29 Haziran 2011 Çarşamba

YALNIZLIK..?


Ne çok şey yazılmıştır yalnızlık üstüne.. Şiirden tutun da fıkraya kadar.. düz yazıdan felsefeye kadar!!! Şimdi felsefe düz yazı değil mi diye aklınızdan geçen soruya kısa bir cevap vereyim .. Benim için felsefe eğri bir yazıdır.. Çünki, herkesin kendi yorumuna göre uydurup ahkâm kesmesinden belini doğrultamaz zavallı!!.. Neyse konu bu değil.. Allahtan ki değil!!! :)



Sedencik’in sayfasında okumuştum hem de defalarca.. diyordu ki :


İki türlü yalnızlık vardır.. - Seçilmiş yalnızlık - İtilmiş yalnızlık.. (Bu kategorilere herkesin kendi tabiri ile ekleyebileceği kafiyeli-kafiyesiz yalnızlık tanımlamaları vardır şüphesiz..)

Yalnız insan, ya, kendisiyle dosttur.. Ya kendisine düşman!…
Ya, zaten o kadar çoktur ki, başkasına ihtiyacı yoktur.. Ya  o kadar az, o kadar sığdır ki başkalarının ona ihtiyacı yoktur!..


Paul Auster diyor ki, “bir şeyi yanlış yere koyarsan, hâlâ koyduğun yerde durduğu halde sonsuza kadar kaybolabilir”…

ne … mış… ne… miş!!! .. Bana göre Hata, doğru zannedilen insanı, yanlış yere koymaktan kaynaklanmakta!..

O nedenle bulamıyor insan aradığını .. aradığında!

O nedenle, feleğini şaşırıp dünya değiştirmeye kalktığında bile, güneş şaşırıp battığı yerden doğmuyor!…

Yani, Hata, insanın kendisinde.. Yalnızlık,  ister seçilmiş, ister başka ....miş’li geçmişle anlatılır olsun, insanın yanlış yere koyduğunu, arayıp bulamadığı süreyi tek başına yaşamasıdır..






13 yorum:

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Her insan biraz yanlız değilmidir? öğretmenim. Çok kalabalıklarda bile yanlız ve yanlızken bile dolu dolu. Tamam şimdi diyeceksin ki benim yazdığımda bu:)
Haklısın işte bende bir iki satır yorumla katılayım dedim. Ayrıca felsefe konusunda da mutabıkız.
Sevgiler ve iyi geceler...

Adsız dedi ki...

şu araler yalnızlık.. ah beraberinde sessizlik de verilirse hele.. tadından yenmeyecek bir lezzet benim için =)..
armağan ..
lüks de bir de =)

sevgiler
atalet..

urcay dedi ki...

Sevgili Hocam,Yalnızlık arkasında bulunan iki nokta ve soru işareti
yerine ''Allaha mahsustur'' deseydiniz alttaki satırlar tamamen
patolojik durumları tartışmak zo-
runda kalacaktık ki bence normali
de budur.İnsan sosyal bir varlıktır
dolayısyla onu yalnız düşünmek ekstra bir durum veya mecburiyet
halinde katlanılacak bir durumdur.
Onu toplumbilimcilere ve psikiat-
ristlere bırakıp biz yine birbiri-
mize tahammül etmeye çalışıp bir-
likte sulh içinde yaşamaya gayret
edelim..Sevgi ve saygılarımla..

ali zafer sapci dedi ki...

Yine iyi bir konu, güzel düşünceler. Teşekkürler.

nihansu dedi ki...

Başlığı bile bana bir anda pekçok şarkıyı, şiiri, sözü hatırlattı.
Kısa ama vurgulu yazınız ise hala düşündürmeye devam ediyor. Eminim her okuyan kendini sorgulayacak, kendinden çokça şey bulabilecek.

Siz yalnız değilsiniz Mamyciğim...

Akgül Çubukçu dedi ki...

Öncelikle Allah kimseyi yalnız bırakmasın diyeyim Gülsen öğretmenim. Ama kalabalıktan, çok konuşmaktan hoşlanmayan biri olarak ben, sakin ve sınırlı sayıda insanla bir arada olmayı tercih etmişimdir hep. Zaman gelir yalnız ve kendi uğraşılarımla başbaşa kalmak isterim, hiç konuşmak gelmez içimden.

Bilmyorum, sanırım bende bir anormallik var. Öyle altın günleri, kabul günleri v.s. hiç bir zaman hayatımda olmadı benim. Çok da sağlıklı bir durum değil sanırım ama, bu da benim tercihim işte.

Yine de yazınızın konusu olan yalnızlıktan farklı bir durum anlattığım. Süreli yalnızlık olmasından dolayı tabi. Yoksa tamamen yapayalnız kalmak durumu değil şimdilik. Sonrasını bilemem tabi. Allah kimseyi yalnız ve çaresiz bırakmasın. Yalnızlık Allah'a mahsustur derler ya.

Daima sevdiklerinizle birlikte olmanızı diliyorum Gülsen öğretmenim. Sevgilerimle.

gülsen VAROL dedi ki...

TÜM CEVAPLAYAN, YORUMLAYAN VE YORUMLAYACAK OLAN ARKADAŞLARIMA SONSUZ TEŞEKKÜRLER..

ANCAK BİR SÖZ VARDIR,
"her subay karşısındakini emireri" ..
"her doktor karşısındakini hasta"..
ve "her öğretmen karşısındakini öğrenci zanneder.." DİYE!..
BİLMEM DUYMUŞ MUYDUNUZ??

YORUM, KONU İÇERİĞİ İLE İLGİLİ YAPILAN OLUMLU YA DA OLUMSUZ DÜŞÜNCELERE DENİR..
YAZILAN KONU İLE İLGİLİ AKIL VERMEK İSE BAŞKADIR..
O ZAMAN, YA OTURUP KENDİN AYNI KONUYU YAZACAKSIN
"Aha! bu böyle yazılır!" DİYECEKSİN...
YA DA TIP DİPLOMANI GÖSTERECEKSİN! :)))

Esin Bozdemir dedi ki...

Yalnızlığa çok farklı açılardan anlam yükleyebilmek mümkün gerçekten..."Değeri bilmeden yalnızlığından kurtulmak istiyorsan; kurtulsan da yalnızsın."demiş Aziz Nesin

insan ne istediğini bilemediğinde, sahip olduklarının da kıymetini bilemiyor!ya da her ne ise o istediği! o boşluğunu doldursun istiyor!..yani daha kendini tamamlamadan bir başkasının tamamlamasını beklemek sanırım en büyük hata!..o yüzden de aradığını bulamıyor..

Bir de Gülsen Hocam, sizin bahsettiğiniz gibi; doğru zannedilen insanı, yanlış yere koymaktan kaynaklanan hatalar var!.. O'nu tanıyamamak! bakmak ama görememekle de ilintili olmalı ki!..hüsranlığın ardından yaşanılan bedbaht bir yalnızlık olur!..

"Kendini yalnız hisseden kimse için her yer çöldür." demiş Anton Pavlovic Cehov

Gönüllü yalnızlık ise koskocaman bir dünyadır!..İtilmiş balon kalabalıklar yerine, zaman zaman seçilmiş yalnızlıkları tercih ederim ben...

Sevgi ve saygılarımla...

Antipatik Yazar dedi ki...

Brunch için tercih ettiğiniz güzel bir mekanda karnınızı doyuruken etrafı gözlerseniz, beş dakikalık rötorla geciken otobüs sebebiyle kalakaldığınız durakta yanınızda oturana bakarsanız ve birbirine karşı samimiyetsiz olan 5 arkadaşın sosyal paylaşım sitesine koymak için sarılıp fotoğraf çekilmelerinde bile görebilirsiniz yalnızlığı...
Etraf kalabalık, arkadaş çok....
Ama herkes yalnız...

NOT: UZUN BİR GİDİŞTİ BENİMKİSİ.. NİHAYET GERİ GELDİM...

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Bir şiirimde, "Sessizce bak, tek bakışta buluşalım, kalabalıklar içinde yüzyıllık yalnızlığımızı gözlerimizle konuşalım..." demişim.

Üretmek için yalnızlık vaz geçilmezim, sevmek içinse kalabalıklara karışmak...

Sevgilerimle sevgili Gülsen hocam..

tufan dedi ki...

Bazan okuyup sessizce gitmek gerekir,bende bu gün böyle yaptım.

Saygılar sevgiler.

ayferbilici dedi ki...

Hatta en başında..belki aradığımızı yanlış yere koyduğumuz anda başlıyordur yalnızlık..Belki de tek başına yaşanan o arama süresi tutsaklığın özgürlüğe dönüşüm gecesidir. Ağrılı sürecin sonunda yani aradığımızın aslında hiç bir yerde olmadığını anladığımız zamansa sabah olmaktadır.
Gecenin karanlık izi hiç silinmeyecek olsa da..tutsaklık sona ermiştir sonunda.

Zihnim dağınık. Yüreğim dar. Umarım demek istediğimi diyebilmişimdir.

nalan dedi ki...

Uydum Tufana,okudum ve kaçtım.Bu günlerde yine söyleyecek sözüm yok:)