Ya da dayak yiyeceğini bile bile annesine lâf atan bir serseriye girişen kısa pantalonlu oğlanı!!!
İç güdüdür bunun adı.. koruma içgüdüsü!.. ananın ya da babanın evlâtlarını korumak için tereddütsüz ölümü göze alabilmelerinin adıdır bu..
Ve yine hiç tereddütsüz vazgeçilemeyecek kadar sevilen bir varlığa zarar verdiğini ya da vereceğini sandığı cisimlere, mekânlara veya kişilere karşı, seven insan tarafından duyulan tepkidir..
Zaman içinde, mantığının düşüncelerine hakim olması neticesinde, bu düşüncelerinin birer yenik savcı gibi iddialarından vaz geçeceklerini bilmeden!..
Tereddütler içinde geçen “buzlu camlı bir kapının hangi tarafında kalınacağı” konusunda en kötü düşüncelere yenik düşülen anlarda ise, sevginin doruklara tırmanması normaldir.. iç hesaplaşmalar su yüzündedir çünki.. koruma iç güdüsü ile kolları bağlı olan çaresizlik, kavga bile edemeden hamle yapmayı beklemektedir..
İşte, kıyametin minicik bir sembolik benzeri olan bu durumlarda, insanlar, hayâl görenin hayâlini gerçek zannedebilir.. Duygu yoğunluğu, kişiyi o gerçek zannettiği hayâli bulmaya bile yönlendirebilir..
Ve bu izah da kimine göre gerekli, kimine göre itiraf olabilir!..
Benim aklımdan çıkmayan ise, rahmetli dümbüllünün sahnede verdiği cevaptır!!
Sükûn içinde yaşanacak bir pazar diliyorum herkese.

..
26 yorum:
Mutlu pazarlar sevgili hocam,yukarıda yazdıklarınızı okurken yaşanmış bir çok olay gözlerimin önünden geçip gidiyordu,buzlu camın hangi tarafında olmak bir tercih meselesi elbette ama birde "çaresizliğe" çaresiz kalmak durumu var,insanın kendine bile itiraf edemiyeceği en acı durum,böylesi durumlarda hangimiz hayalin gerçek olmasını dilemedik ki,keşke rahmetli dümbüllünün sahnede verdiği cevabı bilebilseydim,o zaman yazının özünü daha iyi kavrıyabilirdim sanıyorum...
Saygılar.
Yazının özünü kavramışsın zaten her zamanki gibi sevgili tufan.. Üstadın, sahneye atılan bir hıyara verdiği cevabı yazsam, o zaman bu yazı ile ne ilgisi olabileceğini sorgulayabilirsin ki, bilirim onu bana sormazsın.
Evet hatırladım sevgili hocam,hafıza karışıyor bazen ne yapalım...
Sevgiler.
Sayın Hasret senfonileri,
Çok güldüm niçin güldüğümü söyleyeyim rahmetli Dümbüllü'nün verdiği cevap aklıma geldi...
Ve gerçekten "kimliğini düşüren" lere oldum olası lahavle çekerim.
Eğer kindar öznemiz gizlenmeye gayret eden dışa vurumcu bir şiddet karşıtı ise dna sarmalını çözmek sırasında duyulanlar kadar olmasa da değişik hislere kapılabilir, hayal dünyasında yüzlerce kişiyi özgül yöntemleriyle öldürebilir yada yaşatabiliriz. Bazen korkarım hayal görmekten..
Sonsuz saygılarımı sunuyorum efendim.
herşeye rağmen ve tabii ki herkese rağmen yine de hayâl görmek güzeldir sevgili haykırış... bunca çirkin gerçeklere karşın!!
Gerçeklerinde hayal olma ihtimali var,bir düş görmediğimizden eminmyiz?başkalarının hayali zannettiğimiz şeylerin kendi hayal
dünyamızın yansımaları olma ihtimali de var!uyandığımızda gerçek zannettiğimiz şeylerin başkalarının hayali olma ihtimalide
var.gerçek nedirki sevgili hasret senfonleri insan kendi içinde yaşar.
Saçmaladım galiba sevgili hasret senfonileri:))
Sevgili Gülsen'cim,
yazın yine düşündürücü, okurken hep aklıma gelen görüntüler kesti önümü, en son girdiğim durumu düşündüm. Belimden yataktan çok zor kalkarken geçen gece berbat bir gökgürültüsü ile çocuklarımı koruma içgüdüsü ile öyle bir fırlamışım ki. Oysa çocuklar kendi evlerinde, ben eskide ve hala koruma durumunda yaşıyorum.
Camın bu tarafına geçemiyormuyum yoksa geçmek mi istemiyorum.
Hayal dünyamı bir noktada dondurup orada mı kaldım yada kalmak mı istedim dersin...
Saçmalayın sevgili ustam!! Ne güzeldir saçmalamak!!!Umursamamanın farklı ve özgür bir boyutudur.. O nedenle biraz tereddüt ettim ama bilhasa onayladım..
En güzeli, hayâli de gerçeği de kendi içinde yaşamak sevgili Hüseyin usta.. birbirine dolaşıp düğüm de olsa, kimseye bir zararı olmuyor en azından..
O kadar... o kadar farklı bir anlayışla yorumlamışsın ki yazımı sevgili yaşamınkıyısında, bir an, keşke senin pencerenden seyredebilseydim olayı dedim..
Öncelikle gecikmiş bir geçmiş olsun dileğimi kabul ederseniz sevinirim...
Yazılarınıza, sevginize kısaca size ulaşabilmek çok güzel ve bunu isteyen çok seveniniz var..Hep buralarda olur inşaallah..
Muhabbetle..
Teşekkürler sevgili Necla.. çok duygusal yaklaşımlarla hep çevremde olduğunu hissetmek güzel..
koruma iç güdüsü ile kolları bağlı olan çaresizlik, kavga bile edemeden hamle yapmayı beklemektedir..
İşte, kıyametin minicik bir sembolik benzeri olan bu durum...
yok ki denecek bişey..
nasılsın dersen sevgili hasretim..
bir kıyamet gibiyim...
atalet.. sevgilerle..
ifadeler içinde vurucu tim gibisin sevgili atalet.. Kendi kıyametin içinde de sıkıntıları onikiden vurmanı dilerim..
Sizin yazılarınızı hep ilk okuyan olmak ve ilk yorumu yapmak gibi çocukça ama çok duygu yüklü bir çabam var Mamy.. ilk defa yine ilk okuyan olduğum halde yorum yazamadım. Çok düşündüm çoook… Ve yine… her zamanki gibi…. Sizin haklı olduğunuzu anladım. Evet haklısınız hayalleri hayal görenin haricinde olanlar gerçeklerle karıştırabiliyor. Ancak ben oğlunuzdan farklı olarak keşke size benzesem(!) diyorum!!! :)
Beni anladığına eminim sevgili Nihansu'm.. Teşekkür ederim tüm gayretlerin için!
Ancak sen yine de davulun sesi misali bana benzemeyi pek isteme :)) !!
buzlu camlı kapıların sevgiye katalizör olmadığı güzel sevgiler...
ve
en önemlisi o kapılardan uzak nice güzel günler olsun...
sevgiyle...
Hepimiz için geçerli olmasını dilediğim temennine yürekten amin dedim sevgili seden..
sınırlarım ne kadar da esnekmiş, genişledikçe genişliyor durmaksızın diye düşünürken kendi kişisel big bang'imi bekliyorum hasretle. meydana çıkacak olan o "evren" dilerim ki eskisini aratmaz.
(bunu buzlu camın hangi tarafından yazdığım konusunda hiç bir fikrim yok !)
her hangi bir konuda hiç bir fikri olmamak, o konuda sükutu hayale uğrama riskini azalttığı için tercih sebebi olabilir sevgili Sevgi..
Yazınız şifrelerle dolu sevgili öğretmenim. Bu kez kendimi, kendi düşüncelerimi, hayallerimi ve de hiç olmadığım halde aslan kesildiğim anları düşünüp, yazmaktan vazgeçtim de, sizi bu yazıyı yazmaya neyin sevkettiği konusunda düşüncelere daldım.
Evlâdını koruma içgüdüsü mü, tehlike yarattığına inanılana duyulan tepki mi, kolları bağlı kalmanın çaresizliği mi? Hangi duygunun yoğunluğu size bu yazıyı yazdırdı diye yazınıza bakakaldım. Durumu çözemeyince yorum yazmak da zor oldu. Ne diyeceğimi de bilemedim gerçekten. Yanlış yorumlamış da olmak istemedim. Neyse, en azından okuduğumu anlarsınız. Sanırım bugün formumda değilim. Sevgi ve saygılarımla.
sevgili Akgül'üm tahminimi netleştirdiğin için teşekkür ederim.. Aslında biraz kasıtlı demeyeyim de seçici bir ifade kullanarak anlatmaktan çok anlaşılmasını istediğim bir yazı yazdım.. Bu nedenle herkes kendi farklılıkları içinde mütalaa etti haklı olarak.. Hepsini aldım kabul ettim.. zaten yazıdaki mesajın yerine ulaştığından da hiç kuşkum yok.. Bu açıklamayı yapmama sebep olduğun için de sana ayrıca teşekkür ederim..
Bazı an'ları hayal gücümüzün ötesine taşırarak, o görünmez buzulların ötesine geçebilme yetisine sahip olduğuna inancım tamdır sevgili Gülsen Hocam. Bu postunuzun her tarafa çekilecek nesnelliğine rağmen, öz'de ki ifadesinin gizemi size, bize, hepimize ait...
Düşündürdünüz be hocam :)
Sevgi ve saygılarımla..
Ben yazılarıma yapılan yorumları,bir uyarı bazında okur, bir kısa öykü tadı vererek cevaplarım sevgili Jivago.. Yazdığım yazıdan çok, yorumlarla sohbet odasına dönüşsün sayfam isterim..
Ve bunca birbirinden güzel yorumlar içinde öyle sanıyorum ki, anlamı hak eden ve noktayı koyan yorum buydu..seni düşündürdüğüne sevindim..teşekkürler.
Sevilmekten nasibini alamamış insanlar sevgisini kendisine saklarken ürkekçe, ne kadar sevildiğini ve sevginin kıymetini hiçbir zaman anlayamayacakları için, hayal kurmayı bile becerebilen insanlar olamıyorlar. Kendileri hakkında kurulan hayaller birer birer "bu hayale değmez"lerle zayıflarken, cepleri deliniyor kimlikleri saçılıveriyor etrafa.
İşin en komik tarafı mı desem en acı mı???sonra bir gün o kişi başka delik bir yürekten, "değmez" şerhi konmuş olarak saçılan kimlikler içinde kendi kimliğini bulabiliyor sevgili knock knock..
O zaman, sevmeyi ve hayal kurmayı becerebilmenin hükmü ne?
"Hamlet'in kulaklarının çınlamasından başka! :))"
Yorum Gönder