9 Aralık 2012 Pazar

zavallı SIĞIR!!


 

Bazı kelimelerin anlamına  cık/cuk eki hiç yakışmıyor nedense.. Olacak gibi değil!!! Öküz dendiğinde akıllara gelen Hayvan malûm!  (insan da olabiliyor mecazen) Öküzcük denirse olur mu yani?? Türkçemiz, (içine edilmemiş halindeyken) cik cık ekleri, “ufak, sevimli” anlamı katmak için kullanılırdı.. kedicik veya minicik gibi..
Ya da, acınacak bir durumda olanı ifade ederdi, "zavallıcık" dendiğinde!!..


Pekiii…  Sığır denince akla gelenle, sığırcık denince akla gelen??? Aklımı kaçırmama bir "sığır" sebep olabilir !! ama “delirmesine sebep sığırcık'tır “ yazılırsa deli raporuma ,ne yaparım ben?? Gitti Karizma !! :))))
Ama iki gündür adına sığırcık denen, şarap yapımında kullanılan üzüm tarlalarını mahvedip yok eden.. Tarlalarda yangın çıkmasına sebep olabilen, ve muzur oldukları için sevilmeyen bu sığır ve karga karışımı kadar iğrenç hayvanların sürüler halinde yaptıkları tahribatları(!) sabahın köründe temizlemekle meşgulüm..
Bir sığır "etinden.. tüyünden.. sütünden" üçlemesi içinde yer aldığından en azından -faydalı- olmanın haklı gururunu tayışabilir sığırca!!! Ama hem sığır olan bir de üstüne üstlük -cık- eki ile zararsız MIŞ dibi algılanmasına, sevimliyMİŞ gibi düşünülmesine  alışılan  bu iğrenç yaratıklar ne işe yarar??   
 
 
 
Pencere kenarları, kalorifer peteğinin ısısını yansıttığından, balkon içleri saksılar için kışlık duruma getirildiğinden ... inanılmayacak çoklukta üstüste tüneyen bu sığırların iğrenç ve zamk gibi pislikler bıraktığından  haberdar olmayanlar, kendilerini bahtiyar addedebilirler!

 

 
Rabbime şükürler olsun ki !!... 
Kara Kartal'ım,
neyin/kimin "YENİLECEĞİNİ" biliyor  :)))))))))  
 
 
 

18 yorum:

ali zafer sapci dedi ki...

İlginç ve sert bir yazı olmuş.

GÜVEN SERİN dedi ki...


Günaydın öğretmenim :)) Bu sığırcıklar; pardon, sığırlar sizi çok üzmüş belli. Ama edebiyatın soylu hatırına gülümsemeden edemedim. Hani bir şey olmadan, fazla acı çekmeden düşen birine gülümsediğimiz gibi :)) Sığırcık kuşları,dut zamanını,çocukluğun bal dut tadındaki güzel günlerini anımsatıyor bana. Bir de küçük bir avcı konumundaydım o zaman. En zor avladığım kuş sığırcık kuşuydu. Eti lezzetlidir yani:)) Şamataları, toplu halde muhteşem uçuş manevraları ise büyük bir saygı duymama neden oluyor.

Sizi üzen sığırlara şiddetle selam yolluyorum. Beni hoş tutan çocukluğumun sığırcık kuşlarına da hoşlukla el sallıyorum.

gülsen VAROL dedi ki...

Olsun!! Nasıl olsa sığır/cık/lar okuyamaz bunları sevgili Alizafer..
Sen bakan olduklarına bakma!!

gülsen VAROL dedi ki...

Tüm sığır/cık/ları avlaman dileği ile sevgili Güven.. evet manevraları muhteşem!!!

nihansu dedi ki...

İlk bakışta tatlı tatlı okunan keyifli bir Pazar yazısı... Ancak dikkatlice okunduğunda, içindeki minik dokunuşlarla çok farklı algılanabilecek, üzerine alınana, nezih benzetmelerin yapıldığı bir yazı aynı zamanda. Sığır ile sığırcık arasındaki farkı hem fayda/zarar paydasında hem de yazınsal anlamda çok net anladım bu yazınızda. Tanrı bizi sığır ve sığırcıklardan uzak tutsun, her anlamda...

GÜVEN SERİN dedi ki...

Hani benim ay sapan, güzel sapan nerede anne? Hele bir sapanı bulayım hepsine haddini bildireceğim; sevgiyle...

gülsen VAROL dedi ki...

Seni sığır/cık sürüleriyle dolu meclisteki kürsüde, elinde sapanınla hepsini bir bir vurduğunu ve nohut + kömür + sığırcık olarak yardım paketine koyduğunu hayal ettim sevgili Güven!!

Akgül Çubukçu dedi ki...

Gülsen öğretmenim, yazınızı görünce şöyle bir "Aaaa" nidasıyla adeta yerimden sıçradım. Diğer bahsettiğiniz "Sığır'ları" bir yana koyup, şu uçan sığırcık'lara geleyim.

Off, of, onlarla benim de başım dertte. Ben apartmanımızın en üst katında oturduğumdan ve bu "sığırcık" milleti de çatıları simsiyah bir bulut gibi doldurduktan sonra, artık oralarda yer bulamayanlar mı, yoksa dediğiniz gibi daha sıcak olan yerleri tercih ettiklerinden mi bilemiyorum, benim pencere önlerine ve açık balkonuma da sıra sıra diziliyorlar.

Önce onları öyle görünce, yıllar önce izlediğim Alfred Hitchcock'un "Kuşlar" filmini ürpererek hatırlıyorum. Belki siz de izlemişsinizdir. Korku filmiydi. Her an saldırıya geçeceklermiş gibi düşünmeden edemiyorum. Tabi onlar benim bu düşüncelerimden habersiz, kondukları her yeri simsiyah pislikleriyle kirletmekle meşgul oluyorlar, sonra da benim neden deli gibi kendilerini kovaladığımı anlayamıyorlar elbette. Geriye kalan o simsiyah pislikleri de pencere önlerinden temizlemeye çalışmak da ayrı bir stres. Mermerde bile lekesi kalıyor. Bizim otoparkta bir Defne ağacı var, onun küçük bir zeytine benzeyen, simsiyah, olgun meyvelerini taaa benim balkona getirip bırakıyorlar. Etraf siyah/mor lekeleniyor. Onları yiyorlar da dışkıları o yüzden mi o kadar siyah ve leke yapıcı oluyor diye düşünüyorum. Neyse, kusura bakmayın Gülsen hocam, uzun oldu. Sözün özü; sonuçta aynı sorunla uğraştığımızdır.

Saygı ve sevgilerimle.

gülsen VAROL dedi ki...

NASIL DA ANLADIK BİRBİRİMİZİ... DERTLER AYNI OLUNCA...VE ÖZELLİKLE EN ÜST KAT SAKİNLERİ İÇİN GEÇERLİ OLAN SIKINTIYI.. DERT BU OLSUN .. DEMEK EN İYİSİ..
BİR DE KESİN BEŞİKTAŞLI OLMAK GEREKİYOR :)))))YOKSA BUNLARI YOK ETMEK NE SARIŞIN KANARYAcıkların İŞİ... NE DE TEMBEL ARSLANcıkların!!
BENİM KARA KARTALIM HEPSİNİN HAKKINDAN GELİR diye düşünüyorum :)

NzlGl dedi ki...

Kuşları bir tarafa bırakıp kara kartal meselesinde kalmış durumdayım Gülsen hocam sarışın kanaryacık olarak:)))))))))))

Ama siz olunca Kartal'ı seven,
bende sizi çok sevdiğimden , saygıla eğiliyorum.....:)))))

gülsen VAROL dedi ki...

Beni mutlu ettin Nazlı'm.. Sevmek ve saymak, bir anlamda sevdiğinin fikirlerini kabullenmektir zaten ve bunun saf değiştirmekle de yakından uzaktan bir ilgisi yoktur..
Tüm aile bireylerim ve tabii benim "Ben doğuştan fenerliyim" diyen sarışın afetim de dahil,
Kartalın gücünü inkâr edemezler :)))..

etki alanı dedi ki...

İyi ki uğradınız bana,sizi tanımak çok kazanımlara sebep olacak benim açımdan...severim yanıltmalarla verilen dersleri ve uyarıları..."bir bilmecem var çocuklar" der gibisiniz...
harika,
TüTü

gülsen VAROL dedi ki...

Bu etki alanı'nı yaymak gerektiğine inanıyorum.. Ve aslında bu bloğun gayesinin de bu olması gerektiğini düşünüyorum. Dostluklar kolay kurulamıyor. Hele de bu devirde.. Bilmeceler çözülmek içindir :)))
HOŞ GELDİN SEVGİLİ TÜTÜ..

tufan dedi ki...

İlginç, ve bir o kadar da düşündürücü bir yazı, ama sonunu Kartala bağlamanız gülümsetti beni..

Saygılar sevgiler..

gülsen VAROL dedi ki...

çok az kaldı bu blogsporu tamamen kapatmama.. bana nedense blogcunun puştluğunu hatırlatıyor.. Neden ve niye olduğunu anlayamadığım bu kadar değişiklik niye yapılır ve uygulamayı tatbik edene neden bu kadar işkence çektirilir.. hay senin YENİ YÜZÜNE köpekler... Neyse yeri değil ama taşma noktasına denk geldin kusura bakma..

yazımın pek düşündürücü bir yanı yok Tufan.. kıssadan hisse hepsi o... Seni gülümsetmesi hoşuma gitti..

gülsen VAROL dedi ki...


SEVGİLİ DAMDAN DÜŞEN ORKİDEM :) :)
Sen boşver, fayda/zarar paydasını..tüm zararlar yol-su-elektrik olarak kişiye geri dönüyor sonuç itibarîyle!!..:)))) Dönmeyenleri de kırıp parçalayıp atıveriyorsun. ya da Güven gibi yiyebiliyor bazı avcılar!!!

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

İlahi Hocam... çok alemsiniz.:)

Alemden öte zekâ pırıltıları...

gülsen VAROL dedi ki...

İşte ben hep böyleydim.. öteyi ne sen soooor... ne ben söyleyim :)))) yani heba ettim o zeka pırıltılarını sığır/cık/lar için!!!