8 Şubat 2012 Çarşamba

yumuşak hüzünler..


Bazı sesler, dayanılmaz bir hüzne sürükler beni.
İzahı ve sebebi yoktur.. aramadım da zaten.. Sadece o sesin yumuşak, sebepsiz hüznüne bırakıveririm kendimi.. Saçma ya da gereksiz bulunabilir ama ben seviyorum o hüzünlerimi..
Belki de kış geceleri, burnunu cama dayayıp evin güvencesi içince rahat rahat sokağın gölgeleri uzayan ürkütücü karanlık görüntüsünü seyreden çocukluğumu hatırladığımdan..
O nedenle belki de, ne zaman ağlar gibi çook uzaklardan gelen bozacının sesini duysam, daha bozacı yaklaşmadan, hüznüm bir koşu gelip kuruluverir yüreğime.. Çocukken de böyle olurdu.. o bozacının sesi ile hareketlenen ev sakinlerine bakıp, o ağlayan çocuğun yardımına koşuyorlar zannederdim.. Daha sonra onun elindekileri alıp eve geldiklerini düşündüğüm için mi bilmem, bozayı hiç sevemedim..


Ya da ne vakit bir tren düdüğünün sesi
ulaşsa kulağıma.. içindekilerin hepsinden ayrılmışım gibi hüzünlenirim… ya da her biri ayrı ayrı beni bırakmış gibi!… İlk evden ayrılışım gelir aklıma.. hürriyet zannettiğim boşluğa attığım ilk adımın beni hasret kuyularında büyüteceğini bilmediğimden mi acaba, hep beni alıp götürdüğünü evimden ayırdığını düşünüp hüzünlenirim..






Çok boğuk çok derinden ve uzaklardan gelen kısa peşpeşe çalan bir vapur düdüğünün sesini duyduğumda da, en derin uykumda bile olsam, anlarım ki sis çökmüştür denize.. yolunu şaşırmaktan korkan, bulmaya çalışan, çarpmamak için kısık çığlığı ile ikaz edip yardım isteyen gemilerin içinde buluveririm kendimi o sesle beraber.. yine hüzünlenirim..

 Bu gece, ilk defa.. bu üç sesi aynı anda duydum.. evimin sağ tarafında uzaktan karşısı Haydarpaşa garı.. sol tarafında da Kadıköy iskelesi var.. Üstelik kar var sonra sis var..
Bozacı .. vapur ve tren ..

Üçü birleşince mi acaba hüzün sertleşip dayanılır olmaktan çıktı?











25 yorum:

ayferbilici dedi ki...

80’li yılların ortalarına kadar Haydarpaşa’nın sesini biz de duyardık evimizden..Trenlerin hüzün dolu çığlıklarını duydukça
ben de yolcu vagonlarının birinde yerimi alır, pencereden hızla akan manzarayı izler, rüyalarıma dalardım.
Sis düdükleri ise..hayatımın çok önemli bir kesitinde hüzün, endişe ve özlem yüklü etnik bir ezgiydi benim için..Hâlâ da öyle.

Çocukluğumdaki tatlı anıların hatırına olsa gerek bozacının sesini uzaktan hoş bulurum diyebilirim. Ama bozacı gecenin sessizliğinde kapısı açık balkonun altında durup uzata uzata İnletiyorsa eğer ortalığı, hiç acımam kaparım pencereleri kapıyı:)

Hüzünlerini seven başka birinin daha olduğunu bilmeniz, hüzünlerinizin ağırlığını hafifletmeye yeter miydi acaba? Hele bu başka biri sizi ve hüzünlerinizi sevdiğini söylüyorsa:)

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Sözcüklerinin satırlarına yansıması da beni hüzünlendirdi.
Çok sevdiğim ve aynı hüznü duyduğum seslerdir.
"yoğurtçu" öbür sesleri ara ara duysakta ben yoğurtçuların bağırışlarını özledim. belkide bunun sebebi en güzel elbisemin yoğurtçudan aldığım yoğurt tabağının tamamının üstüme dökülmesidir.
Tren sesleri de "yoğurtçu" gibi tarihe girmeye hazırlanıyor. O günkü gibi bu günde hüzün veren sesler gitgide yerini sinir veren seslere bırakması da ayrı bir acı.

gülsen VAROL dedi ki...

Moral verdi yorumun bana sevgili Lodoscum..Bence her insan sevmeli hüzünlerini.. güzel anılar hatırlanınca, kaybedilen değerler akla gelince, ya da yaşandığı süre içinde farkedilmeyenler yok olunca yerleşip mekan tutar insanın yüreğini "hüzün".

gülsen VAROL dedi ki...

Senin sessiz kaldığın süreci çok net farkedenler içindeyim sevgili Nur'um.. ancak, aynı dönemlerde sükutu tercih edişimiz ya da mecbur kalışımız, arayamayışı meşru kılıyor..
Hüzünlerini sevmeyenlerin, sevinçlerinin kıymetini bilebileceğini zannetmiyorum ben..

Ecehan dedi ki...

Kocayüreklim,
Biliyor musun ben bu üç sesi de hiç duymadım. Keşke duysaydım ve ardından hüzünleydim de. Bana mı öyle gelir bilmiyorum ama hüznün içinde ılık ılık ama buruk bir gülümseme bulurum hep. Sanırım böyle düşündüğümden, hüzün kokan her şeyi çok severim. "Bir zamanların" delice mutluluklarını bulurum onda.
Kocaman sevgilerimle,

gülsen VAROL dedi ki...

Doğru teşhis!!! yani hüznün içinde buldukların.. ama eksik!! :) delice mutlulukların, peşinden koşturup gelen pişmanlıkları saymamışsın!! Ya da "keşke"
sandığına tıkılanları!! :)
Bana hüzün veren bu üç sesi hiç duymayışın olsun yaşamındaki eksiklik sevgili eceleriminecesi..

Arzu Sarıyer dedi ki...

Bozacıyı hiç duymadım Sevgili Öğretmenim ama tren ve vapur...çok hüzün...En çok Zeki müren'den dinlemiyi sevdiğim şarkı"Sorma ne haldeyim" anımsar dalar giderim.

gülsen VAROL dedi ki...

keşke sorulsa ne halde olunduğu sevgili Arzu'm belki o zaman hüzün olmaktan çıkar..
Egede bozacı bilinmiyor anladığım kadarıyla.. :)

beenmaya dedi ki...

her sesin bir hikayesi var öyle değil mi? ve her hikayenin de içimize kazınıp kalan bir hüznü...

hüzünler belki de hikayelerin en önemli şahidi kimbilir...

gülsen VAROL dedi ki...

Çok hoşuma gitti tarifin.. hep öyle kalsın dilerim sevgili Beenmaya.. yani hep hikâyelerin şahidi olarak kalsın hüzünler.. Gerçeklerin şahidi olunca, dert oluyor adı çünki..

Defne Soysal dedi ki...

Siz yazınca hatırladım bende çocukluğumdan gelen seslerin benzerlerini. Neden, treninraylarda çıkardığısesin, horozun,bekçinin, simitçinin,patates soğancının, vapur düdüğünün bende yarattığı hissiyatı düşündüm. Hep sizin yazdığınız sebeplerden. Ne güzel yazmışsınız. Şimdi sıra kokularda. Hangi kokular size hangi hissi çağırıştırır? bu konuda bir blog yazısıo sizin kaleminizden ne güzel olurdu...

NzlGl dedi ki...

''güzel anılar hatırlanınca, kaybedilen değerler akla gelince, ya da yaşandığı süre içinde farkedilmeyenler yok olunca yerleşip mekan tutar insanın yüreğini "hüzün''

Sevgili Gülsen hocam bu kadar güzel cevabınızın üzerine ne söyleyebilirim ki noktasına kadar katılmaktan başka...



Umarım omuzunuz daha iyidir:) tekrar geçmiş olsun.
SEvgiler

gülsen VAROL dedi ki...

sanmıyorum sevgili Defne.. yani güzel olacağını.. Kokulara karşı allerjim olduğundandır belki.. belki de yönlendirilmeyi sevmediğimdendir :)

gülsen VAROL dedi ki...

alıştık birbirimize sevgili Nazlı'm.. omuzum ağrıya, ben ağrıyan omuza!!
keşke hep güzel anılarla anılsa hüzün.. ve ecehanın dediği gibi buruk bir gülümsemeyle hatırlansa..

rakiip dedi ki...

Sevgili gülsen hocam bir duygu ancak bu kadar güzel anlatılabilir.
yüreğine sağlık.anladığım kadarıylada yeldeğirmeninde oturuyorsun,haftanın üç günü oraya uğrarım hep.belki bir gün size tesadüf ederim umuduyla bakınıp duracağım.:)

gülsen VAROL dedi ki...

duygular güzel olunca anlatmakta zorlanmıyor kalem sevgili Hüseyin ustacım. Sen de bunu bilen usta kalemlerdensin..
Her ne kadar bir Don Kişot ruhu taşıyor olsam da,Yeldeğirmeni'nde oturmuyorum :)) ama sen yine de bakın etrafına..

Defne Soysal dedi ki...

Sevgili Ypraklar, yönlendirme olarak almanıza üzülürüm. Sadece öneriydi. Ben müsait olunca yazarım siz okursunuz o zaman.

nihansu dedi ki...

Okurken "Aaa işte ben, bu benim" dedim çoğu yerde. Bunca benzerlik mi böyle dedirtti bana yoksa herkesin yaşadığı bu tür duygulara sizin tercüman oluşunuz mu karar veremedim.
Bozacı sesini Ankara'ya geldiğimde duymuştum ilk ve ne olduğunu anlamaya çalışmıştım uzun süre. Ama çocukluğuma dair en belirgin ses, tren garına yakın olan Samsun'daki evimizden duyulan tren düdükleriydi.
Bu sesler insanı çocukluğuna götürdüğü için mi hüzün verir? Hani o, anayurdumuz denilen çocukluğumuza? Böyle bile olsa hüzünlerimi de seviyorum, onların bana anımsattıklarını da...

gülsen VAROL dedi ki...

Bir sebep oluşturur belki benim bu samimi kendimi anlatan ifadem sevgili Defne.. Bir başlangıç olmasa da güzel yazılarına, tarz değişikliğine sebep olur fena mı?
Bu arada ailenizde Muzaffer Soysal/Cavidan Soysal var mı diye merak ettim.. Ablamdır sorduğum kişi.. İster misin bir de akraba olalım??? :)))

gülsen VAROL dedi ki...

Böyle düşünmesen şaşardım zaten Nihan'ım.. Duyguların yazılı ifade edilişi, zaman ve yer farkı ile zaten herkes adına yazılan yazılar gibidir.. Bu nedenle bilirim ki ve inanırm ki beni okuyan ve de anlayan insanın duygu dünyası zengindir. Ve... Samsun garı!!.. beni alıp götüren ve de bir daha geri getirmeyen kara tren!!

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Bozacı.. vapur ve tren.. eskinin o
güzelliğini arayan ve onlarla geçmişe
uzun yolculuğa çıkan bizlere; biraz hüzün, biraz geçmişin o ıssız yalnızlığı, yatılı okulun kirli gri duvarlarının yansıması, ve bunun gibi karmaşık duygular yaratmasının hüznünü ben de severim sevgili Gülsen hocam.

Şimdiki şanssız neslin böyle hüzünleri olmadığı için onlara üzülüyorum. Sanki hepsi altın kafesin içinde mutlu olduğunu sanan soluk benizli mutsuz çocuklar gibi...

Hüzün ve acılardır ki insanı güçlü,
duygusal kılar...

Bu duygu yüklü yazılarınızı özlemiştik, evet, duygu yüklü...

Sevgi ve dostluklarımla

gülsen VAROL dedi ki...

"soluk benizli mutsuz insanlar" .. sevdim bu teşbihi sevgili Mehmet. arada kullanabilirim bilesin!
Güçlü olmasaydım keşke dediğim günlerin sayısı öyle çok ki hangi nesil daha şanslı bilemiyorum..

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Ne büyük bir erdemdir, "güçlü olup",
güçsüzü ezmemek...elinden tutabilmek.
İşte siz gibi...diğer konuya gelirsek
"telif hakkımı" alırım, haberiniz ola.:)

Akgül Çubukçu dedi ki...

Haydarpaşa garı ve tren düdükleri çocukluğumun en eski anıları belki de. Haydarpaşa garından trenlerin artık kalkmayacağını(en azından söylendiği kadarıyla 2 yıl) duyduğumda ağlamaklı oldum, hüzünlerin derinliğine düştüm sanki. Neden bu kadar üzüldüm acaba? Çocukluğumun içinde geçtiği garı kaybediş duygusu mu, bu derece hüzünlendiren beni, bilemiyorum.

Vapurların sis düdükleri, halâ derinden derinden gelir geceleri kulağıma. Gece olup, şehrin sesleri uykuya daldığında, sis de varsa eğer vapur düdüklerini uzun bir süre dinler, kaptanın halini hayal etmeye çalışırım.

Bozacı; Halâ çok ender de olsa (zamanda yolunu şaşırıp geçmişten günümüze düşmüş gibi adeta) geceleri sokakta bağırışını duyuyorum. Bozaaaaa! Bu ses de beni çoook eskilere götürüyor. Annemin bozacıyı çağırıp da kapıda boza aldığı eski günlere... Şimdi boza pet şişelere konmuş biçimde her yerde satılıyor, o eski bozacılar da tarihin tozlu yaprakları arasına gömülecek artık korkarım ki... Ama nedense son ikisi bana Tren düdükleri kadar derin hüzün vermiyor.

Çok güzel bir yazıydı Gülsen hocam, içindeki duyguları hissetmek çok etkiledi beni.

gülsen VAROL dedi ki...

Önce hoşgeldin demeliyim.. Roma'dan sonra romansı yazılar pek hoşuna gitmeyebilir sevgili anjelikam..Bu yazıyı yazdığım gece Haydarpaşa'dan son tren seferleri yapılmış o nedenle belkide veda düdüğünü uzun uzun çaldı her biri..
Yeri çoktan satıldı arkadaşım..