Her bölümde bizleri farklı düşüncelere sürüklüyor yazdıklarınız. Bu bölümde ise alışmak, kabullenmek, herşeye yeniden başlamanın yarattığı korku, acaba'lar, hayal kahramanlarının gerçeğe dönüşüvermesi ve binlerce soru işareti var.
Nihan'ın hissettiğini, duygularına karşı dürüst olan her insan hissedebilir, tek fark bunu kendine itiraf edebilme cesareti... Nihan da kendisinin bile duymak istemediği bu itirafı kendisine yaptığında iki duygu arasında nasıl da bir bölünmüşlük yaşıyor. Sadece bu bölümdeki duygu karmaşası üzerine bile saatlerce düşünebilir insan.
Hikayenin gidişatının heyecanını, her bölümde yaşıyorum ama sadece bu heyecanla kalmıyor, her bölümde yaşama dair daha doğrusu insana dair duyguları da sorguluyorum içimde, sorgulatıyorsunuz. Bu da zaten sizin kaleminizin gücünden kaynaklanıyor. Canım Mamy'im her hafta Cuma'yı beklemek nasıl da zor bir bilseniz...
Masallar,romanlar mutlu bitmeliydi dedim.Ercanın, hayallerimizdeki Ercan kalıbından ruhen de bedenen de çıkması beni bile vurdu. Zaten aşırı duyarlı bir halde uyandığım bir sabahtı,sinek uçtu deseler ağlamaya istekliydim.Ben de Nihanla ağladım. Özetle yıktın beni sevgili Gülsen Öğretmenim:)) Şimdi ,haftaya dek "du bakalii noolcek "diye bekleyelim:)) Öptüm seni koooocaman.
Zaten yaşamın kendisi de öyle değil mi Nihan? Olmaması gerekenleri yapmak, onları yaşamak, pişman olmak.. Eğer o duygu karmaşasını satırlara yansıtabildiysem sevinirim.. Bu yorumları sevişimin sebebi de bu zaten.. Yazılan her bir satırda ben kurgu rotamı ya yeniden çiziyorum ya da devam ediyorum.. Sizler yoluma fener tutmaktasın bunun için sonsuz teşekkürler..
Bir anlamda haklısın sevgili Nalân.. masallar romanlar .. hiç olmazsa onların sonu güzel olsun.. Çevir sayfayı şimdi.. bu karşılaşılan gerçek, gerçek hayatta olsaydı bu gösterilen ve de gösterilecek olan tepki normal mi anormal mi karşılanırdı? Ben becerebiliyorsam eğer, biraz da insanların kendi iç dünyalarındaki yaşanmışlıklarını sorgulatmak istedim.. Kendilerini suçlu bulmamaları gerektiğini, veya tam tersi kendilerini hiç affetmemelerini!! :))
Geciktim ama, okumadan yatamadım Gülsen hocam. Bu bölümün en can alıcı noktası bence, Nihan'ın yaşadığı o inanılmaz yıpratıcı duygu karmaşası. O kadar net ve gerçek ki anlatımınız, içimde hissettim adeta.
Yalnız olsa daha mı kolay olurdu bilemiyorum, ama şimdi evladına karşı da sorumluluğu var. Ruhunda yaşadığı deprem yıkıcılığındaki duygusal sarsıntının altından bu kez nasıl kurtulacak bilemiyorum. Bir önceki bölümde sükûnet ve huzur hissedip yükselmişken, bu kez merak, keder, pişmanlık, çaresizlik karışımı duyguların karanlığına düştük.
Kaleminize, yüreğinize sağlık Gülsen hocam. Bekleyeceğiz başka çare yok
Sevgili Anjelika yayınlanan yazımın hemen okunması gibi bir endişe taşımıyorum ben üzülme... yeter ki okunsun ve paylaşılsın. Yorumlarda öyle bir cümle oluyor ki fikir olarak, ben geri dönüp yayınlanmayan bölümlerde eklemeler ya da kırpmalar yapıyorum.. Yani okuyucu olarak sizlerin, duygu karmaşalarını gerçeğe yakın buluşunuzun sebebi bu..
Her yeni bölüm bilemediğim gelgitlere, yeni düşüncelere gark olmamı sağlayan beyinsel görüntülere sebep oluyor. Bir tarafta Emir'in çabaları, diğer yanda Beşir'in bilinmezlikleri ve Nihan'ın yaşadığı çelişkiler içinde heyecanlanmamak mümkün değil sevgili Gülsen hocam. Fiziki yaralar belki kalıcı olabilir ama ruhsal yaralar keşke kalıcı olmasa diye de düşünmeden edemiyorum...
Siz, bir daha ki Cuma'ya yeni bir bölüm verirken, ben de son okuduğum çok zarif bir hanımefendinin kitabını aynı gün tanıtmak istiyorum.:)
Gönlünüzce güzel bir hafta sonu dileklerimle sevgiler...
Şu an, yüzümdeki ifadeyi yazabilirim ama o ifadeyi yüzüme taşıyan duyguları anlatamam sevgili Mehmet.. Çok teşekkür ederim.. Ben, kendimi oldum olası zarif göremedim ama senin kibar bir beyefendi olduğundan eminim..
Çok zor bir durum, bu ikilem kahreder insanı, sanırın günlerce kendimi Nihan'ın yerine koyup düşünecekmişim gibi hissediyorum..
Birde o çocuğun dünyası var, hayalleri var, gerçekten zor bir durum, insanoğlu nelerle imtihan ediliyor şu dünyada..
Gata'da gördüğüm Gaziler geldi aklıma, onların aileleri, eşleri, çocukları geldi, garip ama onların şanslı olduğunu düşündüm bu durum karşısında. Evet hocam yine bizleri derin düşüncelerle başbaşa bırakmayı başardınız, bakalım haftaya hangi şoklarla karşılaşacağız..
Burada yaşanan duyguları ve de yıkıntıları, şahit olduğun pek çok olayların anıları ile karşılaştırdığında, okuduklarını gerçeğe yakın buluşun beni gerçekten sevindiriyor.. Haftaya biraz soluklanmaya ihtiyacı olabilir Cehennem Deresinin!! :))
12 yorum:
Ahh! :(((( sayfaya bakarak kalakaldım öylece. Ne yazacağımı bilemiyorum. Çok üzüldüm.
Kaleminize yüreğinize sağlık Sevgili Hoca'm.
Her bölümde bizleri farklı düşüncelere sürüklüyor yazdıklarınız. Bu bölümde ise alışmak, kabullenmek, herşeye yeniden başlamanın yarattığı korku, acaba'lar, hayal kahramanlarının gerçeğe dönüşüvermesi ve binlerce soru işareti var.
Nihan'ın hissettiğini, duygularına karşı dürüst olan her insan hissedebilir, tek fark bunu kendine itiraf edebilme cesareti... Nihan da kendisinin bile duymak istemediği bu itirafı kendisine yaptığında iki duygu arasında nasıl da bir bölünmüşlük yaşıyor. Sadece bu bölümdeki duygu karmaşası üzerine bile saatlerce düşünebilir insan.
Hikayenin gidişatının heyecanını, her bölümde yaşıyorum ama sadece bu heyecanla kalmıyor, her bölümde yaşama dair daha doğrusu insana dair duyguları da sorguluyorum içimde, sorgulatıyorsunuz. Bu da zaten sizin kaleminizin gücünden kaynaklanıyor. Canım Mamy'im her hafta Cuma'yı beklemek nasıl da zor bir bilseniz...
Masallar,romanlar mutlu bitmeliydi dedim.Ercanın, hayallerimizdeki Ercan kalıbından ruhen de bedenen de çıkması beni bile vurdu.
Zaten aşırı duyarlı bir halde uyandığım bir sabahtı,sinek uçtu deseler ağlamaya istekliydim.Ben de Nihanla ağladım.
Özetle yıktın beni sevgili Gülsen Öğretmenim:))
Şimdi ,haftaya dek "du bakalii noolcek "diye bekleyelim:))
Öptüm seni koooocaman.
Şu bir cümle, bana kurgunun isabetli olduğunu anlatmaya yetti teşekkürler sevgili Çınar..
Zaten yaşamın kendisi de öyle değil mi Nihan? Olmaması gerekenleri yapmak, onları yaşamak, pişman olmak.. Eğer o duygu karmaşasını satırlara yansıtabildiysem sevinirim.. Bu yorumları sevişimin sebebi de bu zaten.. Yazılan her bir satırda ben kurgu rotamı ya yeniden çiziyorum ya da devam ediyorum.. Sizler yoluma fener tutmaktasın bunun için sonsuz teşekkürler..
Bir anlamda haklısın sevgili Nalân.. masallar romanlar .. hiç olmazsa onların sonu güzel olsun.. Çevir sayfayı şimdi.. bu karşılaşılan gerçek, gerçek hayatta olsaydı bu gösterilen ve de gösterilecek olan tepki normal mi anormal mi karşılanırdı?
Ben becerebiliyorsam eğer, biraz da insanların kendi iç dünyalarındaki yaşanmışlıklarını sorgulatmak istedim.. Kendilerini suçlu bulmamaları gerektiğini, veya tam tersi kendilerini hiç affetmemelerini!! :))
Geciktim ama, okumadan yatamadım Gülsen hocam. Bu bölümün en can alıcı noktası bence, Nihan'ın yaşadığı o inanılmaz yıpratıcı duygu karmaşası. O kadar net ve gerçek ki anlatımınız, içimde hissettim adeta.
Yalnız olsa daha mı kolay olurdu bilemiyorum, ama şimdi evladına karşı da sorumluluğu var. Ruhunda yaşadığı deprem yıkıcılığındaki duygusal sarsıntının altından bu kez nasıl kurtulacak bilemiyorum. Bir önceki bölümde sükûnet ve huzur hissedip yükselmişken, bu kez merak, keder, pişmanlık, çaresizlik karışımı duyguların karanlığına düştük.
Kaleminize, yüreğinize sağlık Gülsen hocam. Bekleyeceğiz başka çare yok
Sevgili Anjelika yayınlanan yazımın hemen okunması gibi bir endişe taşımıyorum ben üzülme... yeter ki okunsun ve paylaşılsın. Yorumlarda öyle bir cümle oluyor ki fikir olarak, ben geri dönüp yayınlanmayan bölümlerde eklemeler ya da kırpmalar yapıyorum.. Yani okuyucu olarak sizlerin, duygu karmaşalarını gerçeğe yakın buluşunuzun sebebi bu..
Her yeni bölüm bilemediğim gelgitlere, yeni düşüncelere gark olmamı sağlayan beyinsel görüntülere sebep oluyor. Bir tarafta Emir'in çabaları, diğer yanda Beşir'in bilinmezlikleri ve Nihan'ın yaşadığı çelişkiler içinde heyecanlanmamak mümkün değil sevgili Gülsen hocam. Fiziki yaralar belki kalıcı olabilir ama ruhsal yaralar keşke kalıcı olmasa diye de düşünmeden edemiyorum...
Siz, bir daha ki Cuma'ya yeni bir bölüm verirken, ben de son okuduğum çok zarif bir hanımefendinin kitabını aynı gün tanıtmak istiyorum.:)
Gönlünüzce güzel bir hafta sonu dileklerimle sevgiler...
Şu an, yüzümdeki ifadeyi yazabilirim ama o ifadeyi yüzüme taşıyan duyguları anlatamam sevgili Mehmet.. Çok teşekkür ederim.. Ben, kendimi oldum olası zarif göremedim ama senin kibar bir beyefendi olduğundan eminim..
Çok zor bir durum, bu ikilem kahreder insanı, sanırın günlerce kendimi Nihan'ın yerine koyup düşünecekmişim gibi hissediyorum..
Birde o çocuğun dünyası var, hayalleri var, gerçekten zor bir durum, insanoğlu nelerle imtihan ediliyor şu dünyada..
Gata'da gördüğüm Gaziler geldi aklıma, onların aileleri, eşleri, çocukları geldi, garip ama onların şanslı olduğunu düşündüm bu durum karşısında. Evet hocam yine bizleri derin düşüncelerle başbaşa bırakmayı başardınız, bakalım haftaya hangi şoklarla karşılaşacağız..
Saygılar sevgiler...
Burada yaşanan duyguları ve de yıkıntıları, şahit olduğun pek çok olayların anıları ile karşılaştırdığında, okuduklarını gerçeğe yakın buluşun beni gerçekten sevindiriyor..
Haftaya biraz soluklanmaya ihtiyacı olabilir Cehennem Deresinin!! :))
Yorum Gönder