Jean Cocteau
Yaşamımızdaki kavşaklar, biz farkında olmadan, sanki kendi irademizle karar veriyormuşuz gibi düşünsek de, pek çoğu irademiz dışında bize yön veriyor ve bizi yönlendiriyor..
İlk kavşak, ana rahminden dünyaya düştüğümüz kavşaktır.. Bir süre sonra çok zor, hatta dönmenin mümkün olmadığını zannettiğimiz kavşaklar gelir önümüze.. sınıflar... okullar... imtihanlar... tekrar okullar... ve elde edilen bir meslek!! Ya da tecrübe.
Sonra bir gün feleğimizi şaşırtacak bir kavşaktan döneriz.. Şeklimiz değişir... aklımız uçar gider... çarpılırız.. dünya farklılaşır.. ve o dünya, bize feleğimizi şaşırtanın saçının bir tek telinde dönmeye başlar..
Buna “aşk” diyor bazı bilge(!) adamlar.. :)
Sonra başka bir kavşakta sanki “küt” diye olduğunu düşündüğümüz bir mucize meydana gelir.. Tutmayı bile beceremesen de, kucağına verilen, mis kokulu buruşuk bir mucizedir bu!..
Daha sonra, sırasıyla olmasa da ve zaman zaman U dönüşlerle geri döndüğümüzü çok sonraları fark etsek de, yine de devam ettiğimiz o yaşam yolunda ne çok kavşak vardır bir düşünün....
Sağlık denen o büyük lûtfun idrakine varabilmek için bir organımızın bizi terk etmeye kalması yeterli olabilir onun kıymetini bilmemize..
Böylece artarak, ama farketmeden daha ziyade eksilerek devam ettiğimiz bu yolda, bana göre en büyük şans hangisinin son kavşak olduğunu bilmemektir..
Gel benim ruhumun gerçek sesi gel
Yıllardır sönmeyen alevim, korum..
Gel benim ömrümün hikâyesi gel
Şiirim, sonsuzum, gerçeğim, zorum.
Gökle yerin birleştiği kavşakta,
Seni bulup bulup kaybediyorum...
Bekir Sıtkı Erdoğan
ŞanlıUrfa... 26/06/1998



12 yorum:
Kavşaklarla tesadüfleri kesiştiren gönül birlikteliği ancak böyle bir postla anlatılabilirdi. Teşekkürler hocam.
(Çok zor yorum bırakılıyor, sayfaların yüklü olmasından kaynaklanıyor olabilir..?)
Kaç kavşak döndüm?
Geçtiğim kavşaklarda ne düşündüm, neler yaşadım?
Kavşaklar zorlu muydu, yoksa kolay mı?
Yaş ilerledikçe kavşakları dönmek kolaylaşıyor, ama eskisi gibi 100 le geçilmiyor.
Yazının sonunda ki şiiri kaç kez okudum bilmiyorum;bana hissettirdiği, tuhaf ama hoş bir duygu geçişi oldu.
Ne guzel yazmissiniz. Kavsak dolu hayatimiz hakikaten. Ani stop'lar, donusler, cikmaz sokaklar, virajlarla dolu yollardan geciyoruz. Keske son kavsagi da onceden gorup keskin bir donusle yolu degistirebilsek...
Sevgili hocam,yazdıklarınız ferdi
kavşaklar şahıslar için çok önemli
olsa da şu son kavşaktan bir türlü
çıkamayan milletimizin hali ne ola-
cak??To be or not to be !!!Gerçek-
ten kavşakların önemi çok büyüktür
hayatımızda..
Ah ne güzel yazmışsınız, zamanlamanız da harika...
Jivago'da yorumlarınızı okuyordum hep, bugüne kısmet oldu size yazmak...
Seçim yazınızı da dün gece okumuş, altına upuzun yorum yapmak istemiş ve fakat internetin azizliğinje uğramıştım...
Sevgi ile kalın, ellerinize, yüreğinize sağlık...
Yazılarını okuyorum,sesini duyar gibi oluyorum.Ne tam anlamıyla idrak edebiliyorum ne de yorumlamaya teşebbüs edebiliyor beynim.Ama okuduğumu ve bana iyi geldiğini söylemek istedim.
Merhaba güzel kadın:)
Dün yorumlarını göremediğini yazmışsın!
Denetimde kalmış hiçbir yorum yok, senin yorumunun da yok!
Sayfalarda yorum bırakılırken zorluk yaşanıyor ama, inan senin yorumlara hiç rastlamadım;olsa yayına vermez miyim?
Üzüldüm yorumların uçtuğuna, hem de çok..
Yazınızı okumaya başlar başlamaz ilk önce o çok sevdiğim söz üzerinde düşündüm uzun uzun. Yazı bitip de en alttaki şiire gelince sıra, biraz daha uzun düşündüm ve hafızamı yokladım.
Yanlış hatırlamıyorsam bir yazınızda bahsetmiştiniz şiirin öyküsünden; Bekir Sıtkı Erdoğan'ın pembe bir kağıda yazarak, Urfa'ya uçakla giderken size verdiğini yazmıştınız. Yazı ile ne kadar da bütünleşiyor bu güzel şiir.
Çok beğendim yazınızı, kendi düşüncelerimin birebir yansımasını gördüm adeta...
Bir kere de doyamadım ,iki kere okudum :)
Son cümle en az anlamı kadar etkileyiciydi.
Düşündüm de yazınızı okuyunca, ne çok kavşak çıkmış önüme yaşam boyunca gerçekten de. Kimini dönememiş kimini döndüğüme bin pişman olmuş kimi kavşaklarıda da, sihirli bir elin itmesiyle mucizevi bir şekilde aşıp gelmişim bu güne.
Ve son kavşağın hangisi olacağını bilememenin bize bağışlanan bir lütuf olduğu kanısındayım.
Hayatın inilip çıkılan merdivenleri kadar! belki de çok daha fazlası ve çok daha etkileyicisi olan kavşakları-mızı düşününce!.. hangisi? diye sordum kendime, hangisi daha tesirli-y-di?!!. kavşakları-y-dı!! diye yanıtladım!.. sessizce..(küt diye baş(ımız)a taş düşmüşçesine!!!
bazen de yoklamaya alınır gibi olur insan kavşakların sinyalleri verildiğinde! tereddüt, ferahlama, umut ve ümitsizlik girdabında dolanır durur insan!ama sinyaldir bu sadece!sinyal yanabilir de, sönebilir de!!
Belki de Gülsen Hocam..dediğiniz gibi, o son kavşağın kesin kez nerde? ve ne zaman? olduğunu bilmemek!bilememek? bir şans!!!
Nişan yüzüklerimizi Cahit Külebi takmıştı...şiirler...saygı çerçevesinde yapılan şakalar ,espriler evde dolaşır dururdu.Babam egitimci ve edebiyatçıydı.Bir konuşmalarında,
"Allaha İnanmasam, Tesadüflere Allah derdim' demişti.Çok uzun bir sohbete daldıklarını çok iyi hatırlıyorum...
Bu hafızama adeta kazınan cümle,
'KAVŞAKLAR' adlı yazının başında John Cocteau 'nun cümlesiyle karşılaşınca,bu hafızamdan hiç silinmeyen,babamdan duyduğum anlamlı bir okadar da düşündürücü cümleyle örtüştüğünü görmek bana ayrı bir heyecan verdi..
Kanımca kavşaklar ve tesadüfler birbirini tamamlayan ikili...yaşamının akışını değiştiren her kavşak sonunda bir ''keşke'' ile pusuda beklese de.. Psikiyatr Irvin D Yalom "Staring at the sun" adlı kitabında insan hayatını değiştiren, etkiliyen önemli olaylara---olumlu veya olumsuz--- 'Awakening Points' diyor.. bence senin kavşaklardan söz ediyor.. Yani yaşam serüveninden..
İnsanın her kavşaktan sonra önünde kalan zaman birimini daha anlamlı ,daha değerli geçirmelerini öğütleyip,yollar gösteriyor.
Gülsen'im,gördüğün gibi senin 'Kavşaklar' beni bir hayli etkiledi ve bana bir takım çağrışımlar yaptırdı..
© 1999
Yorum Gönder