8 Nisan 2012 Pazar

Ölügölde "Zaman"..

Bugün güneşli ölügölde hava.. dışarı çıktım yerdeki ince örtüye benzeyen yaprakların üzerine uzandım.. dalların hafif kıpırtıları arasından gözüme giren güneşin huzmesinden kaçırmadım gözümü ilk defa.. Uzun uzun baktım ve sonra yumdum.. aman allahım nasıl bir danstır bu.. gözümün kapaklarında çılgına dönen renkler, döne döne siyaha dönüşünceye kadar açmadım gözümü. Dizimde bir ıslaklık hissedince hafifçe araladım kapağını, baktım bir kurbağa.. gıgısını şişire şişire "bırrrk" diye bir şeyler anlatıyor.. İşaret parmağımı tehdit pozuna sokup salladım ve "ne işin var dizimde?" dedim.. "bırrk..bırrrrk" dedi. sonra üç uzun zıplayışla göle dalış yaptı.. orada köksüz bir nilüfer yaprağı üzerine çıkıp serenada başladı!

İçeri girdim.. Baktım örtüsüz tahta masanın üzeri karışık.. Kitaplar... kopmuş defter yaprakları.. irili ufaklı albümler.. İçimdeki, 'topla' ve 'toplama' diyen iki kişi birbirlerinin kalesine gol atma yarışına girmeden, elime kalemi aldım!.. Bu, içimdeki, tüm münafıkların susması ve sadece yüreğimin konuşması için gereken bir emirdi sanki..

Ne aralık geldim buraya yine hiç farkında değilim. "Zaman nasıl geçer acaba orada" diye düşündüğümü hatırlıyorum.. ne telefon ne televizyon..hatta ne de benim hiç susmayan radyom.. ve  ne de olmayan sokaklardan gelecek bir gürültü!.. Hiç sevmediğim cırcır böcekleri ile kurbağaların sesleri de olmasa nasıl ürkütücü olur kimbilir diye geçmişti aklımdan..

Ben güvercinlerin kumruların hele hele martıların seslerini de sevmem.. Ama anladım ki, burada, bu ölügölde anladım ki ben, sessizliği sevmiyorum!.. İşte o zaman başlıyor içimdeki cümbüş.. bir vaveylâdır ki başlayan, durdurana aşkolsun! Çünki sessizlikte kendi sesimi dinliyorum devamlı .. hiç susmayan!.. Yoruyor beni..

Komşularım olmazsa, dostlar bir kere gelip bir daha gelmezlerse, anlatmazlarsa, paylaşmazlarsa kendi masallarını,  tutmazlarsa masalın bir ucundan  "zaman" nasıl geçer burada?  


Üstüste koyduğum kitaplar ve albümler kayıp yere düşünce, içlerindeki resimler etrafa saçılıverdiler sanki soruma cevap verircesine..
"Zaman"ı tarif eder gibi!


Albümlerde,
sararıp yırtılan
fotoğraflar bırakır akıllara “zaman”..
Sonra bir bir azaltıp o görüntüleri
yalnızlıkları çoğaltır “zaman”..
                   
                 "diye başladı yazmaya içimdeki hüzün .."

İyi bilirim,
‘açık olunca zarar gelmez’ sanılan
nice yaralara,
acımasızca basılan tuzdur “zaman”..
Ve bilemem,
‘yalnızlık Allah’a mahsus’ dendiği için mi,
sıra yalnız yatmalara gelince
başını dayadığın omuz olur “zaman” ?..
Yeni’yi eskimiş,
körpe’yi kocamış yapan,
dayanılmaz sanılan acıları,
kavuşmasız ayrılıkları unutturan
faili meçhul bir gölgedir “zaman”..

g.v

Şimdi sizleri zamanı güzel geçirmeniz için
güllerle ve müzikle başbaşa bırakıyorum,
Mozart, her uzanışında yakalayamadığı gölgenin, hayâl olduğunu anladığında bestelemiş bu eserini "my beautiful Rose " dediği sevdiği için.. "bir inici gam kadar basitti koşup seni tutmak"  diye sayıkladığı söylenir bestelediği süre içinde.. Müzikte gam,  sıra takip ederek başladığı seste biten 8 notaya denir biliyorsunuz. Ve burada inici bir gam, başladığı sesle bitemiyor.. dinleyin bakın, son ses tuşuna basılmıyor hayâl yok olduğu için!.. "senin gibi, zamanı da yakalayamıyorum" diyen Wolfgang Amadeus Mozart  mezarı bilinmeyen tek ünlü sanatçıdır.. ve öldüğünde 35 yaşındadır..
Hiç kimse bir Mozart olamaz şüphesiz.. Ama inanıyorum ki herkesin, elini uzatsa değecekmiş gibi yakın olduğunu hissettiği, inici gam gibi  hayâlleri olmuştur.. son tuşa basılmadan kaybolan.. Ya da zamanı durduramadığınız anlarınız..




21 yorum:

ali zafer sapci dedi ki...

Anlatım ve müzik gecenin bu saati için çok iyiydi, sabah tekrar okuyup dinleyeceğim, bakalım aynı etkiyi yapacak mı!

gülsen VAROL dedi ki...

.. yapmazsa üzülürüm.. Biliyorsun sevgili Alizafer, etkilerin de farklılığı vardır.

ayferbilici dedi ki...

Yaraya acımasızca basılan zamana yazılan şiir,

Amadeus

ve güllerinin hikâyesi...

Hüzünlü bir dolunay gecesinin ışığına ışık katmışsınız.

..Teşekkür etmek istedim...

nihansu dedi ki...

Zaman sessizce kendi hükmünü gösteriyor. Bazen hiç geçmeyecek sanıyoruz, bazen de nasıl su gibi akıp gittiğine inanamıyoruz. Kimilerine göre uzun, kimilerine göre kısadır zaman... Sonsuzluğun ölçüsü olduğu için uzun, hayallerimize yetmeyecek kadar kısa, bekleyenler için yavaş, mutlu olan için çabuk... Dolayısıyla herkese ve herşeye göre hükmü gerçekten farklı.

Şiiriniz aslında bu tezatlıkları nasıl da güzel ifade ediyor, gerçekten faili meçhul bir gölge zaman...

Tekrar tekrar okunası bir Pazar yazısı yine...

Mutlu Pazarlar

Leyâl ÖZKAN dedi ki...

Gülsenciğim, ''Ölügöle ''', tekrar geleceğini biliyordum...aslında sen oradan hiç ayrılmadın...ölügölün sana söyleyeceği daha çok şeyler olacak...sen de o şiirindeki akıcı uslubunla ... ölügölün sihirli masal perdesine yansıyan... dile getiremediğimiz...yüzleşmekten kaçındığımız derin duyguları...gerçekleri...hayatın şiirini...hüznünü ...anlamlı kılan değerlerini güçlü kaleminle bizlere anlatacağından hiç kuşkum yok.

''Ölügölde zaman'' sohbetin bana Nazım'ın şu çok sevdiğim, okurken kokusunu duyduğum dizeleri getirdi aklıma....


''' İçimde mis kokulu
kızıl bir gül gibi duruyor zaman,
ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş,
çoğum gitmiş de azım kalmış umurumda değil....''''

Ne güzel meydan okuyor zamana.. Şöyle bir dur ve düşün yaşadıklarını Gülsenciğim... Sen de '' 'zamana '' zaman zaman meydan okumuş cesur bir yüreksin...Senin şiirlerinden, yazdıklarından da mis gibi hüzün, mis gibi hasret,
mis gibi anıların buram buram kokusunu duyuyorum ben...


Leyâl...

gülsen VAROL dedi ki...

Dolunay gecesi hislerin coştuğu, olumlu veya olumsuz duyguların tavan yaptığı bir gecedir.. Özellikle yengeçlerin kabına sığamadığı gecedir..
Ne tesadüftür ki ben, farkında olmadan kabımdan taşanları iletmişim sizlere sevgili Lodoscum..

gülsen VAROL dedi ki...

Bu yapılan yorumları bunun için seviyorum işte sevgili Nihansu'm.. Sizler nasıl yazdıklarımı tekrar tekrar okuyorsanız veya gidip gelip tekrarlıyorsanız (bu konuda sizlerin yalancısıyım) ben de yapılan yorumları okuyorum defalarca.. defalarca..
Eksik kalan satırları, tam ifade edilemeyen duyguları tamamlıyor pek çoğu.. "keşke böyle ifade etseydim" dediğim yorumları ile, bir anlamda dertlerime hislerime hem ortak hem tercüman olanları bu yüzden çok seviyorum..

gülsen VAROL dedi ki...

Benim güzel ve duygusal meslekdaşım..dostum..Leyâl'im.. içimde gittikçe büyüyen ve en tuhafı benim de gün be gün kabullendiğim bir "bitiş" var.. Bu, herkesin ister istemez kabullendiği zamanın bitişini kabullenmek değil..
Bu, senin o cesur yürek dediğin insanın yüreğindeki cesaretin bitişi..
Korkarım artık o mis gibi duyulduğunu söylediğin kokuların arasında bu farklı kokuyu da duyacaksın..

Asortik Krep dedi ki...

Bu seferki nedense değişik geldi,çok güzeldi ama tanımlayamadığım bir duygu daha var,anlatamadığım,belki de benim kafam karışık :)

gülsen VAROL dedi ki...

Yok değil.. kafan karışık değil sevgili Asortik krepim.. O "değişik" dediğin duygu seni rahatsız etti biliyorum.. belki de hissettiğinin doğru olmasını istemediğinden.. Faili meçhul o gölgeye bırak.. bırak gitsin!

tufan dedi ki...

Zaman, hani şu içinde yol aldıkça bazılarımızı olgunlaştıran, hamur gibi yoğurup bazılarımızı eciş bücüş şekilden şekile sokan zaman, bazen dibeğinde öğütüp un ufak eden, bazen mısır püskülü gibi sıraya dizen zaman..

Ölügölde zamanın hükmü olmaz sanıyorum, ya da ben zamanı çoktan belleğimden çıkardığımdan olsa gerek "zaman" la yaşamıyorum, o benimle yaşamak istiyorsa kendi bilir!.

Ama sizin zaman dizelerinize bayıldım sevgili hocam, teşekkür ediyorum bu güzel pazar keyfi ve tırnak arası Mozart bilgileri için..

Saygılar sevgiler...

Adsız dedi ki...

Ölügöl ütopik bir yerleşim yeri olabilir mi ? Burada dünyanın geri kalanından kaçanlar için imarı iskanı olmayan bir gölge köy yaratılabilir mi? Sessizlikten sıkılmışken sadece içinizden geldiğinde belirecek bir kaç dosta ne dersiniz? Uzun ay ışığı sohbetleri yapsak mesela. Konuşsak anlatsak kendi hikayelerimizi. Ve yorulduğumuz yerde kesilse hikaye bir arkası yarın gibi. Bir daha ki buluşmalar gerektiği için veya nezaketten değil sohbeti özlediğimiz için çağırsa bizi. Bir rüzgar sesi gibi esip geçse ağaçların arasından zaman ve yine bir ıslık gibi bitse. Ağaçların arasında uzun saatler oturulacak sofralar kurulur belki Ölügölün yalnızlığını fazla da bozmadan.

gülsen VAROL dedi ki...

İşte yorum adı altında yazılan ve aslında farkında olmadan görevi fikir üretmek olan bu masayı ben bu nedenle seviyorum sevgili Tufan.. "zaman" tarifine eklerin için teşekkürler..
Ayrıca yardımlarınla daha güzel görüntüler sunabildiğim için de çok mutluyum..

gülsen VAROL dedi ki...

Ruhgezgin'im, inan neredeyse birebir iki dostumla aynı senin dile getirdiğin istekleri konuştuk.. Herkesin kendi hikâyesini anlattığı.. en güzel yerinde yarım bırakıp gittiği.. hatta çağırmaya gerek görmeden gelip anlatmaya başladığı .. benim o yorum olarak yapılan yazıyı sayfamda konuşma şekline dönüştürmem gibi kurgular yaptık.. Ne güzel olur.. belki bunun İLK ispatını birlikte yaparız!! :))

GÜVEN SERİN dedi ki...

Burada her şey güzel; yağmurdan sonra toprak kokusu salınıvermiş her yana. Ve müzik, hikaye,zaman ile dans eden dimdik duran sanatçı; burada her şey güzel yağmurdan sonra toprak kokuyor her taraf...

gülsen VAROL dedi ki...

Sevgili Güven, sadece bayan arkadaşlarımın değil, beyefendi dostlarımın da ziyaretleri beni çocuk gibi sevindiriyor.. Nasıl bekliyorum yollarını gelmeyenlerin anlatamam.. Ama sen, inanıyorum ki, dağ yamaçlarındaki rüzgârın sesiyle ölügöldeki sessizliği harman edeceksin..

NzlGl dedi ki...

Bizi o kadar güzel bir yere götürdünüzki ne benim ne de diğer komşularımızın oradan ayrılmaya hiiç niyetleri yok sevgili hocam:))
Kendi adıma bu güne kadar koşa koşa geçen 'zaman'larıma inat; buradaki zamanı doya doya yaşamak istiyorum.
Öyle güzel ve net anlatmışsınız şiirde onun üzerine ne söyleyebilirim bilemedim:))
sevgilerimle

gülsen VAROL dedi ki...

cevapta gecikmeme neden olan davetsiz misafirler oldu.. beni çok mutlu ettiler ama sana anında yazamadığım için üzülmeme de sebep oldular sevgili Nazlı'm..
Çünki sen birlikte olduğumda zamanımın değerleneceğine inandığımsın.. Hep burada hep yanımda olduğunu hissetmek isterim..

aysema dedi ki...

Müziğin sözle harmanlanıp ılık ılık ruha dolduğu kısa bir mola anının verdiği karmaşık duygular oluştu içimde Sevgili Gülsen Öğretmenm. Doğumla ölüm arasına şıkıştırdığımız zaman mı, zamanı nasıl geçirdiğimiz mi; çoğu kez farkına varamadan tükettiğimiz güzellikler mi bilemedim. Zaman mı geçiyor, biz mi geçip gidiyoruz ve giderken gönüllerde bıraktıklarımız mı bizi zamansız kılan, zamana meydan okuyan?
Yüreğiniz hiç susmasın, o size; siz bize anlatın, anlatın, anlatın...

NzlGl dedi ki...

Siz istediğiniz ve izin verdiğiniz sürece ben hep yanınızda olacağım. Bu durum beni hem çok mutlu edecek hem de en ihtiyacım olan sevgi ve güveni sağlayacaktır Sevgili Gülsen hocam:)

gülsen VAROL dedi ki...

Tepitin çok doğru sevgili Aysema..farkına varamadan tükettiğimiz güzellikler!!.. Ve gelip geçenin biz olduğumuz.. ve bizi seyredenin "zaman" olduğu!!