24 Kasım 2015 Salı

ÖĞRETMENLER GÜNÜ..

24 Kasım 2012 / ..13 / ..14 / ..15

 ÇALIŞAN veya EMEKLİ OLAN
  
Öğretmenlerin Gününü kutluyorum..

Ben tam 22 yıl, klâsik bir deyimle, "yurdun muhtelif yerlerinde" öğretmenlik yaptım!!! :)
Şöyle sayacak olursam, Eskişehir.. Samsun... Ankara.. yeniden Samsun... İzmir... Mersin... Adana... tekrar Ankara.. Bursa... Tekrar Adana.. ve yine Ankara..
Bu tayinlerin bazıları "sürgün" cezalısı olarak.. bazıları eş durumundan... bir kısmı takdirlerin birleşmesinden isteğe bağlı olarak..
Yani benim sicil, çıfıt çarşısı gibi.. :)

Daha önce yazmıştım.. İlk tayin olduğum eski Çifteler Köy enstitüsünden, yani Yunus Emre İlköğretmen okulundan, (bknz. aşağıdaki foto) bisiklete bindiğim, saçlarımı boyattığım ve de pantalon giydiğim için (3 adet muazzam SUÇ) 5 günlük maaş kesimi cezası ve de sürgün cezası alarak tayin edildim.. (Üstelik iktidardaki parti de AKP değildi!)
Nereye mi sürdüler? Samsun'a ! :))))
                                          
Samsun Öğretmen okuluna. Amma.. ve fakat!!! okul müdürü, sürgün edilen bir öğretmeni vebalı gibi kabul edip okulunda istemediği için, milli eğitim müdürlüğünce, bu sefer yeni açılan ve de bir barakada öğretime başlayan, adı sonraları değiştirilip "Yüzüncü yıl Lisesi" olacak olan "Devrim Ortaokulu" na sürdüler beni..

Küllerimden doğduğum bir okul oldu orası!..

Tebliğler dergisinde yayınlanan bir kanun der ki (hâlâ der mi bilmem):  "Peşpeşe 3 yıl içinde, (Okul müdüründen..İl Milli eğitim müdüründen.. ve Milli eğitim Bakanlığı teftiş kurulundan) üç takdir belgesi alan bir öğretmen, bir üst dereceye terfi eder.. "  der.
Yani bu bir anlamda, bunu yayınladık ama avucunuzu yalayın gerçekleşmesi mümkün değil demektir..

ama sonra..
Bakın ne oldu...
                                         
(en önde flüt çalan İsmail ile 37 yıl sonra, bir emlakçıda karşılaştığımda beni tanımasını ve boynuma sarılarak ağlamasını ölene kadar unutamam.)

                                         
29 Ekim bayramı için çocuklarıma kıyafet hazırladım.. Zeybek kıyafetleri.. Bazılarını diktirip, bazılarını Ev/dükkan kapı kapı dolaşıp ödünç alıp, kiminin de kendi sandığından çıkartıp verdiklerini tamir edip tamamladım..

Babamın, manifatura ve tuhafiye dükkanının olduğu arastada ne kadar tüccar varsa, ki pek çoğu zaten veli idi, hepsine yardım için 29 adet flüt aldırdım.. Okulların açıldığı 9 Eylülden 29 Ekime kadar olan kısa süre içinde flütü ilk defa gören çocuklara, bazılarının kafasında flütlerinin kırılması pahasına!!! , "sarı zeybek" çalmayı öğrettim.. Üstüne üstlük çalıp yürümeyi, yürürken de çalarak zeybek oynamayı! ..

Valinin önünden geçerken  (daha önce tembihlendiği için)bando sustu.. ve benim çocuklarım hem çalıp hem zeybek oynayarak resmi geçiti tamamladı..

Vali beyin ve kimi alkışladığını bilmeyen Milli eğitim müdürünün çılgınca alkışlamalarını hiç unutamam.. Ertesi gün Okul Müdürümden, kayıt numarası verilmiş mühürlü bir resmi takdir ve teşekkür yazısı aldığımda, "Varan biiirrr!.." dedim, gülüştük!!

Okul müdürlerinin Milli eğitim müdürlüğündeki aylık toplantısında, okul müdürümün kendisine verilmek istenen takdir belgesini, hak edenin kendisi olmadığını söylemesi üzerine, vilâyetten de bir takdir ve teşekkür yazısı aldım... Barakanın soğuktan titrediğimiz Öğretmenler odasında kahkahalar içinde "varan ikiii" dedim.. :) 
 Ama üçüncüsü ne mümkün?? Okulun teftiş yılı olması, müfettişlerin gelmesi gerekir ki, ya ceza alayım ya da teşekkür!.. :)

Ne enteresandır, her konuda her zaman bu iki zıt uçlarda yaşadım ben.. ya hep! ya hiç!.. ya çok mutlu oldum ya da üzüntümü tarif edecek kelime yoktu bulamadım .. Ya çok akıllıydım ya da çok aptal :)))

Ancak, okul müdürümün de unuttuğu bir gerçek, yeni kurulan ve açılan bir okulun bir yıl içinde denetimden geçmesi ve de teftişe tabi tutulması idi.. 
Yani efendiiiimmm yıl sonuna doğru müfettiş amcalar geldiler ve okuluma demir attılar!!..

Ben aynı zamanda okulun başmuavini olduğumdan, odamı ve oda anahtarını müfettişlere vermeden önce, bana verilen iki teşekkür yazısını camlatıp odamın duvarına astım!!..

Sonra, okulumun ilk yılının bitişine ve de müfettiş amcaların gidişine yakın, Samsun şehir klübünde bir gece tertip ettim.. Muhteşem bir yemek.. Tanınmış ailelerin ve tüm velilerin katıldığı... Davetiye paralarının okul koruma derneği ve de aile birliğine aktarıldığı, okulumun ve öğrencilerimin faaliyetlerinin sunulduğu bir yemek..

Okulun bu bir yıl içinde barakadan, bahçe içinde tek katlı karşılıklı iki binaya dönüşmesini, o çorak kil topraklı bahçenin nasıl çiçek bahçesi haline geldiğini, voleybol ve basketbol sahalarının velilerce nasıl amele gibi çalışarak okula armağan edilişini.. slaytlarla mini bir perdeye aksettirdim.. 

Ve gecenin sonunda, Chopin' le başlayıp nihavent peşrevle biten bir de müzik ziyafeti sundum..
                             

Beş bakanlık müfettişinin ayrı ayrı benden ve okulumdan övgü ile bahsetmeleri neticesinde.... bir ilk'e imza atılmış oldu bakanlıkça... ve bir yıl içinde üç takdirname alan bir öğretmen olarak ben, hem derece terfii aldım hem de emekliliğime yıl eklenmesi yapıldı.
Bunları kendimi övmek için yazmadım.. Hatırlaması ve de paylaşması güzel anılardı ve sizlerle paylaşınca daha da değer kazanacağına emin olduğum için yazdım..

Bugün öğretmenlerin günü.. 


Neredeyse çalıştığım yılların sayısına yaklaşan emekli yıllarım süresince, içimde azalmayan, coşkusu bitmeyen, hasretine zor dayanılan tek sevgidir öğretmenlik.. 
Her ne kadar beni zincire vurulacak bir çılgın haline getiren kararlar ve kanunlar ile öğretmenlik ipe asılı bir kuklaya çevrilmiş olsa da..

Yine de .. her şeye rağmen:
(yani, ne inancı, ne zekâsı, ne de türkçesi ile ülkemde olmalarını içime sindirebildiğim, bunca kişiliksizlere  rağmen) 

Bu ne ilâhî bir sevgi ve sabırdır ki tanrım,
ben, hâlâ ÖĞRETMENLİK mesleğini seviyorum..


Ellerinden öpüyorum ATATÜRK' üm, öğretmenim..

Bana Tükçemi öğrettiğin için,
bana tarihimi,
bana vatan sevgisini,
bana dahili ve harici hainleri tanıttığın için, 
Bana nasıl müslüman olunması gerektiğini öğrettiğin için..
Ellerinden öpüyorum.

       ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN ..

 

 
 

20 yorum:

ozgrkdn dedi ki...

Kutlu olsun,, öğretmen asla emekli olmaz ,,sevgilerimle...

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Metrobuste okudum ve hic kimseye aldirmadan hüngür hüngür agladim...Sizi cok seviyorum Canim Hocam !!! Ellerinizden defalarca opuyorum!!!!

gülsen VAROL dedi ki...

Teşekkür ederim Özgür kadın.. Haklısın ruh ve beyin emekli olmayı kabul etmiyor.

gülsen VAROL dedi ki...

Yorumun da beni ağlattı Çoban yıldızım.. Ben de seni gün be gün artan sevgi ile sevmekteyim.

Burak Doğu dedi ki...

Öğretmenler günün kutlu olsun hem annem hem öğretmenim.

gülsen VAROL dedi ki...

Çok teşekkür ederim günümü anlamlı kılan ömrümün tek değerli varlığı oğlum.

Ayris dedi ki...

Canım benim anlattıklarını okurken sen gözümün önüne geldin çalışkan, asi, zeki, pratik, muzur ve esprili...o hallerin çocukluğumun en eğlenceli anlarıydı tüm eğlenceli fikirler senden çıkardı herkes senin ağzına bakardı bir fikri önermen için, çok eğlenirdiniz çokkkk..seni seviyorum
Ayrisinnnn

gülsen VAROL dedi ki...

Çok sık ama çok sık olarak seni düşünüyorum Ayris'im.. Acaba görebilir miyim bir daha diye.. Yeni yaşam tercihlerin umarım ve dilerim senin istediğin gibi olmuştur benim cesur ve medeni kızım.. Beni mutlu etmiş anılarımın pek çoğunda sen varsın ve annen var.. Ben de seni çok seviyorum..

hikayelerdirgeriyekalan dedi ki...

Aileden sonra insan yetiştirmenin eğitmenin sorumluluğuyla idealist bir ruhla yapmış olduğunuz bu ulvi görevinizle, kendinizi ne kadar meth etseniz azdır..anılarınız beni de çok duygulandırdı..bu özel gününüzü kutlar,en derin saygı sevgilerimle esenlikler dilerim.

gülsen VAROL dedi ki...

Güzel Hikâyem duygusal kızım, kendimi beğenme lüksüm hiç olmadı ama, kendimi takdir ettiğim becerilerim oldu.. İlgine ve takdirine teşekkür ederim.

Asortik Krep dedi ki...

Okuduklarıma hiç şaşırmadım.. Öğretmenler gününüzü tekrar buradan da kutlamak istedim.Sevgiler :)

gülsen VAROL dedi ki...

Bir insan 7 sinde neyse 70 inde de odur... sözünün canlı bir misaliyim :))))) Eksikliği duyulan insan insanın yüreğinde yer edendir. Teşekkürler Asortik krepim..

Arzu Sarıyer dedi ki...

Hiç bıkmadan okuyacağımız anılar her an taze ve vazgeçilmez...Kutlarım Sevgili Öğretmenim ;iyi rastlaşmışız ,iyi ki öğretmen dost olmuşuz...Selam ve sevgiler.

gülsen VAROL dedi ki...

Aynı lisanı konuşanlar değil aynı duyguları hissedenler hiç konuşmasalar da anlaşabilirler Arzu'm.. Biz böyle başladık dostluğa.. Günümüz kutlu canım..

Unknown dedi ki...

Sen ne özel ,ne güzel bir kadınsın...seni anladıkça,yaşadıklarını hissetdikçe bendeki yerin kat be kat artıyor! Anne,kadın ve hayatta herşeye&herkese rağmen ayakta duran Gülsen öğretmen seninle gurur ve bir parçan olmaktan onur duyuyorum canım benim...

nihansu dedi ki...

Ahhh Mamy'im ağlattınız beni, çok çok duygulandım, bir kısmını bilsem de okuduklarımın sizi ne kadar özlediğimi fark ettim. Sanki o yıllarda ben de yaşadım, o anlattığınız yıllarda olmayı ne çok isterdim.

Sizin hiç öğrenciniz olamasam da emeklilik yıllarınıza denk gelen zamanda farklı açıdan benim de öğretmenim oldunuz. Dün ayrıldığım işyerindeki ekibimden en çok sevdiğim kişi bana çiçek getirdi ve "bana çok şey öğrettiniz, iş yaşamımda öğretmenim oldunuz" dedi. Nasıl da duygulandım ve aynı şekilde ben sizden yaşamla ilgili ne çok şey öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum. Bazen aynı sınıf içerisinde olmaya gerek yok galiba...

Geçenlerde annem almış olduğu bir hediyeyi gösterdi bana. Sanırım 1978 yılı ben iki yaşındayım. O yıl annemin mezun ettiği öğrenciler ve benim de olduğum bir siyah beyaz fotoğraf, mezuniyet hatırası... İşte o 1978 yılı mezunları bir araya gelmişler ve annem Samsun'dan ayrılıp İstanbul'a giderken veda yemeği vermişler o fotoğrafı da özel olarak bir tabağın içerisine aksettirmişler. Ben uzunca o tabağa baktım yani içindeki fotoğrafa... Ben minicik, annem gencecik ve o fotoğraftakilerin her biri kocaman insanlar şimdi. Annemin hala gözleri doluyordu bakarken ve tek tek anlatıyordu bana, bu şu kişi, işte adı bu, iki tane çocuğu var v.s. Hala aynı ilgi ve sevgi, emekli olalı kaç yıl olduğunun bir önemi yok.

Belki çok uzun yazdım ya da saçmaladım bu yorumda ama uzundur gözyaşlarım böyle akmamıştı. Bu ne ulvi bir görevdir, ne mutlu size, ne mutlu anneme...
Fotoğraflarınıza bayıldım, uzunca izledim, müziği tekrar tekrar dinledim. Siz çok özel bir insansınız Mamy'im.

Canım öğretmenim öğretmenler gününüz kutlu olsun.

gülsen VAROL dedi ki...

Güzel Elçin'im.. benden bir parçasın sen.. yüreğimden, aklımdan .. ruhumdan.. yeteneklerimden .. Ben de seninle gurur duyuyorum kızım.. kızımdan kalan yadigâr..
Beni bir gün gerçek anlamda anlayacağını biliyordum..

gülsen VAROL dedi ki...

Nihanım.. inan bana ilk kez ne yazacağımı bilemedim. O kadar duygu yüklüyüm ki anlatmakta zorlanırım. Bana zaman zaman yol gösterir bu yorumlar. Zaman zaman içimi acıtır, bazen eksiğimi giderir mutlu olurum. Ama her zaman gurur duymama sebep olur gerçek dostlarım.. Bazılarını okurken duygulanır, bazılarında kendimi bulurum içinde.. Bir de beni düşün ! tüm bu duygu yoğunluğu ile sel halinde akan göz yaşları ardından ne kadar zor okunur bu yorumlar!!. Ama burada yazan gerçek duygular var ya, işte onlar, benim uykularım, rüyalarım, gıdalarım, gücüm, gururum, beni kendi gözümde aklayan yücelten armağanlarım..
Neyse.. devamının gelmesi zor.. Teşekkür ederim orkidem.

Esin Bozdemir dedi ki...

Anılarınızı okurken, yaşadığınız o yıllara beni de taşıdınız Gülsen Hoca'm. Sınıfınızda sizi hayranlıkla izleyen ve can kulağı ile dinleyen bir öğrencinizdim ben de!. Öyle ki, aldığınız her taktir ve teşekkürde sizinle birlikte o coşkuyu yaşadım, haksızlığa uğradığınızda ise aynı öfkeyi ve üzüntüyü... Siz, hepimizin gurur duyduğu; Atatürk'ün meşalesini taşıyan o başı dik, idealist ve aydın bir Öğretmendiniz. Ve O Öğretmen, bugün de hâlâ aynı şevkle o kutsal duyguyu yüreğine taşıyor ve ışığını çevresine yaymaya devam ediyor..

İyi ki varsınız sevgili öğretmenim. İyi ki o usta kaleminizle yazıyorsunuz ve o duygu yüklü anılarınızı bizlerle paylaşıyorsunuz. Kaleminiz hiç susmasın. En içten sevgi ve saygılarımla...Tekrar Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun.

gülsen VAROL dedi ki...

Beğenilme ile takdir edilme, genelde aynı kefeye konur.. Bence ÇOK büyük bir hata.. Bu yüzden, yaşadığım bu süre içinde, takdir edilmeyi tercih ettim ben her zaman.. Beni bedensel veya davranış şekli olarak beğenmeyenlere de yine bu yüzden fazla itibar etmedim..
Ancak, bence, takdir edenin o takdir ettiği konuda dolu dolu bilgi sahibi olmasıdır takdir edileni yücelten Esin.. Ve bunu çok iyi bilenlerdensin SEN !..
Teşekkür ederim.