Ben uçlarda yaşamayı sevdim hep.. Bu, sıradışı olmayı, sıradan olmaya tercih edişimden kaynaklanmış olabilir. Öyle olduğu halde “aşırı” olmadım hiç..
- Yani, hürriyeti sevdim hür olmayı destekledim ama hiç çiçek çocukları
(benim gençliğimin modası) gibi yaşamayı seçmedim. Hatta bana itici
geldi..
- Aşkı savundum, deli gibi aşık olup delirdim ama, evimi terk edip bir kişi
ile “çıkmadım”!!..
- Nazım Hikmet’in hep şair olarak başımın üstünde yeri oldu, hatta evlerin
basılıp kitaplarının arandığı yıllarda, yakalanıp hapse girme pahasına
kitaplarını sakladım okuya okuya ezberledim ama kominizme de hiç
yakın hissetmedim kendimi.
- Kızsam da küfretsem de hep CHP ye yakın durdum ama solcu da
olmadım.
- Evimizde annem hariç tüm aile büyüklerim namaz kılarlardı..
Ramazanların heyecanını, kuran okuyan hocanın yüreğime işleyen sesini
ve sahurun mis kokusunu duya duya büyüdüm. Babamın hacdan gelişini
ömrümün en büyük bayramı kabul ettiğim halde dinci de olmadım.
Dindar olmakla dinci olmanın farkını, cahilliklerinde veya kasıtlı olarak ayırt etmeyen kesimi, kendime hiç yakın hissetmedim. Çünki, saçımızın bir teline kurban olacaklarından emin olduğum anam /babam, saçımızın tellerine hiç karışmadı!..
Yani demem o ki, sıradışı yaşamakla uçlarda aşırıya kaçarak yaşamak farklı geliyor bana.. Biri heyecan veriyor diğeri aykırı geliyor.. Ben, bir felsefeci değilim.. bir pedagok da değilim .. Hataları çok olan ve her birini “tecrübe” ye dönüştürmeyi bilen bir eğitimciyim sadece..
Genelde aşırı uçlar, bir isyan bayrağının direği gibi gelir insana gençlikte.. Hele başlarında tecrübesi, eğitimi olmadan veya hiç aile büyükleri olmadan büyümüşse bir kişi, o bayrak direğini mesken tutabilir.
Hepimiz, zamanında azılı veya mülayim solcuların /sağcıların yaşı kemale erince ayaklarının da suya erdiğini görmüşüzdür. Bir kibritin aleviyle tutuşabilecek bir ortamın gün be gün büyümekte olduğu şu günlerde, her ne sebeple olursa olsun, hangi yönde duruyorsanız durun; aşırı olmaktan kaçının lütfen. Bu, asla asla, susun ne olursa olsun eyvallah deyin anlamı taşımıyor. Sizin, zaten böyle demek istemediğimi anladığınızı biliyorum. İzaha kalkışmam zekanızı ölçememiş olmam anlamına gelir.
Şimdi... Bunları neden mi yazdım? Bir uğultunun yükselmekte olduğunu hissediyorum. Faydalı olmak, zararlı olan ortamı silmek için, en doğru olan zamanı bilerek ve tüm kişisel hınçlardan kinlerden arınarak oluşacak tepkilere iştirak etmek gerektiğine inanıyorum.. Unutmayın ki, daima .. daima.. dengelerin bozulması, aşırı uçlarda gezinmek yüzündendir..
Beğenmediğiniz dengeyi bozarken, kendi dengenizi de kaybedip tepetakla olabileceğinizi aklınızdan hiç çıkartmamanız gerekir bu yüzden..


12 yorum:
İşte bu nedenlerle sen benim gönül dostumsun ya...Hiç görmesem de hep öyle kalacaksın ...
Çok ender de olsa, ilgini bir nefes gibi içime çekiyorum Banu. Beni anladığını bildiğimden..
Bazı yazıları çok benimser insan. "Ben de böyle düşünüyorum" dersiniz.
Ancak gene de bazı noktalarda farklı düşünürsünüz; Hayatın özünde bir denge kurulabilirse kişinin kendisi için de, çevresi için de her şey daha güzel gidiyor. Mantığıyla duygularını ayarlayabilen birey daha az mutsuzluk yaşıyor. Ve daha az insanı mutsuz ediyor.
Uçlarda olmak ama uçuruma düşmemek için de gereken önlemleri almak...
Sanırım bazen "sıradan" insanlar da "sıradışı" insanlar arasında zamanla doğru yolu bulabiliyorlar.
Sağlık ve mutlulukla.
Uçlarda yaşamayı sevenler sıradışı oldukları kadar;
özgürlüğü/realiteyi ve
duygusallığı karakterlerinde barındırırlar. Siz de olduğu gibi... aşırı olmadığınızı da nereden çıkardınız sevgili Hoca'm... belki dışarıdan gözleyenlerin tespitleri yanlış olabilir.:)
Yaşamın koşulları insanı bazen sıradan olmaya zorlar Makbule.. genelde adına evlilik denen müessesede mutsuz olan, yaşamında sıradan olur.. isteyerek değil tabii mecbur olduğundan .. Yazdığın, "yazı" olarak okunduğunda çok doğru.. yani mantığı ile duygularını ayırt edebilen insanın daha az mutsuz oluşu.. Şu cümlenin açılımı bir kitaba dönüşebilir biliyor musun?
doktoram var bu konuda zira!! :))))
Sıradışı olabilmek ise, bir anlamda özgürlüğün göbek adıdır benim için..
Dışarın gözleyenlerin tespiti.. Ah sevgili Mehmet.. benim güzel dostum.. ben bu yaşıma kadar hiç ama HİÇ dışarıdan gözleyenlerin gözünden kendimi görmeye çalışmadım.. Bu nedenle o tespitler benim için vız geldi tırıs gitti.. Bu, yöremde olanların fikirleri için geçerli değil kesinlikle.. değer verdiğim çok az insan içinde dost kabul ettiklerimin arkadaşım diye bağrıma bastıklarımın fikirleri nasıl önemlidir benim için anlatmakta zorlanırım. Aşırı olduğum da, davranış biçimim olarak değil özgür fikirli oluşumla örtüşür.
Dengeli tepki böyle bir şey sanırım, tutarlı, sakin ancak gerektiği yerde gerektiği zekice tepkiyi verebilmek... Neyi kastettiğinizi çok iyi anladım ve sonuna kadar destekliyorum. Ne var ki son günlerde yaşananlar insanın dengesini bozduğu gibi tepkilerininin de aşırılaşmasına yol açabiliyor. Daha doğrusu kişinin iç dengesi de bozulabiliyor.
Tepkileri aşırıya kaçmadan herhangi bir gruba ait olmadan sadece kendi mantığımızın süzgeciyle yerinde tepkiyi verebilmek benim de tercihim, her zaman.
Kaleminize sağlık Mamyim, yerinde ve çok önemli ayrıntılar içeren, düşündüren yazı için...
Burada anlatmaya çalıştığım, (anlatabildiğim kadarı ile) sadece günümüz siyasi çalkantıları ile ilgili değil.. Zira, bir veba mikrobu gibi ülkemin altını üstüne getirenlere bu kadar kibar bir yazı yazmam da mümkün değil.. Yazarım yazmasına da, bu sayfam bu tür yazıların sunulacağı yer değil!.
Ancak ister sosyal yaşamımızda isterse özel hayatımızda, salt kabullenmek/reddetmek olarak algılanmadan verilmesini gerekli gördüğüm tepkileri dile getirmek istedim Nihan'ım.
bir dengede durmaya çalışmak çok zor olsa da ben de öyle olmaya çalışıyorum :)
sevgilerimle..
Ders niteliğinde bir yazı Gülsen hocam. İçindeki yumuşak gibi görünen ama kararlı ifadeler gerçekten yol gösterici. Herkes kendi düşüncesine, karakterine, yaşam tarzına göre pay çıkarabilir bu çok anlamlı yazıdan. Eğitimci kişiliğiniz baş kaldırmış, iş başına geçmiş diye düşündüm. Tepkinin zarafetini sergilemişsiniz. Keşke çok daha fazla ihtiyacı olanlara ulaşabilseydi bu ifadeler ve düşünceleriniz, örnek olsaydı...
Sözün özü; düşüncelerinize ben de katılıyorum ve sanırım yaşantımda uyguluyorum da...
Çok teşekkürler bu çok anlamlı yazı için. Sevgilerimle...
Biliyor musun Akgül, çok cesurca yazılan, hatta yazılmaması gerekenleri de kaleme alan bir yazıyı beğenmek ve içeriğini anlamak da cesaret işidir.
Ve senin, bunun ve diğerlerinin özünü tam olarak yorumladığından hiç şüpheye düşmedim. O dileğinin de gerçekleşmesini ben de isterim. yani yazdıklarımın daha fazla ihtiyacı olanlara ulaşabilmesi dileğini.. Kolayı var diye düşündüm.. tam çözüm olmasa da, her okuyan ve beğenen bu sayfayı kendi sayfasında paylaşabilir.. ??
Zaman zaman o durmakta zorlandığın dengelerin bozulması gerekir Maziizim.. ki, o zor olduğunu anladığın dengeyi tekrar sağlayabilesin..
Yorum Gönder