24 Ekim 2010 Pazar

bazı anlar vardır ki..

             Hani bazı anlar vardır kişiyi kişiliğinin dışına taşırır .. içindeki uyuyan kişiyi uyandırıp belki de gerçek kişiliğini sergiletir… Hani bilirsiniz, yaşamışsınız ya da en azından şahit olmuşsunuzdur, evlâdına zarar verecek bir ortamı hissettiğinde, üflesen yere yapışacak kadar çelimsiz bir ananın aslan kesildiğini, bir kaplan yırtıcılığı ile yavrusunu koruduğunu… Veya iki dirhem bir çekirdek süslü püslü iken, çocuğunun boğazına kaçanı, üstüne kusmasını göze alacak kadar deli gibi çıkartmaya çalışan bir anneyi..


Ya da dayak yiyeceğini bile bile annesine lâf atan bir serseriye girişen kısa pantalonlu oğlanı!!!


İç güdüdür bunun adı.. koruma içgüdüsü!.. ananın ya da babanın evlâtlarını korumak için tereddütsüz ölümü göze alabilmelerinin adıdır bu..


Ve yine hiç tereddütsüz vazgeçilemeyecek kadar sevilen bir varlığa zarar verdiğini ya da vereceğini sandığı cisimlere, mekânlara veya kişilere karşı, seven insan tarafından duyulan tepkidir..

Zaman içinde, mantığının düşüncelerine  hakim olması neticesinde, bu düşüncelerinin birer yenik savcı gibi iddialarından vaz geçeceklerini bilmeden!..


Tereddütler içinde geçen “buzlu camlı bir kapının hangi tarafında kalınacağı” konusunda en kötü düşüncelere yenik düşülen anlarda ise, sevginin doruklara tırmanması normaldir.. iç hesaplaşmalar su yüzündedir çünki.. koruma iç güdüsü ile kolları bağlı olan çaresizlik, kavga bile edemeden hamle yapmayı beklemektedir..
İşte, kıyametin minicik bir sembolik benzeri olan bu durumlarda, insanlar,  hayâl görenin hayâlini gerçek zannedebilir.. Duygu yoğunluğu, kişiyi o gerçek zannettiği hayâli bulmaya bile yönlendirebilir..

Ve bu izah da kimine göre gerekli, kimine göre itiraf olabilir!..


Benim aklımdan çıkmayan ise, rahmetli dümbüllünün sahnede verdiği cevaptır!!

Sükûn içinde yaşanacak bir pazar diliyorum herkese.





..

26 yorum:

tufan dedi ki...

Mutlu pazarlar sevgili hocam,yukarıda yazdıklarınızı okurken yaşanmış bir çok olay gözlerimin önünden geçip gidiyordu,buzlu camın hangi tarafında olmak bir tercih meselesi elbette ama birde "çaresizliğe" çaresiz kalmak durumu var,insanın kendine bile itiraf edemiyeceği en acı durum,böylesi durumlarda hangimiz hayalin gerçek olmasını dilemedik ki,keşke rahmetli dümbüllünün sahnede verdiği cevabı bilebilseydim,o zaman yazının özünü daha iyi kavrıyabilirdim sanıyorum...

Saygılar.

gülsen VAROL dedi ki...

Yazının özünü kavramışsın zaten her zamanki gibi sevgili tufan.. Üstadın, sahneye atılan bir hıyara verdiği cevabı yazsam, o zaman bu yazı ile ne ilgisi olabileceğini sorgulayabilirsin ki, bilirim onu bana sormazsın.

tufan dedi ki...

Evet hatırladım sevgili hocam,hafıza karışıyor bazen ne yapalım...
Sevgiler.

haykırış dedi ki...

Sayın Hasret senfonileri,
Çok güldüm niçin güldüğümü söyleyeyim rahmetli Dümbüllü'nün verdiği cevap aklıma geldi...
Ve gerçekten "kimliğini düşüren" lere oldum olası lahavle çekerim.
Eğer kindar öznemiz gizlenmeye gayret eden dışa vurumcu bir şiddet karşıtı ise dna sarmalını çözmek sırasında duyulanlar kadar olmasa da değişik hislere kapılabilir, hayal dünyasında yüzlerce kişiyi özgül yöntemleriyle öldürebilir yada yaşatabiliriz. Bazen korkarım hayal görmekten..
Sonsuz saygılarımı sunuyorum efendim.

gülsen VAROL dedi ki...

herşeye rağmen ve tabii ki herkese rağmen yine de hayâl görmek güzeldir sevgili haykırış... bunca çirkin gerçeklere karşın!!

rakiip dedi ki...

Gerçeklerinde hayal olma ihtimali var,bir düş görmediğimizden eminmyiz?başkalarının hayali zannettiğimiz şeylerin kendi hayal
dünyamızın yansımaları olma ihtimali de var!uyandığımızda gerçek zannettiğimiz şeylerin başkalarının hayali olma ihtimalide
var.gerçek nedirki sevgili hasret senfonleri insan kendi içinde yaşar.

rakiip dedi ki...

Saçmaladım galiba sevgili hasret senfonileri:))

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Sevgili Gülsen'cim,
yazın yine düşündürücü, okurken hep aklıma gelen görüntüler kesti önümü, en son girdiğim durumu düşündüm. Belimden yataktan çok zor kalkarken geçen gece berbat bir gökgürültüsü ile çocuklarımı koruma içgüdüsü ile öyle bir fırlamışım ki. Oysa çocuklar kendi evlerinde, ben eskide ve hala koruma durumunda yaşıyorum.
Camın bu tarafına geçemiyormuyum yoksa geçmek mi istemiyorum.
Hayal dünyamı bir noktada dondurup orada mı kaldım yada kalmak mı istedim dersin...

gülsen VAROL dedi ki...

Saçmalayın sevgili ustam!! Ne güzeldir saçmalamak!!!Umursamamanın farklı ve özgür bir boyutudur.. O nedenle biraz tereddüt ettim ama bilhasa onayladım..
En güzeli, hayâli de gerçeği de kendi içinde yaşamak sevgili Hüseyin usta.. birbirine dolaşıp düğüm de olsa, kimseye bir zararı olmuyor en azından..

gülsen VAROL dedi ki...

O kadar... o kadar farklı bir anlayışla yorumlamışsın ki yazımı sevgili yaşamınkıyısında, bir an, keşke senin pencerenden seyredebilseydim olayı dedim..

Anna dedi ki...

Öncelikle gecikmiş bir geçmiş olsun dileğimi kabul ederseniz sevinirim...
Yazılarınıza, sevginize kısaca size ulaşabilmek çok güzel ve bunu isteyen çok seveniniz var..Hep buralarda olur inşaallah..

Muhabbetle..

gülsen VAROL dedi ki...

Teşekkürler sevgili Necla.. çok duygusal yaklaşımlarla hep çevremde olduğunu hissetmek güzel..

Adsız dedi ki...

koruma iç güdüsü ile kolları bağlı olan çaresizlik, kavga bile edemeden hamle yapmayı beklemektedir..
İşte, kıyametin minicik bir sembolik benzeri olan bu durum...

yok ki denecek bişey..

nasılsın dersen sevgili hasretim..
bir kıyamet gibiyim...

atalet.. sevgilerle..

gülsen VAROL dedi ki...

ifadeler içinde vurucu tim gibisin sevgili atalet.. Kendi kıyametin içinde de sıkıntıları onikiden vurmanı dilerim..

nihansu dedi ki...

Sizin yazılarınızı hep ilk okuyan olmak ve ilk yorumu yapmak gibi çocukça ama çok duygu yüklü bir çabam var Mamy.. ilk defa yine ilk okuyan olduğum halde yorum yazamadım. Çok düşündüm çoook… Ve yine… her zamanki gibi…. Sizin haklı olduğunuzu anladım. Evet haklısınız hayalleri hayal görenin haricinde olanlar gerçeklerle karıştırabiliyor. Ancak ben oğlunuzdan farklı olarak keşke size benzesem(!) diyorum!!! :)

gülsen VAROL dedi ki...

Beni anladığına eminim sevgili Nihansu'm.. Teşekkür ederim tüm gayretlerin için!
Ancak sen yine de davulun sesi misali bana benzemeyi pek isteme :)) !!

Sedencik dedi ki...

buzlu camlı kapıların sevgiye katalizör olmadığı güzel sevgiler...
ve
en önemlisi o kapılardan uzak nice güzel günler olsun...
sevgiyle...

gülsen VAROL dedi ki...

Hepimiz için geçerli olmasını dilediğim temennine yürekten amin dedim sevgili seden..

Sevgi Gibi dedi ki...

sınırlarım ne kadar da esnekmiş, genişledikçe genişliyor durmaksızın diye düşünürken kendi kişisel big bang'imi bekliyorum hasretle. meydana çıkacak olan o "evren" dilerim ki eskisini aratmaz.
(bunu buzlu camın hangi tarafından yazdığım konusunda hiç bir fikrim yok !)

gülsen VAROL dedi ki...

her hangi bir konuda hiç bir fikri olmamak, o konuda sükutu hayale uğrama riskini azalttığı için tercih sebebi olabilir sevgili Sevgi..

Akgül Çubukçu dedi ki...

Yazınız şifrelerle dolu sevgili öğretmenim. Bu kez kendimi, kendi düşüncelerimi, hayallerimi ve de hiç olmadığım halde aslan kesildiğim anları düşünüp, yazmaktan vazgeçtim de, sizi bu yazıyı yazmaya neyin sevkettiği konusunda düşüncelere daldım.

Evlâdını koruma içgüdüsü mü, tehlike yarattığına inanılana duyulan tepki mi, kolları bağlı kalmanın çaresizliği mi? Hangi duygunun yoğunluğu size bu yazıyı yazdırdı diye yazınıza bakakaldım. Durumu çözemeyince yorum yazmak da zor oldu. Ne diyeceğimi de bilemedim gerçekten. Yanlış yorumlamış da olmak istemedim. Neyse, en azından okuduğumu anlarsınız. Sanırım bugün formumda değilim. Sevgi ve saygılarımla.

gülsen VAROL dedi ki...

sevgili Akgül'üm tahminimi netleştirdiğin için teşekkür ederim.. Aslında biraz kasıtlı demeyeyim de seçici bir ifade kullanarak anlatmaktan çok anlaşılmasını istediğim bir yazı yazdım.. Bu nedenle herkes kendi farklılıkları içinde mütalaa etti haklı olarak.. Hepsini aldım kabul ettim.. zaten yazıdaki mesajın yerine ulaştığından da hiç kuşkum yok.. Bu açıklamayı yapmama sebep olduğun için de sana ayrıca teşekkür ederim..

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Bazı an'ları hayal gücümüzün ötesine taşırarak, o görünmez buzulların ötesine geçebilme yetisine sahip olduğuna inancım tamdır sevgili Gülsen Hocam. Bu postunuzun her tarafa çekilecek nesnelliğine rağmen, öz'de ki ifadesinin gizemi size, bize, hepimize ait...

Düşündürdünüz be hocam :)

Sevgi ve saygılarımla..

gülsen VAROL dedi ki...

Ben yazılarıma yapılan yorumları,bir uyarı bazında okur, bir kısa öykü tadı vererek cevaplarım sevgili Jivago.. Yazdığım yazıdan çok, yorumlarla sohbet odasına dönüşsün sayfam isterim..
Ve bunca birbirinden güzel yorumlar içinde öyle sanıyorum ki, anlamı hak eden ve noktayı koyan yorum buydu..seni düşündürdüğüne sevindim..teşekkürler.

Knock Knock dedi ki...

Sevilmekten nasibini alamamış insanlar sevgisini kendisine saklarken ürkekçe, ne kadar sevildiğini ve sevginin kıymetini hiçbir zaman anlayamayacakları için, hayal kurmayı bile becerebilen insanlar olamıyorlar. Kendileri hakkında kurulan hayaller birer birer "bu hayale değmez"lerle zayıflarken, cepleri deliniyor kimlikleri saçılıveriyor etrafa.

gülsen VAROL dedi ki...

İşin en komik tarafı mı desem en acı mı???sonra bir gün o kişi başka delik bir yürekten, "değmez" şerhi konmuş olarak saçılan kimlikler içinde kendi kimliğini bulabiliyor sevgili knock knock..
O zaman, sevmeyi ve hayal kurmayı becerebilmenin hükmü ne?

"Hamlet'in kulaklarının çınlamasından başka! :))"