22 Nisan 2014 Salı

Fuzulî..


Tahmin ediyorum,  divan edebiyatı şairlerinden Fuzuli’yi kast etmediğimi anladınız.. :))
 
Fuzuli olan.. fuzuli kabul edilen.. fuzuli gelen.. artık işe yaramayan..  gereksiz yer işgal eden .. olmasa da olur diye düşünülen!..
Bunların açılımını yapmaya kalksam, şaşırıp, evlerini gözetlediğimi düşünenler çıkabileceği gibi, ben ne zaman anlattım bunları diye düşünen de çıkabilir.

Yani ortak bir mal gibi kullanılan duygunun adıdır fuzuli..

Kısaca,  ne kadar gereksiz şey varsa, ya da lüzumsuz kabul edilen ne kadar eşyadan insana uzanan bir yolda toplananlar varsa, işte onların adıdır fuzuli… Yani  kısacası, olmasa da olurların, yoklukları fark edilmezlerin, hatta bizzat kişinin kendisini bile fuzuli kabul edip yok etme sebebinin adıdır "fuzuli".. Eylemi için, onu yok etmesi, onun fuzuli olduğunu ifade etmeye yetmektedir..
 
Bunun için kişilerin genç ya da yaşlı olmaları da gerekmez. Yani şart değil. Yoksa genelde lüzumsuz kelimesinin yakıştırıldığı çağ,  60 yaş üstü için geçerli olsa da, veya öyle olduğu zannedilse de aslında genç bir varlık da yeri geldiğinde fuzuli kabul edilip akıldan ve de yürekten yolcu edilebilir.. Bunun tam tersi çok çok istenen sahip olabilmek için can atılan bir obje/eşya  için de, masrafın fuzuli olduğu söylenip kalplerde kırılmalara yol açılabilir..
Veya  tüm bunların aksi de olabilir, öyle bir bütünleşme yaşanmıştır ki o eşya veya insan ya da obje ne ise onunla, onun fuzuli olması ile kendisinin yok olması birbirine bağlı ve bağımlı da olmuş olabilir.
 
Nereden aklıma takıldıysa… (dediğime bakmayın bal gibi biliyorum nereden takıldığını da yazmak hoş olmaz diye kıvırıyorum) bugünlerde bu kelimenin içini dışına çıkartıp… irdeleyip… iğneleyip.. az bişey küfredip .. anlam yüklemeye çalışıyordum.. ki, … baktım, zaten sayılamayacak kadar anlamı var.. O zaman yapılacak en doğru hareketin, bu kelimeye yüklenen görevin kantarı ile oynamak olduğunu düşündüm.. Eğer “gereksiz” diye bir kelime varsa lisanımızda ve bu kelime,  “fuzuli” için de kullanılabiliyorsa yerli yersiz; o zaman ben de “fuzuli kelimesini kullanmayı gereksiz buluyorum”  diye bitirebilirim cümlemi..
 
Canınızı daha fazla sıkmadan.. gerçek duygularımı söyleyeceğimden korktuğum için kırk dereden su getirip yazmaya çalışmadan.. beynime daha fazla akıl oyunları yaptırmadan..  en iyisi.. 534 yıldan bu yana FUZULİ olmayan bir büyük üstadın ancak sayfalar dolusu yazı ile anlatılabilecek iki satırı ile bitireyim anlatamadıklarımı!.. 
 
“Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever”
 

 




 

 

14 yorum:

nihansu dedi ki...

Üstadın dizleri ne kadar anlamlı, hem birbiri ile tezat hem eş anlamlı gibi...
Bugünlerde gözüme her şey fazlasıyla fuzuli göründüğü için midir bilmem keyifle okudum yazınızı. Sanki gereksiz ne kadar düşünce ve üzerinde düşünmeye bile değmeyecek ne kadar konu varsa hepsi üşüşür oldu.
Annem çok kullanır bu kelimeyi, fuzuli yere para harcama der en çok :) Keşke fuzuli yere harcadığım bir tek para olsaydı...

gülsen VAROL dedi ki...

Bu yazıma yorum yapılmamasını yadırgadım biliyor musun Nihan? Sonra acaba ayıbı başa kakan insan mı oldum diye düşündüm.. daha sonra, belki de her okuyan kendisinin yazdığını zannedip yoruma gerek görmemiştir diye avuttum kendimi.. :))
Öyle muazzam bir kelime oyunu saklamış ki satıların içine Fuzuli, hem alenen söylenmiş gibi aşikar kılmış ayıbı, hem de bir lütuf ve meziyet gibi sunmuş duyguyu..
Fuzuli olan/lar/a gelince.. malûmu ilânın ötesine gitmeyen bir yazıydı işte..

ali zafer sapci dedi ki...

Belki de farklı bir bakış değil "kendisinin yazdığını zannedip yoruma gerek görmemiştir" sözü açıklayıcı olabilir.

Makbule Abalı dedi ki...

Bazen güzel, anlamlı bir yazıyı okursunuz; düşüncelere dalar, tekrar okursunuz. Okuduğunuz parça beyninizde pek çok şeyi çağrıştırır.
Günümüzde anlamı değişen ya da yükselen öyle çok şey var ki anlam karmaşasına düştük. Benim veya sizin "fuzuli" saydığınız şeyler bazıları için "çok değerli" olabiliyor.
60 yaş üstü öyle beyinlerimiz var ki nice genç beyine fark atar, akıl oyunlarında pek çok kişiyi yaya bırakır.
Sağlıklı-güzel günler.

gülsen VAROL dedi ki...

Doğru tespitlerin hoşuma gitti Makbule.. Anlam karmaşasına düştüğümüz gerçeği içinde değerlendirirsek okuduklarımızı, hataya mı düşeriz anlamakta diye düşündüm ister istemez..

gülsen VAROL dedi ki...

O zaman cevabı sonsuz olan, mini bir soru gelebilir akla sevgili Alizafer, atfen mi.. yoksa kabullenerek mi? :))

hikayelerdirgeriyekalan dedi ki...

Gelen yorumlar, o denli değerliki adeta birbirimizden güç alırcasına mı ne? bekliyoruz..
hani hep siz dersiniz ya yorum babında 'tek bir noktanız bile benim için "yorumdur"
bizim için de siz hiç bir şey yazmasanızda tek bir noktayla bile çok şey ifade ediyor olabilmeniz,gönlümüzdeki değerin ifadesidir..
En derin Saygı Sevgilerimle..İyi geceler mutlu pazarlar dilerim.EsenKalın

gülsen VAROL dedi ki...

Yine bir koşu gittim hikâyemin hikâyelerine.. acaba yorum sayfasını açtı da benim mi haberim olmadı diye.. Hissedebildiğine emin olduğum sevgimi bıraktım sayfalarına döndüm.. Hiç tanımadığım ve tanımanın da fazla gerekli olmadığına inandığım az sayıda sevdiklerimin gözünde fuzuli olmayacağıma inanıyorum hikâyem.. Teşekkürler..

Akgül Çubukçu dedi ki...

Gülsen hocam, ben bu günlerde ruhumun duygusal derinliklerinde yaşamaktayım sanırım. Bahar yorgunluğu mudur, depresyonu mudur, sıkıntısı mıdır? Ağırlık taşıyormuşçasına yorgun hissediyorum kendimi. Hatta kendi duygularım dahil, temizleyip atmam gereken pek çok şeyi gereksizmiş gibi hissediyorum ama girişimde bulunup altından kalkamıyorum. Kaplumbağa gibi,kabuğumun içine girip saklanma hissiyatına büründüm yine. Tabi bir de bu duyguları ve enerjisizliği çevremdekilerden gizleme çabası var,kimseyi üzüp tedirgin etmemek gayesiyle elbette. Lütfen kusuruma bakmayın olur mu? Duygularım sadece kendimle ilgili. Sevgilerimi gönderiyorum, sağlıcakla kalınız.

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Fuzuli yazım buraları doldurmak istemiyorum. Hem senin de zamanını fuzuli harcamış olurum :)
Yazını okurken insanın yaşamında ne kadar çok şey fuzuli diye düşünmeden edemedim. Ama nedense devamlı tek bir kişiyi düşündüm çok fuzuli diye.
Sımsıcak sevgilerimle güzel arkadaşım...

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Alınganlık gibi fuzuli bir
obsesyonum olmadığından kafam her daim dinçtir ve dostlarıma cevaplarım maskesizdir hoca'm.
Roman nasıl gidiyor, meraktayım?

Aileye güzel bir Pazar diler, torunun gözlerinden öperim.

gülsen VAROL dedi ki...

Acı acı güldüm denir ya hani Anjelika, yok, ben yorumunu okurken kıs kıs güldüm!! ah.. neler yazmak geçiyor içimden ama yeri burası değil.. :)))
Yılların yorgunluğu bazen insana kendisini bile fuzuli hissettirir.
Keşke zamanında önlemi alınsa.. ve başkaları seni fuzuli görmeden sen ona verdiğin değerin fuzuli olduğunu görebilsen..
Ya.. İşte öyle!!

gülsen VAROL dedi ki...

Şimdi ... olmadı ama yaşamın kıyısında dostum.. canın naz yapmak istedi bana zannederim.. zamanımın içinde sizler olmazsanız boşa harcandığını düşünüyorum ben zira..
Diğer ve de gerçek ülkemin fuzuli ve de defolu kuluna gelince, bu sayfalarda akla gelmesi bile gerçekten FUZULİ!

gülsen VAROL dedi ki...

Senin her konuda maskesiz olduğuna eminim Mehmet. Senin şahsında, aksini düşünmek, doğanın tabiatına aykırı olurdu..
Romana gelince... daha doğrusu romanın başına gelenlere gelince, siyasi durum gereği yazımın içinde komşu ülke ile siyasi ve askeri ne kadar ilişki anlatılmışsa değiştirilmesi ya da çıkartılması istendiğinden, çıkartsam sil baştan ..!! yani anlayacağın kangrene dönüşmek üzere olan bir yaraya dokundun.
İlgine ve pazar selamına yürekten teşekkürler..