkla izleyen ve ağzınızdan çıkan her kelimeyi dikkatlice dinleyen öğrencileriniz gibiyiz:))teşekkür ederim..kaleminize, emeğinize sağlık Gülsen Hocam...Yeni bölümü de sabırsızlıkla bekliyor olacağım...

Şimdiden iyi bir haftasonu dilerim...

Sevgi ve saygılarımla...

gülsen VAROL dedi ki...

SEN DE İYİ BİLİRSİN ESİN, BAZI YORUMLAR ŞEVK ARTTIRIR, BAZILARI KÖSTEK OLUR.. AMA HER İKİ TİP DE İNSANA EKSİKLERİNİ HATIRLATIP YOL GÖSTERİCİ OLUR..
BİR DE İNSANI MUTLU EDEN, EMEKLERİNİ FİKİRLERİNİ PAYLAŞTIĞINA PİŞMAN ETMEYEN, TENKİDİNİ BİLE SON DERECE AÇIKLAYICI VE ÖĞRETİCİ YAPAN KALEMLER VAR SENİNKİ GİBİ.. ONLARIN EKSİKLİĞİ "BOŞLUK" YARATIR..