Mami Cafe..
Hoş geldiniz Mami' nin Cafe' sine!..
Burada her şey bedava..:)) Bulacağınızı umduğum huzur için, buyurun.. şöyle geçin..
Ve okuyun duygularımı.. hissettiklerimi, kızgınlığımı, saklı üzüntülerimi.. yani kısaca beni.. bir gitar virtüözünün çaldığı La paloma eşliğinde..

Çünki olmayacak şeylere gülüyorum yine bu aralar. Hadi hep beraber gülelim!!.. :)
Sizce,
arabasına alkollü binip hız denemesi yapan ve masum insanların ölümüne veya
yaralanmasına sebep olan direksiyondaki
eşşek mi suçlu, yoksa eşeğe alkollü binip arabalarla yarışmaya kalkan ve hızlanması için devamlı sopa vurunca, son hızla koşturan eşeğin sırtından karayoluna düşüp kafası kolu kırılan insan görünümlü eşşek mi? Muhteşem benzerlik!! ne dersiniz?
Haberin altında ise kimseyi ilgilendirmeyeceği düşünülen minik kısa bir haber.. "Euro 3.bin liraya dayandı..".. güler misin ağlar mısın??
eşşek mi suçlu, yoksa eşeğe alkollü binip arabalarla yarışmaya kalkan ve hızlanması için devamlı sopa vurunca, son hızla koşturan eşeğin sırtından karayoluna düşüp kafası kolu kırılan insan görünümlü eşşek mi? Muhteşem benzerlik!! ne dersiniz?
Haberin altında ise kimseyi ilgilendirmeyeceği düşünülen minik kısa bir haber.. "Euro 3.bin liraya dayandı..".. güler misin ağlar mısın??
Bir gazetede olsun, ya da bir blog
sayfasında, güncel konularla ilgili fikirleri ve yorumları okumak hoşuma
gidiyor. İnsanların karakterlerini analiz etmeme, haklarında fikir sahibi
olmama, bir okuyucu olarak bazılarını bağrıma basıp, bazılarını da silip unutmama
yardımcı oluyor..
Ancak, devamlılık arzeden aynı tip
yazılar, (ister siyasi olsun ister ekonomiyle ilgili olsun veya dini konular
içersin farketmiyor) zoraki ciddiyet ve tekdüzelik içinde, bir süre sonra o yazı beni
sıkıyor. İlk belirti olarak şöyle göz atlayışları ile tarayıp okur gibi
yapıyorum.. Sonra içeriğinde değişim olmadığını anlayınca da devam etmekte
ısrarcı olmuyorum..
Çünki, canım biraz soluklanmak
istiyor.. Dinlenmek.. Şöyle bir çay molası!.. üç dakikalık da olsa bir teneffüs!..
beni düşündüren ve biraz da sıkan onca yazıdan haberlerden TV denen faciadan sonra, biraz da gülümseten
bir-iki satır.. Hani, gölgeli bir hamakta hafifçe kestirmek gibi.. Hele de ciddi
ortamlarda bulunma mecburiyetinde olanlar ve bunalanlar için masum bir
kaçamak!.. Okur, işte böyle bir köşe ya
da sayfa arıyor bloglarda gazetelerde.. Boşa değil, hoşa giden vakitlerde,
zihninde bir tebessüme yer vermek için.
Romantizmin artık pek rağbet
görmediği bu çağda, bu tip yazılar yazanlara her ne kadar uzaylı muamelesi
yapılsa da, ben yine de arada sizlere bir kaçamak sunmaya ve demli bir çayın
veya köpüklü bir kahvenin hazzını verecek yazılar yazmaya çalışıyorum.. Bazı haberleri okurken ve yazarken de, bazen
gülmekten yazacaklarımı şaşırıyorum..
Tıpkı yazıma başladığım haberdeki gibi..
Ufak bir ayrıntı var tabii..
direksiyondaki kaza yapınca, kazada hurdahaş olan araba, sahibini bırakıp çekip gidemiyor.. Ama
eşek, sırtında taşıdığından bir de sopa yiyince, adamı yerde bırakıp çekip
gidiyor!..
Ders verir gibi!!
Ders verir gibi!!
Sizlere de, okurken ve yaşarken, gülebileceğiniz, kısa bir zaman diliminde bile olsa sıkıntılarınızı unutacağınız olaylar yaşamanızı diliyorum..
Eğer bunu gerçekten siz de istiyorsanız, ve dinlediğiniz müzik de sizi dinlendirdi ise, geçerken, ya da yolunuz düştüğünde, veya aklınıza geldiğimde .. beklerim "Maminin kafesi"ne.. :)

14 yorum:
Keyifle okudum; teşekkür ederim..
Canım Mamim... Benim nefes alma alanım, molam, en güzel en duygusal misafirliğim bu sayfa... Sadece içerik değil, sizin kendinize özgü sunuşunuz, fotoğraflar, müzikler, sözler ve anılar ve yazılanlar, tüm içtenliğiyle duygular...
Hep bu "cafe" de kalmak isterim, hep ağırlanmak... Güldürürken duygulandıran bir kalemin gücü hakkında konuşulabilir mi? Siz yeter ki yazın hep yazın ben hep müdaviminiz olacağım.
Bu fotoğrafı bana sen yollamıştın Nihan. Bugün ne olacağı meçhul bir neticeyi öğrenmeye giderken, belki dönüş gecikir ya da mümkün olmaz diye sayfamın girişini değiştirdim. SEN ve tüm sevdiklerim hep bu gönül kafesine uğrasınlar diye.. :))
Teşekkürler Güven.. yine beklerim :))
heh heh çok tatlı yaaa nerde ki bu mami cafeee nerde çekildi foto yaa :)
bugün tanıttığım roman sizin ilginizi çeker inanın. romanınızı andırıyor konu açısından. :) yine bir blogçu arkadaşımız. sizin romanın köy versiyonu gibi :)
Bu fotoğrafın Ülkemde olmadığı kesin sevgili deeptone.. Yoksa cinsiyeti çağrıştırdığını düşünüp kapatırlardı yobazlar!
Cevap vereyim istedim fotograf Ankara'da cekildi, isyerimin hemen yaninda, yemekleri enfes ve firsat buldukca gidiyorum ve hep aklima siz geliyorsunuz.
İnanılacak gibi değil.. Ankara'da neden götürmedin beni oraya ?? cevap ver!! :) Gerçekten şaşırdım çünki..ve daha çok sevdim burayı şimdi..
hımm ev yemekleri demek kiii :)
Merhabalar.
Yazınızı büyük bir keyifle ve gerçekten zevk alarak okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.
Yazınızdaki şu tespitinize aynen katılıyorum: "...Okur, işte böyle bir köşe ya da sayfa arıyor bloglarda gazetelerde... Boşa değil, hoşa giden vakitlerde, zihninde bir tebessüme yer vermek için..."
Bizler ne yapıyoruz blog sayfalarımızda? Söylemeye ne hacet, zaten ortada.
Selam ve dualarımla.
Bilgili ve aklı başında bir milletken ne yazık ki çağın modasına uyan yeni nesil yüzünden ki her birimizin çocukları veya torunları oluyor bu nesil, maalesef vurdum duymaz.. hazıra konan.. duygudan uzak.. saymakla bitiremeyeceğim negatif bulduğum davranış ve kabullenişler içinde olan bir topluma dönüştük. Kılavuzu karga olan bir toplum olduğumuzdan burnumuz maalesef b.ktan kurtulmaz oldu Recep bey.
Sevgili deeptone.. bak sayemde güzel bir yer öğrendin.. açıkçası ben de yeni öğrendim.. Gidersen beni hatırla ve afiyet olsun..
Nihan.. bir gidişinde değişik görüntüler alıp bana yollamanı istiyorum.. sadece manzara olarak.. lütfen :) :)
Ankara'ya geldiginizde mutlaka ama mutlaka gidecegiz söz.... Ve en kisa zamanda yeni fotograflar iletecegim.
Yorum Gönder