1 Nisan 2012 Pazar

SADAKAT..

Herkes bildiğini zanneder sadakat duygusunu. Hatta bilâistisna herkes bu duyguya en çok kendisinin sahip olduğu konusunda iddialıdır.. Oysa hiç birimiz bir köpek kadar bile sadakatin ne olduğunu bilemediğimizi bilmeyiz!
Ve ne yazık ki tıpkı "nefret" kelimesi gibi "sadakat" kelimesi de “aşk” kelimesi ile beraber düşünülerek yazılır… Yani ”Sadakat” aşk için geçerlidir veya aşk içinde var olması gerekmektedir diye düşünülür genelde.. Tıpkı yine yanlış algılanan ve aşk içinde olmazsa olmaz kabul edilen “gurur” gibi..
Bütün bu hatalı konuşlandırılan kelimelerin hatalı olup olmadığını anlayabilmek için “Aşk” ı bilmek ve yaşamak gerekmekte..
Eminim herkes kendince bir defa veya defalarca yaşamıştır bu duyguyu, en azından yaşadığını zannetmektedir.. :)
Halbuki “aşk” sadece karşı cinstekilerle, veya (mümkün olmasa da) aynı kişiyle yaşanan bir duygu değildir.. böyle düşünülürse, aşk denen ve sonu olmayan o deryaya, o duyguya hem haksızlık, hem de hakaret edilmiş olur..

Aşk adı verilen duygu, “kişi” olmadan da yaşanabilen bir lûtuftur çünki..
Çünki AŞK mutlaka bir kişi' ye duyulması gereken bir his değildir.. O nedenle ister bir karşı cinse, ister tanrıya, ister doğaya, ister ailesine isterse vatanına bayrağına aşık olsun insan, o aşkı tek başına yaşayabilir,.. büyütebilir, .. çoğaltabilir,.. hatta yok edip öldürebilir! ..

Ya da, iki kişi aşk yaşadığını farzedip tüketinceye kadar kullanabilir!.

Sonra kişiler değişir.. ortamlar ve zaman değişir..  
Ama o duygunun adı hep “aşk” olarak kalır..

Halbuki, aynı insana, yani tek kişiye karşı duyulan ve hiç değişmeyen duygunun adı “sadakat”tir. “O” ya vardır, ya da yoktur!..
Ne adı değişir, ne de o duygunun lâyık bulunduğu..


Sadakat asil duygudur.. Yürekte yerleşse de Anavatanı insanın beynidir.. Orada varolur,  ya da olmaz!.. Sadakat, hiç eksilmeyen bir iç huzurudur aynı zamanda ve insanın kendisine olan saygısını arttırır.


Ancak, yazımın başında da dediğim gibi, sadakat nedir sorusuna dürüstçe cevap verebilenler için geçerli olur bu huzur..Çünki ancak realizmi ve romantizmi eşit ölçüde bünyesinde barındıran kişi hem akıllıdır hem de huzurludur..

Sadakatin ne olduğunu bilebilmek için de, ihanetin ne olmadığını bilmek gerekir önce .. ve Bence!


Yanılabilirim… doğrusu budur gibi bir iddiam da yok.. Zira herkes kendi kişiliğine yakışan ve o kişiliği yansıtan uslûbu ile konuşur veya yazar hatta düşünür!!

Beni sınırlayan, önemsiyorsam eğer o kişiyi, karşımdakinin sınırlarıdır.
O sınırlara isyan ettiğim zamanlarda bile  sınır koyanlara saygılı olmaya çalışırım. Kendime hiç sınır koymadığım için mi acaba o sınırları ihlâl ve de inkâr edenler olur?

Bu yüzdendir “nisyân”a isyanım!





31 yorum:

nalan dedi ki...

''Bu yüzdendir “nisyân”a isyanım!''

Çok beğendim,benim olsun mu?

Asortik Krep dedi ki...

Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi... :))

gülsen VAROL dedi ki...

Olmasın sevgili Nalân!!...
Unutuluşa isyanı tatmanı istemediğimden..

gülsen VAROL dedi ki...

Hayâl gücünü susturup, tecrübeyi konuşturduğumdan olabilir sevgili asortik krepim..

ali zafer sapci dedi ki...

"Sadakat, asil duygudur, yüreğe yerleşse de anavatanı beyindir"
Vefa da öyle değil mi!
İyi pazarlar.

gülsen VAROL dedi ki...

"vefalı" "sadık" "hakikatli".. birbirlerine bağlı yürek komşularıdır zaten sevgili Alizafer..

nihansu dedi ki...

Kişi kendi içinde kendi duygularına sadıksa veya onlara tüm gücüyle sahip çıkabiliyorsa en büyük dürüstlüğü de başkasına değil yine kendisine göstermiş olur. Dolayısıyla sadakatin de kişinin kendi iç algıları ölçüsünde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu karşımızdaki kişi/ye/lere uymayabilir. Sanırım isyanlar da bu noktada başlıyor.

Çok düşündüren bir kez daha bir kez daha okutturan bir Pazar yazısı...

gülsen VAROL dedi ki...

BEN DE CEVAPLAMADAN ÖNCE, HATAYA DÜŞMEMEK İÇİN, SENİN YORUMUNU BİR KERE DAHA BİR KERE DAHA OKUDUM SEVGİLİ NİHAN'IM.. AMA SENİN TENAKUZA DÜŞTÜĞÜN FİKRİNİ DEĞİŞTİREMEDİM..

DÜRÜSTLÜK, ZATEN İNSANIN KENDİ BENLİĞİNDEKİ DOĞAL ELBİSEDİR. BİR ERDEM DEĞİLDİR.. MEZİYET HİÇ DEĞİLDİR.. SADECE SAHİP OLUNMASI DOĞAL OLAN, SAHİP OLUNMASI GEREKEN BİR TAŞINMAZ MÜLKTÜR!!

KONU ZATEN "BAŞKASI" DEĞİLDİR.. YANİ BAŞKASI GÖRSE DE GÖRMESE DE ÖNEMİ YOKTUR..

Arzu Sarıyer dedi ki...

İyi pazarlar Sevgili Öğretmenim; okudum ,düşündüm ...Her insan kendinde sadakat duygusunu taşıdığı içi huzurlu .İhanet nerede? Ben bunu ararım ;sadık olan iç huzurlu ise ihanet eden iç huzursuzluğunu gösterebiliyor mu?...

gülsen VAROL dedi ki...

SEVGİLİ ARZU... SADAKATİN ZIT ANLAMI MUTLAKA "İHANET" OLMAK ZORUNDA DEĞİL.. BİR TEZ KONUSUDUR BU.. BİR İNSAN PEK ÇOK DEĞERLERE SADIK KALMADAN AMA BİR İNSANA VEYA KENDİSİNE DE İHANET ETMEDEN YAŞAYABİLİR.. BU, ONUN HUZURLU YAŞADIĞI ANLAMINI TAŞIMASA DA HUZURSUZ DA OLMAYABİLİR.. ALIŞKANLIK BENCE DUYGULARA VURULAN EN BÜYÜK İHANETTİR ZATEN..

YANİ, SADAKATİN YAPIŞIK İKİZİ İHANET DEĞİLDİR.. TIPKI AŞK ve NEFRET'İN DE OLMADIĞI GİBİ..

Adsız dedi ki...

Sadakatin ne olduğunu iyi bildiğimizi sanırız.Ancak bunu en iyi bize sadık kalacağını düşündüğümüz insanların bize attığı kazıklarla öğreniriz.Bu illa sevgilimiz olmaz elbet.Bazen yakın bir dostumuz en ihtiyacımız olan anda yoktur durması gereken noktada. Çok ufak ipuçları anlamak için yeterlidir aslında. Anlamamazlıktan geliriz. Ta ki o en zor an kadar.

gülsen VAROL dedi ki...

Ve ne olur bilir misin sevgili ruhgezgini, yaşamımızda defalaca "o en zor an" ları yaşasak da, o ipuçlarının ucunu bırakıveririz gönüllü olarak !! ..
Öğrenmenin yaşı yok deniyor ya hani, aslında öğrenememenin yaşı yok!

nalan dedi ki...

Tatmamak mümkün mü öğretmenim,hem de ne biçim:((

nalan dedi ki...

''Öğrenmenin yaşı yok deniyor ya hani, aslında öğrenememenin yaşı yok!''
Evet öğrenememenin yaşı yok:(

gülsen VAROL dedi ki...

Bir efkârlı gecede kafanda cirit atan anılarla boğuşmaktasın Nalân hocam.. keşke yanımda olsaydın.. dinlerdim seni... anlardım!

Esin Bozdemir dedi ki...

tekrar tekrar okudum Gülsen Hocam "Sadakat" a ve diğer yürek komşularına dair düşüncelerinize ve her birine katılıyorum..

Ama benim de en çok altını çizdiğim "Sadakat'in asil bir duygu olduğu düşüncesine yürekten katıldığımdır!..Yürek(ğim) hep yeşertir o duyguyu ve beyin(nim) daima onaylar!.Kişinin dünyaya bakışı, hayatı yorumlayışı ve erdemleri ile de ilintili (göreceli!) olarak "sadakatin ne olduğu kadar! ne olmadığına!" dair düşünceleri de ya sığdır yada derindir!..(çoğu insan da sadakatin ne olmadığını! bilemeyişi sırf bu yüzdendir!)

gerçek sadakat! gerçek vefa!..eşdaş ya da yakın düşünce de birbirine bakabilenler de bir şey ifade edebilir!..ve her koşulda ve ortamda paylaşmanın da ne olduğunu öğretir insana bir anlamda!..tersi ise zaten (dünya görüşü, doğuştan gelen bir asalet vs!!) yok ise tüm bunlar...diğer değerler de yoktur!..

Gülsen Hocam yine ne kadar düşündüren ve öğreten bir yazı kaleme almışsınız...sayenizde duyduğum ama anlamını tam olarak bilmediğim bazı kelimeleri de öğreniyorum :)bunun için ayrıca teşekkür ederim...

Güneşli günleriniz olsun, iyi haftalar dilerim...sevgilerimle...

gülsen VAROL dedi ki...

Okuduğu bir yazı hakkında bir fikir yürütebilen insana hayranım.. Bazı özel tipler(!) in sadece tenkit etmek için klavyeyi kullanmasına bu nedenle gıcığım.. Yerine göre, şu an olduğu gibi argo konuşabilsem de, yerine göre anlamını genç neslin bilmediği kelimeler kullanmak (ki bunu zaman zaman kasıtlı olarak yapmaktayım) hem o kelimenin kulaktaki tınısının oraya cuk oturduğuna inandığımdan, hem de senin gibi aç beyinlere sahip olanlara bir (eski) ama eskimeyen kelime öğretmek istediğimden.

Okunan bir yazı kadar o yazıya yapılan yorumların da eksik fikir tamamlaması, farklı fikirleri sunması ve o yazıyı daha ilginç kılması açısından çok önemsiyorum.. Ben de sana teşekkür ederim güzel sarışınım.. :))

GÜVEN SERİN dedi ki...

Bazen gökyüzü, bazen büyük dağların yamaçlarındaki yeşil çılgınlık coşturur insanı. Hele bir de yazınızda geçen realizm ile romantizm insan beyninde yoğrulmuş ona rehberlik ediyorsa; edebiyatın içinden seçeceğiniz herhagni bir sesleniş bile size yol gösteremeye bilir. Coşmuş,yükselmiş,alçalmış aynı zamanda değişimin yüce duygusunu hissetmişsinizdir...

Yine öyle bir coşku ve hissediş ile böyle özel bir konuya ve böyle hassas incelikleri sınırları olan "sadakat" anlayışına büyük bir ustanın titizliği ile dokunmanız ; "muhteşem"
Ellerim acıyana kadar alkışlıyorum...

gülsen VAROL dedi ki...

O büyük dağların yamaçlarını iyi bilen biri olarak güzel bir esinti bırakmışsın sayfama yorum olarak sevgili Güven..
Güzel ifadenin, (adıyla müsemma bir insan olduğunu bildiğimden) ruhumu okşamasına izin verdim..

ayferbilici dedi ki...

İnsanın herhangi bir insana, canlıya, bir değere ya da bir nesneye bağlanması ve bu bağlılığını sürdürmesi sanırım bilinçsizce ve hesapsızca yapılmış seçimlere dayanmakta. Seçimler dediğim, burada içeridendir, kendisindendir insanın.. Ve böyle bir bağlılık haslettir.
Bana kalırsa sadakatin asaleti işte tam burada. Belki kişi kendinde eksikliğini hisseder de arttırmak için çaba gösterir onu bilemem, ama varlığı müthiş etkiler doğurur da, onun azı “yok”tur.

Siz dopdolu anlatmışsınız. Ama sözlerinizin bendeki yansımasını paylaşmak istedim.

gülsen VAROL dedi ki...

Zaten güzel olan, okuyanın düşünce aynasından yansıyanlar..
Etkisi, olumsuz bulunan tarafları veya hoşa giden yönleri ile..
İşte o zaman DOPDOLU olur anlatmaya çalıştıklarım sevgili Lodoscum.

tufan dedi ki...

Özellikle son yıllarda kendimle öylesine huzurluyum ki, arınmış gibi hissediyorum adeta..

Yazınızı okuyunca, aşk duyduğum her türlü olguya, onlarca yıldır büyük haksızlıklar etmişim..

Lutfuna mazhar olduğum her olgudan af dilemek beni bağışlatır mı bilmiyorum ama, en azından ruhuma sadakatimi koruyorum, çünkü bana bu huzuru yaşatan o sevgili hocam...

Saygılar sevgiler...

NzlGl dedi ki...

Sevgili Gülsen hocam
yine birkaç kez okudum yazınızı. Etkilenmemek, düşünmemek, düşündükçe senelerce yanlış algıladıklarımızı bulmamak mümkün değil.
Yeni pencereler açtınız düşüncelerimize.....Ama;
beni en çok etkileyen, en sevdiğim ve gerçek olduğuna can-ı gönülden inandığım paragraf:



''Sadakat asil duygudur.. Yürekte yerleşse de Anavatanı insanın beynidir.. Orada varolur, ya da olmaz!.. Sadakat, hiç eksilmeyen bir iç huzurudur aynı zamanda ve insanın kendisine olan saygısını arttırır''


bu oldu....

sevgi ve saygıyla....

gülsen VAROL dedi ki...

Sanal denen uçuk alemde kalmadığına, gerçek çehresi ile tanıyabildiğime sevindiğim insanların başında gelmektesin sevgili Tufan..
Sende etrafına huzur yayan bir esinti var çünki.. Öğretmen evinin kapısından girdiğinde seni gördüğüm an yüreğime yerleşen bu huzurda hiç eksilme olmadı..
Dostlarına ve her bir aile bireyine tek tek gösterdiğin sadakatin önünde saygıyla eğiliyorum..

gülsen VAROL dedi ki...

Ne mutlu bana.. gerçekten ne mutlu!! Penceresinden farklı görüntüleri seyrettiğim ve gerçek olarak tanımakta acele ettiğim bir insanın düşünce ufkunda yeni pencereler açabilmek.. bunu duymak, ne doyumsuz bir haz anlatamam sevgili Nazlım..

rakiip dedi ki...

Usta bu aralar hızına ve derslerine yetişmekte zorluk çekiyorum:))Sadakat için şöylede söyleyebilirmiyiz.İnsanın kendi beyninde oluşturduğu karaktere bağlı kalmasıdır.!

gülsen VAROL dedi ki...

Pek "evet" diyemeyeceğim soruna sevgili ustacım.. "insanın kendi oluşturduğu" sözünü benimseyemedim nedense.. düşün bak bir mollanın, bir din tacirinin, ya da hayata free takılan bir kadının, kendi beyninde oluşturduğu karaktere bağlı kalmasının "sadakat" le bir ilgisi olabilir mi?? :))

rakiip dedi ki...

Onlarında sadakatla bağlandıkları bir şeyler mutlaka vardır.bizim sadakatımız onlarınkinden farklı olsa bile.bir cellat baltasına sadakatla bağlıdır.!

gülsen VAROL dedi ki...

ben kelimelerin sustuğu yerdeyim USTA.. gerçekten!

rakiip dedi ki...

Sevgili gülsen hocam bir şeyi anlamakta zorluk çekiyorsam muhtemelen o şeyin içeriğini tam olarak kavrayamadığımdan yada nacizane beynimde soru işareti yarattığındandır.ve tamamen bana ait düşüncelerimin doğru olduğunu iddada etmiyorum bu kavrama yeteneği eksik beynimle seni hayal kırıklığına uğrattımsa özür dilerim.yinede takıldığım noktayı açıklamak istiyorum.sadakat aynı kişiye duyulan bağlılık olabilir ama daha geniş durumlarda değişir tıpkı şimdi vereceğim örnekte olduğu gibi.ayni kişiye sevgiyle sadakatla bağlıyım ama eğer sevdiğm kişi bir olayda haksız durumdaysa o zaman beynimin yarattığı adalet duygusuna daha çok bağlı kalırım.burada sadakatla bağlandığım nokta beynimde oluşan yada benim oluşturduğum karakterdir.sevdiğim kişiye sadakatla bağlanmamın sebebide beynimde oluşan karaktere uygun vasıflarla uyum sağlanmasındandır.

gülsen VAROL dedi ki...

Yaptığın yoruma gerçekten hak vermiştim. tüm yüreğimle. bunu anlayamadığını düşünemem. Ancak yorumunun açılımı da mükemmel ustacım .. teşekkürler.