29 Mayıs 2015 Cuma

Nostalji..


Duygusallık çağrıştıran bir kelimedir nostalji..

Ama ille de aşk - meşk için söylenmiş olması gerekmez.. Ya da eski evler, çocukluk ve sair için..

Bana göre,  hey gidi günler’ in Fransızcasıdır nostalji..
 
Pek çoğunuzun , neredeyse hiç birinizin bilmediği, hatta kulaktan dolma bile duymadığı bu “hey gidi günler” de yani nostaljilerde takılı kalıyorum bu aralar..

Şimdiki gözümle kendi çocukluğumu izlediğimde, öyle pek de normal (o günün şartlarına göre) bir çocuk izleyemiyorum. Çünki öğrendiklerinin doğru olup olmadığını sorgulayan, etrafında hatta okulunda bile sorularına yanıt ver/e/meyenler tarafından biraz itici bulunan bir çocuk bu seyrettiğim.. :))


Bu, beni itici bulanlardan intikam almayı seçerek lügatteki (dilimize henüz yerleşmemiş) yabancı kökenli kelimeleri bulup anlamlarını da ezberleyip, bunları aile içindekilere, konu komşuya ve okulda arkadaşlara hatta öğretmenlere soruşum, bu nedenle pek de sevilmeyişim takıldı bugünlerde aklıma..

 
'Hijyen' kelimesine takılmıştım 9-10 yaşlarında. Anlamını ve yunanca olduğunu lügatten öğrenmiş önüme gelene sanki bilmiyormuş gibi sorarak o insanların aklıllı olup olmadıklarını öğrenmeye çalışmıştım aklımca.

Kısa bir süre sonra da okullar tatil olunca İstanbul’daki büyük ablamın evine misafir olmuştuk..

O büyük bahçede ağaçlar altında yeğenlerimle oynarken birden sokaktan çok güçlü bir çıngırak sesi gelmeye başladı ve aynı anda sevinç çığlıklarına benzeyen sesler yükseldi tüm evlerden ve birden Göztepedeki evin o uzun sokağı, ellerinde torba kap kacak tepsi ve sair olan insanlarla doldu.. Ablam da aralarındaydı bizler de çıkıp baktık hemen.
O duyulan ses KOCCAMAN ev gibi bir kamyonumsu otobüsten geliyordu.

 
Otobüs geldi geldi tam bizim evin önünde durdu.. ablalar teyzeler hatta amcalar bile hemen sıra oldular. Hiç itiş kakış olmadan .. hatta birbirlerine buyurun efendim.. diyerek.. Rica ederim buyurun sesleri arasında bizler de analarımızın önünde kuyruğa girdik.. Allahım.. bir an cennet bu demek ki.. diye düşündüğümü hatırlıyorum.. Çünki bu koccaman otobüsün yan tarafından bir kapak kalktı havaya,  ve raf raf sepet sepet dolu meyveler sebzeler ve  gıda ürünleri gözler önüne serildi.  
Otobüsün önünde ve arkasında MİGROS TÜRK yazıyordu.. Ne ararsan vardı.. aman allahım rüya gibiydi.. Bizim bakkal mustafa amcanın dükkanına hiç benzemiyordu.. hele hele manav İsmail amcanın yerlere saçılmış tezgahına hiç!..
 
Birden gözüme bir şey takıldı.. ürünlerin üst tarafında asılı duran bir şeritte, “ürünlerimiz hijyenik ambalajlıdır” yazıyordu..  “sen ne istedin bakiim küçük hanım?” sorusu ile irkilince, en masum halimle bilemeyeceğinden emin olarak “hijyenik nedir” diye sorduğumda, "mikroplardan temizlenmiş" demektir cevabını duyunca, “bildiniz” diye bağırıp bir de alkışladığım için, kahkaha ile gülen satıcıdan, hediye olarak hijyenik jelâtin ambalajlı bir elma almıştım.

Hey gidi günler.. dediğiniz ne kadar geçmiş görüntüleriniz varsa,  yani adımlarınız nostaljilerinize ne zaman takılırsa, bir kenarından da beni hatırlayın istedim..  
 

18 yorum:

NzlGl dedi ki...

9-10 yaşlarındaki Gülsen'i gözümde canlandırdım.
O kocaman güzel ve derin bakan gözlerdeki muzipliği hissedim bir kahkaha attım.
Gülsen hocam yine bizi uzaklara götürüp kah gülumseten kah hüzünlendiren bir yazı yazmışsınız.

Iki belkide üç defa okuyup arkama yaslandım ve
'Hey gidi günler' dedim😄

Sevim YALÇIN dedi ki...

Her yazına yorum yapmak yazı yazmayı uğraş edinenlere kolay gelir sanırım Bu aralar zor geliyor ve çok yorucu geliyor bana Gülsen'cim Anlıyorsun beni umarım -yaş ilerledi biliyorum. Yazın eskilere götürdü beni.

gülsen VAROL dedi ki...

Bazen kendimi yük boşaltan hamallara benzetiyorum Sevim.. Anılar, yük olmasalar da, ağır bastıkça, taşma raddelerine geldiğinde boşaltmak iyi geliyor hafızamın kıvrımlarına.. Arkada sıra bekleyenlere yol açılmış oluyor böylece..
Ama, söylediğin her şeye birebir olmasa da hak veriyorum asırlık arkadaşım..

Hüseyin Güzel dedi ki...

Geçmişin yaşantısını gelecek kuşaklara bırakmanın en doğru olanı hafızamızın kıvrımlarında kalanların yazıya dökülmesidir. Şimdilerde AVM'lerde neon ışıklarının parıltısında sorgulamadan alış verişin derdindeyiz. Anılar bazen çok şey anlatır. Okuyucu mutlaka geçmişini hatırlar yazılanları okudukça.

gülsen VAROL dedi ki...

Sana özellikle teşekkür etmek istiyorum Nazlım bana muzip dediğin için.. Çünki yazımda kaleme almadım ama çocukluğumda bana "gıcık" derlerdi bu yüzden :)))))

gülsen VAROL dedi ki...

Tıpkı senin anlattığın, zor koşullardaki meslek aşkı ve öğretmenliğin sevdası ile yaşadığın o muhteşem hatıralarında bizlere yaşattığın anıların gibi sevgili Hüseyin hocam.

nihansu dedi ki...

Nostaljiyi severim, burcum kurusun nostaljik de bir yapım var. Geçmişi anımsamak, özlemek sıkça yaptığım bir şey. Sadece kendi yaşamım için değil beni hiç görmediğim, yaşamamadığım yıllara götüren başkalarının da geçmişine gitmeyi seviyorum. Ve özellikle sizin yazılarınızda bunu hissediyorum, sanki oradaydım, sizi izliyordum ben. Çocukluğunuzu da biliyordum sanki. babam bana "cazı" derdi çocukken, Karadeniz'e mi özgüdür bilmem ama sizin çocukluğunuzu okurken bu kelineyi hatırladım.
Yazınız nostaljinin o en güzel duygularını yaşattığı ve o özel yıllara götürdüğü için ve bir de sizin kaleminizle birleştiği için çok güzel...

gülsen VAROL dedi ki...

Hah-hah haaaa.. Babam da anneme "cazı kızına sor" dediği zaman annem doğrudan dönüp bana sorardı ne soracaksa.. İşin enteresan tarafı bu kelime cadı nın lazcası olmalı ki lügatte bile yok.. Biraz önce de benim sinsi sarışın cazım, Nostalji yazısındaki fotoğrafı görüp, "a-aaa ben bunu gördüm" deyince o her zamanki hayal kurmalarından bahsedecek zannedip tam ciddi bir şekilde uyaracakken bir de baktım ki okullarının götürdüğü nostalji müzesinde "Migros'un kamyonu" nu izlemişler.. Yeni yetişen nesil mi şanslı bizim nesil mi? Sen ikisi arasında kalan bir nesle mensup olduğun için cevabı bilemeyebilirsin. :)))

Esin Bozdemir dedi ki...

Öylesine hızla değişiyor ki her şey!yaşadıklarımız karşısında bütün algılarımız ve duygularımız alt üst oluyor adeta. Dolayısı ile geçmişe uzanan o adımlarım/ız da giderek artıyor.Halimiz böyle olunca, okurken hep etkilendiğim ve farklı duygular hissettiğim o 'iz bırakan' çocukluk hatıralarınız da hep başucum(uz)da olacak Gülsen Hoca'm..

gülsen VAROL dedi ki...

Zaten ne zaman seni düşünsem Esin, kulağıma çok uzaklardan tren düdüğünün sesi gelir.. O Edirne'den Kars'a kara trenle anlattığın yolculuklar ve o muhteşem fotoğraflarla tanıttığın diyarlar gelir aklıma.. Sonra içimden sorarım kendime, bir de yarım asır sonra nasıl anlatılır bunlar acaba diye.. Yani demem o ki, canım ne zaman sıkılsa içimdeki çocuk hep o trende Esin..

Makbule Abalı dedi ki...

Nostalji sözcüğü benim de çok sevdiğim, benimsediğim bir sözcük. İçinde ne çok şey barındırır; Geçmişe özlem, vefa,eskiler, yıllar öncesi... Nostalji sözcüğünde biraz romantizm de buluyorum ben. Bazen düşünüyorum da bu aralar sıkça nostaljiyi düşünmemiz yılların eskimesinden mi kaynaklanıyor?( Yanlış anlamayın lütfen Gülsen Öğretmenim, kendi adıma söylüyorum.)
"Soran, merak eden çocuklar" bizim için en makbul çocuklar.Nasıl da susturulurlar değil mi?
Yazılarınızla hem düşünüyor hem düşündürüyorsunuz.
Esenlikler dilerim...

Akgül Çubukçu dedi ki...

Gülsen hocam, sizin bu geçmişinize/çocukluğunuza ait anılarınızı bu derece detaylarıyla hatırlamanıza, hele de yazmanıza anlatamayacağım derecede hayranım, adeta içim gidiyor. O muhteşem beyninizin kıvrımlarında, daha ortaya çıkmamış, yazılmayı bekleyen ne çok anı vardır kimbilir? Çok özel, ayrıcalıklı bir kişiliğiniz var sizin, çocukluğunuzdan belliymiş bu renkli karakteriniz. Geçmişiniz de o yüzden çok renkli, özellikle de benim için. Anılarınız, o harika üslûbunuzla birleştiğinde, okumaya doyamadığım bir masallar dünyasına geçiyorum sanki... Aklınıza sağlık.

Lütfen yazmaya devam edin... Saygı ve sevgilerimle...

gülsen VAROL dedi ki...

Makbule'm.. Gmaile gelen mesajların gruplandırılması ve ona göre ayrı ayrı sayfalarda yayınlanması neticesinde(ki hiç haberim yok idi)- birincil - sosyal - tanıtım vs. gibi bölümlere kaydedilmiş gelen yorumlar.. mesela senin yorum tanıtım bölümüne, Akgül'ün ki sosyal bölüme, sahibinden.comdan gelen reklamlar ise birincil bölümde yayınlanmış!!!.. Sabahımın ve dolayısı ile tüm günümün canına okudu Google denen felaket yine. Zaten her üzüntü kaynağı olan şey "neyse buna da şükür" denmesinden gelip yerleşmekte.
Bana göre, Romantizm olmasa ne geçmiş önem taşır ne de geleceğin bir anlamı olur sevgili Makbule. Ot gelip saman gidecek olanlara dikkat et bak, tanrı nurunu esirgemiştir o boş bakışlardan. Ve maalesef artık soran insanlar ve çocuklar susturuluyor!

gülsen VAROL dedi ki...

En güzel dua "aklınıza sağlık" olmalı.. Zaman zaman bunun bir beddua olup olmadığını düşünsem de Akgül. Ülkemin başındakilere ve onları oraya taşıyanlara bakıp "akılsız" olmanın, (eşittir) = mutluluk olduğunu düşünüyorum artık.
Anılarım, benim için de gezmeye doyamadığım masallar diyarı Akgül.. Ve yazılanların tek bir kelimesi bile hayal ürünü değil. Hepsi yüreğimi besleyen bir anlamda beni zinde tutan bir masal :))

deeptone dedi ki...

migros türk o kadar eski ha ya ben eski gima sanıyodum ankarada varmış 1950 lerde galiba :)

Unknown dedi ki...

Biz sizi her şekilde hatırlıyoruz ki.. Nostaljiye gelene kadar ama yanına hijyen kelimesini de ekledik :))

gülsen VAROL dedi ki...

Gima çok sonraları açıldı Ankara Kızılay'ın o zamanki gökdeleninde.. yanılmıyorsam 12 katlıydı.. Bu anlatmaya çalıştığım ise 1950 başları sevgili deeptone..

gülsen VAROL dedi ki...

"Unknown" olanların yorumlarını yayınlamam genelde ama ifade tanıdık geldi.. :))