İSTANBUL' a VEDA..
ve gemi azmanıyla tanışma!!
Seni sevmiyorum İstanbul..
Ama bu, güzelliğini inkâr anlamına gelmiyor.
O kadar enteresan açılardan püf noktaları buluyor ki,
görüntü daha güzel oluyor..
Aralarda göreceğiniz sıradan görüntüleri ise ben,
boynumdaki kameradan çektim.
Bu nedenle vebali de benim boynuma :))
Lobi...
yani recep adının maalesef burada da göründüğü yer..
Reception!
Bavulların gelmesini, odalara taşınmasını,
oda kapıları ve yapılacak her alışveriş için geçerli olacak
kartların verilmesini bekliyor oğlum recep kuyruğunda!..
kartların verilmesini bekliyor oğlum recep kuyruğunda!..
Ben de hafif tertip lobiyi tanımaya çalışırken...
O muhteşem kuyruklu piyanoyu görüyorum.
Her akşam canlı müzik eşliğinde kendimi unuttuğum yer burası..
Karşıdaki yuvarlak dilimli beyaz panodan devamlı su akıyor,
içinde nilüferlerin olduğu ufak bir havuza..
İşlem bitiyor... daha vapurun kalkmasına 2 saat var..
"Gemi" denen, bu dünyanın en büyük 16 gemisi içinde yer alan ülke(!)yi gezmeye başlıyoruz..
Burası her gün çılgınca eğlencelerin yapıldığı, yarışların dansların, yüzmenin ve aklınıza ne gelirse
onun yapıldığı bir yer..
Karşıda galata kulesi..
Aklıma Ümit Yaşar Oğuzcan geliyor!..
Odama doğru yollanıyoruz oğlumla..
Burası her katta mevcut yürünecek koridorun üçte biri..
sağa dönülüyor bir bu kadar daha gidiliyor, sonra yine..
Yani akıllı demeyeyim de güçlü hafızası olan olan benim, defalarca kaybolmama
biraz hak verilir umarım..
Ayrıca her katta 12 asansör olduğunu ve her katın asansör inişinde hem sağ hem solda aynı koridordan bulunduğunu da eklemeliyim..
Ayrıca her katta 12 asansör olduğunu ve her katın asansör inişinde hem sağ hem solda aynı koridordan bulunduğunu da eklemeliyim..
Yaa çok zoruma gitti kaybolmak.. üstelik cep telefonları da mort!
Kamaramın muhteşem balkonuna oturduğumda,
sizlere anlatacaklarımı düşündüm önce..
sonra baktım .. onların hiç birisini hiç kimseye anlatamam!
En iyisi hikâyeye devam.. :)
En iyisi hikâyeye devam.. :)

Boğaza arkamızı dönüp, İstanbul'u üç uzun düdükle selamlayıp Marmara'ya açılmaya başlıyoruz.. Geride kalan gittikçe uzaklaştığım güzelliklere bakıyorum.. her güzel anıdan insandan olaydan ve zamandan uzaklaşırken duyulan hisler birer birer batmaya başlıyor yüreğime. Ama ben bu sefer, bu seyahatin dibine kadar tadına varmaya ve zevkini yaşamaya kararlıyım.. Beraberimde olan ailemle ve yürekteki sandalımdan hiç inmeyenlerle!..Haftada iki gün düdük sesini duyduğumda,
evimin balkonundan
devasa cüssesini seyrettiğim geminin
13. kat güvertesinden
karşı sahildeki evler arasında evimi bulmaya çalışıyorum..
Kız kulesi.. Burnumun dibinde ama daha içini görmek kısmet olmadı.. Sizin de olur mu bilmem, bazı 'ilk' leri, çok önemsiz sıradan gibi görünse de çok değer verdiğiniz bir kişi ile yaşamak istersiniz.. Bu da o duyguyu yaşayabilmek için bir kenara ayırdığım bir mekân!
Ayasofya..
Bursa'da okumanın
ve o zamanki eğitimin farklı olmasının
avantajları ve nimetleri ile,
İstanbul'da görülmesi gereken her
tarihi mekânı gördüm ve gezdim..
Havuzdan çıkan,
havlusu ile hatta havlusuz(!) seyredenlerin
tamamı yabancı..
Bizler sırtımızda kalınca bir montla dolaşırken,
onların üryan denecek şekilde güneşte yanmalarına
şaşırıp kaldım.

Yol boyu Ecem'in kulaklarını çınlattım.. Neredeyse bir bavul oyuncak ve kitapları getirilen sarışın afetimin elinden hiç düşürmediği ecemin hediyesi olan, ama yolculuk bittiğinde "al şirini de götür evine" dediği maviş!
İnsan karakteri,
içki sofrasında ve seyahat sırasında belli olur denir.
Hande ve Burak..
Unutamayacağım güzellikte ve huzurda bir seyahatin
















24 yorum:
İşte günlerdir merakla beklediğim yazı başladı. Resimlere bakarken, yazıyı okurken zevkten dörtköşeyim:))) sizinle bu yolculuğa çıkmaya hazırım Hocam.....
Muhteşem muhteşem Sevgili Öğretmenim ne diyeceğimi bilemiyorum başlama böyle ise sonuna ne denir...Siz ve sevgili aileniz iyi ki varsınız iyi ki sizi tanımışım ve sevmişim.Yaşadıklarınıza çok seviniyorum daha nice nicelerine diyorum...sevgiler size...
Ne denilebilir ki? Hepsi birbirinden güzel ama her fotoğrafa anlam katan yine sizin satırlarınız...
Devamı olsun lütfen, çok büyük bir keyifle okudum, lütfen beni bu keyiften mahrum bırakmayın.
Kurduğum hayallerin içinde bu da var Nazlım.. Bu İtalyan MSC gemi şirketi, Türkiye'de İtalyan Arkas Holding le çalışıyor.. Bu firmanın insan kaynakları müdürü de gelinim Hande.. Hem zaman hem zemin olarak ve de indirimli olarak yararlanma şansımız oldu.
Bir grup yapsak seneye yaz sonuna.. birbirini tanıyan tanımayan BLOG DOSTLARI orada buluşsa.. Çılgın gibi eğlenip huzur pompalasak yüreklerimize..
BU YORUMUM, ASLINDA BUNU OKUYAN TÜM ARKADAŞLARIMA BİR DUYURUDUR CİDDİ OLARAK!..
Seninle tanışmama sebeptir Rahmetle andığım Sıdıka Avar sevgili Arzum.. Aynı güzellikleri dostlarla yeniden yaşamak en büyük dileğim..
Hiç mübalâğasız, gördüğüm ve yaşadığım her bir karede aklıma düşenlerin içinde, hatta başında idin sevgili Nihansu'm..
Bir gün seninle de mutlaka.. :)))
ne zevkli bir yolculuk olmuş gülsen hanım.
resimlere bakınca imreniyor insan..
"bir gurup yapsak seneye"lafınız kulağa çok hoş geliyor.
neden olmasın?
sevgiler..
Ah keşke böyle imkan bulabilsek Gülsen hocam:))ne kadar iyi ne muhteşem olurdu......
Büyük bir heyecanla bakarken fotoğraf karelerinize ve o kendinize has uslubunuzla yazdığınız satırlarınızda, sizinle birlikte an ve an yaşıyorum adeta!..:)...
"Ah o gemide bende olsaydım!açık denizlere yol alsaydım!" :)
yaşamınıza hoşluklar katan ve o güzel yüreğinizin cömertçe sunduğu 'huzura!' sevdiklerinizle beraber, niceleri eklensin..
Sevgilerimle Gülsen Hocam...
Valla ben çok ciddiyim sevgili Zeynep.. hatta senin tanıdığın blog arkadaşlarına da duyurabilirsin.. Vakıa nerede çokluk .... gibi bir denenmiş deneyimle karşılaşmak istemem ama yine de birlikte olmanın hayali bile güzel..
Esin o muhteşem yazılarını okurken az önce, "ah keşke Esin'le de gitmek mümkün olsa böyle bir geziye diye düşündüm..
Ben, farklı bir pencereden bakarken gördüklerime, sen bilimsel yaklaşırsın.. ne güzel bütünleşen bir ikili oluruz..
NE DERSİN?
BEN TEKLİFİMDE CİDDİYİM NAZLIM.. BENİ DAHA DOĞRUSU TEKLİFİMİ CİDDİYE ALAN OLURSA (ki aklımda tek bir isim var) KONUŞUP KARAR VERELİM... PARA BİRİKTİRMEYE BAŞLAYALIM..:))
Mutlu olmak nedir diye sorsalar şimdi bana, bir dostun mutluluğunda yüreğimin kabarması, burnumun sızlaması ve gözlerimin ıslanması derdim sanırım, siz anlayın gayrı sevgili hocam...
Saygılar sevgiler.
Aynı duyguları ben de tatmak isterim sevgili Tufan.. seni mutlu görüp, yaşama kırgın sesini şen kahkahalara bürünmüş duyup..
Seni seviyorum, sevinmeni daha çok seviyorum galiba. Koccaman öpücükler..
ŞİMDİ BU ADALET Mİ HOCAM...HANİ BİR
ŞARKI VARDI.."AH O VAPUR DA BEN DE OLSAYDIM".. SİZE SİTEM EDİYORUM AZ DA KISKANARAK...BUNU BANA YAPMAYACAKTINIZ DİYEREK!!:))
ŞİMDİ MÜSADENİZLE AŞAĞIDA DİĞER POSTLARINIZI İNCELEMEM GEREK...
SEVGİLERİMLE...
Esmir/Esin hanımın da aynı şarkıdan esinlendiğini okudum şimdi.
Anlayacağınız hepimiz o vapurda olmak
istemişiz...belki bir gün..
neden olmasın..?
Ah sevgili Mehmet,ister inan ister inanma, Nazlı'nın 2.yorumuna verdiğim cevapta, "aklımda tek bir isim var" dediğim kişi sendin! Konu deniz ve gemi olunca.. Yineliyorum ciddi teklifimi, seneye "O" gemide olalım!
Var mısın?
Varım hocam!
Ölmez de sağ kalırsak...varım hocam!
Heyyyyyyssssss...
DUYANLAR!!!!
ONAYLAYANLAR!!!!
BEN DE VARIM DİYENLER!!
DÜŞÜNECEK OLANLAR...
P A R M A K K A L D I R I N!
Ah Gülsen öğretmeniiim! Nasıl imrendim anlatamam. İçim gitti. Böyle bir güzelliği yaşadığınız için de sizin adınıza çok çok mutlu oldum. Fotoğraflara ve onları daha da muhteşem hale getiren o çok özlediğim anlatımınıza dalıııp gittim...
sağol anjelikam.. bak seneye gitmeye karar verenler var.. ben en başta!! bir şeyi istemek, o işi yapmanın yarısı!!
İstanbul'a vedanızı daha önce okudum. Ve ben çok eğlenerek okudum bu günlerde eve tıkılı kalmış biri olarak.
Dipnot 1: Piyanonun kilitli olmasına üzüldüm... Ona Sevginizi dile getirememenizi de...
Dipnot 2: Müziğin ve sanatın her hangi bir dalıyla uğraşanların yön duygusunun olmadığına inanıyorum. Çünkü; bende de yok. Bir gittiğim yeri, bir daha bulamam. Bu çok olmuştur sahiden :)
Karadaki yön bulma duygusu ile denizdeki farklı olyor galiba sevgili antipatik(olmadığını düşündüğüm) yazar.. Geminin başı ile kıçını karıştırmaktan kaynaklanıyor zannederim.. Ya da gittiğin yönü!
Aslında zaten her karışıklık, kıçların baş olmasından kaynaklanmakta değil mi???
Yorum Gönder