Bazen oturduğum yerden duvarlarla konuştuğumu biri görse benim için ne düşünür acaba diye geçer aklımdan.. Allahtan evimin içini görebilecek seviyede bir ev yok civarda .. aynı düşünce, içimi görebilmesi mümkün olmayanlar için de geçer aklımdan!..
Bugün, zaman zaman saatlerce baktığım, konuştuğum , seyreylediğim duvarlarımın anlattıklarını paylaşmak istedim sizlerle ..
Duvarlar için ne yazılar ne şiirler yazılmış bugüne kadar.. Han duvarlarından... cam duvarlara kadar! Araya örülen duvarlardan,
yıkılan utanç duvarlarına kadar!!
Evime hiç gelmemiş bir kişi için,
"Evimin bir duvarında gölgen kalmış
ve yüreğimin tüm duvarlarında sevgin.." desem de..
yıkılan utanç duvarlarına kadar!!
Evime hiç gelmemiş bir kişi için,
"Evimin bir duvarında gölgen kalmış
ve yüreğimin tüm duvarlarında sevgin.." desem de..
Ya da alenen,
"Aramıza ördüğün duvarlara
kapılar çizdim
açıp, gelirsin diye..
Kapılar duvarda kaldı,
sen,
duvarların ötesinde.." diye, anlayamayacağı sitemler etmiş olsam da, burada, anlatmaya henüz başlamadığım duvarlar farklı.. Yani mecaz yok.. duygu yok..
Bildiğimiz taş - beton duvar!!
Ancak yine de, benim duvarlarım daha farklı göreceksiniz!.. Salonum hariç, odalarımın duvarlarının hepsi neredeyse tamamen fotoğraflarla dolu..
"Albümdekiler" i okuyanlar, o albümlerin yırtılışını ve içindekilerin nefes alışını hatırlar belki..
Kim bilir... o nedenle mi acaba ben kendimi hiç yalnız hissetmiyorum?
Kim bilir... o nedenle mi acaba ben kendimi hiç yalnız hissetmiyorum?
Hatta, tek başıma olduğumu bile düşünmeden geçiyor günlerim?..
SOY AĞACIMIZ
Bırakın 7 göbeği.. 3 göbek öncesini bile bilen ne kadar azdır.. Oysa zaman zaman yazılarımda dile getirişim bu yüzden, insanlar, yaş ilerledikçe köklerine eğilir.. Büyük dedenin nerede doğduğunu merak eder meselâ.. ya da babaannenin adı neydi acaba' ya takılır!..
Belki benim çocukluğumda fazla magazin kitap hikâye dergi ve sair olmadığından, "can baba" "çocuk haftası" "Nasrettin Hoca" dergilerine ve hürriyet ile cumhuriyet gazetelerine bağımlı olduğumuzdan.. Belki de o nedenle anneannemin ve diğer aile büyüklerimizin anlattığı masalımsı (ki bizim için gerçekten masaldı onlar) geçmişlerini can kulağı ile dinleyişimiz ve hiç unutmayışımız ondan..
Bırakın 7 göbeği.. 3 göbek öncesini bile bilen ne kadar azdır.. Oysa zaman zaman yazılarımda dile getirişim bu yüzden, insanlar, yaş ilerledikçe köklerine eğilir.. Büyük dedenin nerede doğduğunu merak eder meselâ.. ya da babaannenin adı neydi acaba' ya takılır!..
Belki benim çocukluğumda fazla magazin kitap hikâye dergi ve sair olmadığından, "can baba" "çocuk haftası" "Nasrettin Hoca" dergilerine ve hürriyet ile cumhuriyet gazetelerine bağımlı olduğumuzdan.. Belki de o nedenle anneannemin ve diğer aile büyüklerimizin anlattığı masalımsı (ki bizim için gerçekten masaldı onlar) geçmişlerini can kulağı ile dinleyişimiz ve hiç unutmayışımız ondan..
ANNEM ve BABAM
Annem hayatı boyunca dudağına ruj bile sürmeyen, "makyaj" nedir bilmeyen bir hanımefendi ve muhteşem bir piyanist idi.. 17 yaşında, kendisinden 13 yaş büyük bir beyefendi ile evlenmiş olmasının etkisi diye düşünürdüm makyaj yapmayışını.. Çok sonraları... makyajdan saç boyasına kadar, boyanmanın hiç bir çeşidini sevmeyen ve yapmayan biri olarak, bunda sözü geçenin, efendiler(!) değil, "gen" ler olduğunu anladım. :))
Babam ise, 1930 yılında, gömleği-kravatı, cebinden hiç eksik etmediği dolmakalemi, mendili ve saati ile örnek bir ADAM.
DEDELERİM...
Ne yazık ki her ikisini de tanıyamadım.. Ama dinlediğim masallarda(!) onlarla ilgili geçmişi su gibi ezberime aldığımdan, tanıyormuşum, Molla bey ve Hıfzı Ali bey ile çok sohbetlerimiz oldu zannedişim ondan!! Hatta, Hıfzı beyin aşık olduğu ve ömrünün son saniyesine kadar sevdiği hanım sultanı Sıdıka' yı (anneannem) sevişini, "Albümdekiler" adını verdiğim romana konu yapışım da ondan!!
Molla bey ile anlatılan çok az şey dinledim.. Onları ne kadar çoğaltırsam çoğaltayım, çok zengin olduğunun ve lokmasına varana kadar olmayanlarla paylaştığının ötesinde pek bir şey bilmiyorum.
Dedem Hıfzı Ali ve onun
"hanım sultan' ı Anneannem
Udî Sıdıka Özdenses
Dedem Molla bey
SONRA... BİZ..
ağabeyim ablam ve ben
DÖRT İKEN BEŞ OLUŞUMUZUN,
SENEYE BENİM DE ÖNÜME BİR UFAKLIĞIN EKLENECEĞİNİ BİLMEDEN VERDİĞİMİZ
SENEYE BENİM DE ÖNÜME BİR UFAKLIĞIN EKLENECEĞİNİ BİLMEDEN VERDİĞİMİZ
BU MASUM POZLARA DALIP..
NE GÜZEL TESELLİ BULURUM DERTLERİME ..
NE GÜZEL TESELLİ BULURUM DERTLERİME ..
VE ... DUVARLARIM..
ODALARIMIN
dilsiz bilinen duvarlar!!...
Nereye başımı çevirsem...
hangi odama girsem...
hangi dolabın ya da konsolun
hangi odama girsem...
hangi dolabın ya da konsolun
üstüne bakacak olsam..
küçük kitaplığımın üstünde, kenarında, içinde..
Beni hiç yalnız bırakmayanlar var..
Yıllardır, anlattığım onca sırlarımı saklayan!
1930 yılında çekilen bu fotoğrafa,
baba diyarı ARDANUÇ'a bakıp,
baba diyarı ARDANUÇ'a bakıp,
hiç görmediğim diyarları o devirde şehirlerin bile zor sahip olduğu mimariye sahip olan bu güzel, temiz,
cehennem deresinin tepesinde kurulmuş
"nahiye'ye" bakıp hayaller kurarım..
Sonra gözüm, alttaki soyağacımızın fotoğraflarına
dışarıdan iliştirdiğim resme takılır!..
cehennem deresinin tepesinde kurulmuş
"nahiye'ye" bakıp hayaller kurarım..
Sonra gözüm, alttaki soyağacımızın fotoğraflarına
dışarıdan iliştirdiğim resme takılır!..
BU SOYAĞACIMIZIN RESMİNİ..
SARIŞINIMIN GÜN BE GÜN BÜYÜYÜŞÜNÜ,
DİĞERİNDE,
AĞABEYİM VEDAT VAROL'UN
AĞABEYİM VEDAT VAROL'UN
SANKİ YANIMDAYMIŞ GİBİ
ÇAKIL TAŞLARI İLE TABLO YAPIŞINI,
KALEMİNİN ARKA UCUNU ISIRA ISIRA
GÖZLERİ UZAKLARA DALMIŞ
RÜBAİLER YAZMASINI ..
SONRA..
OĞLUMUN DOĞDUĞU AN' ı,
OĞLUMUN DOĞDUĞU AN' ı,
KUCAĞIMA VERİLDİĞİNDE İÇİME İŞLEYEN ve
HİÇ SOĞUMAYAN O SICAKLIĞI DUYDUĞUM GÜNÜ..
VE YIL , YIL ..
VE YIL , YIL ..
BÜYÜYÜŞÜNÜ SEYREDERİM
duvarlarımda!!..
KORİDORUN AYNASINA YENİ TAKILANLARI!
SANDIĞIN ÜSTÜNDE YANIBAŞIMDAKİLERİ..
ÇALIŞMA ODAMDA,
NEREDEYSE ÖMRÜMÜ SEYREDEREK
VE TÜM SIRLARIMI PAYLAŞARAK
GEÇİRDİKLERİMİ,
NEREDEYSE ÖMRÜMÜ SEYREDEREK
VE TÜM SIRLARIMI PAYLAŞARAK
GEÇİRDİKLERİMİ,
DUVARLAR DOLUNCA,
DUVAR BOYUNDAKİ AYNALARIMIN
İMDADIMA YETİŞTİĞİ ODALARI..
Soyağacı fotoğraf çerçevesine dışarıdan iliştirilmiş,
gözümün takıldığı resmin arkasına
"yaş 35!! gençliğe veda"
diye yazdığım resmime bakıp,
sonra bir de aynaya bakıp!!!
neyse konumuz bu değil!
DUVAR BOYUNDAKİ AYNALARIMIN
İMDADIMA YETİŞTİĞİ ODALARI..
gözümün takıldığı resmin arkasına
"yaş 35!! gençliğe veda"
diye yazdığım resmime bakıp,
sonra bir de aynaya bakıp!!!
neyse konumuz bu değil!
BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ OLAN,
NALAN' ın (kaat'ı sanat-ı) HEDİYESİNİ...
BENİM İLK VE SON YAĞLIBOYA TABLOMU...
ATATÜRK İÇİN YAZDIĞIM ŞİİRİME
"KÜLTÜR BAKANLIĞINCA" VERİLEN ÖDÜLÜ!!!..
SEYREDER DURURUM...
NALAN' ın (kaat'ı sanat-ı) HEDİYESİNİ...
BENİM İLK VE SON YAĞLIBOYA TABLOMU...
ATATÜRK İÇİN YAZDIĞIM ŞİİRİME
"KÜLTÜR BAKANLIĞINCA" VERİLEN ÖDÜLÜ!!!..
SEYREDER DURURUM...
********





















