İŞTE AYNEN ÖYLE!.. NE ZAMAN ALİ ZAFER ŞAPÇI'NIN SAYFASINI OKUSAM BÖYLE OLUYORUM.. BRİÇTEN HİÇ ANLAMAM.. SEVMEM DE.. SEYRİNİ BİLE!! AMA BU SAYFADA, BENİ HİÇ İLGİLENDİRMEYEN KONUNUN ÜSTADI OLAN KİŞİNİN (blog dostunun) SAYFASINDA, BEN, DUYGULARIMIN AÇ YÖNLERİNİ DOYURACAK ÇOK ŞEY BULUYORUM.. DAİMA YUTKUNMAMA SEBEP OLAN BİR VİTRİN ORASI BENİM İÇİN .. ARADIĞIM/ARAMADIĞIM PEK ÇOK ŞEYİ BULDUĞUM BLOG.. ZATEN BİLDİĞİNİZE OKUDUĞUNUZA EMİNİM..
ORADA OKUNANLARIN, BİR DE BURADA OKUNMASINDA NE GİBİ BİR ZARAR OLABİLİR DİYE DÜŞÜNDÜM..TABİİ VİTRİN İLGİNİZİ ÇEKİYOR İSE..
EĞER, SİZİN VEYA RUHUNUZUN AÇ OLAN BİR KÖŞESİ YOKSA,VEYA BURADA TEKRARLANAN YAZILAR SİZİ DOYURMAYACAKSA,
KARAR SİZİN :
OKUMAZSINIZ! :)
ROBERT LYND demiş ki:
"ŞİİR BİR İHTİYAÇTIR"
Şiirin görevi insanların yaşamını daha dolu, daha gerçek yapmaktır.
Şiir, kişileri, yaşamın, dünyanın ve evrenin sırları peşinde koşturur.
Bazı eleştirmenler sanatın yaşamdan bir kurtuluş olduğunu söyler.
Sanat sadece yaşamın dışına doğru değil, yaşamın içine doğru da bir kurtuluştur.
Şairin yazdıkları, hayalinin ürünleri değil gerçektir.
Gözlerimizi açan ve duygularımızı etrafımızdaki gerçek şeylerden haberdar eden hayâl gücüdür.
Şiirin ölmez oluşunun hikmetlerinden biri budur.
Whitman "Durmadan Sallanan Beşiğin Dışında" adlı şiirinde "meçhul ihtiyaç" deyimini kullanmıştır.
İşte bu "meçhul ihtiyaç" olmasaydı şiir de var olmazdı.
**
ŞİİR SANATI
Dokunabilir ve sessiz olmalı şiir,
Yuvarlak bir meyve gibi,
Başparmağa bir şey söylemeyen
Eski madalyonlar gibi dilsiz,
Yosun tutmuş pencere pervazındaki
Aşınmış taş gibi suskun!.
Kuşların uçuşu gibi
Sözsüz olmalı şiir!.
Zamanda kımıltısız olmalı şiir
Ayın tırmanışı gibi.
Gerçeğe eşit olmalı şiir:
Gerçeğin kendisi değil.
Bir şey anlatmamalı şiir,
Olmalı!...
demiş.. Archibal MacLeish
Sandor Rakos ise, ŞAİRİN ÖZGÜRLÜĞÜ VE TUTSAKLIĞI nı anlatmış
Şair;
* çevresinde değişip duran mevsimlerin, yıldızların, birbirini çeken ve iten evrensel gücün,
* hem iyi hem kem bakışları, hor görünün ve hayranlığın, inatçı karşı koyuşun, kıskançlığın, olağanüstü hafifliklerin, anlayışsızlığın,
* düşündaşlarının ihanetinin, başka türlü düşünenlerin kuşkularının, kötülüğe dönüşen aptallığın,
* dünyadaki tüm çekişmelerin ve çelişkilerin, halkının ön yargılarının, yakınlarının anlayışsızlığının,
* ailesinin ve çocuklarının yabancılaşmasının, dostların vefasızlığının, aşık olduklarının bencilliklerinin, yanındakilerin umarsızlığı, uzaktakilerin unutuşunun, acımasız yasaların, çiftleşme, yiyip içme ve egemen olma konularındaki açgözlülüğün egemenliği altındadır.
* Şair, ölümün dehşetinin egemenliği altındadır, vücudundan ayrılıp giden şair özgürlük toprağına ayak basar. Çünkü özgürlük orada mümkündür.!
*****
Bu fotoğraf.. içimde uyuyan şeytanı.. meleği.. nefreti.. aşkı taşıyor bana, her ne zaman baksam.. sessizliği, içimi yarıp içimde kıyametler kopartmakta! .. neler yazıyor kalem benim bile bilmediğim .. bir bilseniz.. Aldanılan sessizlikte atılan çığlıkları duyuyorum.. dönüşü olmayan bir yol görüyorum.. durgun göl gibi engin denizdeki görünmeyen dalgalar bana "hadi!" diyor..
Ne zaman hatırlasam, beni alev alev tutuşturan hatalarımın rengini
Bir seher vakti çıkmalı yola
haziran gelmeden!
Kimse seslenmeden
geri çağırmadan!..
Yangına çeviriyor gittiğim yolu,
yolunu şaşıran coşkular..
Batmakta olanı
seher zannedişim ondan!
g.
Gel de hatırlama şimdi.. Aziz Nesin'i.. Eminim, hatta biliyorum .. pek çoğunuz "bir kere" olsun hatırlamıştır ve hak vermiştir.. ömrümün neredeyse her döneminde, farklı duygular ve ortamlar içinde dilimde pelesenk olan bu şiiri..
YA ZAMANINDAN COK ERKEN GELİRİM,
BU DÜNYAYA GELDİĞİM GİBİ,
YA ZAMANINDAN COK GEC,
SENI BU YAŞTA SEVDİĞİM GİBİ!..
MUTLULUGA HEP GEC KALIRIM
HEP ERKEN GİDERİM MUTSUZLUGA
YA HERSEY COKTAN BİTMİŞTİR
YA HİÇBİR SEY BASLAMAMISTIR..
ÖYLE BİR ZAMANA GELDİM Kİ,
ÖLÜME ERKEN SEVGİYE GEÇ..
Nicedir yazmadığım, yazamadığım, ben farketmesem de beynimin kayda aldığı şiir.. Peki .. benim için "şiir ne?" diye düşündüm saatlerce.. bilmem kaçıncı defa!!..
şiir,
burada iken orada olduğum,
yanılmalarımı unuttuğum,
anıları sakladığım sandık..
diye geçti aklımdan... sonra usulca açtım o sandığı... için/m/deki unuttuklarıma baktım..
şiir
yalnız gecelerimde,
heceleriyle öpüşüp
kelimeleriyle seviştiğim
yatak..
demişim yakın bir geçmişte...
şiir,
senin için kurduğum,
senin içinde olduğunu
umduğum,
boş bir mâbed..
ne için, kim için yazdığımı itiraf etmeyen satırlarıma saygı duyarak, tekrar tekrar okudum unuttum zannettiklerimi ve yazılmayanları.. küf kokmayan sandığa koymadan, tekrar tekrar..
Sonra 'şair kime denir?' i evirip çevirdim kafamda.. (her ne kadar bu düşüncem kabul edilmediği halde ben, hâlâ kendimi bir şair olarak kabul etmesem de)
benim için, yani bana göre,
Bana,
ben öldükten sonra
yazma..
Okuyamam..
üzülürsün!.
diyen .. öldükten sonra bile, önemsediği kişinin üzülebileceğini düşünerek üzülen bir salaktır şair bana göre!.. İnsanın kendi salaklığını kabul etmesi değil, bunu itiraf etmesi zordur.. Her ne kadar bilinen bir gerçek olsa da!!..
Bu arada, tüm şairleri, ve şiir yazanları muaf tuttuğumun bilinmesini isterim..
Hele hele... yeni okuduğum bu şiirden sonra..
Şimdi, sizleri, "mavi gözlü dev"e hayran, bir başka devin yazdığı bir derya ile ve bir beythofun (!) müziği ile başbaşa bırakıyorum..
DUR GİTME!
haziran gelmeden!
Kimse seslenmeden
geri çağırmadan!..
Yangına çeviriyor gittiğim yolu,
yolunu şaşıran coşkular..
Batmakta olanı
seher zannedişim ondan!
g.
Gel de hatırlama şimdi.. Aziz Nesin'i.. Eminim, hatta biliyorum .. pek çoğunuz "bir kere" olsun hatırlamıştır ve hak vermiştir.. ömrümün neredeyse her döneminde, farklı duygular ve ortamlar içinde dilimde pelesenk olan bu şiiri..
YA ZAMANINDAN COK ERKEN GELİRİM,
BU DÜNYAYA GELDİĞİM GİBİ,
YA ZAMANINDAN COK GEC,
SENI BU YAŞTA SEVDİĞİM GİBİ!..
MUTLULUGA HEP GEC KALIRIM
HEP ERKEN GİDERİM MUTSUZLUGA
YA HERSEY COKTAN BİTMİŞTİR
YA HİÇBİR SEY BASLAMAMISTIR..
ÖYLE BİR ZAMANA GELDİM Kİ,
ÖLÜME ERKEN SEVGİYE GEÇ..
Nicedir yazmadığım, yazamadığım, ben farketmesem de beynimin kayda aldığı şiir.. Peki .. benim için "şiir ne?" diye düşündüm saatlerce.. bilmem kaçıncı defa!!..
şiir,
burada iken orada olduğum,
yanılmalarımı unuttuğum,
anıları sakladığım sandık..
diye geçti aklımdan... sonra usulca açtım o sandığı... için/m/deki unuttuklarıma baktım..
şiir
yalnız gecelerimde,
heceleriyle öpüşüp
kelimeleriyle seviştiğim
yatak..
demişim yakın bir geçmişte...
şiir,
senin için kurduğum,
senin içinde olduğunu
umduğum,
boş bir mâbed..
ne için, kim için yazdığımı itiraf etmeyen satırlarıma saygı duyarak, tekrar tekrar okudum unuttum zannettiklerimi ve yazılmayanları.. küf kokmayan sandığa koymadan, tekrar tekrar..
Sonra 'şair kime denir?' i evirip çevirdim kafamda.. (her ne kadar bu düşüncem kabul edilmediği halde ben, hâlâ kendimi bir şair olarak kabul etmesem de)
benim için, yani bana göre,
Bana,
ben öldükten sonra
yazma..
Okuyamam..
üzülürsün!.
diyen .. öldükten sonra bile, önemsediği kişinin üzülebileceğini düşünerek üzülen bir salaktır şair bana göre!.. İnsanın kendi salaklığını kabul etmesi değil, bunu itiraf etmesi zordur.. Her ne kadar bilinen bir gerçek olsa da!!..
Bu arada, tüm şairleri, ve şiir yazanları muaf tuttuğumun bilinmesini isterim..
Hele hele... yeni okuduğum bu şiirden sonra..
Şimdi, sizleri, "mavi gözlü dev"e hayran, bir başka devin yazdığı bir derya ile ve bir beythofun (!) müziği ile başbaşa bırakıyorum..
DUR GİTME!
Dur gitme .. bekle biraz, bu belki son buluşmamızdır
Belki şimdi şuracıkta ama belki... hiç bilmediğin
Bir ezik kurbağadır ıslak betonda gölgelerimiz..
Rıhtımlara böldüğümüz bu çocuksu kurtuluşlar
Dur gitme bekle biraz hem sonra belki de hiç
Belki bir kamyon beni bir akşam gazetesine..
Belki sokak sokak beni aradıkları..
Belki bu son buluşmamızdır Ah... nella
Dur gitme vakit yakın az sonra belki de hiç
Belki de ben, ah nella, bu ayrılık hiç bitmeyecek..
Hasan Hüseyin Korkmazgil
seni çeşmeler gibi şarkılara dağıtıyorum
renklere katıyorum seni, uysal biçimlerden alıp
kısraklara çiziyorum kavga arefesi günlere
dönüp kendimi vuruyorum bir akrep karanlığında
dişi bir isa gibi bakma bana çıldıracağım
düşersem esintime karanlığa düşersem
ellerim soyunursa uykusuz diriliğini
yüzünü yitirirsem bence güzel çizgilerini
düşsel ortamlar içinde bir silik bir anlamsız
yaşamak korku babası, gelsin dinlerin cenneti
sana ben nella dedim, Ah... ! nella, belki de hiç
geceleri bambaşka bir adam oluyorsam
karışıksam kendimden yelimden kaçıyorsam
içimde anlamadığın bir beythofun fırtınası
ben bu fırtınayı yıllardır tanıyorum
yıllardır kendimi taştantaşa ama anlayamazsın
ben beythofun fırtınası bu ölüm bu ürkünç
tarlalar var bu fırtınada fabrikalar umutlar
dilsiz anlaşmalar var erkekçe davranışlar
ben bu fırtınayı yıllardır yaşıyorum
yüzükoyun kentlerin alacakaranlıklarında
yıllar geçecek, sen böyle hep titreyerek bekleyeceksin
şiirlerim hiçbir zaman beni anlatamayacaklar
yoksul bir kasabada yoksul bir kahve ocaklığı
ışıklı günlere yatmış yıldız ışığında köyler
tezgahlarda ben dokunacağım nakışlarda ben uyanacağım
yorgun istasyonlarda yığın yığın tedirginlikler
ama hep yolda olacağım kendi yelimin önünde
yaşadıkça, adım adım özlemlerimi haykıracağım
belki çok gideceğim belki çok sürüneceğim
belki bu son buluşmamızdır nella ah... nella
seni tuzundan özlemlerimin, bitmemiş şarkılarımdan
sana ben nella dedim, ah... nella, belki de hiç
Bu kasım.. bu çıplak beythofun fırtınası
şiirlerim hiçbir zaman beni anlatamayacaklar!
Hasan Hüseyin Korkmazgil


18 yorum:
Destek, cesaretlendirme, arkadaşlık, daha birçok şey var yazınızda.. Sizin beğenmeniz benim için çok önemli, çok! Teşekkürler.
Sanatın penceresini sonuna kadar açık tutmaya çalışan şairler; açtığınız pencerelerden girmeseydi o güzelim havalar; kokuşmuşluğun lanetli bir yeri olurdu dünya...
Benim Mamim,
Benim Okyanus Yüreklim,
Şair misin değil misin karar senin! Lakin benim de kararım odur ki sen bir şiirsin, üstelik dünyada en güzel yazılanlarından.Can Baba'nın dediği gibi, "Yaşamak düğünse, sen orda gelindin" her zaman.
Bazen, Beyatlı'nın farkındalığında"...Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli..."gördüm seni, şiir gibi yazdığın düz yazılarda dahi.
Ama bazen de öyle bir sustun ki,kendine firarda gibi.
Ben bilmem sen şair misin değil misin, karar senin!
Kucak dolusu sevgilerimle,
O kokuşmuş havaların GERÇEK anlamda temizlenmesine yaptığın katkılar ve verdiğin emekler, seni böyle "takdiri değerli" kılıyor gözlerde sevgili Güven.
Bazı yorumların etkisinden kurtulamam... gururumun okşanmasından çok, yazanın ifadesindeki güçten kaynaklanır etkilenişim.. duygulanırım.. hatta okuyup havalara uçtuğum, ya da kahır çektiğim olur.. bazılarına ağlar, gider gelir okurum..
Senin yorumunun etkisi hangisi sen karar ver!! diyemem .. "HEPSİ" olduğundan!!
Teşekkürler eceleriminecesi.
Sevgili Alizafer, (ilk olacağını bildiğim ve yanılmadığım) yorumun direkt olarak yayınlanmadı..
o nedenle "URL" ile yayınladım..
Yorum konusunda, sayfalarımız arası bir sabotaj mı var ne??? :)))
Yazılarına ve ifade gücüne hayran olduğum çok ender blog sahiplerinin beğenisini kazanmış senin bloğunu beğenmek, benim değil senin yeteneklerinin önemini vurgular.. Yine de hakkımdaki düşüncelerine kocaman bir teşekkür yolluyorum!!
Bugüne, bu yazı ve eşsiz şiirler ile ve bir başka ifade gücü derin blog dostunun satırlarıyla başlamak kelimenin tam anlamı ile benim için son derece doyurucu oldu.
Ben sizi ilk şiirlerinizle tanıdım desem yanlış olmaz. Kime şair denir ya da şiir nasıl yazılmalıdır pek bilemesem de kendi iç dünyamda eğer bir yerlere dokunuyorsa okuduğum şiir veya benim ifade etmek isteyip de edemediğim duygularıma tercüman oluyorsa bana göre eşsiz dizelerdir onlar. Üstelik anlatılmak isteneni sayfalar dolusu yazmak yerine kısacık dizelerde anlatabilmek ne kadar da güçtür kimbilir... Bu sebeple neredeyse tüm şiirlerinizi öyle bir beğeni ile okudum ki bugüne kadar, kaleminiz bu anlamda sussa bile sessizce bekliyorum yeniden dile gelmesini.
"Şiir, Anayasa'ya aykırıdır, doğanın ahlakı kovduğu yerdedir, yasadışıdır" diyen Cemal Süreyya'ya hak vermemek ne mümkün? Her bir duygunuzun sebebi her ne olursa dizelerinize aktığında tarifi imkansız duygular uyandırıyor bende ve işte kendimi doğanın kovduğu yerde buluveriyorum. Ne mutlu bana ki sizi tanıdım, şiiri bir başka sevdim sizinle.
Ve evet Ecehan'a sonuna kadar katılıyorum; siz bir şiirsiniz Mamyciğim...
Keşke sesli olsa yorumlar.... kahkahalarımın duyulmasını isterdim.. "aldım kabul ettim" anlamında değil, "ne muzip çocukların mamisiyim yarabbim.." anlamında :)))
Sen benim her geçen gün derinleşen temelimdeki kızımsın biliyorsun.. Seni, giydiğin montun rengine kadar ikizin gibi alıp kabullendiğim o yerde oturdum geçen hafta.. yeniden o güzel "tesadüf"e teşekkür etmek için..
"Şiir" olarak adlandırılmam egomu şişirmedi..hatta biraz komik bulacakları düşünüp sıkıldım!! (Şiir (gibi) olduğumu kabul etsem bile bir an)
... "aruz" olmak isterdim, vezni bozuk bir şiir değil.. Nihan'ım..
Toplumsal bilincin, gerçekçiliğin ve düşlerin etkisi ile harmanlanarak sanatsal imgelerle yansıtılması şiir ise.. Dünyayı, evreni sanatın bu en önemli aracı sayesinde estetik olarak kavrayıp en özgün biçimde sunmak ise şiir!.. Ve şiirin en özgün ana konusu da yaşam ve insan ise !.. Siz yaşamı bütün zenginliği içinde baktığınız o pencerenizden öylesine güzel yansıtıyor ve yorumluyorsunuz ki bizlere…
Kimi şairlerin şiirleri bizi derinden etkiler, düşündürür!.. Sayfanızda paylaştığınız Hasan Hüseyin Korkmazgil şiiri ne kadar anlamlı.. Şiirdeki müziği yakalayabilmek ve onu doğru yansıtabilmek benim fikrimce yetenek! Ben sizin dizelerinizde o müzikal tınıyı hep yaşıyorum ve şiirlerinizi çok etkileyici buluyorum Gülsen Hocam.. Kime şair denir ? şiir nasıl yazılmalıdır ?.. sorgularken… buna kendimce yanıtım, okuduğum dizelerde kendini özgün ve özgürce ifade eden ve bana en yakın gelen hecelerde, seslerde bulduklarımdır!.. diyebilirim.
Bu arada ben de Ali Zafer Sapçı’ nın bloğunu takip ediyor ve paylaştığı şiir ve yazın ustalarının seçkilerini keyifle okuyorum..
‘Şiir gibi yaşamalı ve yaşam şiir gibi olmalı!’ demiş bir şair..
Siz ise bizim (ece'ninde dediği gibi!)en güzel şiirimizsiniz!..
Güzel bir haftasonu dilerim..
Sevgi ve saygılarımla…
BAZEN DÜŞÜNÜYORUM SEVGİLİ ESİN.. ASLINDA BU "BAZEN" SÖZÜN GELİŞİ.. DÜŞÜNMEDİĞİM ZAMAN NEREDEYSE YOK!!KENDİMLE KONUŞTUĞUM PEK ÇOK ANLARDA, KENDİME YÖNELTTİĞİM SAYISIZ SORULARIMDA, YAŞADIĞIM BUNCA ACILARA RAĞMEN DİK VE DİNÇ KALABİLMEMDE ETKEN OLAN NEDİR DİYE SORARIM.. VERDİĞİM CEVABI TAM DUYAMADIM HENÜZ, AMA ZANNEDERİM, SANATIN İÇİNDE YAŞAMAK VE ONU SEVİP ONUNLA BÜTÜNLEŞMEK OLMALI CEVABIM..
KENDİSİNİN BİLE FARK EDEMEDİĞİ YÜREKLER BULUP O YÜREKLERİN İÇİNDEKİ DUYGULARA, İNSANLIĞA TERTEMİZ KALIŞA AŞIK OLURUM..
AŞIK OLDUĞUM HER NE, VEYA HER KİM OLURSA OLSUN, ONU DAİMA BİR MÜZİĞİN İÇİNDE HAYAL EDERİM..
NE GÜZEL YAKALAMIŞSIN BU NÜANSI..
BELKİ BU NEDENLE HİÇ BİR ŞİİR ŞAİRİNE AİT DEĞİLDİR.. KİM VE NE İÇİN YAZILMIŞ OLURSA OLSUN..
BANA YANSITILAN GÜZEL BENZETMELER İSE, YAZANLARIN RUHLARINDAKİ ŞİİRSEL YÖNÜ ORTAYA ÇIKARTMAKTA ESİN'İM.. ÇOK YÖNLÜ DOSTUM.. SARIŞINIM.. TEŞEKKÜRLERİMLE.
İlgi ile izlediğim ve çok takdir ettiğim dost blog konu olmuş ne güzel Sevgili Öğretmenim,teşekkürler... Hasan Hüseyin şiirleri beğenimizin ortak oluşuna sevinirim...
Ne güzel.... seni, dostları anarak, ve ortak beğenilerle ilgini çekerek sevindirmek sevgili Arzu..
Aslında koca bir eksikliğimizi yüzümüze tokat gibi vurmuşsunuz sevgili hocam, bırakın yazıları okumayı blogları bile tıklamaz olmuşuz nicedir, ne yaparız, neyle uğraşırız bu pc nin başında bilmiyorum ama ben kendi payıma yüzümün kızardığını hissetim..
Şiir ve şair adına o kadar muhteşem sözler okudum ki yazınızda, ben ne söylesem havada kalır..
"Söz, bir gönülden kopar, bin gönülü hizaya sokar.." demiş Azeri bir ata sözü, sözleriyle huzur verip gönül kazananlara ne mutlu sevgili hocam..
Saygılar sevgiler...
KOCAMAN BİR estağfrullah!!! DİYEREK BAŞLIYORUM..EĞER SENİN DE BU KONUDA EKSİĞİN VAR İSE, O ZAMAN HİÇ KİMSENİN TAM DEĞİL, YARIM BİLE OLAN YÖNÜ YOKTUR SEVGİLİ TUFAN.. BEN BUNU SADECE İHMALKARLIK OLARAK DEĞERLENDİRİYORUM.. OLMAMASI GEREKSE DE!!
BAZILARINI İSE HİÇ İLGİLENDİRMEDİĞİNDEN.. BİR KESİM İSE PAYLAŞMANIN GÜZELLİĞİNİ TATMADIĞINDAN.. BAZILARINA BEN GEÇİT VERMEDİĞİM İÇİN... BİR KISMI İSE BENİ VEYA YAZDIKLARIMI DEĞERLİ BULMADIĞINDAN..
AKLIMCA, GELMEYENLERİN, OKUMAYANLARIN, GELİP YORUMLAMA ZAHMETİNE GİRMEYENLERİN SEBEPLERİNİ SIRALADIM..
SEN, SİYASET DENEN PİSLİĞİN KARASINA BULAŞMAKTAN KURTULUP YİNE DUYGUSAL DÜNYANA DÖNDÜĞÜNDE, VE RUHLARA YİNE O GÜZEL DİZELERİNLE ŞİFA DAĞITMAYA BAŞLADIĞINDA, YAZILARINI VE YAZANI DAHA ÇOK SEVECEĞİMDEN EMİNİM :)))
2 gün önce bu posta uzun bir yorum yapmıştım, ancak son anda elektrikler
gidince, verilip verilemediği konusunda ikileme düşmüştüm.
Sizin engin görüş ve değerli blog arkadaşımız alizafer'in esintilerini tekrar hissetemek güzeldi.
Sevgi ve saygılarımla...
YANİ ŞİMDİ SEN "elektrikler kesildi hocam.." mı DİYORSUN SEVGİLİ MEHMET??? :)))
BEN ÇALIŞTIĞIM YILLARDA ÇOCUKLARIMI AZARLAMAZDIM SADECE "sana kırıldım şimdi, bunu unutma" DERDİM.. HİÇ ALDIRMAYAN DA OLURDU GURURUNA YEDİREMEYEN DE.. BÖYLECE KİŞİLİKLERİ HAKKINDA DA FİKİR SAHİBİ OLURDUM..
BİR ÖĞRENCİM SÖZLÜYE KALKMAK İSTEMEMİŞ VE "akşam elektrikler tamamen kesildi hocam" DEMİŞTİ.. SINIF KAHKAHAYI BASINCA VE BEN DE "bu bahane ile kırıldım sana " DEYİNCE ERTESİ GÜN -EGO- DAN ANKARA'NIN O SEMTİNDEKİ TRAFO PATLAMASI NEDENİYLE 11 SAAT CERYAN VERİLEMEDİĞİNİ BELGELEYEN BİR YAZI ALIP GETİRMİŞTİ..
ONU HATIRLADIM.. :)))) SANA YÜREKTEN İNANIYORUM İSPATA GEREK YOK SEVGİLİ MEHMET..
Alemsiniz hocam.:))
Bir gün beni tanırsanız 2 şeyden hiç haz etmediğimi anlayacaksınız:
- DEDİKODU
- YALAN
Bunu da öğrenciniz olarak değerlendirin isterseniz.:)
Tekrar sevgi ve hürmetlerimle...
BUNU ANLAMAM İÇİN SENİ TANIMAMA GEREK YOK SEVGİLİ OSMAN!!!:))))(nerden çıktı bu osman????) BEN ZATEN GÖRMEDEN TANIDIKLARIMLA DOST OLABİLİYORUM SEVGİLİ MEHMET.. amma.... lakin.... ve fakat!!!! SENİ GÖREREK TANIMAYI DA ÇOK İSTERİM AYRICA. 12. KAT BALKONUNU UNUTMADIK HABERİN OLSUN..
Yorum Gönder