29 Ağustos 2011 Pazartesi

NE GÜZELDİ (r) BAYRAMLAR!!..



Çan eğrisine hızlı giriş yaptığım (yoksa çıkış mı demeliyim?) şu arife gününde, aklıma şeker bile almak gelmediği için hayıflanırken, gelebilme ihtimali bile olmayanları hatırlayıp vazgeçtim üzülmekten..
Belki geçmişi, çocukluğumu, eski bayramları ve aile değerlerini bu kadar özlemle yâd edişim ondandır.. 
Yazılan bir yazı idi bugün yayınladığım.. okunan, beğenilen!..
Belki yeni okuyacak olanlar da beğenir diye düşündüm..:)) 
Her ne kadar benim için söylendiğini düşünsem de her günün bayram olduğunu;  yarın hepimizin ŞEKER BAYRAMI !.. 
ve 
30 Ağustos ZAFER BAYRAMI

KUTLU OLSUN..

Umarım, dinlemeniz ve dinlerken hiç bir şey düşünmeden, ya da düşünceler girdabında kaybolurken dinlenmeniz için sizlere bayram hediyesi olarak sunduğum müzik kutumu beğenirsiniz.. Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. :))

***


Yorganın altında terden sırsıklam olmuştu ama bu gece mutlaka muradına nail olmalıydı!! Yarın bayramdı çünki.. Ve akşam üstü babasının elleri kolları dolu olarak yokuştan yukarı çıktığını görmüştü. Hatta arkasından gelen, küfesi ve elleri dolup taşan bir de hamal vardı.. O an verdi kararını. Bu gece bulacaktı onları! Böylece kararını uygulamaya koyuldu. Akşam yemeğinden sonra yalancı esneme numaraları ile uzun uzun ağzını açıp açıp kapattı, gerindi ve “ben yatıyorum” diyerek bayramlık pabuçlarını göğsüne bastırıp üst kata çıktı..


Yatak odaları, aralarında sürgülü kapı olan iki oda idi. Birinde ortanca ablası ile en küçük kardeşi yatıyordu, diğerinde yani onun odasında da en büyük abla ile kendisi yatıyordu.. Halinden çok memnundu çünkü bazı geceler yine böyle uyku numarası yaptığı gecelerden birinde, annesi ile büyük ablasının dertleşmelerini dinlemiş ve büyük bir aşkın sırrını öğrenmişti.. Sonra yine annesinin fısıltıyla ablasına okuduğu kendisi için yasak bazı romanları yine böyle derin uyku taklidi ile başından sonuna kadar dinlemişti!. Zaten oradan aklına geldi bu gece de uyumuş numarası yapmak!.. Ta geçen bayramdan ahdı vardı zaten, sakladıklarını mutlaka bulacaktı!


El ayak çekilip, sokaktaki bekçi düdüğüne, odadaki derin nefes alışlar ve kısık horlamalar eklenince, gecenin sessizliği(!) tamamlanmış oldu. Yavaşça kalktı yatağından ve gıcırdayan merdiven basamağını atlayıp (ki bu gıcırtıyı da annesinin icat ettiğinden adı gibi emindi) basmadan aşağı kata indi. Aslında aklını kaçıracak kadar korkuyordu karanlıktan, hatta altına kaçıracak kadar!.

Ama gündüz provasını yapmıştı aklından.. Aradığı mutfakta olamazdı çünki bunu bir konuşmasında karıncalardan yakınan annesi ağzından kaçırmıştı. Geriye koskoca salon ve iki oda kalıyordu.. Gündüz, aile büyüklerinin kendisi ile ilgili “bu yine bişeyler plânlıyor ha, uslu hali pek hayra alâmet değil” diye fısıltı halinde aralarında konuşmalarını duyduğundan, dikkat çekmemek için hazırlık yapamamıştı.. Ama babası elleri kolları dolu geldiğinde annesinin bütün hane halkını “hadi herkes doğru terasa” diye yönlendirmesinden sonra, üst kata çıktığında kulak kesilmiş ve ayak seslerinden ve hışırtılardan, gidiş gelişlerin salonda yoğunlaştığını farketmişti. Onun için önce salondan başladı aramaya.. Yavaş yavaş büfenin kapaklarını açıp eli ile yokladı. Işığı açamazdı sokak lâmbalarının aydınlatması ile sadece bir şeye çarpmayacak kadar önünü görebiliyordu..
                   Henüz beş yaşındaydı ama neleri başarabileceği konusunda ebeveynleri bir karara varamamışlardı. Çünkü bildikleri, bilmediğini zannettiklerinden fazlaydı. Dolaplarda, çekmecelerde ve büfenin camsız bölmelerinde yoktu aradığı.. Yorulmuştu üstelik.. bir de nasıl uykusu gelmişti .. bakmadığı bir tek piyano kalmıştı. “daha neler” diye aklından geçirirken, annesinin “onların aklı ile düşünüp bazı şeylere karar veriyorum ” dediğini hatırladı.. O zaman, demek ki annesi aradıklarının piyanoda saklı olduğunu hiç düşünemeyeceğini zannetmişti!
                  Usulca piyanonun yanına gitti. Tuş kapağını açmadı çünki oraya mendil bile sığmazdı. Akort hocasının yaptıklarını hatırladı ve alt kapağın mandalını çevirdi. Az kalsın üstüne devrilen koca kapağın altında kalıyordu.. İşte o an biraz kaçırdı altına.. çünki korkmuştu canı da yanmıştı ama aradıklarını da bulmuştu..
               Bütün paketler buradaydı işte.. sıra sıra paketlerin içinde bonbonlar.. ezmeler.. çikolatalar.. bademli, fıstıklı, üzümlü, portakallı olanlar.. içi yumuşak özel minik kâğıt tabakları içindeki şokolatlar!!! Hepsini halının üstüne çıkarttı .. kesekâğıtlarını ve kutuların kapaklarını açıp yemeye başladı..

***

Boğazından sokulan bir cismin canını çok yakmasıyla bağırarak kendine geldiğinde, bembeyaz bir yerdeydi başında tanımadığı beyaz gömlekli bir adam vardı. Arkasında duran göremediği kişilere “ne verdiniz ne yaptınız bu çocuğa” diye bağırıyordu.. Annesinin sesini duydu, ağlamaktan kısılan sesiyle “iki kilo çikolata yemiş doktor” dedi.. İşte o an ağlamaya başladı ve ondan sonra da uzun bir süre susmadı.. Korkmuştu.. canı yanıyordu.. üzülmüştü.. ve utanmıştı!


Babası onu kucağında taşıyarak evlerine dönerken “bir musibet bin hayırdan evlâdır” diyerek karısına öğütler vermiş, ” bundan sonraki bayramlar böyle delilik yapıp şekerleri saklamaz hepsini ortada bırakırsın. Bilmez misin ki yasaktır arzuyu kamçılayan” demişti...


.. İki ay sonraki  kurban bayramında olacakları da bugünden tahmin etmesi mümkün değildi tabii..


18 yorum:

nalan dedi ki...

Tam bayramlık bir yazı olmuş,bayram şekeri,
şeker yasağım henüz bitmediğinden ağzımı yazın tatlandırdı.
Senin de bayramın kutlu olsun sevgili Gülsen Öğretmenim.

gülsen VAROL dedi ki...

Senin ve tüm yorum yapan, yapacak olan ve de yapmayan dostlarımın kutlu olsun bayramı..

***

Müzik kutusunun alt sağ taraftaki küçük mavi daireyi tıklayarak müziği değiştirip istediğinizi dinleyebiliyorsunuz..
Radyo gibi..kanal değiştirir gibi.. :))

ayferbilici dedi ki...

Annemin çocukluğuna, gençliğine dair özel hikâyeleri her dinleyişimde tuhaf bir huzur hissettiğimi hatırlıyorum.

Ayın bu karanlık sessizliğinde istedi mi aradığını bulan, tuttuğunu koparan küçük Gülsen'in macerasını okurken o tuhaf huzurla karşılaştım yine..Eşi olmayan anılarla yüklü o müzik eşliğinde.

İyi ki varsınız. Teşekkür ederim..
(Posta kutumdaki hediye için de ayrıca teşekkürler hocam. )

Her iki bayramımız da kutlu olsun hepimize.

Adsız dedi ki...

benim de vardı saklananları bulmak gibi bir becerim.. ama hiç hastanelik olmamıştım.. =)

iyi bayramlar olsun..
sevgiyle geçsin

atalet

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Eeee şimdi bayram şekeri yokmu? ben gelecektim, tabi hepsini beş yaşında bitirince kalırmı:))
Çifte bayramını içtenlikle kutlar, sımsıcak kucaklarım arkadaşım...

Adsız dedi ki...

Merhaba güzel kadın:)

Yarın bayram değil mi?Daha dün şekerler toplamak için, bayramlığımızı giymek için sabırsızca sabahları beklerken büyümüşüz, beklemez olmuşuz o sabahları.

ama ben yine de çok seviyorum ve bekliyorum.

Ellerinden öpüp, kocaman sarılmak istiyorum.Sarılmışım ve öpmüşüm gibi kabul et ve hisset olur mu?Çünkü gerçekten bunu isteyerek, hissederek yazdım.
İyi bayramlar güzel kadın.Sevdiklerinle huzurlu, mutlu bayramlar olsun.
Sevgiler.

NzlGl dedi ki...

Çok güzel müzik eşliğinde, harika bir hikaye.....
Kalbinize ,kaleminize sağlık.....
Şeker ve Zafer Bayramınız kutlu olsun....
sevgiler, hürmetler

JİVAGO dedi ki...

Bayramınızı en içten duygularımla kutluyorum hocam. O engin hafızanıza ve kişiliğinize hep hayranım...bizim için çok değerlisiniz!

Sevgi ve saygılarımla...

novella / विश्व dedi ki...

her bayram bir öncekini aratır mı diye düşünür oldum ben... dayım uzun zamandır yok, teyzemin gittiği de bir on yıl oldu. annaneli bayramlar çocukluk anılarım, dede ve babaanne ile olanlar da öyle. hayat akıp giderken bayramların da tadını tuzunu alıp da gidiyor gibi.
gönlünce, güldüğünce olsun bayramın. ellerinden öperim. bir de grisine hayran kaldığım saçlarınca örtülen alnından.

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Hocam, en önemlisini unutmuşum: "30 Ağustos Zafer Bayramı"mızı da kutlarım.
Sevgi ve saygılarımla..
jivago
(isterseniz linki değiştirebilirsinz)

ali zafer sapci dedi ki...

Güzel bayramlar dileriz. Sizi severek okuyoruz, dinliyoruz!

Akgül Çubukçu dedi ki...

Gülsen öğretmenim, bilinçaltımda çocukluğumdan kalan olumsuz anılar olduğundan mıdır nedir, ben bayramları hiç sevmem. Zaten sevecek ve sevinecek olsam, bana hergün bayram. O yüzden bayramı beklememe gerek yok. :))

Bayramı, bayram gibi gerçek anlamıyla kutlayıp mutlu olmanızı diliyorum. Hem 30 Ağustos, hem Şeker bayramınız kutlu olsun öğretmenim...
Saygı ve sevgilerimle.

Arzu Sarıyer dedi ki...

Sevgili öğretmenim tekrar tekrar okumak çok güzel bu güzel anıları...Müzikler de harika,çok teşekkürler.Her iki bayramı en içten duygularımla kutlar,nice güzel bayramlar dilerim.Selam ve sevgilerimle Canım öğretmenim...

nihansu dedi ki...

Şeker tadında bir anı bu, hani her okunduğunda ya da her dinlendiğinde yine o tatlı tadı bırakan türden...
Bayramları seviyorum, hala o çocuksu heyecanları da...

Bu kez hem Zafer Bayramı'nızı hem de Şeker Bayramı'nızı tüm kalbimle kutluyorum, nice şeker tadında bayramlara...

tufan dedi ki...

Ne çok gülümsedim satır aralarında, kendi muzurluklarım geçti gözlerimin önünden,teşekkürler ediyorum sevgili hocam,mutlu bayramlar diliyorum size ve tüm dostlara şeker tadında...

Zafer bayramının güzel çoşkusunda, yüreğim buruk ama bedenim dim dik yeni zaferler görme umuduyla Zafer bayramımız kutlu olsun..

Saygılar sevgiler..

Banuca dedi ki...

Soluğumu tutarak okudum inan ki...
Öyle güzel anlatıyorsun ki, insan kendinden birşeyler buluveriyor, kendi yaptıklarımı hatırladım tabii :) Ama diğerleri gibi onu da sen gelince anlatacağım, biriktiriyorum görüyorsun, yoracağım seni, bir sen anlatacaksın, bir ben :)
Mutlu Bayramlar Gülsen'im, sakın yanlızlık hissetme, bak buralarda bir sürü dostun var, bilgisayarını açar açmaz sana misafir olacak :)

Akgül Çubukçu dedi ki...

Bayram fobimin acelesiyle yazdığım yorumumda, asıl önemli ayrıntıları atlamıştım. Büyük haksızlık! Geri dönüp eksik bıraktıklarımı tamamlayayım izninizle.

1)Müzik kutunuz müthiş, tam size yakışan özellikler taşıyan bir eklenti. Harika olmuş. Bloğunuzda ziyaretçilerinize gerçek bir ziyafet çekiyorsunuz adeta. Hem müzikle, hem yazılarınızla, hem de görsel olarak.

2)Çocukluk anılarınıza hayranım. O küçük yaşlarınızdaki anılarınızı, bu kadar ayrıntılı nasıl hatırlayabildiğiniz konusu da inanılmaz şaşırtıcı benim için. Ama en güzeli de o müthiş üslubunuz. Keyifle okuduğum, kendimi kaptırıp gittiğim anlatımınız. Çok ama çok güzel. Tekrar bayramınız kutlu olsun Gülsen öğretmenim. Sevgilerimle.

Esin Bozdemir dedi ki...

Sevgili Gülsen Hocam,
Her anınızı okurken o anlarınızın gizemini, yoğun duygularınızı, düşe yoran ve gün ışığına yansıyan sırlarınıza eriyormuşçasına büyük bir keyifle ve merakla okuyorum ve elbette düşünürken sorguluyor aynı zaman da bana verdiği dersleri de beynime nakış gibi işliyorum...:)

İyi ki varsınız Gülsen Hocam...

Şeker Bayramınızı eç içten duygularımla kutluyor, sağlık ve esenlikler diliyorum...

not: yaklaşık bir haftadır 'bayram dolayısı ile' şehir dışındayız bu yüzden int.e aktif giremiyorum..döndüğümüzde ilk fırsatta son yazılarınızı tekrar okuyacak ve her zaman ki gibi yazı-yorum ve gecikmesiz yanıtlarım olacaktır...

Sımsıcak sevgilerimi gönderiyor, ellerinizden ve tatlı yanaklarınızdan öpüyorum Gülsen Hocam...

Sevgi, saygı ve esenlikler diliyorum...